Yargıtay yargitay 2025/7874 E. 2025/9770 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/7874
2025/9770
10 Aralık 2025
9. Hukuk Dairesi 2025/7874 E. , 2025/9770 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/499 E., 2025/1076 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 8. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/352 E., 2024/13 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 16.05.1995-14.04.2016 tarihleri arasında davalının değişik şubelerinde çalıştığını, ancak 09.09.1997-30.04.2010 tarihleri arasında şube müdürü olarak çalışan müvekkilini davalının alt işveren/acente gibi gösterdiğini, bu işlemin muvazaalı olduğunu, müvekkilinin bağımsız tacir olmadığını ve ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, bakiye ücret, ikramiye, kötüniyet tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) prim alacağı, vergi alacağı, Bağ-Kur alacağı, kira ve işyeri giderleri ile şube işçilerine ödenen kıdem tazminatı taleplerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının alacak taleplerinin taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklandığını, taraflar arasında iş sözleşmesi bulunmadığını ve davacının işçi olmadığını, açılan davanın mutlak ticari dava olduğunu, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, talep edilen alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamındaki belgeler ve tanık beyanlarından taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin muvazaalı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin iş sözleşmesi olduğu, davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı neden olmadan feshedildiği, buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davalı tarafından davacıya bir kısım kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapıldığı, bu ödemelerin yapılan hesaplamadan mahsup edildiği, kullandırılmayan yıllık izinlerinin bulunduğu, davacının fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını ispatladığı, davacı ve davalı arasındaki acentelik sözleşmesinin muvazaaya dayalı olduğunun kabul edilmesi sebebi ile davacı tarafından ödenen vergisel alacaklar, SGK primleri ve Bağ-Kur primlerine davacının hak kazandığı, dosyaya sunulan belgelere göre davacının eksik ücret alacağının bulunmadığı, ikramiye, kötüniyet tazminatı, kira ve işyeri gideri ile şube işçilerine ödenen kıdem tazminatı alacaklarının varlığının davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin feshinden sonra davalı tarafça davacıya bir kısım kıdem ve ihbar tazminatı ödendiği görülmekle, davacının iş sözleşmesinin tazminat ödenmesini gerektirecek şekilde yapıldığı hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığından yapılan ödemelerin mahsubu ile bu alacakların hüküm altına alınmasında hata bulunmadığı, Mahkemece 1/3 oranında indirim yapılan alacakların brüt olarak hesaplanan alacaklar olduğu, ıslahın da net miktarlar üzerinden yapıldığı, Mahkemenin net miktarlardan hüküm kurduğu, sonuç olarak davacı lehine fazla miktarda fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile bu alacak kalemleri yönünden davacı aleyhine fazla vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, davacının davalı ile aralarındaki iş sözleşmesi kapsamında SGK prim alacağının davalı işverenden tahsilini talep edemeyeceği, Kuruma ödenmesi gereken prim alacaklısının Kurum olduğu açık olmakla Mahkemece SGK prim alacağının reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığı, taraflar arasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 102. maddesine uygun şekilde kurulmuş bir sözleşme bulunmadığı ve bu kapsamda davacının Bağ-Kur sigortalısı olamayacağı ve davalı bünyesinde çalıştığı dönem yönünden ödediği ve hakkında tahakkuk eden vergilerin mükellefi olmadığı açık olmakla yaptığı ödemeleri ilgili Kurumdan talep etmesi gerektiği, ayrıca kendi beyanına ve kabule göre sabit ücret ile çalışan davacının gelirine göre yüksek miktardaki ödemeleri karşılığını almadan (geliriyle geçimini de sağlayacağı ve bu ödemelerin hangi kaynaktan karşılandığının açıklanmadığı da dikkate alındığında) finanse etmesinin mümkün olmadığı ve bu şartlar altında uzun süre çalışmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğu bu gerekçelerle davacının Bağ-Kur prim alacağının ve vergi alacağının işverenden tahsiline yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmasının hatalı olduğu, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2023/9682 Esas, 2023/16393 Karar sayılı onama ilâmı ile kesinleşen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 2021/1197 Esas, 2023/78 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2024/12555 Esas, 2025/84 Karar sayılı onama ilâmı ile kesinleşen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 2024/696 Esas, 2024/1563 Karar sayılı kararının da benzer şekilde olduğu gerekçeleriyle tarafların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının dava dilekçesindeki ücret miktarına davalı tarafından itiraz edilmediğinden, davacının ücretlerinin ödendiğinin davalı tarafından ispatlanması gerektiğini,
b. Davacının, davalı işvereni 12.01.2016 tarihinde İŞKUR'a şikâyet ettiğini, şikâyet üzerine 13.04.2016 tarihinde işyerine müfettiş geldiğini ve davalı işverenin bu şikâyeti öğrendiğini, iş sözleşmesini de 14.06.2016 tarihinde feshettiğini, işverenin fesih işlemi kötüniyetli olduğundan davacının kötüniyet tazminatına hak kazandığını,
c. Tanık anlatımlarıyla ispatlanmasına rağmen kira bedeli ve işyeri giderleri ile işçilerin kıdem tazminatlarına yönelik talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,
d. Zamanaşımına ilişkin uygulamanın hatalı olduğunu, alacakların zamanaşımına uğramadığını,
e. SGK primi, vergi ve Bağ-Kur alacaklarının kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacının davalı işveren tarafından acente olarak değil işçi olarak gösterilseydi bu talep edilen alacakları ödemek zorunda kalmayacağını,
f. Karşı vekâlet ücretinin hatalı tespit edildiğini, bu hususun Bölge Adliye Mahkemesince göz ardı edildiğini,
g. Fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları yazılı delil ile ispatlandığından bu alacaklar hüküm altına alınırken indirim yapılmaması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Görev yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, müvekkilinin çalışanı olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin iş sözleşmesi olmadığını, davacının işçi sıfatını taşımadığını, taraflar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, aralarındaki sözleşmenin muvazaalı değil, gerçek bir sözleşme olduğunu, davacının acentelik sistemiyle çalıştığını, iddialarının çelişkili olup dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu,
b. Fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti taleplerinin reddi gerektiğini, davacının işyerini idare ve tasarruf yetkisinin kendisinin olduğunu,
c. Yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığını,
d. Hükmedilen alacaklara yapılan indirim oranının düşük olduğunu,
e. Takas ve mahsup def'ilerine ilişkin inceleme yapılmamasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı ile davalı arasında işçi işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı ve buna göre davacının dava konusu tazminat ve alacaklara hak kazanıp kazanmadığına, alacakların ispatı ve hesabı ile karşılığının ödenip ödenmediğine ve vekâlet ücretine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.