Yargıtay yargitay 2025/6577 E. 2025/9404 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/6577
2025/9404
2 Aralık 2025
9. Hukuk Dairesi 2025/6577 E. , 2025/9404 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/361 E., 2025/2064 K.
DAVA TARİHİ : 13.12.2022
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 39. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/774 E., 2024/540 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
Davacı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.12.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile davalı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... duruşmaya geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının Almanya'da alt işveren olarak üstlendiği proje işinde 18.06.2021-27.11.20 21... .03.2022-29.08.2022 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde feshedildiğini, ücreti net 2.812,50 Euro olmasına rağmen Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) eksik bildirimde bulunulduğunu, ücretlerin bir kısmının işverence belirlenen bir kişi hesabına yatırılmak suretiyle hileli işlemler ile işverence geri alındığını, dolayısıyla müvekkilinin eksik ödenen ücret alacağının bulunduğunu, müvekkilinin normal çalışma saatleri 07.00-18.00 olmasına rağmen haftanın en az dört günü 23.00'e kadar çalıştırıldığını, ayda iki hafta tatili ile dinî bayramların ilk günü hariç çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmaların karşılığının ödenmediğini savunarak ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirketin Alman Federal Cumhuriyeti (AFC) ile Türkiye Cumhuriyeti arasından imzalanan 18.11.1991 tarihli Türk Firmaları İşçilerinin İstisna Akdi Çerçevesinde İstihdamına İlişkin Anlaşma kapsamında AFC'de Ed. ... AG Şirketi ile imzalamış olduğu 12.04.2021-07.10.2021 dönemi (süre uzatımı ile 05.12.2021 tarihine uzatılan Los 1) ve 03.03.2022-31.08.2022 (Los 3) dönemini içeren iki adet İstisna Akdi'ne istinaden Türkiye'den işçi götürdüğünü, işçilerin istihdamının bu şekilde sağlandığını, davacının da belirtilen tarihler arasında belirli süreli iş sözleşmesi ile istihdam edildiğini, işçilerin çalışma ve oturma izinlerinin dahi bu tarihlere göre belirlendiğini, taraflar arasındaki iş sözleşmesi hükümlerine göre de uyuşmazlığa mutad işyeri olan AFC hukukunun uygulanması gerektiğini, davacının ücretinin taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde saatlik ücret olduğunu, AFC mevzuatı hükümlerine göre aralık-mart döneminde haftalık 38 saat, nisan-kasım döneminde haftalık 41 saat karşılığı aylık ödeme yapıldığını, çalışılan saate göre ödeme yapıldığından fazla çalışma yapılan aylarda daha yüksek ücret ödenmesinin söz konusu olduğunu, ücret kesintisi iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bu konuda herhangi bir işçiye başka bir kişi hesabına para aktarılması yönünde talimat verilmediğini, genel olarak davacı ve tüm tüm çalışanların hafta içi 5 gün, günde 11 saat (1 saat ara dinlenme olmak üzere günlük en fazla 10 saat), cumartesi günleri değişken saatlerde çalıştıklarını, işyerinde işin durumuna ve kişinin mazeretine göre farklı çalışma saatlerinin de bulunduğunu, müvekkili Şirket tarafından fazla çalışma saatlerinin AFC mevzuatına göre %25 zamlı ödemesi gereken kısmının ödenmediği kabulde olmakla birlikte başkaca hak kazanıp da ödenmeyen fazla çalışma ücreti alacağının bulunmadığını; ayrıca davacının AFC ve Bavyera mevzuatlarında belirlenen ulusal bayram ve tatil günlerinde herhangi bir çalışması bulunmadığını, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde dinî bayramların birinci günlerinde işçinin çalıştırılamayacağı düzenlenmiş olup davacı sadece çalışma yaptığı dönemlere denk gelen dinî bayramların birinci günlerinde çalıştığından davacının bu çalışmalarına karşılık olarak da normal saatlik ücretlerinin ödendiğini, AFC mevzuatı ve taraflar arasındaki iş sözleşmesinde zamlı ücret ödemesine ilişkin düzenleme bulunmadığını, çalışma alanı ... Parkı olup bu park pazar günleri halka açık olduğundan pazar günleri çalışma yapılmasının mümkün olmadığını, AFC mevzuatı ve taraflar arasındaki iş sözleşmesi hükümlerine göre pazar gününün ücretsiz tatil olduğunu, davacının söz konusu alacak talebinin de haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı nezdinde 18.06.2021-27.11.20 21... .03.2022-31.08.2022 tarihleri arasında 5 ay 21 gün süre ile çalıştığı, davacının ilk dönem çalışmasında saatlik ücretinin 12,30 Euro, ikinci dönem çalışmasında ise 12,55 Euro olduğu, davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının işyerinde fazla çalışma yaptığını ispatlamış olmasına rağmen hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma olgusu ile ödenmeyen ücret alacaklarının bulunduğuna ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, AFC hükümlerine göre