SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/9002

Karar No

2025/9985

Karar Tarihi

16 Aralık 2025

9. Hukuk Dairesi 2025/9002 E. , 2025/9985 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2748 E., 2025/1523 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2010-2014 yılları arasında davalı işyerinin yurt dışı projelerinde kamp amiri olarak net 1.750,00 USD sabit ücret ile çalıştığını, davacının davalı işyerinde haftada 7 gün sabah 07. 30... .00–20.00 saatleri arasında hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri de dâhil çalıştığını, davacının çalıştığı dönem içerisinde her türlü giderinin ücretten bağımsız olarak davalı işveren tarafından karşılandığını, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'na (4857 sayılı Kanun) aykırı olarak haksız ve hukuka aykırı şekilde feshedildiğini ileri sürerek 100,00 TL kıdem tazminatı, 500,00 USD ihbar tazminatı, 1.000,00 USD fazla çalışma, 500,00 USD hafta tatili, 500,00 USD ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, uyuşmazlığın çözümünde yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile proje bazlı dönemsel çalıştığını, projelerin sona ermesi ile iş sözleşmesinin kendiliğinden sona erdiğini, haksız ve tek taraflı feshin söz konusu olmadığını, kıdem ve ihbar tazminatı koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul 16. İş Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli kararı ile; davacının davalı Şirketin yurt dışı projelerinde toplam 3 yıl 10... gün çalıştığı; davacının kıdemi, yaptığı iş ve emsal ücret araştırmaları dikkate alındığında ücretinin aylık 1.750,00 USD olduğu, davalı işveren tarafından davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı, beyanlarına başvurulan tanık anlatımları ile davacının fazla çalışma yaptığı, iki haftada bir hafta tatili gününde ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının anlaşıldığı, davalı Şirket tarafından uyuşmazlığın çözümünde 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (5718 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiğini savunulmuş ise de yurt dışında hizmet alanında faaliyet yürütmek için bulunduğu ülke mevzuatına göre işyeri açan ve işveren olan Türk vatandaşlarının, bu işyerinde çalışmak üzere Türkiye’den Türk vatandaşı gerçek kişileri işçi sıfatı ile götürdükleri ve bunun genelde Türkiye İş Kurumu vasıtası ile yapıldığı, ancak çoğu zaman Türk vatandaşı işçilerin Türkiye bağlantılı şirketler vasıtası ile turist vizesi ile götürülerek yurt dışındaki ülke mevzuatı ile kurulan şirket işçisi olarak çalıştırıldıkları, iş hukukunun emredicilik yönü ve işçinin korunması ilkesi uyarınca yabancılık unsuru taşıyan bu tür uyuşmazlıklarda Türk vatandaşı olan işçinin kamu düzeni de dikkate alınarak yurt dışına gönderilmesinde gönderen kişi ya da şirketin yurt dışındaki yabancı Şirket ile organik bağı delillendirildiğinde Türk iş hukukunun uygulandığı ve organik bağ içinde olan Türkiye’de kişi veya kişilerin işçinin işvereni kabul edilerek sorumlu tutulduğu, buna göre uyuşmazlığın çözümünde 4857 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.05.2022 tarihli kararı ile; iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sonlandırıldığının kabulünün gerektiği, davacının ispatladığı fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil çalışması ile hafta tatili çalışmaları karşılığının ödendiğinin işveren tarafından ispat edilemediği, bu nedenle davacı lehine işbu alacaklara hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı Şirketin Türk şirketi olup işyeri merkezinin Türkiye'de bulunduğu, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 09.10.1978 tarihli ve 1978/11457 Esas, 1978/12157 Karar sayılı kararında da merkezi Türkiye'de bulunan işverene Türkiye'de dava açılacağının belirtildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.07.1981 tarihli ve 1979/9-226 Esas, 1981/370 Karar sayılı kararında da aynı hususun belirlendiği, işverenin Türk olması hâlinde işyeri yurt dışında olsa da Türk hukukunun uygulanacağının belirlendiği, tüm bunlara göre davalı vekilinin yargılama konusu davada yabancı hukukun uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf itirazının yerinde olmadığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği, belirsiz alacak davası olarak açılan davada talep artırım dilekçesine karşı zamanaşımı def'inde bulunulmasına yasal imkân bulunmadığı, davalı vekilinin davacının brüt ücret hesaplanmasında yurt dışında çalışmış bir işçi olduğunun dikkate alınmasının gerektiğine yönelik istinaf taleplerinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.05.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece; 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmü kapsamında hukuk seçimi anlaşması bulunan tüm çalışma döneminde Papua Yeni Gine hukukunun uyuşmazlığa uygulanması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı kararı ile 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün iptal edildiği, bu duruma göre somut davada uygulanacak hukukun Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki gerekçesi de dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği, sonuç itibarıyla 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi kararları yargı organlarını da bağlayacağından Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli karar gerekçesinin yabancılık unsuru bulunan iş sözleşmelerinde uygulanacak hukukun tespitinde esas alınması gerektiği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinde değişiklik yapılması nedenleriyle istisnai bir durumun oluştuğu, Dairece Yargıtay bozma kararına uyulmasına karar verilmesiyle oluşmuş bir usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği ve yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği buna göre somut dosyada tarafların tabiiyeti, sözleşmenin yapıldığı yer, dili, işçinin sosyal güvenlik sistemine dâhil olduğu yer, tarafların yerleşim yerleri, işçinin sosyal ve hukuki ilişkilerinin yoğunlaştığı yer, ücretinin ödenme yeri dikkate alındığında, davacının da yargılamanın başından beri Türk hukukunun uygulanması isteği doğrultusunda taraflarla daha sıkı ilişkili hukuk olan Türk hukukunun uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacı tanıklarının davalıya karşı açtıkları davalarının bulunduğunu, tanık beyanlarının dikkate alınmaması gerektiğini,
2. Fazla çalışma ücretinin hatalı hesaplandığını,
3. Uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini,
4. Zamanaşımı def'inin hatalı değerlendirildiğini,
5. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hiçbir hukuki yarar bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı ve alacakların hesaplanma yöntemi noktalarında toplanmaktadır.

Somut uyuşmazlıkta; bozma kararında, hukuk seçimi anlaşması bulunan tüm çalışma döneminde Papua Yeni Gine hukukunun uyuşmazlığa uygulanması gerektiği ifade edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyulmasına karar verilmesine rağmen Türk hukukuna göre yargılama sonuçlandırılmıştır.
Hükmün Yargıtay tarafından bozulması üzerine bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Bozmaya uyulduğunda, bozma kararı lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak oluştuğundan, Mahkemece bozma gerekleri yerine getirilerek karar verilmesi zorunludur.
Usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin yerleşik ilke ise Dairemizin 14.12.2022 tarihli ve 2022/16498 Esas, 2022/16753 Karar sayılı kararında;
"...
Bilindiği üzere 6100 sayılı Kanun'da usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı karar). Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı karar).
..." şeklinde açıklanmıştır.
Diğer yandan, Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün iptaline dair 10.03.2025 tarihli ve 32837 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.11.2024 tarihli ve 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı iptal kararının uyuşmazlığa etkisinin ele alınması gereklidir.
Anayasa'nın 153/1 hükmünde herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, 153/5 hükmünde ise "İptal kararları geriye yürümez." kuralına yer verilmiştir.
Türk anayasal sisteminde, Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar olan dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.
Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli iptal kararında kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup iptal kararında öngörülen yürürlük tarihinden önce 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18. maddesi ile 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle herhangi bir yasal boşluk gerçekleşmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki yapılan kanun değişikliği niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğundan yalnızca yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanabilir. Yürürlüğünden önce ortaya çıkan olaylar ve hukuki ilişkiler, ortaya çıktıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tâbidir.
Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen geriye yürüme yasağına ilişkin hükmün amacı, kazanılmış hakların korunması ve hukuki güvenliğin sağlanmasıdır. Bununla birlikte ceza ve vergi gibi birey ile Devlet arasındaki ilişkilerde bireyin lehine olarak geriye yürümeden söz edilebilir ise de özel hukuk ilişkilerinde özellikle sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde değiştirecek şekilde geriye yürüme, kazanılmış hakları ortadan kaldıracağı gibi hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını da ihlal edecektir. Ayrıca, Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi bir kanun hükmünü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinin kanun hükmü olarak uygulanması da mümkün değildir.
Kaldı ki bir an için Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı sonucu 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı düşünülse bile, aynı Kanun'un 24. maddesi ve 27/2 hükmü uyarınca da hukuk seçimi imkânı bulunduğundan ve 27. maddenin iptal edilmeyen 4. fıkrası da dikkate alındığında; daha sıkı ilişkili hukukun uygulanması söz konusu olamayacaktır.
Açıklanan hukuki ve maddi olgulara göre; Bölge Adliye Mahkemesince hükmüne uyulan bozma kararı doğrultusunda hukuk seçimi anlaşması bulunan tüm çalışma döneminde Papua Yeni Gine hukukunun uygulanması suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, bozma gereği yerine getirilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim