Yargıtay yargitay 2025/7339 E. 2025/9702 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/7339
2025/9702
9 Aralık 2025
9. Hukuk Dairesi 2025/7339 E. , 2025/9702 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1840 E., 2025/1875 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/578 E., 2025/130 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... Endüstri Tesisleri İmalat ve Montaj AŞ (... Şirketi) vekili ve katılma yoluyla davalı ... Endüstri Tesisleri İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ (... Şirketi) vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalı ... Şirketi tarafından temyize konu edilen toplam miktar (dava tarihindeki ... Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk lirası karşılığı), Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 47.530,00 TL’nin altında kaldığından, davalı ... Şirketi vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir.
Davacı vekilinin ve davalı ... Şirketi vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünü
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ... Şirketi ile imzaladığı iş sözleşmesi kapsamında ... Federasyonu'nda bulunan Yamal şantiyesinde çalıştığını, her iki davalı Şirket arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu, davacı ile davalı işveren arasında Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) nezdinde iş sözleşmesi yapıldığını, söz konusu sözleşme ile çalışılan ülke mevzuatı gereği olarak ikinci bir sözleşmenin yapılabileceğinin öngörüldüğünü, bununla birlikte yapılan sözleşmede işçinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin olarak yapılan düzenleme gereği davacı işçinin ... mevzuatında lehine olan tüm hükümlerden ve imtiyazlardan faydalanacağı hususunda anlaşma sağlandığını, ...'ya gidildiğinde bir de Rusça sözleşme imzalandığını, Rusça sözleşmede uygulanacak mevzuata ilişkin olarak gerek Türk, gerek ... mevzuatının sağladığı garanti ve tazminatların uygulanacağı hususunda anlaşma sağlandığını, sözleşmede ... mevzuatının uygulanacağı ve taraflar arasındaki sözleşmelerde yer almayan durumlarda ... Federasyonu iş hukuku kapsamında uyuşmazlığın çözülmesi gerektiğinin belirtildiğini, İŞKUR nezdinde yapılan iş sözleşmesi ile belirlenen müvekkilinin saat ücretinin çalıştığı süre boyunca %50 zamlı olarak ödendiğini, ...'da imzalanan sözleşmede "İşçi için çalışma ücretine eklenecek aylık olarak %80 tutarında bölge katsayısı belirlenmiştir." şeklinde düzenleme olduğunu, bu katsayının uygulanmadığını, ücretinin eksik ödendiğini, davacının haftanın 7 günü çalıştığını, sonradan imzalanan sözleşme ile günlük 8 saat ve haftalık 45 saatlik sözleşmenin geçersiz sayılması gerektiğini, ... mevzuatında haftalık çalışma süresinin 40 saat olduğunu, davacıya fazla çalışma ücretinin ... mevzuatına göre ödenmediğini, fazla çalışma ve hafta tatili ücretlerinin eksik ödendiğini, davacının ... ve Türk mevzuatına göre tatil olan tüm günlerde çalışmasına rağmen bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin işveren nezdinde vahta sistemi ile çalıştığını, müvekkilinin Uzak Kuzey bölgesinde çalışması nedeni ile ayrıca 24 günlük ek yıllık izin hakkı bulunduğunu, ancak davacıya ne 24 günlük ne de 28 günlük yıllık izin hakkının davalı işverence kullandırıldığını, bir ödeme de yapılmadığını, iş sözleşmesinin feshi ile birlikte davacıya kıdem tazminatı ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, iş arama izin ücreti, yıpranma tazminatı, manevi tazminat ile fark ücret, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, yatak ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, yurt dışında çalıştığı iddia edilen işçinin, Türkiye'deki şirketi ile bir bağının bulunup bulunmadığının anlaşılması için İŞKUR iş sözleşmesinin Mahkemece incelenmesi gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, fahiş ücretin kabul edilemeyeceğini, faiz türü ve başlangıcına ilişkin talepleri kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacının çalıştığı projenin ... Sibirya'da kutup dairesi içerisinde bulunan Yamal Yarımadası'nda dünyanın sayılı doğalgaz kaynaklarından birinin işletilmesi için kurulan Sıvılaştırılmış Doğal Gaz (LNG) Tesisinin inşaatı olup tesisi işletecek şirketlerin ... ve ... olduğunu, tesisin anahtar teslimi işini ... ile ... Coproration Şirketlerinin üstlendiğini, bu Şirketlerin tesisin önemli bir kısım inşaatını ... (...) ve ... Şirketlerinin adi ortaklık-joint venture şeklinde oluşturduğu ... JV'ye ihale ettiğini, ... ve ... Şirketlerinin ayrı ve bağımsız şirketler olduğunu, husumet itirazında bulunduklarını, İŞKUR sözleşmesinin ...'da imzalandığı öne sürülen iş sözleşmesi ile bir ilişkisinin olmadığını, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (5718 sayılı Kanun) uyarınca yabancılık unsuru taşıyan sözleşmelerin Türk kamu düzenine aykırı hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, yargılamanın Türk hukuku gözetilerek yapılması gerektiğini, davacının taleplerinin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta ... iş mevzuatının uygulanacağı, davacının tazminat ve işçilik alacaklarının tamamını kısmi dava olarak açtığı, davalıların ıslah dilekçesine karşı süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulundukları, ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre dava konusu alacakların dava zamanaşımından etkilenmediği ancak ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımı sürelerinin dolduğunun anlaşıldığı, 26.02.2025 tarihli bilirkişi raporu dikkate alınarak kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ve fark ücret alacağının ıslah zamanaşımına uğradığının kabul edildiği, diğer talepler bakımından ise iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Anayasa Mahkemesi tarafından 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün iptal kararı ve gerekçesi ile emsal güncel kararlar değerlendirildiğinde verilen kararın açıkça hatalı olduğunun görüleceğini,
b. Daha sıkı ilişki içinde olan mevzuatın tespiti kamu düzenine ilişkin olduğundan buna yönelik değerlendirme yapılması gerektiğini,
c. İşçinin yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasının mevzuat kapsamında hatalı olduğunu, arabuluculuk ücreti ve işçinin tüm yargılama giderlerinin iadesi gerektiğini,
d. Dosya kapsamında rapor düzenleyen bilirkişilerin Rus iş hukuku kapsamında uzmanlığının bulunmadığını ileri sürmüştür.
2. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;
a. Yargılama konusu davada müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini,
b. Davacının talep ettiği tüm alacakların zamanaşımına uğradığını,
c. Hesaplamalara dayanak teşkil eden ücretin hatalı belirlendiğini,
d. Davacı lehine kıdem tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
e. Davacının hafta tatillerinde çalışmadığını, fark fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücretinin hesaplanmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu,
f. Davacının yıllık izin ücreti alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür.
g. Tanıkların davacı ile menfaat birliği içerisinde olduğunu, beyanlarına itibar edilemeyeceğini,
h. Tanık beyanlarına göre yapılan hesaplamalardan %30'dan aşağı olmamak üzere indirim yapılması gerektiğini ileri sürmüştür
3. Davalı ... Şirketi vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davacının ücretinin miktarı, talep ettiği tazminat ve alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ile alacakların hesaplanması ve faize ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı ve davalı ... Şirketi vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2. Taraflar arasında, hükmedilen dava konusu alacaklara işletilecek faizin başlangıç tarihi uyuşmazlık konusudur.
Muacceliyet en yalın anlatımıyla, ödeme zamanının gelmiş olmasıdır. Borcun ifası için bir vade öngörülmüşse kural olarak bu vadenin gelmesiyle muacceliyet oluşur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.10.2012 tarihli ve 2012/7-502 Esas, 2012/707 Karar sayılı kararı).
Alacağın muaccel hâle gelmesi ile borçlunun temerrüde düşmesi farklı kavramlardır. Temerrüt alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hâle gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Bununla birlikte borcun ifâ edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle ifa gününü belirlemişse, bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşmüş olur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.11.2023 tarihli ve 2022/3-1269 Esas, 2023/1106 Karar sayılı kararı).
Diğer yandan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 99. maddesine göre, Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.
Öğretide 6098 sayılı Kanun'un 99. maddesinde geçen “vade tarihi” ifadesinin, borcun muaccel olacağı tarihi ifade ettiği, "ödeme gününde ödenmemesi" ifadesinden anlaşılması gerekenin de vade (muacceliyet) tarihi olduğu belirtilmektedir. Buna göre temerrüdün oluşması için ihtara gerek olmayan hâllerde; muacceliyet ile temerrüt, diğer koşullar da oluşmuşsa aynı anda doğar. Fakat temerrüt için ihtara gerek olan, ancak henüz ihtar olmadığı için temerrüdün oluşmadığı hâllerde, muacceliyet tarihi ile temerrüdün doğumu farklı tarihlerde gerçekleşmektedir (Serkan Ayan, "Yabancı Para Borçlarının İfası" https://dergipark.org.tr/tr/download/article-fil e/... 1, [Erişim Tarihi: 06.01.2025], s.511-570).
6098 sayılı Kanun'un 99. maddesi yabancı para borcunun ifasına yönelik olup yabancı para borcuna hükmedilecek faizin başlangıç tarihine ilişkin değildir. Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a hükmünde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hâllerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalara ve dosya kapsamına göre somut olayda; Mahkemece; hüküm altına alınan kıdem tazminatı yönünden hem fesih tarih tarihinden hem de vade (muacceliyet) tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması, hüküm altına alınan diğer alacaklar yönünden ise hem dava tarihinden hem de vade (muacceliyet) tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması infazda tereddüte yol açacak mahiyette olduğundan hatalıdır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı ... Şirketi Temyizi Yönünden
Davalı ... Şikreti vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
B. Davacı ve Davalı ... Şirketi Temyizi Yönünden
1. Davacı ve Davalı ... Şirketinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. Davacı ve davalı ... Şirketinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1), (2), (3) (4), (5) ve (6) numaralı bentlerinde yer alan "vade tarihinden fiilî ödeme tarihine kadar" ibaresinin hükümden çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.