hesaplamaların yapıldığı bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti alacağının kabulüne; diğer taleplerin reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı Şirketin AFC'de bulunan işyeri dışında Türkiye'de çalışması olmadığı, dolayısı ile savunma ve mutad işyerinin Almanya olduğu gözetildiğinde, Yargıtay içtihatları uyarınca somut olaya Almanya Federal Cumhuriyeti iş mevzuatının uygulanmasının yerinde olduğu ve Anayasa Mahkemesince iptal edilen madde dikkate alındığında iptal kararının da sonuca etkisi bulunmadığı; davacının belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştığı savunulmuş ise de taraflar arasındaki sözleşmede süre sona ermeden taraflardan birinin feshi istemez ise sözleşmenin aynı süre için uzatılmış sayılacağı düzenlemesi yer aldığı gibi davacı ile birden fazla defa belirli süreli iş sözleşmesi yapıldığı ve davalı vekilinin sunduğu dilekçede yer alan duruşma tutanaklarındaki tanık beyanlarından işin sona ermediğinin anlaşıldığı, dosyadaki diğer bilgi ve belgeler de dikkate alındığında iş sözleşmesinin belirli süreli olmasını gerektirir objektif nedenlerin varlığının somut olarak ispatlanamadığı; taraflar arasındaki iş sözleşmesi, banka kayıtları ve avans ödemeleri gözetildiğinde kabul edilen ücret miktarının somut olaya uygun olduğunun değerlendirildiği, davacı tarafça ücretin bir kısmının iade edildiği ileri sürülmüş ise de iade edildiği belirtilen kişinin davalı Şirket yetkilisi olmadığı gibi iddiaların da somut bir biçimde ispat edilemediği; dosyada yer alan puantaj kayıtlarında davacının imzasının bulunmadığı ve davacı tarafça içeriğinin kabul edilmediği, davalının alt işverenliğini yaptığı dava dışı Şirket tarafından sunulan ve çalışma saatlerini gösteren belgenin e-posta yazışmasından ibaret olduğu ve herhangi bir resmî kurum ve kuruluş onay veya kabulü de içermediği dikkate alındığında çalışma saatleri bakımından söz konusu yazıya itibar edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı ile menfaat birliği içinde olmayan davacı tanığının beyanlarına istinaden çalışma düzeninin tespiti ile alacakların buna göre yazılı şekilde değerlendirilmesinin yerinde olduğu, ceza dosyasındaki yargılamanın devam ettiği ve bu aşamada muaccel bir alacak söz konusu olmadığından takas ve mahsup taleplerinin de dikkate alınmamasının isabetli olduğu; sonuç olarak İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Taraflar arasındaki iş ilişkisine daha sıkı ilişkili hukuk olan Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
b. Ücret miktarının hatalı belirlendiğini,
c. Aynı ekipte çalışan işçilerin tümünün ücretin ödendiği gün veya takip eden ilk iş gününde üçüncü kişiye ödeme yapmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, söz konusu üçüncü kişinin Şirket ile ilişkisinin bulunduğunun Whatsapp yazışmaları ile sabit olduğunu; ayrıca davalı Şirketin yetkilisi ...'nin tarafı bulunduğu Çorum 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/553 Esas sayılı dosyasının 14.11.2023 tarihli duruşma beyanında işçilere avans hâlinde ödeme yapıldığı, arta kalması hâlinde iade alındığının beyan edildiğini, söz konusu ikrarın kesin delil olduğunu, buna göre davalının yurt dışına gitmeden önce işçilere avans verdiğini ispat etmesi gerektiğini, ancak davalı tarafça bu hususun sürekli inkâr edildiğini, ücret kesintisinden kaynaklı ücret alacaklarının kabulü gerektiğini,
d. Her ne kadar tanık M.E'nin beyanına davalıya karşı davası bulunduğu gerekçesi ile itibar edilmemiş ise de, tanığın ceza davasının bulunduğu, işçilik alacaklarına ilişkin herhangi bir davası bulunmaması sebebiyle davacı ile menfaat birliğinden söz edilemeyeceğini, söz konusu tanık beyanlarının fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacakları bakımından dikkate alınmamasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının saat ücret karşılığı göz ardı edilmek suretiyle fazla çalışma ücreti alacağı hesabında maddi hata yapıldığını,
b. Tanıklardan birinin davalı ile aralarındaki ceza dosyasında sanık sıfatını haiz olması, diğerinin ise ihtilafsız tanık koşulunu sağlamak için henüz dava açmamış olması ve seri nitelikteki değişik mahkemelerde farklı farklı çelişik ifadeler vermesi sebebiyle beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, hesaplamaların puantajlara göre yapılması gerektiğini,
c. Taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olması sebebiyle ihbar tazminatının reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, davacının aylık ücretinin miktarı, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin niteliği, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile ücret kesintisi alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile davalı tarafça sunulan takas mahsup def'inin dikkate alınıp alınmayacağına ilişkindir.
1. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta; davacının 18.06.2021-27.11.20 21... .03.2022-31.08.2022 tarihleri arasında Almanya'da çalıştığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Talep konusu alacaklar bakımından taraflar arasında her iki dönem için ayrı ayrı imzalanan İŞKUR onayını içerir "Almanya Federal Cumhuriyeti'ne İstisna Aksi Çerçevesinde Gidecek İşçiler İçin İş Sözleşmesi" başlıklı bireysel iş sözleşmesi hükümleri incelendiğinde; "Çalışma Süresi ve Fazla Çalışma" başlıklı 8. maddesinde "Haftalık iş süresi ve fazla çalışma AFC'deki iş mevzuatına göre belirlenir." hükmünün yer aldığı; "Hafta Tatili ve Diğer Tatiller" başlıklı 9. maddesinde "Pazar ücretsiz hafta tatili günüdür. Hafta tatili ile Şeker ve Kurban Bayramının ilk günü, AFC'nin dinî ve diğer resmi resmi ve bayram günlerinde işçi çalıştırılamaz. Ancak, izin alınmak koşuluyla çalıştırılabilir. İşveren gerektiğinde hafta sonu tatilini başka bir güne almaya yetkilidir." düzenlemesinin yer aldığı; "İş Düzeni ve Disiplini" başlıklı 11. maddesinde "İşçi, işyeri/işantiye yetkililerince çalışacağı ülkenin saat ayarına göre belirlenecek iş saatleri ve çalışma araları ile işin vardiya halinde belirlenen usul ve esaslarına uymayı; ayrıca, taraflar iş düzeni ve iş disiplini ile ilgili yerel mevzuata aykırı davranışta bulunmamayı kabul eder. Taraflar, Alman mevzuatına aykırı hareket edemez." düzenlemesinin yer aldığı; sözleşmenin 18. maddesinin ise "Anlaşmazlık Halinde Uygulanacak Mevzuat ve Yetkili Makamlar" başlığını haiz olup "İşçi ve işveren arasındaki sözleşmenin uygulanmasında doğacak anlaşmazlıklar ile diğer ihtilafların giderilmesinde işverenin Türkiye'deki ikametgâhının veya şirket merkezinin bulunduğu şehrin mahkemeleri ile icra daireleri yetkilidir. Sözleşme maddelerinde, çalışılan ülke mevzuatının geçeli olduğunun belirtildiği hususlardaki ihtilafların çözümünde öncelikle çalışılan ülke mevzuatı, çalışılan ülkede konuya ilişkin düzenleme bulunmaması halinde Türk mevzuatı uygulanacaktır." düzenlemesini içerdiği anlaşılmaktadır.
Sözleşmelerin maddelerinin incelenmesinde, sözleşmenin sona ermesi/feshi hâline ilişkin özel bir düzenlemenin bulunmadığı; yalnızca "Sözleşmenin Süresi" başlıklı 5. maddesinde iş sözleşmesinin belirtilen tarihler arasında geçerli olduğu, işverenin iş sözleşmesini haklı bir nedenle ve bunu yazılı olarak işçiye bildirmek kaydıyla feshedebileceği, sözleşmenin süresi sona ermeden taraflardan biri feshi istemez ise sözleşmenin aynı süre için uzatılmış sayılacağının kararlaştırıldığı görülmektedir. Yine sözleşmelerin 7. maddesinde de deneme süresinde iş sözleşmesinin feshine ilişkin özel bir kısım düzenlemeler yer almaktadır.
Görüldüğü üzere belirtilen yurt dışı iş sözleşmelerinde sözleşmenin sona ermesinde uygulanacak hukuka dair özel düzenleme bulunmaması sebebiyle tarafların yalnızca bir kısım işçilik alacakları yönünden kısmi hukuk seçiminde bulunduklarının kabulü gerekmektedir. Buna göre davacının ihbar tazminatı dışındaki diğer alacakları bakımından AFC mevzuatının uygulanması yerinde ise de tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları dikkate alındığında kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta; tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin SGK primlerinin Türkiye'den bildirilmesi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yerin Türkiye olması gibi hususlar dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan ihbar tazminatı bakımından daha sıkı ilişkili hukuk olan Türk hukukunun uygulanması gerekmektedir.
Diğer yandan, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin türünün belirlenmesi ve ihbar tazminatı talebinin buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamına davalı tarafça sunulan belgelere göre davalı Şirketin, Türkiye-Almanya İstisna Akdi kapsamında dava dışı ... AG ile yaptığı İstisna Akdi uyarınca Almanya'nın Münih şehrinde ... AG tarafından inşa edilen ... isimli spor salonunun kaba inşaat (kalıp, beton ve duvar) işini üstlendiği, davacının da bu iş kapsamında birden fazla belirli süreli iş sözleşmesi ile davalı nezdinde çalıştığı sabittir. Yine taraflar arasındaki iş sözleşmesinin süresi, davacının çalışma süresi, davalı Şirket ile dava dışı ... AG ile yapılan sözleşmelerin (Los 1 ve Los 3) süresi, davalı tarafça sunulan Almanya Çalışma Bakanlığı proje onayları dikkate alındığında davacının davalı tarafça belirlenen projelerde belirli süreler ile sınırlı istihdam edildiği sabit olup taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli kabul edilmesi gerekmektedir. Davacının iş sözleşmesinin de belirlenen sürelerin sona ermesi nedeni ile sonlandığı anlaşılmakla ihbar tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. Somut uyuşmazlıkta; fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bakımından taraflar arasındaki iş sözleşmesi hükümlerine AFC mevzuatının uygulanması yerinde olmuştur. Dosya kapsamında yer alan puantajlar imzasız olup İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, fazla çalışma ücreti alacağı davacı tanığı .... beyanı uyarınca davacının haftanın 3 günü 07.00-18.00 saatleri arasında, haftanın iki günü 07.00-21.00 saatleri arasında, haftanın bir günü ise 07.00-16.00 saatleri arasında çalıştığının kabulü ile haftalık 61,5 saat fazla çalışma yaptığı; yaz döneminde haftalık çalışma saati 41 saat olduğundan davacının haftalık 20,5 saat; kış döneminde ise haftalık çalışma saati 38 saat olduğundan 23,5 saat fazla çalışması bulunduğunun kabulü ile hesaplanmıştır. Davacı tanığı ...'nin bir kısım dosyalarda kendisinin 18.00'den sonra mesaiye kalmadığını beyan ettiği, aynı yerde kalmaları sebebiyle ve servisle gidip geldiklerinden dolayı sarkan mesailerden haberdar olduğunu beyan ettiği hususu dikkate alındığında, saat 18.00'den sonra yapılan çalışmalara dair görgüye dayalı bilgisi olduğunun kabulü mümkün değildir. Davacı tanıklarının durumu (davacı tanığı .... bakımından ifade edilen şekilde olup diğer davacı tanığı M.E. bakımından ise dinlendiği tarihte hakkında düzenlenen iddianamenin varlığı, atılı suçun niteliği ve tarihi ile kesinleşmemekle birlikte ceza dava dosyasında hakkında verilen beraat kararının gerekçesi dikkate alındığında), davalı tanık beyanları, yapılan işin niteliği, işin yapıldığı yerin özellikleri ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının haftanın 5 günü 07.00-18.00; cumartesi günü ise 07.00-16.00 saatleri arasında çalıştığının kabulü ile fazla çalışma ücreti alacağının hesaplanması gerekmektedir. Ayrıca söz konusu hesaplama yapılırken, işverenin de kabulünde olduğu üzere AFC hükümleri uyarınca fazla çalışma ücreti alacağının %25 zamlı ücret üzerinden hesaplanması gerektiği hususu da ayrıca göz önünde bulundurulmalıdır.
4. Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık ise işveren tarafından davacının hesabına banka aracılığıyla yatırılan ücretinden bir kısmının geri alınması suretiyle kesinti yapılıp yapılmadığı ve buna bağlı olarak davacının bakiye ücret alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Davacı tarafça ücretlerin bir kısmının işverence belirlenen bir kişi hesabına yatırılmak suretiyle hileli işlemler ile işverence geri alındığı iddia edilmiş olup İlk Derece Mahkemesince davacının ücret kesintisine dayalı ücret alacağının talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise ücretlerin iade edildiği belirtilen kişinin davalı Şirket yetkilisi olmadığı gibi iddiaların da somut bir biçimde ispat edilemediği kabul edilmiştir. Davacı tarafça yargılama aşamasında ve temyiz dilekçesinde, davalı Şirketin yetkilisi ...'nin tarafı bulunduğu Çorum 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/553 Esas sayılı dosyasının 14.11.2023 tarihli duruşma beyanında işçilere avans hâlinde ödeme yapıldığı, arta kalması durumunda iade alındığının beyan edildiği, söz konusu ikrarın kesin delil olduğu, buna göre davalının yurt dışına gitmeden önce işçilere avans verdiğini ispat etmesi gerektiği, ancak davalı tarafça bu hususun sürekli inkâr edildiği, ücret kesintisinden kaynaklı ücret alacaklarının kabulü gerektiği ileri sürülmüştür.
Çorum 4. Asliye Ceza Mahkemesince Mahkemeye yazılan 20.09.2023 tarihli yazı içeriğinde 2023/553 Esasına kayıtlı ilgili dosyanın hâlen derdest olduğunun bildirildiği görülmüştür. Ancak davalı tarafça da temyiz dilekçesi içeriğinde söz konusu dosyanın karara çıktığının belirtilmesi üzerine UYAP ile oluşturulan elektronik ortamda yapılan sorgulamada, davalı işverene ait olduğu ileri sürülen paranın bir kısım işçilerce 05.09.2022 tarihinde hırsızlanması suçuna ilişkin yapılan yargılama sonucunda, 26.11.2024 tarihinde hüküm verildiği anlaşılmaktadır.
İlgili kararın gerekçesinde, Şirket yetkilisi olduğu ileri sürülen .... tarafından; "Katılan ... n'in 16/04/2024 tarihli alınan beyanında; 'Ben kesinlikle olay günü ...'yi arayıp ... . isimli bir çalışanını araca ihtiyacı olduğunu kendisine söylemedim, benim rent a car firmam vardır, böyle bir şeye de ihtiyacım yoktur, ben C'nin Samsun'da olduğunu dahi bilmiyordum, ben kendisinin Almanya dönüşünde İstanbul'da olduğunu biliyordum, kendisine de herhangi bir konum göndermedim, hırsızlanan para yaklaşık 74000 Euro civarı bir paraydı, bu para benim sahibi olduğum şirkete ait paradır, biz işçileri Almanya'ya göndermeden önce kendilerini sigortalı yapmak zorundayız, vize işlemleri sırasında iki ila beş ay arasında işçiler bizi beklemekteler, biz bu zaman diliminde mağdur olmamaları için kendilerine bazılarına elden bazılarına diğer işçiler aracılığıyla avans verdik, bazısına da banka yoluyla EFT yapmış olabiliriz, o gün hırsızlanan paralarda bu paralardır, ilk başka ... . ve ... . benimle son derece mahçup olmuş bir şekilde ılımlı konuşuyorlardı, ne zaman ki polis tarafından ... 'nin ismi şüpheli olarak dosyaya dahil edildi, o günden beri sanık ... . benim telefonlarıma çıkmadı ve tavırları tamamen değişti, sanık M'nin işçileri dışındaki hiçbir kimse de bana dava açmadı, birde .... dava açtı, olay gününde 4 sanığında son maaşları kendilerine verilmemiş olabilir, bunu tam olarak bilmiyorum, ancak şu an tüm alacakları ödendi, şikayetim devam etmektedir, zararım giderilmedi, suçta ... plaka sayılı araç şirketimize ait bir araçtır." şeklinde beyanda bulunulduğu belirtilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, söz konusu ceza dava dosyası kül hâlinde kapsama alınarak beyanda bulunan kişinin Şirket içerisindeki hukuki konumu da araştırılmak suretiyle işçilere bu nitelikte avans verip vermediğinin, çalınan paraların işverence işçilerden geri alındığı iddia edilen paralar olup olmadığının, tanık beyanları ve dosya kapsamındaki işçilere ait banka kayıtlarındaki açıklamalar dâhil deliller bir bütün olarak gözetilerek davacının ödenmeyen ücret alacağı bulunup bulunmadığının yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı tarafa, davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.