SoorglaÜcretsiz Dene

Yargıtay yargitay 2025/6898 E. 2025/9638 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/6898

Karar No

2025/9638

Karar Tarihi

8 Aralık 2025

9. Hukuk Dairesi 2025/6898 E. , 2025/9638 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1262 E., 2025/1680 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/585 E., 2025/63 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait yurt dışı şantiyelerinde 13.07.2015-09.07.2016 tarihleri arasında sıva ve boya ustası olarak aralıksız şekilde çalıştığını, davalı tarafından haksız olarak işten çıkarıldığını, son ücretinin net 2.000,00 Amerikan doları (USD) olduğunu, ücretin bir kısmının bankadan, bir kısmının elden ödendiğini, barınma ve üç öğün yemeğin işverence karşılandığını, ulusal bayram ve genel tatil günleri dâhil haftanın 7 günü çalıştığını, fazla çalışma yaptığını, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının, 13.07.2015-09.07.2016 tarihleri arasında Ruanda'da davalıya ait şantiyede çalıştığını, davacının belirli süreli iş sözleşmesinin belirlenen sürenin hitamında sona erdiğini, zira yapılan inşaat faaliyetinin dönemlik olduğunu, davacının ihbar tazminatına hak kazanmadığını, işyerinde vardiyalı çalışma yapıldığını, davacının fazla çalışma yapmadığını, davacıya her ay değişen saatlerdeki çalışması için ücret ödenip fazla çalışma yaptığı zamanlarda karşılığı ücretlerin ihtirazı kayıtsız imzalı bordroda tahakkuk ettirilerek banka kanalıyla ödendiğini, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatillerinde çalışılmadığını, nadiren çalışma yapılmış ise karşılığının ödendiğini, davacının ücretinin ihtirazı kayıtsız imzalı bordrolardaki miktar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.10.2024 tarihli kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının 13.12.2024 tarihinde cevap dilekçesini ıslah ederek taraflar arasındaki anlaşmazlığa yabancı hukukun uygulanması yönünde itirazda bulunduğu, cevap dilekçesinde yabancı hukukun uygulanmasına dair itiraz ileri sürülmediği, bununla birlikte ön inceleme aşamasına kadar tarafların anlaşmazlığa uygulanacak hukuk konusunda bir anlaşmaya vardıklarının da tespit edilemediği, davalının ıslah yoluyla yabancı hukuk itirazı ileri sürmüşse de ıslahla ileri sürülen itirazın kabul edilmediği, kaldırma kararı sonrası davalının yaptığı avans ödemelerinin yapıldığı banka bilgisinin taraflardan sorulduğu, bu hususta herhangi bir bildirim bulunmadığı, dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, yabancı dilde düzenlenen makbuzlar gereği maaş avansları mahsup edilmeksizin yapılan hesaplamanın hükme esas alındığı, karşılığı ödenmeyen ücret alacaklarının bulunduğu, fazla çalışma ücretinin tanıkla ispatlandığı dikkate alınarak %35 oranında indirim uygulandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince davalının cevap dilekçesinin ıslahı ile ileri sürülen yabancı hukukun uygulanmasına ilişkin itirazı reddetmesinin usul ve kanuna uygun olduğu, somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı, dosyaya sunulan işyeri kayıtlarından iş sözleşmesinin iş bitimi nedeni ile sona erdiği anlaşılmakla davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, dosya kapsamına göre davacının aylık ücret miktarına ilişkin iddiasını ispatladığı, davacının günlük 3 saatten fazla çalışma yaptığını, hafta tatili izni kullanmadan çalıştığını, dinî bayramların bir günü dışında çalışmasını sürdürdüğünü ispatladığı, kaldırma kararı üzerine yapılan yargılamada, davalı yanca dosyaya sunulan “... ” başlıklı, tamamen yabancı dilde düzenlenen maaş avanslarının banka kayıtları ile ödendiği davalı tarafından ispat edilemediğinden hesaplamalarda hata görülmediği, taraflar arasında imzalanan 13.07.2015 tarihli belirli süreli iş sözleşmesi ile yıllık 270 saate kadar yapılan fazla çalışmaların aylık ücrete dâhil olduğu düzenlenmiş ise de bu sözleşmeden daha sonra 21.07.2015 tarihinde imzalanan iş sözleşmesinde fazla çalışma ücretinin temel ücrete dâhil olduğuna dair herhangi bir düzenleme yapılmadığı, dosyada mevcut iş sözleşmelerinin farklı hükümler içerdiği görülmekle, İlk Derece Mahkemesince işçi lehine olan ve taraflar arasında son olarak imzalanan İŞKUR sözleşmelerine itibar edilerek ve fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olmadığı kabul edilerek sonuca gidilmesinde hata görülmediği, hüküm fıkrasındaki faiz tür ve başlangıç tarihlerinin yerinde olduğu, uygulanan indirim oranının makul olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde:
1. Cevap dilekçesinin ıslahı gözetilmeden Türk hukukuna göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
2. Davacı imzalı avans ödeme belgelerinin fazla çalışma ücretinden mahsubu gerekirken, bu ödemelerin banka kaydı ile doğrulanmadığı gerekçesiyle mahsup edilmemesinin hatalı olduğunu,
3. Ücret tespitinin hatalı olduğunu, giydirilmiş ücrete eklenen 150,00 USD'nin fazla olduğunu,
4. Davacının aylık ücretine 270 saatlik fazla çalışma ücretinin dâhil olmasına rağmen bunun gözetilmediğini,
5. Davada bir davacı tanığı dinlenmiş olup tanığın işverene karşı davası bulunduğundan beyanına itibar edilemeyeceğini,
6. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin hatalı hesaplandığını, fazla çalışma ücreti hesabında talebin aşıldığını, ayda dört hafta tatili gününde çalışıldığı kabulünün isabetsiz olduğunu,
7. Ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili hesaplamasında, bazı dinî ve millî bayramlar da pazar gününe denk geldiğinden, bu ulusal bayram ve genel tatil ücret hesaplarının hafta tatilinden mahsubu gerektiğini,
8. Davacının belirli süreli iş sözleşmesiyle çalıştığını, iş bitimi nedeniyle iş ilişkisi sona erdiğinden ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, faiz türü ve başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, ücret miktarı, davacı tanığının husumetli olup olmadığı, dava konusu işçilik alacaklarının ispatı ve hesap yöntemi ile faiz türü ve başlangıç tarihi hususlarına ilişkindir.
1. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Aynı ispat kuralları hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmalar için de geçerlidir.
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili dava dilekçesinde, haftanın 7 günü boyunca sabah saat 07.30'da işe başlayıp akşam 18.00'e kadar çalıştığını, iş yoğunluğuna göre 18.00'den aşağı olmamak üzere gece 21.00'e kadar da çalışması olduğunu, hafta tatili izninin kullandırılmadığını, ayrıca davacının hafta tatillerinde çalışmasının günlük 7,5 saati aşan kısmının fazla çalışma ücretinde hesaplanması gerektiğini ileri sürmüş, iddiasını ispat amacıyla tanık deliline dayanmıştır. Dosyada dinlenen davacı tanığı ... . "...Ben davacı ile bir yıl aynı iş yerinde çalıştım. Davacı 2015 temmuz gibi işe girdi 2016 temmuzda iş bitimi nedeni ile işten çıkartıldı. Mesai 08.00-20.00 olurdu. Pazartesi, çarşamba, cuma günleri akşam saat 22.00-23.00 çalışırdık. Normalde 15 günde bir pazar günü iznimiz olması gerekirdi fakat pazar günleri de normal mesai olarak çalışırdık. Milli bayramlarda çalışırdık. Dini bayramların 1. Günü çalışmazdık. ..." şeklinde, davalı tanığı ... . ise "...Ben davalı iş yerinde Nisan 2018 tarihinden bu yana idari işler bölümünde ...'da çalışırım, davacıyı tanımam. Davacının ücretini, ödeme şeklini, çalıştığı yeri, çalışma düzenini bilmem.Davalının tüm işyerlerinde standart bir çalışma saati vardır. Fazladan çalışma yaptırılırsa bordroya yansıtılır ve ödenir. Ruanda'daki çalışmaları bilemem. ..." şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tanık beyanından hareketle davacının günde 3 saat, haftada ise 7 gün çalıştığı, buna göre haftalık 21 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Ne var ki belirtilen hesap yöntemi hem davacının iddiası hem de davacı tanığının beyanı ile örtüşmediği gibi davacının talebi de aşılmıştır.
Şu hâlde davacının haftada 4 gün (Pazar günü dâhil) 08.00-18.00 saatleri arasında 1 saat ara dinlenmesi kullanarak, 3 gün ise 08.00-21.00 saatleri arasında 1,5 saat ara dinlenmesi kullanarak çalıştığı, hafta tatili günlerinde 7,5 saati aşan kısmın da eklenmesiyle haftalık 18 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılması yerine hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
4. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 5/1-(g) hükmü; "(Ek: 17/4/2008-5754/3 md.) Ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır ve bunlar hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanır. Bu sigortalıların uzun vadeli sigorta kollarına tâbi olmak istemeleri hâlinde, 50 nci maddenin ikinci fıkrasındaki Türkiye’de yasal olarak ikamet etme şartı ile aynı fıkranın (a) bendinde belirtilen şartlar aranmaksızın haklarında isteğe bağlı sigorta hükümleri uygulanır. Bu kapsamda, isteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlananlardan ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmaz.(Ek cümle: 13/2/2011-6111/24 md.) Bu bent kapsamında yurt dışındaki işyerlerinde çalışan sigortalıların, bu sürede ödedikleri isteğe bağlı sigorta primleri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık sayılır." şeklindedir.
Davacının net ücretinin brüt ücrete çevrilmesi hesabında yapılacak kesintilerin ne olması gerektiği hususu bir diğer uyuşmazlık konusudur. Ülkemiz ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerinden isteğe bağlı sigortalılık talebinde bulunanlardan Türkiye’de ikamet şartı aranmamaktadır. Yukarıda yer verilen 5510 sayılı Kanun'un 5/1-(g) hükmü gereğince, 2008 yılı Ekim ayı başından itibaren Ülkemiz ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanacaktır. Bu husus gözetilmeden davacı işçinin yurt içinde çalışan işçiler gibi, brüt ücretinin tespit edilmesi hatalı olmuştur.
Şu hâlde davacının ücreti brütleştirilirken Ülkemiz ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan bir ülkede çalıştığı dikkate alınarak, dosya kapsamından tespit edilen net 2.000,00 USD ücretine 5510 sayılı Kanun'un 5/1-(g) hükmü gereğince %5 genel sağlık primi eklenmek sureti ile sonuca gidilmelidir. Bu şekilde belirlenen brüt ücretine işverence sağlanan sosyal haklar da eklenerek giydirilmiş brüt ücret belirlenmelidir. Belirtilen husus gözetilmeden karar verilmesi de isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim