Rüşvet, İhaleye Fesat ve Cürüm İşlemek İçin Teşekkül Oluşturma Suçlarından Beraat ve Tazminat Davası - Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/487 Kararı

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Davacı vekili 20.06.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; 06.02.2004 16.06.2004 tarihleri arasında 131 gün tutuklu kalan davacının yargılandığı suçlardan ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/308 2009/4 sayılı kararıyla beraat ettiğini, kararın kesinleştiğini ve davacıya 21.03.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, böylece davacı hakkında tazminat isteme koşullarının oluştuğunu, inşaat mühendisi olan davacının müteahhitlik yaptığını, 2003 yılında aldığı ihaleye tutuklanması nedeniyle başlayamadığını, işe başlayabildiği tarihte malzeme fiyatlarının artması nedeniyle zarara uğradığını, şirket masrafları için evini satmak zorunda kaldığını, tutuklandığı dönemde yapılan ihalelere katılamadığını, ayrıca ağır manevi çöküntü içine girdiğini belirterek 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın 06.02.2004 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

  2. Davalı vekiline dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmadığı, katıldığı duruşmalarda eksik hususların giderilmesini talep ettiği görülmüştür.

  3. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.05.2017 tarihli ve 2016/222 Esas, 2017/86 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

  4. ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.12.2018 tarihli ve 2017/3283 Esas, 2018/3087 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.09.2021 tarih, 2019/14575 sayılı tebliğnamesi ile davacı hakkında hükmedilen maddi tazminatın asgari ücretten hesaplanması nedeniyle düşük miktarda olduğu ve manevi tazminatın yetersiz olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

  1. Davacı vekilinin temyiz istemi; inşaat mühendisi olan ve müteahhitlik yapan davacının kazanç kaybının asgari ücretten hesaplanmasının mümkün olmadığına, şöyle ki; tutuklu kaldığı dönemde aldığı ihaleye başlayamadığından malzeme fiyatlarının artması nedeniyle zarara uğradığından, şirket masraflarının ödenmesi için evini satmak zorunda kaldığından, kolluk araştırması sonucu aylık 15.000,00 TL kazancı olduğundan bahisle bilirkişi raporunda da tespit edildiği gibi maddi zararın 65.000,00 TL olduğuna ve hükmedilen manevi tazminatın davacının uğradığı manevi zararı gidermede yetersiz olduğuna yöneliktir.

  2. Davalı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen tazminat miktarlarının fazla olduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Tazminat talebinin dayanağı olan ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/308 2009/4 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının rüşvet teklif etmek ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarından 06.02.2004 16.06.2004 tarihleri tutuklu kaldığını, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 10.03.2004 tarih ve 2004/582 Esas sayılı iddianamesi ile davacı hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanunun (765 Sayılı Kanun) 313/1 (Cürüm İşlemek İçin Teşekkül Oluşturmak), TCK 213/1 (Rüşvet Vermek) ve TCK 366/1 (İhaleye Fesat Karıştırmak) suçlarından kamu davası açıldığını, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.07.2006 tarih ve 2004/133 Esas 2006/427 Karar sayılı kararı ile davacının her üç suçtan beraatine karar verildiğini, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kararı temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 18.06.2008 tarih ve 2007/194 2008/7757 sayılı ilamı ile duruşma tutanağının imzasız bırakılması gerekçesiyle hükümlerin bozulmasına karar verildiğini, bozma sonrası ... 1. Ağır ceza Mahkemesi'nin 12.01.2009 tarih ve 2008/308 2009/4 sayılı hükmü ile davacının yine her üç suçtan beraatine karar verildiğini, katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 28.01.2016 tarih ve 2013/10327 2016/1066 sayılı ilamı ile daha önceki kurulan hükümde Cumhuriyet Savcısının davacı ile ilgili temyizinin cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçuna yönelik olması nedeniyle Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin rüşvet suçuna yönelik bozma ilamının yok hükmünde sayılarak, rüşvet suçundan kurulan beraat hükmünün 14.07.2006 tarihli beraat hükmü ile kesinleştiğinin belirtildiğini, ihaleye fesat karıştırmak suçundan kurulan beraat hükümünün de zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiğini, her iki hüküm yönünden mahkemesince kesinleştirmenin 28.01.2016 tarihinde yapılarak, kesinleşen kararın 21.03.2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiğinin, öncelikle davacının tutuklandığı ihaleye fesat karıştırma suçundan zamanışımı nedeniyle düşme kararı verilmiş olsa da tutuklama konusu olan rüşvet suçundan beraat kararı verilmiş olması karşısında maddi ve manevi tazminat davası açma hakkının bulunduğunun, yine her ne kadar 14.07.2006 tarihli beraat hükmü ile rüşvet suçundan verilen beraat kararı aleyhine temyiz bulunmadığı halde bozma konusu yapılıp yeniden esasa kaydedilerek hüküm kurulmasının sorumluluğunun davacıya yükletilemeyeceğinin, davacının kesinleşmiş beraat kararının kendisine tebliğ tarihinden itibaren üç aylık süre içerisinde tazminat davasını açmış olması ayrıca davacının gözaltında ve tutuklulukta kaldığı sürenin başka bir suçtan mahsup edildiğine dair bir kayda rastlanmadığından davanın süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak açıldığınım tespiti yapılarak, inşaat mühendisi olan davacının yerleşik Yargıtay uygulamaları dikkate alındığında gelirini belgelendiremeyen kişiler yönünden tutuklu kaldığı dönemdeki asgari ücret miktarının nazara alınarak hesaplama yapılacağı, davacının tutuklama tarihi itibari ile vergi mükellefi olduğu, kendisi tarafından dava dilekçesinde belirttiği maddi kaybının belgelendirilemediği, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan asgari ücret tarifesi üzerinden hesaplanan miktarın 1.323,10 TL olduğu, bir inşaat mühendisi için asgari ücret üzerinden yapılacak hesabın vergi kaydının da bulunması karşısında hakkaniyete uygun olmayacağı değerlendirilerek, davacının 2004 yılı gelir vergisi beyanına göre 3.840,42 TL zarar bulunduğu, tutukluluk nedeniyle bu zararın oluştuğu kabul edilerek 3.840,42 TL maddi, davacının sosyal ve ekonomik durumu, tutuklulukta geçen süre, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta geçen süre içerisinde duyulan ızdırap ve acı, haksız olarak tutuklanmanın meydana getirdiği psikolojik sıkıntı, hak ve nesafet kuralları ile hükmolunacak tazminat miktarının zenginleşme sonucunu doğurmayacağına ilişkin tazminat hukuku ilkesi göz önünde bulundurularak ve ayrıca haksız hürriyetinden yoksun kılınan zaman dilimi de gözetilerek 4.500,00 TL manevi tazminatın 06.02.2004 tarihinden işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Bölge Adliye Mahkemesince davacı lehine hükmedilen maddi tazminat miktarının 1.323,40 TL şeklinde düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Tazminat talebinin dayanağı olan ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/308 2009/4 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının rüşvet teklif etmek ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarından 06.02.2004 16.06.2004 tarihleri arasında 131 gün tutuklu kaldığı, rüşvet vermek, ihaleye fesat karıştırmak ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarından açılan dava üzerine yapılan yargılama sonucunda her üç suçtan beraatine hükmedildiği, ihaleye fesat karıştırmak suçundan verilen beraat hükmünün temyizi üzerine temyiz aşamasında gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle davanın Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2013/103227 2016/1066 sayılı kararıyla davanın düşürülmesine karar verildiği, bu hükmün 28.01.2016 tarihinde, beraate ilişkin diğer hükümlerin ise; 12.01.2009 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş hükmün davacıya 21.03.2016 tarihinde tebliğ edildiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanunda öngörülen görevli mahkemeye süresinde davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 47.530,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen 3.840,42 TL maddi, 4.500,00 TL manevi tazminatın, Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminatın 1.323,40 TL’ye, düşürülmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi nedeniyle toplam tazminat miktarının 5.823,40 TL 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

1.Gelirine yönelik belge sunmayan ve 2004 yılında 131 gün tutuklu kalan davacının ticari faaliyetine ilşkin 2004 yılında 3.840,42 TL zarar ettiği anlaşılmış ise de; söz konusu zararın tutuklamadan kaynaklandığının ispat edilememesi nedeniyle davacının uğradığı maddi kaybın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarı üzerinden hesaplanmasında isabetsizlik görülmemiştir.

2.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

3.Gerekçeli karar başlığında, dava türü olarak, "466 sayılı Kanun gereğince tazminat'' yerine, ''Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat'' ibaresine yer verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.12.2018 tarihli ve 2017/3283 Esas, 2018/3087 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

Gerekçe bölümünde (B.2 3) bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.12.2018 tarihli ve 2017/3283 Esas, 2018/3087 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.02.2023 tarihinde karar verildi.