SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/6817

Karar No

2025/9962

Karar Tarihi

16 Aralık 2025

9. Hukuk Dairesi 2025/6817 E. , 2025/9962 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1814 E., 2025/1400 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 28. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/686 E., 2021/847 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davalı ... Belediyesi Başkanlığı (Belediye) vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.12.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı vekili Avukat Berna Keyman ile davalı ... vekili Avukat ... ve davalı ... (...) vekili Avukat ... duruşmaya katıldılar.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... bünyesinde dava dışı ... sigortalısı olarak çalıştığını, davalı ... ile dava dışı Şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı işleme dayandığı hususunun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişlerince dava dışı Şirket bünyesinde yapılan teftiş sonucunda düzenlenen 07.07.2014 tarihli ve 4687 sayılı muvazaa raporunda tespit edildiğini, davalının raporun iptali için İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesinin 2014/468 Esas sayılı dosyasında açtığı davada Bakanlığın tespit raporunun yerinde olduğunun tespiti ile davanın reddedildiğini, kesinleşmiş muvazaa olgusu nedeniyle müvekkilinin başlangıçtan itibaren davalı ... işçisi sayılarak geçmişe dönük ücret ve alacaklarının belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek ücret farkı, ikramiye, prim farkı, mali nitelikteki sosyal haklar (yol yardımı, eğitim yardımı vs.), fazla çalışma ücreti farkı alacakları ile ayrımcılık tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının davalı Şirket çalışanı olduğunu, müvekkili Belediye ile diğer davalı Şirket arasındaki ihalelerin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na (4734 sayılı Kanun) uygun şekilde yapıldığını ve ihale konusu işler 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun (5393 sayılı Kanun) 67. maddesinde sayılan işlerden olduğundan bu işlerin üçüncü kişilere gördürülmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, dava dilekçesinde bahsi geçen muvazaa tespit raporunun iptaline ilişkin davanın da kesinleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirket ile davalı ... arasındaki alt işveren asıl işveren ilişkisinin muvazaalı olmadığını, ihalelerin 4734 sayılı Kanun ve 5393 sayılı Kanun hükümlerine uygun şekilde gerçekleştirildiğini, davacının hak kazanıp da ödenmeyen herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar Belediye ile ... arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığının kesinleşen Mahkeme kararı ile sabit olduğu ve davacının başlangıçtan itibaren Belediye işçisi sayılması gerektiği ve davacının sendika üyesi olması sebebiyle Belediye bünyesindeki toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandırılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar arasındaki 01.01.2013-30.06.2014 yürürlük süreli hizmet alım sözleşmesinin muvazaaya dayandığının kesinleşen Mahkeme kararı ile sabit olduğu; ancak 11.09.2014 tarihli ve 29116 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun (6552 sayılı Kanun) ile 4734 sayılı Kanun'un 62/1-(e) hükmü ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun (4735 sayılı Kanun) 8. maddesinde yapılan değişikliklerle personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmelerinin yapılabilmesine imkân tanındığından davacının 11.09.2014 tarihine kadar muvazaalı çalıştığının kabulü gerektiği gerekçesiyle kapsama alınan ek bilirkişi raporu doğrultusunda İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu temyiz dilekçesinde; 11.09.2014 tarihi ile dava tarihi olan 11.11.2015 tarihleri arasındaki alacak haklarına isabet eden ve İlk Derece Mahkemesi kararında kabul edilen bir kısım alacaklarının reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
a. Emsal dosyalarda davanın reddi yönünde karar verildiğini,
b. 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (696 sayılı KHK) 1 26... . maddeleri uyarınca alt işveren işçileri kadroya geçirildiğinden muvazaa kavramından söz etmenin mümkün olmadığını, işçilerin bu dönem için 696 sayılı KHK kapsamında haklarından feragat ettiklerini,
c. Davacının sendika üyeliğinin sadece ...’ye bildirilmesinin yeterli olmadığını, Belediyeye bildirilmesi gerektiğini,
d. Davacının davasının kısmi dava niteliğinde olduğunu, ücret alacaklarına ilişkin taleplerinin zamanaşımına uğradığını,
e. Davacı tanıklarının davalı aleyhine derdest davaları bulunduğundan beyanlarına itibar etmenin mümkün olmadığını,
