Yargıtay yargitay 2025/8460 E. 2025/9714 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/8460
2025/9714
9 Aralık 2025
9. Hukuk Dairesi 2025/8460 E. , 2025/9714 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2809 E., 2025/2317 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/345 E., 2024/287 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.05.2008-01.06.2023 tarihleri arasında davalı Bakanlıkta aşçıbaşı yardımcısı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin asılsız ithamlarla; hırsızlık yapma veya hırsızlığa teşebbüs etme iddiasıyla feshedildiğini, davacı hakkında yapılan suç duyurusu neticesinde; "şüphelilerin üzerine atılan suçu işlediklerine, savunmalarının aksini gösterir delil elde edilemediği" gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, iddia edilen olay sonrasında işyerinde yapılan sayım ile herhangi bir eksiklik veya noksanlık olmadığının anlaşıldığının tespit edildiğini, 15 yıldır aynı işyerinde çalışan herhangi bir olaya neden olmayan müvekkilinin nerede kamera olduğunu bilebilecek durumdayken isnat edilen fiili işlemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, işten çıkarma cezasına dayanak yapılan tanık ifadesinin ise sonradan değiştirilerek baskı altında alınması nedeniyle doğru olmadığını beyanla kıdem ve ihbar tazminatları ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, müvekkili yönünden haklı fesih hâli için öngörülen hak düşürücü sürenin feshe yetkili makamın durumu öğrenmesinden sonra başladığını ve süresinde fesih işleminin gerçekleştirildiğini, soruşturma raporuyla davacının eylemi sabit görülmekle, işyerinde yürürlükteki toplu iş sözleşmesinin 43. maddesi gereği oluşturulan Üst Disiplin Kurulunda 11.05.2023 tarihinde görüşülerek işten çıkarma cezası ile cezalandırılması kararlaştırılan davacının iş sözleşmesinin feshinde kanuna aykırı bir yön bulunmadığını, davacının savunmasında eylemini ikrar ettiğini, iddiasının aksine işyeri soruşturmasında dinlenen tanığın ifadesinin zorlanarak alınmayıp izlenen kamera kayıtlarıyla eylemi gerçekleştirdiğinin sabit olduğunu, ceza mahkemesi kararının hukuk hâkimi yönünden bağlayıcı olmadığını, davacının yıllık izin kullandığını ve bu yöndeki talebinin de dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriğinden davacının iş sözleşmesinin davalı işyerinde uygulanan ve davacının da yararlandığı toplu iş sözleşmesi kapsamında oluşturulan disiplin soruşturma sonrasında hırsızlık yapma veya hırsızlığa teşebbüs etme fiili nedeniyle sonlandırıldığı, olayın incelenmesi için 02.02.2023 tarihli onayla muhakkik görevlendirildiği, muhakkikçe hazırlanan 20.02.2023 tarihli ve 2023/3 sayılı raporun Üst Disiplin Kurulunda görüşüldüğü, 26.04.2023 tarihinde suçlamayı oy birliğiyle sabit görerek davacının iş sözleşmesinin feshi yönünde karar aldığı, iş sözleşmesinin ise 01.06.2023 tarihinde feshedildiği, feshin 6 iş günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra yapıldığı, esasa yönelik ise hırsızlık suçundan dolayı yapılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği ve kararın itiraz edilmeyerek kesinleştiği, tanık beyanlarının suç tespiti için yeterli olmadığı, kamera kayıtlarının ise kuvvetli şüpheden ileri gidebilecek delil mahiyetinde olmadığı, fesih sebebinin en fazla geçerli sebep sayılabileceği ve kullanılmayan bakiye izin süresinin bilirkişi raporu ile denetime uygun biçimde tespit edildiği gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 26. maddesinde fesih yetkisinin kullanılması bakımından öngörülen sürenin, işverenin tüzel kişi olması durumunda feshe yetkili mercinin öğrendiği günden başlayacağı, bu konuda müfettiş soruşturması yapılmasının olayın disiplin kurulunca görüşülmesinin süreyi başlatmadığı, davacıya atfedilen olayla ilgili yapılan tespit sonrası disiplin soruşturması başlatılarak üç gün sonra muhakkik tayin edildiği, mühakkik tarafından toplanan deliller sonucu düzenlenen raporun feshe yetkili merci olan Yüksek Disiplin Kuruluna verildiği, feshe yetkili mercinin yasal süre içerisinde fesih iradesini ortaya koyduğu; işveren feshinin niteliği bakımından yapılan incelemede ise öncelikle davacıya atfedilen eylemle ilgili işverence yapılan şikâyet üzerine açılan ceza soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın kesinleştiği, disiplin soruşturması kapsamında ifadesine başvurulan tanık ...'nın mahkemede verdiği ifadesinde disiplin soruşturması ifadesinden farklı olarak davacı ... diğer işyeri çalışanının işyerinden bir kısım malzemeyi götürdüklerini görmediğini beyan ettiği, diğer tanık ... . ise davacıya atfedilen ... sonrası depoda sayım yapıldığını ve eksiklik olmadığını tespit ettiklerini belirtmiş olup davalı tarafça malzeme eksiği olduğunu gösteren herhangi bir delil de sunulmadığı, davacı beyanlarında yemek artıklarını sokak hayvanlarına verdiklerini ileri sürmekte olup ifadelerin hırsızlık kastıyla hareket edildiği şeklinde yorumlanamayacağı, kamera kayıtlarının davacı ... diğer işyeri çalışanının olay günü davranışları ile ilgili şüphe oluşturmakta ise de tam olarak davacının bir kısım kullanılabilir yiyecek ve diğer malzemeyi işyerinden çıkarttığını tek başına ispata yeter mahiyette olmadığı gibi işverence malzeme eksiği olduğunun da ortaya konulamadığı, mevcut delil durumu karşısında haklı fesih savunmasının ispat edilemediği sonucuna varılmakla kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının hüküm altına alınması gerektiği, davalı tarafça ispat külfeti yerine getirilmeyen dönemler için yıllık ücretli izin alacağı hesabı yapılan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğu, davanın kısmi dava olarak açıldığı, fesih tarihi, dava tarihi ve ıslah tarihi dikkate alındığında zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı, ancak davalı Bakanlık harçtan muaf olup davacı tarafça karşılanan harçların davacıya iadesi yerine söz konusu tutarların davalıdan alınıp davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulmasının hatalı olduğu belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının belirtilen nedenlerle kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını,
2. Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını,
3. Davacının somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmeden usule aykırı dava açtığını,
4. Davacının iş sözleşmesinin hırsızlık yapmış olması nedeniyle müvekkili Kurum tarafından haklı olarak feshedildiğini, davacının aksi yöndeki savunmalarının gerçek dışı olup kıdemi de göz önünde bulundurulduğunda işyerinden her ne saik ve sebeple olursa olsun malzemeyi çıkartmayacağını bilmesi gerektiğini,
5. Davacının suç teşkil eden eyleminin kamera kayıtları ile de tespit edildiğini ve yürütülen soruşturma sonucu toplanan kanıtlar sonucunda feshe yetkili makam olan Üst Disiplin Kurulu tarafından süresinde feshedildiğini,
6. Davacı tarafın yıllık ücretli izin alacağına ilişkin talebini açıklarken kullandığı veya kullanmadığı izin gün sayısına ilişkin açıklayıcı ve tespite elverişli beyanda bulunmadığını, yıllık ücretli izin alacağı talebinin kaç günlük olduğuna ilişkin açıklama yaptırılması gerektiğini beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, feshin hak düşürücü süre içinde yapılıp yapılmadığı, buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı ile yıllık ücretli izin alacağının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.