Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/8363
2025/9994
16 Aralık 2025
9. Hukuk Dairesi 2025/8363 E. , 2025/9994 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3372 E., 2025/2427 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 58. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/594 E., 2024/407 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yurt dışı iş sözleşmesi ile 28.07.2006-12.12.2013, 21.08.2014-30.11.20 14... .01.2016-02.07.2016 tarihleri arasında iş makinesi operatörü olarak en son net 1.700,00 USD ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin hiçbir gerekçe gösterilmeden işverence haksız yere sonlandırıldığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, alacakların zamanaşımına uğradığını, dava konusu uyuşmazlığa çalıştığı ülke mevzuatının uygulanması gerektiğini, davacının 28.07.2006-15.02.2013, 31.05.2013-12.12.20 13... .08.2014-30.11.2014 tarihleri arasındaki çalışmasının kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek son bulduğunu ve müvekkilinin ibra edildiğini, iddia edilen 16.01.2016-01.07.2016 tarihleri arasındaki çalışmanın ise dava dışı Nesma Şirketinde geçtiğini bu dönemin müvekkili ile ilgisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının Suudi Arabistan'da çalıştığı, davalı tarafça dosyaya sunulan iş sözleşmesinde hukuk seçimi yapıldığı buna göre hukuk seçimi yapılan dönem yönünden uyuşmazlığa Suudi Arabistan hukukunun, sözleşme bulunmayan dönem yönünden ise mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiği ve bu itibarla tüm hizmet süresi yönünden uyuşmazlık hakkında Suudi Arabistan hukukunun uygulanması gerektiği, taraflar arasındaki iş ilişkisinin 02.07.2016 tarihinde son bulduğu, davanın 18.03.2021 tarihinde açıldığı, Suudi Arabistan İş Kanunu'nun 234. maddesine göre mahkemeye başvurma süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında çalışma dönemine ilişkin olduğu anlaşılan yurt dışı iş sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşmede anlaşmazlık hâlinde çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağının düzenlendiği, diğer taraftan mutad işyerinin de Suudi Arabistan olduğu, dava konusu uyuşmazlığa Suudi Arabistan hukukunun uygulanmasının isabetli olduğu, yabancı hukuktaki söz konusu düzenlemede işçilik alacaklarının iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 12 aylık zamanaşımı süresine tâbi olduğu, iş sözleşmesinin fesih tarihi ile dava tarihi arasında 12 aylık sürenin geçmiş olduğu bu itibarla dava konusu taleplerin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin yasal düzenlemelere uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Somut olayda Suudi Arabistan hukukunun uygulanmasının emsal kesinleşmiş kararlara uygun olmadığını,
2. Somut olayda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmü kapsamında işçi ve işveren arasında müvekkilinin anlayabileceği Türkçe düzenlenmiş bir sözleşme bulunmadığını,
3. Her ne kadar mutad işyeri yabancı ülke olsa da 5718 sayılı Kanun'un 27/4 ve Yargıtay kararları uyarınca daha sıkı ilişki içerisinde olan Türk hukukunun uygulanmasına karar verilebileceğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk noktasında toplanmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Şirkete ait yurt dışı şantiyelerinde 28.07.2006-12.12.2013, 21.08.2014-30.11.20 14... .01.2016-02.07.2016 tarihleri arasında çalıştığını, son dönem çalışmasının Suudi Arabistan'da geçtiğini iddia etmiş; davalı işveren ise davacının 28.07.2006-15.02.2013, 31.05.2013-12.12.20 13... .08.2014-30.11.2014 tarihleri arasındaki çalışma döneminin davacı tarafından ibra edildiğini, kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini, 16.01.2016-01.07.2016 tarihleri arasında Suudi Arabistan'da geçen çalışmanın ise dava dışı bir Şirkette geçtiğini ve kendileri ile bu dönemin bağlantısının olmadığını savunmuştur. Davacı tarafça 27.08.2014-30.11.2014 tarihleri arasındaki çalışma döneminin tasfiye edilmesinin isabetli olduğunun beyan edildiği görülmüştür.
Dosya içerisinde yer alan yurda giriş çıkış kayıtları, tanık beyanları ve Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet döküm cetveli kaydına göre davacının davalı Şirket nezdinde 28.07.2006-30.11.20 14... .01.2016-02.07.2016 tarihleri arasındaki dönemlerde aralıklı olarak çalıştığı ve bu çalışmasının 20.04.2008-25.12.2008, 14.02.2009-15.12.20 09... .01.2016-02.07.2016 tarihleri arasındaki döneminin yurt dışında, kalan dönemin ise Türkiye'de geçtiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, davacının uyuşmazlık konusu tüm çalışma dönemi bakımından Suudi Arabistan hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmış, davacının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Öncelikle davacının Türkiye'de çalıştığı dönemler yönünden Türk hukuku uygulanmak sureti ile yargılamanın sonuçlandırılması gerekirken Suudi Arabistan hukukunun uygulanması isabetsiz olmuştur.
Yurt dışı çalışması yönünden ise tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği, 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Şu hâlde somut olayda 20.04.2008-25.12.20 08... .02.2009-15.12.2009 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri yönünden taraflar arasında geçerli bir hukuk seçimi anlaşması bulunmadığı anlaşışmaktadır. Bu durumda dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapılmalıdır. Buna göre tarafların tâbiiyeti, yerleşim yerleri, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi ile sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer dikkate alındığında; hukuk seçimi anlaşması bulunmayan sözü edilen çalışma dönemi bakımından daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacının 20.04.2008-25.12.20 08... .02.2009-15.12.2009 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri yönünden Türk hukuku uygulanması gerekirken Suudi Arabistan hukukunun uygulanması hatalı olmuştur.
Taraflar arasında son çalışma dönemi 16.01.2016-02.07.2016 tarihleri arasında Suudi Arabistan'da geçmiş olup bu döneme ilişkin 06.01.2016 tarihli iş sözleşmesi imzalanmış ise de sözleşmenin dili Arapça ve İngilizcedir. Davacı işçinin Arapça ve İngilizce bildiğinin işverence ispat edilmediği de dikkate alındığında, sözleşmenin hukuk seçimine ilişkin hükümlerinin geçersiz olduğu açıktır.
Bu hâlde hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, daha sıkı ilişkili hukukun varlığı tespit edilmediği sürece, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerekir.
Bu çerçevede değerlendirme yapıldığında; mutad işyerinin 06.01.2016-02.07.2016 tarihleri arasında Suudi Arabistan'da bulunduğu sabittir. Bu çalışma dönemi yönünden de davacıya yapılan ücret ödemelerine ilişkin banka kaydı olup olmadığı sorulmalı, davalı işverence ücret ödemelerinin Türkiye'deki banka hesabına yapıldığı anlaşılırsa yukarıda yer verilen ilkeler çerçevesinde bir değerlendirme yapıldıktan sonra bu dönem için de daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olup olmadığı belirlenerek sonuca gidilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde uyuşmazlık konusu tüm çalışma dönemleri yönünden Suudi Arabistan hukuku uygulanarak karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.