Nitelikli Hırsızlık ve Kamu Malına Zarar Verme Suçlarında Dava Zamanaşımı ve Delil Yetersizliği Sonucu Beraat - Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/648 Kararı
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ: 6. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. Çocuk
SAYISI: 171 486
I. HUKUKİ SÜREÇ
Sanıklar ... ve ...'in ayrı ayrı olmak üzere, nitelikli hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2 c, 143, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay; kamu malına zarar verme suçundan aynı Kanun’un 152/1 a, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin İstanbul (Kapatılan) 6. Çocuk Mahkemesince verilen 17.02.2015 tarihli ve 193 83 sayılı hükümlerin, sanık ... ile sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 13. Ceza Dairesince 17.03.2020 tarih ve 311 4274 sayı ile; "Gezi eylemleri devam ettiği sırada İstiklâl Caddesi üzerinde bulunan Ziraat Bankası’na ait dört adet bankamatiğe zarar verilerek ATM içerisinde bulunan bir miktar paranın çalındığı olayda; 4 numaralı ATM cihazı para koyma haznesi içerisi dış yüzeyinden elde edilen parmak izinin sanık ...’in sol el orta parmak izi ile; para koyma haznesi bölümünde yerde bulunan naylon poşet üzerinden elde edilen parmak izinin de diğer sanık ...’nın sağ el işaret parmak izi ile aynı olduğunun tespiti üzerine her iki sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ise de, sanıkların aşamalarda alınan savunmalarında, polisin biber gazı sıkması ve yaşanan kargaşa nedeniyle kendilerini korumak amacıyla ATM’lerin bulunduğu kabinin içerisine girdiklerini söyledikleri, olay yerinin gezi eylemleri nedeniyle oldukça kalabalık olduğu ve yaşanan kargaşada olay yerinden elde edilen sanıklara ait parmak izlerinin suçun sübutu noktasında oldukça yetersiz bir delil olup yargılamaya konu olayda başkaca bir delil de bulunmadığından, sanıkların beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
İstanbul 2. Çocuk Mahkemesi ise 23.12.2020 tarih ve 171 486 sayı ile; "Sanıkların olay yerinde bulunduklarını ancak hırsızlık yapmadıklarını ve ATM cihazlarına zarar vermediklerini belirttikleri, parmak izine ilişkin raporlar ve olay yeri inceleme raporu birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olup itibar edilmemesi gerektiği ve Gezi Parkı eylemleri nedeniyle ortaya çıkan kargaşadan yararlanarak hırsızlık amacıyla olay mahallinde bulundukları, böylelikle atılı suçları işledikleri," şeklindeki gerekçe ile bozma ilamına direnerek önceki hükümler gibi sanıkların cezalandırılmalarına karar vermiştir.
Bu hükümlerin de sanıklar ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2021 tarihli ve 33178 sayılı düşme ve bozma istekli tebliğnamesiyle dosya, 23.07.2016 tarihli ve 29779 2 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'na eklenen geçici 15/12. maddesine dayanılarak 05.11.2020 tarihli ve 31295 sayılı Resmî Gazete'de yayımı tarihinden 10 gün sonra yürürlüğe giren Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 03.11.2020 tarihli ve 245 sayılı kararı ile Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 01.12.2020 tarihinden geçerli olmak üzere kapatılmasına ve arşivinde bulunan tüm işlerin Yargıtay 6. Ceza Dairesine devrine karar verilmesi nedeniyle Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmiş, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 19.04.2022 tarih ve 23413 5864 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU
Sanıklar hakkında 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen beraat kararları temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup temyizin ve direnmenin kapsamına göre inceleme nitelikli hırsızlık ve kamu malına zarar verme suçlarından kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara atılı nitelikli hırsızlık ve kamu malına zarar verme suçlarının sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin olup Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; mala zarar verme suçu yönünden dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
III. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Şikâyetçinin, Gezi Parkı olaylarının devamı kapsamında, 04.08.2013 tarihinde, yetkilisi olduğu Ziraat Bankası Taksim Şubesine ait ATM cihazlarına zarar verilerek para çalındığı yönünde müracaatta bulunması üzerine soruşturmaya başlandığı,
Olay yeri inceleme raporunda; suç mahallinin, cadde üzerinde bulunan Ziraat Bankası Taksim Şubesi olduğunun, şubeye ait 4 adet ATM makinesinin ekranlarının kırıldığının, para koyma bölümüne geçiş kapılarının ve makinelerin arkasında bulunan metal para koyma haznelerinin söküldüğünün, metal paraların yerinde olmadığının, şifreli bölümlerin açılamaması sebebiyle kağıt paralara dokunulmadığının, ATM makineleri ve çevresinde 27 adet parmak izi ele geçirildiğinin bildirildiği,
11.08.2013 tarihli ekspertiz raporuna göre; 4 numaralı ATM cihazının para koyma haznesi içerisi dış yüzeyinden elde edilen parmak izinin AFIS veri tabanında kaydı bulunan sanık ...' in sol el orta parmak izi; ATM cihazlarının arka tarafındaki kasaların bulunduğu zemin üzerinde ele geçirilen yırtık naylon poşet üzerinden elde edilen parmak izinin de, aynı veri tabanında kaydı bulunan sanık ...'nın sağ el işaret parmak izi ile aynı olduğunun tespit edildiği,
Anlaşılmaktadır.
Şikâyetçi aşamalarda; Ziraat Bankası para grup merkezinde servis yetkilisi olarak çalıştığını, olay tarihinde saat 01.30 sıralarında Ankara’da bulunan banka merkezinden arayan yetkililerin İstiklâl Caddesindeki şubeye ait 4 adet ATM cihazının servis dışı kaldığını bildirmeleri üzerine banka güvenlik görevlilerini bahse konu şubeye gönderdiklerini, ancak olayların devam etmesi nedeniyle güvenlikçilerin şubeye ulaşamadıklarını, aynı gün sabah saatlerinde kendisinin olay yerine gittiğini, yaptığı incelemede 4 adet bankamatiğin kullanılamaz hâle getirildiğini, metal para kasetlerinin parçalanarak içinde bulunan ve toplamda 733 TL tutarındaki metal paraların alınmış olduğunu, ATM cihazlarının çevresini gösteren kameraların da sökülerek çalındığını tespit ettiğini beyan etmiştir.
Sanık ... aşamalarda müdafii huzurunda; olay tarihinde Taksim'de seyyar olarak çiçekli taç ve şapka satmakta olduğunu, usulsüz toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmadığını, polisin biber gazı sıkması nedeniyle etkilendiğini, kendisini korumak için bankanın ATM bölümüne girdiğini, içeride başkalarının da bulunduğunu, diğer sanık ...'i tanımadığını, ATM içerisinde bulunan şahısların polise taş atıp makinelere zarar verdiklerini, bunun üzerine polisin ATM'nin içerisine de gaz sıktığını, bayılacak gibi olduğunu, sadece kendisini korumaya çalıştığını, ATM'lere zarar vererek para almadığını, kendisine ait parmak izinin makineler üzerinde ele geçirilmediğini, olay yerindeki bir poşete dokunmuş olabileceğini,
Sanık ... aşamalarda müdafii huzurunda; olay tarihinde bir arkadaşı ile gezmek amacıyla Taksim'e gittiklerini, göstericiler ile polis arasında çatışma başladığını, korunmak amacıyla Ziraat Bankasına ait ATM'nin bulunduğu kulübenin içerisine girdiğini, ATM makinesinin öncesinden kırılmış olduğunu, yerde madeni paralar gördüğünü, ancak paraları almadığını, parmak izinin bu nedenle çıkmış olabileceğini, diğer sanık ...’i tanımadığını, olay yerinin çok kalabalık olduğunu, eylemlere katılmadığını,
Savunmuşlardır.
IV. GEREKÇE
Ön sorunun ve uyuşmazlık konusunun sırasıyla ele alınmasında fayda bulunmaktadır.
I Sanıklara atılı kamu malına zarar verme suçu yönünden dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin ön sorunun değerlendirilmesinde;
A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar
Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK'nın 152. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi;
"(1) Mala zarar verme suçunun;
a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında, işlenmesi hâlinde, fail hakkında bir yıldan altı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur..." şeklinde düzenlenmişken, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 65. maddesiyle TCK'nın 152. maddesinin birinci fıkrasındaki "bir yıldan altı yıla kadar hapis" şeklindeki yaptırım "bir yıldan dört yıla kadar hapis" olarak değiştirilmiştir.
Görüldüğü gibi 6545 sayılı Kanun ile TCK'nın 152. maddesinin uyuşmazlık konusuyla ilgili birinci fıkrasının (a) bendindeki mala zarar verme suçunun nitelikli hâli bakımından ceza süresinin alt sınırı korunmuş, üst sınırı ise dört yıla indirilerek bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
Diğer taraftan, TCK’nın "Dava zamanaşımı" başlıklı 66. maddesinde ise;
"(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi beş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda on beş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
Geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır…" hükümlerine yer verilmiştir.
TCK'nın 66. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle ortadan kalkacağı düzenlenmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda bu sürenin 8 yıl olacağı hüküm altına alınmıştır.
Zamanaşımını kesen sebepler de TCK'nın 67. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmıştır. Buna göre, bir suçla ilgili olarak;
a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
Hâlinde, dava zamanaşımı kesilecektir.
TCK'nın 67. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kesen bir nedenin bulunması durumunda zamanaşımı, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak, dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması hâlinde ise son kesme nedeninin gerçekleştiği tarih esas alınacak, dördüncü fıkrası uyarınca da kesilme hâlinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun süreklilik gösteren birçok kararında açıkça vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hâllerden biri olan zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi hâlinde, mahkeme ya da Yargıtay, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir.
B. Hukuki Değerlendirme
Suç tarihi itibarıyla, sanıklara atılı TCK’nın 152/1 a maddesinde düzenlenen kamu malına zarar verme suçu bakımından 1 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası öngörülmüş ise de, yargılama aşamasında yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 65. maddesiyle TCK’nın 152. maddesinin birinci fıkrasındaki; "bir yıldan altı yıla kadar hapis" şeklindeki yaptırımın "bir yıldan dört yıla kadar hapis" olarak değiştirilmesi karşısında, cezanın üst sınırı bakımından yapılan değişikliğin lehe olması nedeniyle TCK'nın 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca atılı suçun asli dava zamanaşımı süresi, aynı Kanun’un 31. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince suç tarihinde 15 18 yaş grubunda olan sanıklar bakımından 5 yıl 4 ay; kesintili dava zamanaşımı süresi ise 7 yıl 12 ay olup daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve 04.08.2013 tarihinde gerçekleştirilen eylemle ilgili olarak her iki sanık bakımından dava zamanaşımını kesen en son işlemin 17.02.2015 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu, Özel Dairenin bozma ilamından sonra dava zamanaşımını kesen veya durduran başkaca bir sebebin de bulunmadığı anlaşılmakla, 5 yıl 4 aylık asli dava zamanaşımı süresinin 17.06.2020 tarihinde dolduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, kamu malına zarar verme suçu yönünden Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükümlerinin gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle bozulmasına ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkındaki kamu davalarının düşmesine karar verilmelidir.
II Sanıklara atılı nitelikli hırsızlık suçunun sabit olup olmadığına ilişkin uyuşmazlık konusunun değerlendirilmesinde;
A.Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi şeklinde, Latincede ise in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi hâlinde uygulanabileceği gibi suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
B. Hukuki Nitelendirme
Sanıkların 04.08.2013 tarihinde gece saat 01.30 sıralarında İstiklâl Caddesi üzerinde bulunan Ziraat Bankası Taksim Şubesi’ne ait ATM cihazlarına zarar vererek para çaldıklarının iddia ve kabul edildiği anlaşılan dosya kapsamında;
Başlangıçta Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamındaki yol açma çalışmaları sırasında Taksim Gezi Parkındaki bazı ağaçların sökülmesi nedeniyle Taksim Dayanışma Platformu isimli oluşum ile birlikte bazı sivil toplum kuruluşlarının başlattığı, kamuoyunda Gezi Parkı olayları olarak bilinen ve sonrasında hukuki hak arama yolunun dışına çıkılarak gezi parkını işgal, kolluk görevlilerine direnme ve saldırı, kamusal ve özel mallara zarar verme niteliği alarak kanun dışı gösteri ve eylemlere dönüşen 01.06.2013 tarihinde başlayan olayların devamı olarak, suç tarihi olan 04.08.2013 tarihinde İstiklal Caddesi üzerinde bulunan bir kısım iş yerlerine zarar verildiği, bu kapsamda aynı gün saat 01.30 sıralarında şikâyetçinin yetkilisi olduğu Ziraat Bankası Taksim Şubesi’ne ait dört adet ATM cihazının kırılarak toplamda 733 TL madeni paranın çalındığı anlaşılmakla,
Ekspertiz raporuna göre; 4 numaralı ATM cihazının para koyma haznesi içerisi dış yüzeyinden elde edilen parmak izinin sanık ...'e; ATM cihazlarının kasa bölümlerinin arka tarafında, yerde ele geçirilen yırtık naylon poşet üzerinden elde edilen parmak izinin sanık ...'e ait olduğu bildirilmiş ise de sanık ...’in, çiçek satarak geçimini sağladığı, bu sebeple suç mahallinde bulunduğu; sanık ...’in ise bir arkadaşı ile birlikte gezmek amacıyla İstiklal Caddesine gittiğini beyan etmesi, her iki sanığın, eylemlere katılmadıklarını, göstericiler ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışma üzerine polisin biber gazı kullanması nedeniyle kendilerini korumak amacıyla ATM cihazlarının arka tarafındaki boşluk alana sığındıklarını, bu alanın da kalabalık olduğunu, polisin buraya da biber gazı sıktığını, ayakta duramayacak duruma geldiklerini, bu nedenle etrafa dokunmuş olabileceklerini savunmaları karşısında, sanık ...’e ait parmak izinin ele geçirildiği yer itibarıyla sanığın atılı suçu işlediğine dair kuvvetli şüphe bulunmakla birlikte, olay mahallinden 27 adet parmak izinin ele geçirilmiş olması ve suç yerinde yaşanan kargaşa ortamı da dikkate alınarak rapor sonucundan tek başına atılı suçun sanıklar tarafından işlendiği sonucuna varılamayacağı gibi hırsızlık anını gösterir kamera görüntüsünün ve tanık beyanının da bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmeyen sanıkların üzerlerine atılı hırsızlık suçunu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, isabetli bulunmayan Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükümlerinin bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı ve altı Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yerel Mahkemenin direnme kararının isabetli olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1 İstanbul 2. Çocuk Mahkemesinin 23.12.2020 tarihli ve 171 486 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin,
a Hırsızlık suçu bakımından sanıkların CMK'nın 223/2 e maddesi uyarınca beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
b Kamu malına zarar verme suçu bakımından dava zamanaşımının gerçekleşmiş olması,
Nedenleriyle BOZULMASINA,
Ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen ikinci bozma sebebi konusunda 1412 sayılı Kanun'un 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 8. maddesi uyarınca ilk karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, kamu malına zarar verme suçu yönünden sanıklar hakkındaki kamu davalarının TCK'nın 66/1 e, 66/2 ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca AYRI AYRI DÜŞMESİNE,
2 Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.12.2023 tarihinde yapılan müzakerede ön sorun yönünden oy birliğiyle; asıl uyuşmazlık konusu yönünden oy çokluğuyla karar verildi.