f. Toplu iş sözleşmesinin bulunduğu hâllerde muvazaadan söz edilemeyeceğini, davacının ... işçisi olarak da yıllarca kendi işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandığını,
g. Yemek ücreti kabulünün hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
3. Davalı Şirket vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini,
b. Sendika üyesi olmayan ve üyeliği davalı Belediyeye bildirilmeyen davacının ... Belediyesinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanmasının mümkün olmadığını,
c. Muvazaa kabulünün hatalı olduğunu, muvazaa tespitinin 01.01.2013-30.06.2014 tarihleri arasını kapsamasına rağmen bu tarihi aşacak şekilde fark alacakların hesaplanmasının isabetli olmadığını,
d. Hesaplamalar emsal çalışan olduğu iddia edilen ... 'nın ücreti dikkate alınarak yapılmış ise de ilgilinin farklı bir işi yapması nedeniyle davacıya emsal kabul edilemeyeceğini,
e. 696 sayılı KHK kapsamda istihdam edilen davacının çalışmaya başlamakla söz konusu haklardan feragat ettiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalının tarafı olduğu asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı, muvazaaya dayanıp dayanmadığı, bunun sonucu olarak da davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, hesaplara esas alınacak emsal ücretin belirlenmesine ve hesap konusu dönemin tespitine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 11.09.2014 tarihli ve 29116 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun ile 4734 sayılı Kanun'un 62/1-(e) hükmü ve 4735 sayılı Kanun'un 8. maddesinde yapılan değişikliklerle personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmelerinin yapılabilmesine imkân tanınmıştır. Bu nedenle düzenlemenin yürürlüğe girdiği 11.09.2014 tarihinden sonra asıl işveren alt işveren ilişkisinin, sırf işçi teminine dayalı olduğu gerekçesiyle geçersiz olduğunun kabulü mümkün değildir.
Diğer taraftan Dairemizin 05.12.2022 tarihli ve 2022/14769 Esas, 2022/16010 Karar sayılı kararı dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesince 30.06.2014 imza tarihli ve 01.07.2014-31.12.2016 yürürlük süreli "Her Türlü Personel Destek Hizmet Alım İşi" konulu (2014/55194 ihale No.lu) hizmet alım sözleşmesinin ve devamındaki hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olduğuna dair karar verildiği; ancak Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde sadece 11.09.2014 tarihinden önce yapılan 01.07.2014-31.12.2016 yürürlük süreli (2014/55194 ihale No.lu) hizmet alım sözleşmesindeki muvazaa kabulünün yerinde görüldüğü anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının hizmet döküm cetvelinden, müzekkere cevaplarından ve davacıya ait bordrolardan davacının da anılan hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştığı anlaşılmakla gerek Dairemizin 05.12.2022 tarihli ve 2022/14769 Esas, 2022/16010 Karar sayılı emsal kararı gerekse tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde 30.06.2014 imza tarihli ve 01.07.2014-31.12.2016 yürürlük süreli "Her Türlü Personel Destek Hizmet Alım İşi" konulu (2014/55194 ihale No.lu) hizmet alım sözleşmesi 11.09.2014 tarihinden önce imzalandığından ve yürürlük süresi dava tarihi itibarıyla henüz sona ermediğinden hüküm altına alınan alacakların dava tarihine kadar hesaplanması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. Diğer yandan Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda esas alınan emsal ücretin denetime elverişli olmadığı görülmektedir. Zira bilirkişi tarafından davalı tarafça sunulan emsal bordroların esas alındığı belirtilmiş ise de davalı ... tarafından dosyaya sunulan yazıda davacı ile aynı işi yapan davacıya emsal olabilecek kadrolu işçinin bulunmadığı belirtilmiştir.
Dosyaya Dev Sağlık-İş Sendikası tarafından 09.12.2019 tarihli yazı içeriği dikkate alındığında davacı dâhil bir kısım işçiler bakımından yıllık alınabilecek ücret miktarlarının belirtildiği ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda kabul edilen miktarların 2014 yılına kadar söz konusu miktarlar ile aynı olduğu anlaşılmaktadır. 2014 ve devamı bakımından ise hesaplamalara esas alınan ücretin Sendikanın sunduğu yazıdan da farklı mahiyette olduğu anlaşıldığından, bu dönem de denetime elverişli bulunmamaktadır. Buna göre hesaplamalara esas ücretin hangi ücret bordroları yahut hangi yazının esas alınarak kabul edildiği hususu denetime açık hâle getirilerek davacının kıdemi, işi, eğitim durumu vb. yönlerden emsal olup olmadığının ortaya konması gerekmektedir.
Eksik inceleme ile verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılara, davalılar yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim