SoorglaÜcretsiz Dene

Yargıtay yargitay 2025/6401 E. 2025/9461 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/6401

Karar No

2025/9461

Karar Tarihi

3 Aralık 2025

9. Hukuk Dairesi 2025/6401 E. , 2025/9461 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/673 E., 2025/972 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 30. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/723 E., 2024/107 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Şirketin yurt dışındaki projelerinde 2007-2015 tarihleri arasında betoncu/sıvacı ekipbaşı olarak çalıştığını, son net aylık ücretinin 2.000,00 USD olduğunu, davacının gidiş-geliş, barınmasının sağlandığını, 3 öğün yemek verildiğini, davalı işveren tarafından iş sözleşmesi feshedilmiş olmasına rağmen kıdem ve ihbar tazminatı ile hak ve alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirket bünyesinde 27.12.2007-01.05.20 09... .04.2012-16.04.2015 tarihleri arasında çalıştığını, taraflar arasındaki iş sözleşmesinden doğan uyuşmazlığın çözümünde yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, kıdem ve ihbar tazminatı alacağının bulunmadığını, davacının her türlü hakkının bordrosuna yansıtıldığını, banka kanalıyla ödemelerin yapıldığını, fazla çalışma ve resmî tatil alacaklarının reddi gerektiğini, brüt ücret hesabında yurt dışında çalışma olgusunun gözönünde tutulması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında imza ve içeriği yönünden itiraza uğramayan ve
Kuruma onaylatılacağı yazılı bulunan yurt dışı iş sözleşmesi bulunduğu, yabancılık unsuru taşıyan iş
sözleşmelerinde işin birden fazla ülkede ifa edilmesinde ise mutad işyerinin tespitinin gerektiği, taraflar arasında akdedilen 25.12.2007 tarihli sözleşmede çalışma yerinin Moskova olduğu ve çalışılan ülke mevzuatının öncelikle uygulanacağının belirlendiği, 01.04.2012 tarihli sözleşmede çalışma yerinin Umman olduğu ve konukçu ülke yasalarının uygulanacağının belirlendiği, davalıya ait yurt dışı işyerinde çalışan davacının iş sözleşmesinin 01.05.2009 tarihinde sona erdiği, davanın ise 09.10.2017 tarihinde açıldığı, dolayısıyla ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre dava tarihi itibarıyla bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için Mahkemeye başvurma sürenin dolduğu, aynı şekilde Umman Sultanlığı İş Kanunu'nun 392. maddesine göre dava tarihi itibarıyla bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için Mahkemeye başvurma süresi olan 1 yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının çalışması kesintili olup sözleşmeler tüm dönemi kapsamadığı gibi, matbu sözleşmeler olduğu, eldeki dava tarihi 2017 olup yakın tarihlere kadar ilk derece mahkemeleri ve de bölge adliye mahkemesi iş dairelerince aynı dönemlerde çalışan başka işçilerle aynı davalıya karşı yurt dışı çalışmalarıyla ilgili açılan benzer içerikli davaların 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre neticelendirildiği ve bu kararların Yargıtayca onanarak kesinleştiği, bu yöndeki içtihatlara güvenerek dava açan ve de davasını yürüten işçiler bakımından derdest dosya davacısı yönüyle sürpriz karar olacağı, bunun da hukuk güvenliği ve istikrarına uygun düşmeyeceği gibi adil yargılanma ve hukuki dinlenilme haklarının zedelenmesi sonucunu doğuracağı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı da dikkate alınarak somut olayda daha sıkı ilişkili Türk hukuku uygulanarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Uyuşmazlıkta yabancı hukukun uygulanmasının gerektiğini,
2. Davacının müvekkili Şirket ile arasındaki iş sözleşmelerinin şantiyede yürütülen projenin bitmesi ile sona erdiğini, kaldı ki davacıya davalı müvekkili Şirket tarafından inisiyatif kullanılarak 1.510,41 USD kıdem tazminatı ile 909,42 USD ihbar tazminatı ödemesinin yapıldığını, bu durumda davacının kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin herhangi bir alacağı bulunmadığını,
3. Hatalı ve eksik bilirkişi raporları doğrultusunda hüküm tesis edildiğini,
4. Davacının davalı müvekkili Şirkette çalışırken son aldığı temel ücretin 974,38 USD olduğunu,
5. Davacının hak etmiş olduğu fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının kendisine ödendiğni,
6. Davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarına itibar edilerek hüküm tesis edilmesinin bozmayı gerektirdiğini,
7. Yargıtay içtihatları doğrultusunda haftada en fazla 18 saat fazla çalışma yapılacağı gözetilerek davacının fazla çalışma alacaklarının hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk ile aylık ücretin tespiti, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ile hesabının doğru yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün iptaline dair 10.03.2025 tarihli ve 32837 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.11.2024 tarihli ve 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı iptal kararının uyuşmazlığa etkisinin ele alınması gereklidir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 153/1 hükmünde herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, 153/5 hükmünde ise "İptal kararları geriye yürümez." kuralına yer verilmiştir.
Türk anayasal sisteminde, Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar olan dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.
Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli iptal kararında kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup iptal kararında öngörülen yürürlük tarihinden önce 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18. maddesi ile 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle herhangi bir yasal boşluk gerçekleşmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki yapılan kanun değişikliği niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğundan yalnızca yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanabilir. Yürürlüğünden önce ortaya çıkan olaylar ve hukuki ilişkiler, ortaya çıktıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tâbidir.
Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen geriye yürüme yasağına ilişkin hükmün amacı, kazanılmış hakların korunması ve hukuki güvenliğin sağlanmasıdır. Bununla birlikte ceza ve vergi gibi birey ile devlet arasındaki ilişkilerde bireyin lehine olarak geriye yürümeden söz edilebilir ise de özel hukuk ilişkilerinde özellikle sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde değiştirecek şekilde geriye yürüme, kazanılmış hakları ortadan kaldıracağı gibi hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını da ihlal edecektir. Ayrıca, Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi bir kanun hükmünü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinin kanun hükmü olarak uygulanması da mümkün değildir.
Kaldı ki bir an için Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı sonucu 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinin 1. fıkrasının uygulanmasının mümkün olmadığı düşünülse bile, aynı Kanun'un 24. maddesi ve 27/2 hükmü uyarınca da hukuk seçimi imkânı bulunduğundan ve 27. maddenin iptal edilmeyen 4. fıkrası da dikkate alındığında; daha sıkı ilişkili hukukun uygulanması söz konusu olamayacaktır.
İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı ilâmında açıklanmıştır.

Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, 2007-2015 yılları arasında davalı işverenin yurt dışı şantiyesinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen talep konusu işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise davacının 27.12.2007-01.05.2009 tarihleri ile 11.04.2012-16.04.2015 tarihleri arasında Moskova ve Umman'da görev yaptığını açıklayarak uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince dosyaya sunulan yurt dışı iş sözleşmesi esas alınarak çalışılan ülke hukukunun uygulanarak karar verilmiş, bu kararın davacı tarafça istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki yurt dışı iş sözleşmelerinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmede hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmelerinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir.
Davacının 27.12.2007-01.05.2009 tarihleri arasında Moskova'da, 11.04.2012-16.04.2015 tarihleri arasında Umman'da görev yaptığı belirlenmiştir. Yurt dışındaki bu çalışma dönemlerinin yurt dışı iş sözleşmesi kapsamında geçtiği, söz konusu iş sözleşmeleri içeriği dikkate alındığında talep konusu alacaklar bakımından ilgili çalışma dönemi için tarafların iş sözleşmesi ile hukuk seçimi anlaşması yaptıkları açıktır. Buna göre, uyuşmazlığa çalışılan ilgili ülke hukukları olan ... Federasyonu ve Umman hukukları uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim