SoorglaÜcretsiz Dene

Yargıtay yargitay 2025/6138 E. 2025/9412 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/6138

Karar No

2025/9412

Karar Tarihi

2 Aralık 2025

9. Hukuk Dairesi 2025/6138 E. , 2025/9412 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/926 E., 2025/1285 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 48. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/1234 E., 2024/84 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.12.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... duruşmaya katıldılar.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait yurt dışı şantiyelerinde 24.04.2017-15.09.2019 tarihleri arasında inşaat teknikeri olarak çalıştığını, aylık ücretinin net 3.200,00 USD olduğunu, 2019 yılı Ocak ila Eylül ayı arasındaki ücretlerinin eksik ödendiğini, iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde feshedildiğini, müvekkilinin işyerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmaların karşılığı ödenmediği gibi yıllık izinlerinin de kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 24.04.2017-26.09.2019 tarihleri arasında müvekkili Şirketin yapımını üstlenmiş olduğu ... Spor Kompleksi İnşaatı işlerinde kalıpçı olarak en son net 2.050,00 USD ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin iş bitimi nedeni ile sonlandırıldığını, davacının çalışma koşullarına ilişkin iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının çalışma yapması hâlinde hak kazandığı fazla çalışma ve diğer alacaklarının ödendiğinin bodrolarla sabit olduğunu, davacıya yıllık izinlerinin kullandırıldığını, kullandırılmayan yıllık izin ücretlerinin de banka aracılığıyla ödendiğini, davacı tarafça talep edilen faizin oranına ve başlangıç tarihine itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı nezdinde 24.04.2017-26.09.2019 yılları arasında 2 yıl 5 ay 3 gün çalıştığı, dosya kapsamına sunulan bordroların tamamında davacının ücreti 2.050,00 USD olarak tahakkuk ettirilmiş ise de fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve ek ödeme adı altında yapılan ödemeler ile aylık ödeme tutarının 3.200,00 USD'ye tamamlandığı, yapılan ödemelerin esasında davacının aylık garanti ücreti olduğu ve buna göre ücretin 3.200,00 USD olduğunun kabulü gerektiği, süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesinde yabancı hukuk uygulanması yönünde savunmada bulunulmadığı, cevap dilekçesinin ıslahı suretiyle de yapılan yabancı hukuk savunmasına itibar edilemeyeceğinden somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiği, işverence davacıya kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, ihbar süresi kullandırıldığı dikkate alındığında davacının söz konusu alacaklara hak kazanamadığı; ancak dinlenilen tanık beyanları uyarınca davacının fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatladığı, karşılıklarının ödendiğinin işverence ispatlanmadığı, bu sebeple davacının söz konusu alacaklara hak kazandığı; ayrıca bir kısım ücret ödemelerinin yapıldığının ve yıllık izinlerinin kullandırıldığının işverence ispatlanmadığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine; diğer alacakların kabulüne dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2024/13686 Esas ve 2025/2015 Karar sayılı ilâmı dikkate alındığında uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı, dosya kapsamındaki bordrolar ve ödemeler dikkate alındığında bordro hilesi yapıldığı sabit olduğundan davacının aylık ücretinin toplam bordro tahakkuku esas alınarak tespit edilmesinin yerinde olduğu, aynı nedenle imzalı bordrolardaki tahakkuklara itibar edilmeden fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının tanık beyanları esas alınarak belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı, beyanı esas alınan tanığın davalıya karşı davası bulunmakta ise de; sunulan kayıtlar ile emsal dosyalarda dinlenen tanık beyanları ve kabulleri dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesi kabulü yerinde olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin vekâlet ücretine ilişkin itirazı yerinde olmakla beraber istinaf dilekçesindeki talebi ile bağlı kalınmak suretiyle vekâlet ücretinin hüküm altına alınması gerektiği kanaati ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Müvekkili lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu,
b. Ücret 3.200,00 USD kabul edilmiş olup bu miktarın üzerinde yapılan bir ödeme olmaması sebebiyle alacaklardan mahsup yapılmaması gerektiğini,
c. Alacaklar işyeri kayıtları esas alınarak yapıldığından indirim yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Uyuşmazlığa Kamerun hukukunun uygulanması gerektiğini,
b. Kamerun hukuku uyarınca talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını,
c. Kamerun hukukunda belirsiz alacak ya da kısmi dava türleri bulunmadığından alacakların dava devam ederken sonradan arttırılmasının mümkün olmadığını,
d. Davacının ücretinin net 2.050,00 USD olduğunu,
e. Dava dilekçesinde bordro hilesine ilişkin bir iddia ileri sürülmediğinden sonraki aşamalarda bu iddiada bulunulmasının taleple bağlılık ilkesi ve iddianın genişletilmesi yasağını ihlal ettiğini,
f. Ödemeler ücret bordrolarına yansıtılarak ödendiğinden davacının ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunmadığını, imzalı bordroların bulunduğu dönem bakımından tanık beyanlarıyla hesaplama yapılmasının mümkün olmadığını,
g. Davacı tarafça fazla çalışma ücreti alacağının ispat edilemediğini, ayrıca davacı tanığının işe giriş çıkış kayıtları dikkate alınarak yalnızca birlikte çalışılan dönem bakımından beyanlarına itibar edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, zamanaşımı, davacının ücret miktarı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının bulunup bulunmadığı ve alacakların hesaplanmasına, davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin miktarına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.

Aynı ilkeler, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmanın ispatı bakımından da geçerlidir.
Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının tüm çalışma süresi olan 24.04.2017-26.06.2019 tarihleri bakımından tanık beyanları uyarınca davacının 07.00-18.00 saatleri arasında çalıştığı, 1,5 saat ara dinlenme kullandığı, haftanın 7 günü çalıştığı haftalarda 59 saat çalıştığı ve 14 saat fazla çalışma yaptığı, hafta tatili kullandığı haftalarda ise 57 saat çalıştığı ve 12 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanmıştır. Hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bakımından ise davacının ayda iki hafta tatili ile dinî bayramların ilk günü dışında diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiği kabul edilmiştir.
Dosya içerisinde yer alan işe giriş-çıkış bildirgelerine göre davacı tanığı ...'nün 02.05.2017-25.03.2019 tarihleri arasında çalıştığı anlaşılmaktadır. Dinlenilen davalı tanığı ... ; "...İşyerinde haftanın 6 günü 07:00-16:00 saatleri arasında çalışılırdı, Pazar günleri çalışılmazdı, Genelde her gün saat 16:00 dan sonra 2 saat daha fazla mesai yapılırdı. Fazla mesai ücretleri ödenirdi. ... Ramazan ve Kurban bayramlarında çalışma yapılmazdı. Yılbaşı ertesi,23 Nisan, 1 Mayıs, 19 Mayıs, 15 Temmuz, 30 Ağustos, 29 Ekim ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışılmazdı, Çalışılırsa mesaileri ödenirdi." şeklinde beyanda bulunmuştur. Söz konusu davalı tanığının beyanı dikkate alındığında davacının günlük çalışma sürelerine ilişkin kabulde ve dolayısıyla fazla çalışma ücretinin hesabında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak davacının ve davacı tanığı ... 'nün hizmet süresi dikkate alındığında, tanığın, davacı ile birlikte çalışmadığı dönem bakımından görgüye dayalı bilgi sahibi olduğunun kabulü mümkün değildir. İlk Derece Mahkemesince, 12.10.2021 tarihli celsede davacının dinleteceği tanık sayısının sınırlandırılması konusunda ara karar tesis edilerek "Davacı vekilinin bildirmiş olduğu 1 ve 2 nolu tanıkları için talimat yazılmasına," karar verilmiş ise de, davacı tarafça sunulan tanık listesinde başkaca tanıkların da bulunduğu görülmektedir. Davacı tarafça tanıkların dinlenilmesinden vazgeçilmesi de talep edilmediğinde göre Bölge Adliye Mahkemesince, davacının bildirdiği diğer tanıkların beyanlarına başvurulduktan sonra tüm deliller ile birlikte değerlendirme yapılarak, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağına hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
3. Bölge Adliye Mahkemesince, indirimsiz olarak reddedilen alacak miktarının 6.596,00 USD olması karşısında davacı lehine vekâlet ücretinin yanlış belirlendiği gerekçesiyle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun yerinde olduğu sonucuna varılmış; ancak vekâlet ücreti belirlenirken karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) esas alınması gerekmekte ise de davacı taraf yönünden istinaf dilekçesindeki taleple bağlı kalındığı belirtilerek 199.440,32 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa davacı vekilince istinaf dilekçesinde, "Sayın Mahkemenizce verilen kararda; fazla mesai alacağı için hakkaniyet indirimi hariç kabul edilen 32.552-USD olup ıslah ile talep ettiğimiz 38.339-USD , Hafta tatili alacağı için hakkaniyet indirimi hariç kabul edilen 9.140-USD olup ıslah ile talep ettiğimiz 9.949-USD'dir. Keza UBGT alacağı için hakkaniyet indirimi hariç kabul edilen 3.873,33-USD olup ıslah ile talep ettiğimiz 2.807-USD'dir. Dolayısıyla kabul edilen miktarlar dikkate alındığında hakkaniyet indirimi hariç reddedilen kısım 6.596-USD olup, davalı lehine 85.238,56-TL karşı vekalete hükmedilmesi hatalı olup, reddedilen kısım karar tarihindeki kur (30,9407) ile çarpıldığında 204.084,85-TL olmaktadır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca karşı Vekalet Ücretinin 32.612,73-TL Olması gerekmektedir.
" şeklinde beyanda bulunulmuş olup dilekçede esasen İlk Derece Mahkemesinin hüküm tarihindeki kura atıfta bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulurken bu kararın verildiği tarihe göre örnek mahiyetinde hesaplama yapılması olağandır. Bölge Adliye Mahkemesince hangi tarihte karar verileceği önceden bilinemeyeceğinden davacının bu beyan ve talebinin, kurulacak yeni hükümde yeni karar tarihi itibarıyla geçerli olan AAÜT çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Davacının istinaf dilekçesindeki beyanı hatalı değerlendirilmek suretiyle taleple bağlı kalınarak karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacı yararına takdir edilen 40.000,00TL duruşma vekâlet ücretinin davalıya, davalıya yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin ise davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim