Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/6802
2025/9966
16 Aralık 2025
9. Hukuk Dairesi 2025/6802 E. , 2025/9966 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3382 E., 2025/926 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/210 E., 2021/494 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.12.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Fonvarding Turkey Nakliyat AŞ'de (... AŞ) çalışmakta iken bu Şirketin Türkiye'den ayrılma kararı aldığını, bu Şirkette genel müdür yardımcısı ve satış direktörü olarak görev yapmakta olan davacı ve diğer eski yöneticilerin lojistik sektöründe güvenilir ve geniş müşteri portföylerini başarıyla yönetmiş kişiler olduklarından, kapanmasıyla açıkta kalan müşteriler ve eski çalışanlarının eski yöneticileri tarafından kurulacak yeni yapıda yer almak istediklerini, birçok lojistik devi firma ile görüşmeler yapıldığını, sonunda davalı Şirketin vaatleri neticesinde 2017 yılı Temmuz ayında davalı Şirket ile yeni bir ticari işbirliğine başlama karar verildiğini, bu işbirliği kapsamında davalı Şirket tarafından davacı ve diğer ... . AŞ eski yöneticileri tarafından ayrı bir şirket yapısı kurulmasının talep edildiğini, bu kapsamda davacı ve diğer ... . AŞ eski yöneticileri ... Lojistik Hizmetler ve Ticaret AŞ (... Lojistik AŞ) adında bir lojistik şirketi kurduklarını, davacının ... Lojistik AŞ'nin %30 oranında hissedarı olduğunu, bu şirkette münferit olarak şirketi temsil ve ilzama mezun olduğunu, ... Lojistik AŞ ve davalı Şirket arasında 5 yıl süreli Ticari İşbirliği ve Danışmanlık Tedarik Hizmet Sözleşmesi (... Danışmanlık Sözleşmesi) imzalanması ve bu kapsamda ... Lojistik AŞ tarafından verilecek ticari hizmetler neticesinde davalı Şirketin hava ve deniz taşımacılığı iş hacminin geliştirilmesi projesinin (... Projesi) tasarlandığını, ... Projesi kapsamında aralarında davacının da bulunduğu, tümü alanında uzman yaklaşık 86 çalışanın 2017 yılı Temmuz ayında davalı Şirket'te çalışmaya başladıklarını, bunu takiben aktif 1800 müşterinin hızlıca davalı Şirketin portföyüne eklendiğini, bu sayede davalı Şirketin çalışma hacmini, ekonomik kazancını ve sektördeki tanınırlığını artırdığını, bu kapsamda davacının 01.07.2017 tarihinde davalı nezdinde çalışmaya başladığını, davalı ile 5 yıl belirli süreli bir iş sözleşmesi imzalandığını, ... Lojistik AŞ'nin sahip olduğu müşteri portföyünün ve çalışma gücünün önemine ve ekonomik değerine binaen, davalının hazırlamış olduğu ... Danışmanlık Sözleşmesi ile ... Lojistik AŞ'ye sözleşmenin 2 yıl süre ile feshedilmemesi şartı ile 400.000,00 USD+KDV Ödeme yapmayı ve de ... Lojistik AŞ'nin davalı Şirket'teki performansına bağlı olarak yıllık 200.000,00 USD+KDV başarı primi uygulamasına tâbi tutmayı taahhüt ettiğini, davacının önceki çalıştığı işteki ücretinden çok az olmasına rağmen bu taahhütlere güvenerek sözleşme imzalamayı kabul ettiğini, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin 2. maddesinde de "İşveren ile ... Lojistik Hizmetler ve Ticaret A.Ş. arasında 01.07.2017 tarihinde imzalanan Ticari İIş Birliği ve Danışmanlık Hizmet Tedarik Sözleşmesi kapsamında istihdam edildiğinin" belirtildiğini, buna rağmen davalı Şirketin kötüniyetli olarak sözlü olarak anlaşılan konularda değişiklik yapmak isteyerek ... Danışmanlık Sözleşmesini altı ay geçmesine rağmen imzalamadığını, ... Projesinde çalışan işçileri işten çıkardığını, söz konusu anlaşmanın imzalanmamış olması nedeniyle davacının sektörde itibar kaybına uğradığını, davacının bu süre zarfında sektörde çalışamadığını ve isminin davalı tarafça kasıtlı olarak silindiğini, davacı ve ... Lojistik AŞ ortaklarından ...'nin 2018 bütçe çalışmalarına dâhil edilmediğini, davalı Şirketin bu tutumu açıkça 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 24/II-(a) bendinde belirtilen, "İşverenin, işçiyi iş sözleşmesinin yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı unsurlarından biri hakkında yanıltması" kapsamına girdiğini, bu sebeple davacının iş sözleşmesini 08.01.2018 tarihinde haklı nedenlerle feshettiğini, davalı Şirketin kendisine transfer olan davacı dâhil yaklaşık 86 çalışanı kendi çekirdek çalışanlarına dâhil etmediğini, adeta onları dışladığını, çalışmalarına engel olduğunu, böylelikle aynı şirket içerisinde ... Projesi çalışanlarına eşitlik ilkesine aykırı şekilde davranıldığını ileri sürerek davacının 54 aylık bakiye süre ücreti tutarında tazminat, davacının mahrum kaldığı tahsis bedeli ve bireysel emeklilik sistemi desteğinden mahrum kaldığını, eşit davranma ilkesine aykırı davranması sebebi ile 4 aylık ücreti tutarında ayrımcılık tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının daha önce genel müdür yardımcısı pozisyonunda çalıştığı ... AŞ'nin zarar ettiği için Türkiye pazarından çekildiğini, davacının kendisi gibi boşta kalan abisi ....'nin ... AŞ'nin tasfiyesi sonrasında kendisinin ve kardeşi olan davacı ile ayrıca 73 ... AŞ çalışanının istihdam edilmesi hâlinde davalı Şirketin bu durumdan çok büyük yarar ve kâr sağlayacağını taahhüt ettiğini, davacının hissedarı olduğu ... Lojistik AŞ ile ... Danışmanlık Sözleşmesi adı altında ayrı bir sözleşme yapma ihtiyacının taraflar arasında hasıl olduğunu, fakat davacının kötüniyetli davranışları ve haksız gelir elde etme çabaları sebebiyle bu anlaşmanın imzalanamadığını, davacının iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğunu, belirli süreli iş sözleşmesinden bahsedebilmek için sözleşmenin süreye bağlanmasının yanı sıra objektif koşulun da varlığının gerektiğini, davacının sözleşmesinde bu unsurun bulunmadığını, bu nedenle davacının bakiye süre ücretine hak kazanamayacağını, davacıyla yapılan sözleşme ile ... Lojistik AŞ arasında davacının eylemleri nedeniyle imzalanamayan sözleşme arasında bir bütünlük olmadığını, sözleşmenin geçerliliğinin hiçbir suretle diğer sözleşmenin akdedilmesine bağlanmadığını, ... Lojistik AŞ ile imzalanması planlanan sözleşmeye bağlı olarak davacıya iş sözleşmesinin esaslı şartlarından sayılacak tek bir vaat verilmediğini, davacının herhangi bir hakkının elinden alınmadığını, bu durumun davacıya ödenen ücrete ve ifâsı kararlaştırılan işin görülmesine tesiri olmadığını, ... Lojistik AŞ ile devam eden ticari ilişkinin müvekkili Şirket tarafından değil, davacının ve abisi ... .'nin cezai şarta ilişkin hükümleri kabul etmemesi, sürekli olarak sözleşmenin imza sürecini kötüniyetli olarak sürüncemede bırakması nedeniyle sonlandığını, müvekkili Şirketin tüm personellere pozisyonlarına ve unvanlarına göre hak ettikleri tüm haklarını eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, davacının dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi nedenlerden dolayı ayrımcılık yapıldığına dair bir iddiası bulunmadığından ayrımcılık tazminatına hak kazanamayacağını, davacının çalıştığı dönem boyunca ödenmeyen sigorta ve araç bedellerinin davacının kendi kusurundan kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki iş sözleşmesinin (II) ve (III) numaralı maddelerine göre taraflar arasında sözleşmenin 01.07.2017-01.07.2022 süreleri arasında yürürlükte olacağının kararlaştırıldığı ve davacının davalı ile ... Lojistik AŞ arasında 01.07.2017 tarihinde imzalanan "Ticari İşbirliği ve Danışmanlık Hizmet Tedarik Sözleşmesi" kapsamında istihdam edileceğinin belirtildiği, buna göre taraflar arasındaki sözleşmenin süresi belli olduğu gibi sözleşmenin dayandırıldığı objektif neden ve olgunun da mevcut olduğu, bu sebeplerle taraflar arasındaki sözleşmenin belirli süreli olduğunun kabulü gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin tanzim edildiği tarihte davalı Şirket ile dava dışı ... Lojistik AŞ arasında bir sözleşme bulunmadığı gibi davacının çalıştığı sürede de sözleşmenin imzalanmasının mümkün olamadığı, taraf beyanlarından davacının işe alınması sonrası yapılmak istenen şirketler arası sözleşmenin imzalanmasında anlaşmazlık oluştuğunun anlaşıldığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 408. maddesi ve davacının ... Lojistik AŞ ile yapılacak sözleşme kapsamında istihdam edileceği hususu ile ilgili sözleşmenin imzalanmayarak bir anlamda davacının sözleşmede kararlaştınlan işi yapma ihtimalinin ortadan kalktığı hususları dikkate alındığında davacının bu sürede çalışmasa dahi işverenin ücret ödeme yükümlülüğü bulunduğu, davacının aynı zamanda dava dışı ... Lojistik AŞ ortağı olduğu ve sektördeki konumunu kaybetme riski olduğu gözetildiğinde davacının iş sözleşmesini 4857 sayılı Kanun'un 24. maddesine göre haklı nedenle feshettiği veya 6098 sayılı Kanun'un 408. maddesi uyarınca somut olayda işverenin edimi kabulde temerrüdünün oluştuğu değerlendirilerek davacının bakiye süre ücreti tutarında tazminat alacağına hak kazandığı; bakiye süre ücretinin hesabında işçinin çıplak brüt ücretinin esas alınacağı, dolayısıyla davacının söz konusu dönem için araç tahsis ücreti ve diğer çalışmasına dayalı hakları talep etmesinin mümkün olamayacağı, diğer taraftan bireysel emeklilik sisteminde prim ödeme yükümlüsü davacı olup söz konusu bedel davacının ücretinden kesileceğinden davacının çalışmadığı dönem için bu yöndeki haklarını talep edemeyeceği gözetilerek yan haklara yönelik taleplerinin reddi gerektiği; 4857 sayılı Kanun'un 5/1 hükmünde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi sebeplere dayalı ayrım yasağı getirilmiş olup davacı tarafından davalı işverence bu ve benzeri sebeplere dayalı bir ayrım yapıldığı ileri sürülüp ispatlanmadığından ayrımcılık tazminatı talebine hak kazanılmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile yapılan ve dosya içerisinde bulunan iş sözleşmesinde sözleşmenin belirli süreli olduğunun belirtildiği, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 15.09.2020 tarihli ve 2016/22178 Esas, 2020/7846 Karar sayılı kararı dikkate alındığında davalı Şirketin iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğuna yönelik savunmasının geçersiz olduğu, ancak belirli süreli iş sözleşmesinde bakiye süre ücretinin istenebilmesi için 6098 sayılı Kanun'un 438. maddesinde iş sözleşmesinin işverence haksız feshinden bahsedildiği, dava dilekçesinde ise iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenlerle feshedildiğinin iddia edildiği dikkate alındığında davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkilinin davalı işveren ile aralarında kurulmuş belirli süreli iş sözleşmesi çerçevesinde fiilen çalıştığını, sözleşme süresi dolmadan sözleşmenin müvekkili tarafından 4857 sayılı Kanun'un 24. maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiğini,
2. İşverenin yükümlülüklerini yerine getirmemesinin işçinin çalışma koşullarını katlanılamaz hâle getirdiğini, işverenin davranışlarının dürüstlük kuralı ve objektif iyiniyet ilkeleri ile bağdaşmadığını, haklı nedenle fesih hâlinde işçinin 6098 sayılı Kanun'un 438/2 hükmü gereğince zararının tazmini gerektiğini,
3. Söz konusu sözleşme işverence yazılı olarak düzenlenmediğinden ve hukuken geçersiz biçimde yürütüldüğünden sözleşmenin belirsiz süreli sayılması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmenin türü ile işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshedip feshetmediği ve bunlara bağlı olarak davacının bakiye süreye ilişkin zararının tazmini gerekip gerekmediği hususuna ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Bölge Adliye Mahkemesince davacı ile yapılan ve dosya içerisinde bulunan iş sözleşmesinde sözleşmenin belirli süreli olduğunun belirtildiği, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 15.09.2020 tarihli ve 2016/22178 Esas, 2020/7846 Karar sayılı kararı dikkate alındığında davalı Şirketin iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğuna yönelik savunmasının geçersiz olduğu, ancak belirli süreli iş sözleşmesinde bakiye süre ücretinin istenebilmesi için 6098 sayılı Kanun'un 438. maddesinde iş sözleşmesinin işverence haksız feshinden bahsedildiği, dava dilekçesinde ise iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenlerle feshedildiğinin iddia edildiği dikkate alındığında davacının zararının tazminine ilişkin talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta iş sözleşmesinin belirli süreli olduğu ve işçi tarafından sonlandırıldığı uyuşmazlık dışıdır.
Bir olaya uygulanacak hukuk kuralının belirlenmesinde yetki, o davaya bakan hâkime aittir. Kanun, hâkime Türk hukukunu resen uygulama yetkisi tanıdığına göre belirli süreli iş sözleşmesini haklı nedenle fesheden işçinin bakiye süre ücreti olarak talep ettiği alacağın Kanun’un ilgili hükmü uyarınca tahsil edilebilme imkânı mevcut olduğu takdirde, anılan Kanun hükmü çerçevesinde değerlendirme yapıldıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinde tereddüt olmamalıdır.
6098 sayılı Kanun’un 437. maddesindeki “...sebep olduğu zararı, hizmet ilişkisine dayanan bütün haklar göz önüne tutularak, tamamen gidermekle yükümlüdür.” şeklindeki hüküm, aynı Kanun’un 438. maddesindeki “belirli süreli sözleşmelerde ise, sözleşme süresine uyulmaması durumunda, bu sürelere uyulmuş olsaydı kazanabileceği miktarı, tazminat olarak isteyebilir” hükmüne nazaran daha geniş bir tazmin sorumluluğunu düzenlemektedir. Hâl böyle olunca, belirli süreli iş sözleşmesini haklı nedenle fesheden işçinin sözleşme devam etseydi elde edeceği maddi menfaatin karşılığını bakiye süre ücreti adı altında talep edebilmesine kanuni bir engel bulunmamaktadır. Diğer taraftan buradaki talebin dayanağı 6098 sayılı Kanun’un 438. maddesi değil, 437. maddesi olduğundan bakiye süre ücreti olarak talep edilen tazminat 437. maddedeki esaslara göre belirlenerek hüküm altına alınmalıdır.
Şunu da belirtmek gerekir ki; iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle feshi hâlinde mahkemece, doğrudan 6098 sayılı Kanun'un 438. maddesine göre bakiye süre ücretinin tazminine karar verilemez. Kanun’un iki ayrı hükmü iki ayrı tazminatı öngörmekte olup tazminatın belirlenmesinde esas alınacak kriterler benzerlik gösterse de özellikle ispat ve tazminatın kapsamı bakımından ayniyet söz konusu değildir. Kanun’un 437. maddesindeki tazminat ya da mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde ifade edilen şekliyle muhik tazminat işçinin iş sözleşmesi feshedilmeseydi elde edeceği geliri de kapsayan bir tazminattır.
Bu açıdan bakıldığında Bölge Adliye Mahkemesince, davacının sözleşmenin kalan süresine ait ücret talebinin bu tazminat kapsamında değerlendirilmesi ve Kanun’un 437. maddesindeki esaslara göre bu tazminat miktarının takdir edilerek sonuca ulaşılması gerekirken belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Ancak taraflar arasındaki iş sözleşmesinin (II) numaralı bendinde; "İşveren ile ... Lojistik Hizmetler ve Ticaret A.Ş arasında 01.07.2017 tarihinde imzalanan "Ticari İşbirliği ve Danışmanlık Hizmet Tedarik Sözleşmesi" kapsamında istihdam edilen İşçinin Şirket bünyesinde üstlendiği işin adı İş Geliştirme ve Satış Direktörü olup tanımı, görev tanımı EK 2'de yapılmıştır." denmek suretiyle sözleşmenin objektif esaslı unsuru ... Lojistik AŞ ile imzalanacak olan ... Danışmanlık Sözleşmesi olarak belirlenmiştir. Davacının dava dilekçesindeki beyanı ile de sabit olduğu üzere davacı taraf ... Lojistik AŞ'ye %30 pay ile ortak olup aynı zamanda Şirketi münferit olarak temsil ve ilzama mezundur. Davalı Şirket ile davacı arasındaki iş sözleşmesinin (II) numaralı bendinde belirtilen esaslı unsurun gerçekleşmemesi davacının da bilgisi ve ortağı olduğu Şirketin inisiyatifi ile gerçekleşmiştir. Ayrıca davalı Şirket ile davacı arasındaki sözleşme imzalandığı tarih itibarıyla davacının bünyesinde çalıştırılacağı ifade edilen ... Danışmanlık Sözleşmesinin yapılmadığı da davacı tarafça bilinmektedir. Dolayısıyla davacı tarafça yapılan fesih haksız nitelikte olup davanın reddi bu gerekçe ile yerinde olmuştur.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda ve özellikle yukarıda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.