SoorglaÜcretsiz Dene

Yargıtay yargitay 2025/8562 E. 2025/9489 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/8562

Karar No

2025/9489

Karar Tarihi

3 Aralık 2025

9. Hukuk Dairesi 2025/8562 E. , 2025/9489 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 60. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/598 E., 2025/799 K.
DAVA TARİHİ : 12.02.2020
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/102 E., 2021/1042 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihaî kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre reddedilen ve davacı tarafça temyize konu edilen toplam miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir.
Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 12.05.2008-30.10.2019 tarihleri arasında çeşitli pozisyonlarda en sonra şube müdürü olarak çalıştığını, son ücretinin brüt 16.351,00 TL olduğunu, hafta sonları dâhil fazla çalışma yaptırılmasına karşın ücreti ödenmediğinden haklı nedenle iş sözleşmesini feshettiklerini, Şube Müdürlüğünde 08.30-17.30 saatleri, Genel Müdürlükte ise 09.00-18.00 saatleri arasında çalışıldığını ancak haftanın çoğu gününde akşam 22.00-23.00 saatlerine kadar çalışıldığını iddia ederek kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının iş sözleşmesinin istifa ile sona erdiğini, davanın tüm hak edişlerinin ücret bordrolarında tahakkuk ettirilerek eksiksiz şekilde ödendiğini, işyerinde kural olarak fazla çalışma yapılmadığını, davacının banka müdürü sıfatıyla çalıştığını, çalışma saatlerini kendisinin belirlediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 12.05.2008 - 30.10.2019 tarihleri arasında davalı işverenlikte en son brüt 16.351,00 TL ücret ile çalıştığı, davacının ücretlerinin eksik ödendiği anlaşıldığından iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin kabulü ile kıdem tazminatının hüküm altına alındığı, tanık beyanları doğrultusunda davacının fazla çalışma alacağının hesaplandığı, bu alacağı %40 oranında indirim yapıldığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı aleyhine reddedilen tutarın istinaf sınırı altında kaldığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun kesinlikten reddine karar verildiği, davalının istinaf incelemesi yönünden, davacının en son şube müdürü olarak çalıştığı, bu döneme ait fazla çalışma alacağının reddi gerektiği, ancak davacının ibraz edilen şahsi işyeri dosyasına göre 19.04.2016 tarihinden sonra banka müdürü olduğu, işbu tarihe kadar davacının portföy yöneticisi olarak çalıştığı ve bu döneme ilişkin olarak davacının fazla çalışma ücreti talebinin kabulü gerektiği, bilirkişi tarafından fazla çalışma hesaplamasında ayda bir gün hafta sonu çalışması yapıldığına dair tespit yerinde olmakla birlikte 10.00-15.00 arası çalışmanın 6 saat olarak hesaplanmasına davalı tarafından itiraz edilmesinin yerinde olduğu, hesaplamanın hatalı olduğu anlaşılmakla dinlenen tanık beyanına göre haftada üç gün 09.00-17.30 arasında 8,5 saatten l saat ara dinlenmenin düşülmesiyle 7,5 saat çalışıldığı, haftanın iki günü 09.00-20.30 arasında 11,5 saatten 1 saat ara dinlenme süresinin düşülmesiyle 10,5 saat çalışıldığı, ayda 1 hafta sonu 1 gün 10.00-15.00 arasında 5 saatlik çalışmadan yarım saat ara dinlenme süresinin düşülmesiyle 4,5 saat çalışıldığı, bu durumda haftada 48 saat çalışıldığı ve yasal süreden 3 saat fazla çalışma yapıldığının anlaşıldığı, Dairelerince resen hesaplama yapılarak bu hesaplamadan %40 oranında indirim uygulandığı, performans bonus ödemesinin fazla çalışmaya karşılık ödendiğine dair delil sunulmadığı, performans bonus uygulaması ile fazla çalışma arasında bir bağlantı bulunmadığından mahsup edilmemesinin yerinde olduğu, davalı vekili davacı ile menfaat birliğinde olan tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini ileri sürmüşse de öncelikle aynı işverene karşı davalarının olmasının başlı başına tanıklığı geçersiz kılmayacağı gibi bunun tanık anlatımlarını değerden düşürücü bir sebep de sayılamayacağı, 6100 sayılı Kanun'un 255. maddesi uyarınca aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olanın tanıkların gerçeği söylemiş olduklarının kabulü gerekeceği, davalı Şirkete karşı davası olduğu beyan edilen davacı tanıkları hakkında gerçek dışı beyanda bulundukları yönünde ciddi ve inandırıcı deliller ileriye sürülüp ispatlanmadığı, davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmesinin isabetli olduğu, fazla çalışma ücretinin ödendiğinin davalı işveren tarafından ispatlanmadığı, bu nedenle iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayandığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve zamanaşımına uğrayan alacak olmadığı gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kesinlikte reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Ara dinlenme süresinin eksik hesaplandığını,
b. Bordrolarda tahakkuk edilen fazla çalışma ücreti ödemelerinin mahsup edilmediğini,
c. Davacı ile menfaat birliği içinde olan davacı tanığı ... . ile davacının birlikte aynı şubede çalıştıkları döneme dikkat edilmeksizin hesaplamalar yapıldığını, bu noktadaki itirazlarının dikkate alınmadığını,
d. Fazla çalışma ücreti hesaplaması yapılırken davacıya yapılan prim ödemelerinin dikkate alınmadığını,
e. Davacının iş bulduğu için istifa ettiğini, haklı nedenle fesih iddiasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu,
f. Tanıkların davacı ile menfaat birliği içinde olduklarını, beyanlarının dikkate alınamayacağını ileri sürmüştür.
2. Davacı vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, buna bağlı olarak kıdem tazminatı hakkı olup olmadığı ile fazla çalışma ücreti alacağının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır. Tanıklar belirli bir dönem çalışmışlarsa ve başkaca delil yok ise beyanlarının belirttikleri dönemle sınırlandırılması gerekir.
Dairemizin yerleşik uygulamasında, davacının tanık anlatımlarına dayanarak talep edilen alacakların varlığını ispat etmek istemesi hâlinde, kendisi ile aynı dönemde çalışan tanık beyanları ile ispat külfetini gerçekleştirebileceği kabul edilmektedir.
Somut uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tanığı ...'nın beyanlarına değer verilerek, davacının müdür olarak çalıştığı dönem dışlanmak suretiyle, 12.02.2015-19.04.2016 tarihleri arasında haftalık 3 saat fazla çalışma yaptığının kabulü ile fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanmıştır. Davalı vekili tarafından, davacı tanığı .... ile davacının aynı işyerinde birlikte çalıştıkları sürelerin tespiti için davacı ve tanığa ait hizmet belgeleri sunulmuştur. Sunulan hizmet belgesinden tanık ...'nın Genel Müdürlük, şube müdürlüğü gibi farklı birimlerde çalıştığı anlaşılmakta olup davacının fazla çalışmalarını ancak tanık ile birlikte çalıştığı süre ile sınırlı olarak ispatlayabileceği hususu gözden kaçırılmıştır.
Belirtilen sebeple; Bölge Adliye Mahkemesince tanık ...'ya ait hizmet belgesi dikkate alınarak davalı işyerinde davacı ile birlikte çalıştıkları süre belirlendikten sonra bu süreler için fazla çalışma ücretinin hesaplanması gerekirken, bu husus gözetilmeksizin karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davacı Temyizi Yönünden
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Davalı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim