Yargıtay yargitay 2025/6117 E. 2025/9408 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/6117
2025/9408
2 Aralık 2025
9. Hukuk Dairesi 2025/6117 E. , 2025/9408 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3316 E., 2025/891 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/500 E., 2021/323 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.12.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2018 yılı Ağustos ayında davalı Şirket nezdinde spor spikeri olarak çalışmaya başladığı, spor spikerliğinin yanında spor muhabirliği, haber spikerliği, stüdyo spor programı spikerliği ve belgesel yapımcılığı görevlerini de yaptığını, hâlen işyerinde çalışmaya devam ettiğini, müvekkilinin yaptığı iş itibarıyla 5953 sayılı Basın İş Kanunu (5953 sayılı Kanun) kapsamında çalıştığını, çalıştığı süre boyunca fazla çalışma yaptığını, haftalık çalışmasının en az 66 saat olduğunu, futbol sezonunda şehir dışında da çalışmalarının olduğunu, spikerlik dışındaki görevlendirmeler sebebiyle de fazla çalışma yapmak durumunda kaldığını, ayrıca 2016 yılının Haziran ayı boyunca yurt dışında görevlendirildiğini, çalışmasının büyük kısmının spor müsabakaları nedeniyle hafta tatillerinde, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de sürdüğünü, söz konusu çalışmalarının karşılığı ile performans primi ve 5953 sayılı Kanun'un 14. maddesinden kaynaklanan ikramiye alacağının ödenmediğini iddia ederek fazla çalışma ücreti ve %5 fazlalığının, hafta tatili ve %5 fazlalığının, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve %5 fazlalığının, 20 13... yıllarına ilişkin performans primi, Kanun'dan kaynaklanan ikramiye ile eşitlik ilkesine aykırılıktan kaynaklanan sözleşmesel ikramiye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının çalışma koşullarına ilişkin açıklamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde davacının ücretinin fazla çalışmayı da kapsayacak şekilde belirlendiğini, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından 23.05.2013 tarihli ve ... no.lu karar ile müvekkili Şirketin grup şirketi olarak bağlı olduğu ana ... Hizmetleri Prodüksiyon AŞ'ye el konulduğunu, 12.07.2014 tarihli ve ... no.lu ... AŞ Yönetim Kurulu Kararı uyarınca, Şirket çalışanlarına ücret ve yasal haklarının ödenmesi hususu dışında kalan her türlü tazminat, prim ve sair hak ve menfaatin tanınması ve ödenmesinin Şirketin Yönetim Kurulunun bu konuda alacağı onay kararına tâbi olmasına oybirliği ile karar verildiğini, anılan karardan sonra Yönetim Kurulu tarafından prim ödenmesine ilişkin herhangi bir karar alınmadığını ve herhangi bir çalışana da prim ödemesi yapılmadığını, davacının prim alacağının reddi gerektiğini, diğer talep konusu alacakların davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 19.08.2008-28.10.2017 tarihleri arasında davalı Şirket bünyesinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı, işyerinde fazla çalışma yapıldığının, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili günlerinde de çalışıldığının davacı tarafça tanık beyanları ile ispatlandığı, ayrıca davacının ödenmemiş prim alacaklarının bulunduğu ancak Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gözetilerek alacakların % 5 fazlasının tahsiline dair taleplerin reddi gerektiği gerekçesi ile yasal ikramiye, prim, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının kabulüne, diğer taleplerin reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ikramiye alacağının davalının kâr ettiği yıllara ilişkin hesaplanmasının yerinde olduğu, davalı tarafça performans primi uygulamasının Şirketin kâr elde etme şartına bağlı olduğunun ispat edilemediği anlaşıldığından önceki yıllar ortalaması alınarak performans primi hesaplaması yapılmasının da yerinde olduğu, davacının çalışma şekli dikkate alındığında tek başına turnike kayıtları ile hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı, buna göre fazla çalışmaların tanık beyanı ile ispatlanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2023/2993 Esas ve 2023/6780 Karar sayılı kararı dikkate alındığında davacı vekilinin fazla çalışmanın ücrete dâhil olmadığına ilişkin itirazının yerinde olmadığı, ayrıca davacı tarafça sunulan emsal çalışanın yaptığı işin davacının yaptığı işten farklı bir iş olması ve bu delilin tek başına eşitliklik ilkesine ve aykırılık ilkesine aykırı davranıldığının ispatına yeter nitelikte olmadığı anlaşıldığından eşitlik ilkesi gereği ödenmesi gereken sözleşmesel ikramiye talebinin reddinin yerinde olduğu gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davalı Şirkette spiker olarak görev yapan müvekkilinin 5953 sayılı Kanun'a tâbi olmasına rağmen kendisiyle 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) hükümleri uyarınca yapılan iş sözleşmesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 27/1 hükmü uyarınca geçersiz olduğunu, bu nedenle davacının ücretine fazla çalışma ücretinin dâhil olduğu yönündeki iş sözleşmesi hükmüne itibar etmenin mümkün olmadığını, aksinin kabulü hâlinde dahi sözleşme hükmü dikkate alındığında yıllık 270 saat fazla çalışmanın karşılığının ücrete dâhil edilmesi gerektiğini,
b. Ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının 5953 sayılı Kanun'un Ek Madde-1 hükmüne aykırı şekilde hesaplandığını,
c. Davalı Şirketin 5953 sayılı Kanun kapsamında sözleşme imzaladığı çalışanlarına yılda 4 aylık ücret tutarında ikramiye öderken aynı işi yapan ancak 4857 sayılı Kanun'a göre sözleşme imzaladığı fiilen basın işçisi olan çalışanlarına ise hiç ikramiye ödemediğinden, ayrıca bu durum emsal çalışan sözleşmeleriyle sabit olduğundan eşitlik ilkesine aykırılıktan kaynaklanan sözleşmesel ikramiye talebinin kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Mahkeme kararının gerekçesiz olması sebebiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini,
b. Davacının müvekkili Şirketten herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, salt duyuma dayalı ve davacı ile menfaat birliği içerisinde bulunan tanık beyanları uyarınca fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının kabulünün mümkün olmadığını,
c. Müvekkili Şirketin zarar etmesi sebebiyle ikramiye alacağının reddi gerektiğini,
d. Talep konusu yıllarda müvekkili Şirketin kâr elde etmediği gibi büyük ölçüde zarar ettiği ve TMSF sürecine girdiği birlikte değerlendirildiğinde söz konusu geciktirici şart gerçekleşmediğinden davacının prim alacağının muaccel olmadığını,
e. Tanıkların davacı ile birlikte çalıştıkları dönem ile sınırlı şekilde beyanlarına itibar edilmesi gerektiğini, tanıkların müvekkili Şirket aleyhine açılmış davalarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, yasal ikramiye, prim, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile davacının eşitlik ilkesine aykırılıktan kaynaklanan sözleşmesel ikramiye alacağına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacının davalı işyerinde 5953 sayılı Kanun'a tâbi olarak çalıştığı uyuşmazlık dışı olup anılan Kanun’un Ek 1. maddesinde günlük çalışma süresi 8 saat olarak düzenlenmiş ve devamında fazla çalışmanın günde 3 saati geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır. 5953 sayılı Kanun'daki günlük 3 saatten fazla çalışma yapılamayacağı hükmü dikkate alındığında fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğuna ilişkin hüküm basın işçisi bakımından günlük 3 saatlik çalışmayı kapsar. Ancak bu hüküm nispi emredici olup aksi işçi lehine düzenlenebilir (Aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.12.2021 tarihli ve 2019/9-8 Esas, 2021/1720 Karar sayılı kararı).
4857 sayılı Kanun'da yer alan yıllık 270 saatlik sınırlamaya ise 5953 sayılı Kanun'da yer verilmediği görülmektedir.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğuna ilişkin düzenleme bulunması sebebiyle günlük 3 saat fazla çalışmanın ücretin içerisinde ödendiği kabul edilmiştir. Ancak taraflar arasındaki iş sözleşmesinin ilgili hükmünde, "Personelin aylık ücretinin içine 4857 sayılı İş Kanunu'nun 41. maddesi uyarınca yapacağı fazla mesailer nedeniyle hak kazanacağı ilave ücretler de dahildir. Bu nedenle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 41. maddesi uyarınca, bu madde sınırları içinde kalmak koşulu ile personele ilave bir ücret ödenmez." ifadesi yer almaktadır. Buna göre ilgili maddede 4857 sayılı Kanun'un 41. maddesine yapılan atıf dikkate alındığında yıllık 270 saat fazla çalışmanın ücrete dâhil edildiği kabulü ile sonuca gidilmesi gerekirken bu husus dikkate alınmaksızın karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca İlk Derece Mahkemesince fazla çalışma ücreti bakımından 17.07.2020 havale tarihli bilirkişi raporundaki birinci seçeneğe itibar edilmesi suretiyle hüküm kurulduğu ifade edilmiştir. Söz konusu seçeneğe göre hesaplanan fazla çalışma ücreti alacağı miktarı 77.938,97 TL olup İlk Derece Mahkemesince de bu miktara %30 oranında indirim uygulanmak suretiyle 54.557,27 TL fazla çalışma ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır. Hâl böyle olmakla birlikte fazla çalışma ücreti alacağı yönünden davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş olması da çelişkili olmuştur.
3. Diğer yandan 5953 sayılı Kanun'un Ek Madde-1 hükmü uyarınca ulusal bayram ve genel tatil ücretinin %50 zamlı ücret üzerinden hesaplanması gerekirken İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının zamsız tek yevmiye üzerinden hesaplanması da hatalı olmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacı yararına takdir edilen 40.000,00 TL vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.