SoorglaÜcretsiz Dene

Yargıtay yargitay 2025/6037 E. 2025/9636 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/6037

Karar No

2025/9636

Karar Tarihi

8 Aralık 2025

9. Hukuk Dairesi 2025/6037 E. , 2025/9636 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1140 E., 2025/1625 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 36. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/154 E., 2025/67 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... İnşaat Grup Şirketlerinden olan dava dışı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (... Şirketi) nezdinde çalışırken Umman'a götürüldüğünü, orada çalışmaya devam ettiğini, davalının Türkiye'de bulunan işyerinde 01.04.1994-11.01.2012 tarihleri arasında çalıştığını, Umman'daki işyerinde ise 11.01.2012-20.12.2016 tarihleri arasında makine bakımcısı olarak 1.800,00 USD net aylık ücretle çalıştığını, üç öğün yemek ve konaklama giderlerinin işverene ait olduğunu, davacının çalıştığı sürede fazla çalışma yaptığını, hafta tatilleri ile dinî bayramların ilk günleri hariç ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından feshedildiğini, kısmen tazminatının ödendiğini, pasaportun verilmesi karşılığında ibraname ve birçok belgenin imzalatıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının 12.01.2012 tarihinde ... - ... ortağı olarak faaliyet gösteren Umman Sultanlığı'ndaki işyerinde çalışmaya başladığını, davanın Umman mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, uyuşmazlığın çözümünde Umman hukukunun uygulanması gerektiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacıya tüm tazminat ve alacaklarının ödendiğini, davacının tüm izinlerini, bayram tatillerini ve hafta tatillerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.04.2024 tarihli kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının Türkiye'deki iş yerinde 01.04.1994-20.01.2012 tarihleri arasında, Umman' daki işyerinde ise 13.01.2012-20.12.2016 tarihleri arasında çalıştığı, iş sözleşmesinin 20.12.2016 tarihinde davalı tarafından feshedildiği, son ücretinin net 1.894,74 USD olduğu, ayrıca yemek ve barınma yardımının sağlandığı, uyuşmazlığın çözümünde Umman hukukunun uygulanması gerektiği, bu doğrultuda yapılan değerlendirmede davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri zamanaşımına uğradığından bu kalemlerin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 01.04.1994-12.01.2012 tarihleri arasında Türkiye'de çalıştığı, Türkiye'deki çalışmaların dava dışı ... Şirketi tarafından SGK'ya bildirildiği, 13.01.2012-20.12.2016 tarihleri arasında Umman'da çalıştığı, davacının kesinti olmadan Umman'da çalışmaya başladığı, davalı Şirketle dava dışı ... Şirketinin ... Grup Şirketlerine dâhil olduğu, ayrıca davalı Şirketin devralan konumunda bulunduğu, taleplerden sorumlu olduğu, davacının Türkiye'deki çalışmasına dair fesih hususunun dosyaya yansımadığı, yurt dışı sözleşmesi yapılmasının işçinin yurt dışında çalışması için uygulanması gereken bir prosedür olduğu, davacının Umman'daki çalışmasından kaynaklanan alacakların zamanaşımına uğradığı, Türkiye'deki çalışmasından kaynaklanan bir kısım alacağının da zamanaşımına uğradığı, ancak Türkiye'deki çalışmasına ilişkin kıdem ve ihbar tazminatlarının zamanaşımına uğramadığı, hesaplamalarda son ücretinin esas alınmasında hata bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının Türkiye'de gerçekleştirdiği 01.04.1994-12.01.2012 tarihleri arasındaki çalışmasının dava dışı ... Şirketinde geçtiğini, bu Şirketin davada taraf gösterilmediğini, ... Şirketi ile müvekkili Şirketin farklı tüzel kişilikler olduğunu, ... Şirketinden alınan bilgilere göre, davacının bu Şirkette geçen kesintili çalışmalarının tazminatları ödenerek tasfiye edildiğini, buna rağmen dava dışı ... Şirketinde Türkiye'de geçen ve tasfiye edilerek sona eren çalışmalar esas alınarak karar verildiğini, davacının Türkiye'de geçen 01.04.1994-12.01.2012 tarihleri arasındaki çalışmasına dair talepler için müvekkili Şirket yönünden husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini,
b. Davacının Türkiye’deki çalışma dönemlerinin karşılığı tasfiye edilerek sona erdirildiğini, çalışmaların sonlanma tarihi itibariyle alacakların zamanaşımına uğradığını,
c. Hesaplama yapılacaksa davacının Türkiyede aldığı ücret TL üzerinden olduğundan hesaplamanın TL cinsinden yapılması ve Türkiyede çalışırken aldığı son ücret üzerinden hesap yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda esas alınan ücretlerin nasıl belirlendiğinin denetime elverişli olmadığını,
ç. Davacının Türkiye’deki çalışması için Türk hukukuna göre zamanaşımının 2012’den itibaren değerlendirilmesi, 2016 yılında sona eren Umman çalışması için Umman hukuku zamanaşımının 2016’dan itibaren değerlendirilmesi ve buna göre Türkiyedeki çalışma dönemi alacaklarınında zamanaşımından reddi gerektiğini,
d. Fasılalı çalışmaların tek bir çalışma dönemi kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı hesaplanmasının ve dolayısıyla hizmet süresinin hatalı olduğunu, davacıya yapılan tazminat ödemelerinin eksik ve hatalı mahsup edildiğini, kıdem tazminatı ödenerek ihbar öneli kullandırılarak çalışma dönemleri tasfiye edildiğinden, bu dönemlerin artık hesaba katılamayacağını, davanın husumetten ve esastan reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Umman’da geçen çalışma dönemine Umman hukuku uygulanmasının hatalı olduğunu, tüm dönem için Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, sıkı ilişkili hukuk olan Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
b. İmzalanan matbu sözleşmelerle hukuk seçimi yapıldığının kabul edilemeyeceğini,
c. Umman’da geçen çalışma dönemi yönünden Umman hukukuna göre zamanaşımı değerlendirmesinin hatalı olduğunu, çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağı belirtilen hususlarda zamanaşımı olgusu bulunmadığını,
ç. Umman’daki çalışmaya Umman hukuku uygulanarak verilen ret kararına göre davalı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, husumet, zamanaşımı, dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı, çalışma dönemlerinde tasfiye bulunup bulunmadığı, mahsup, ücret miktarı, hizmet süresi, yargılama giderleri ile vekâlet ücreti hususlarına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(22)9-3109 Esas, 2021/1075 Karar sayılı kararında organik bağ kavramı şu şekilde açıklanmıştır:
"...
Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (.../..., s. 210). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.
Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir veya şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması organik bağ için yeterli değildir (..., G.: İşverenin Tespitinde Birlikte İstihdam ve Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Kurumları, İş Uyuşmazlıklarında Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Değerlendirme Toplantısı (... /Abant – 06... ), ... Sanayicileri İşveren Sendikası, ... 2019, s. 20).
Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir.
..."
Grup şirketleri veya holdingler bünyesinde yer alan çalışmalar açısından; çalışma hayatında işçinin sigorta kayıtlarında yer alan işverenin dışında grubun başka şirketlerine hizmet verdiği, yine işçinin bilgisi dışında birbiri ile bağlantısı olan bu şirketler tarafından sürekli giriş çıkışlarının yapıldığı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Sadece şirketler arasında organik bağdan söz edilerek işçilik alacaklarından aralarında bağlantı bulunan işverenlerin birlikte sorumluluğuna gidilmesi veya birden fazla şirkette geçen çalışmalar için sadece bir şirketin sorumluluğunun yeterli görülmesi mümkün değildir. Belirtmek gerekir ki aynı gruba ait olan şirketlerin aralarında organik bağ bulunması olağandır. İşçilik alacaklarının belirlenmesi noktasında, kural olarak aynı gruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştirilmesi mümkün olmaz. Bu gibi durumlarda işçilik alacaklarının hesabında, hizmetlerin değerlendirilmesi ve işverenlerin sorumluluklarının belirlenmesi için şirketler/işverenler arasında işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının somut olarak belirlenmesi gerekir.
Tüzel kişiler arasında sadece organik bağ bulunması, çalışma döneminin tamamına ilişkin alacaklardan işçinin çalışmış olduğu her bir tüzel kişinin müteselsilen sorumlu olması sonucunu doğurmaz. Zira sadece organik bağın varlığı tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, ... İnşaat Grup Şirketlerinden olan dava dışı ... Şirketi nezdinde çalışırken Umman'da gönderilerek bu Ülkede çalışmaya devam ettiğini ileri sürerek işçilik alacaklarının davalı Şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Dosya kapsamından davacının Türkiye'de 01.04.1994-11.01.2012 tarihleri arasında dava dışı ... Şirketi nezdinde çalıştığı, Umman'da ise 11.01.2012-20.12.2016 arasında davalı Şirket nezdinde çalıştığı, tüm çalışma dönemine yönelik dava konusu alacakları için sadece davalı Şirkete davasını yönelttiği anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, davacının Türkiye'de dava dışı ... Şirketi nezdinde geçen çalışması nedeniyle hüküm altına alınan kıdem ve ihbar tazminatından, Umman'da nezdinde çalıştığı davalı Şirket sorumlu tutulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince de davalı Şirketle dava dışı Özdoğan Şirketinin ... Grup Şirketlerine dâhil olduğu, ayrıca davalı Şirketin devralan konumunda bulunduğu, taleplerden sorumlu olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kabulü yerinde bulunmuştur. Ne var ki bu kabul dosya kapsamı ile örtüşmemektedir.
Dosyada yer alan tazminat ödeme belgelerine göre, davacıya 2012 yılına kadar tüm fasılalı çalışmaları ardından ve en son 12.01.2012 tarihinde sona eren çalışması için iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı tazminat ödemeleri yapılması karşısında somut uyuşmazlığın iş sözleşmesinin devri hükümlerine göre çözülmesi mümkün değildir. Davacının ikinci dönem yani Umman'da gerçekleşen çalışma dönemi artık yeni bir sözleşme dönemidir. Zira davacı ile bu süreçte yeni bir iş sözleşmesi yapılarak davacının yurt dışında çalışmaya başladığı dosyadaki bilgi ve belgelerle sabittir. Davalı Şirketin ve dava dışı ... Şirketinin aynı Gruba ait Şirketler olması davalı Şirketin, dava dışı ... Şirketi nezdinde geçen çalışma dönemi alacaklarından sorumluluğu bakımından yeterli değildir. Birlikte işverenlik, işyeri devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi gibi bir hukuki ilişkinin ispatlanmadığı somut davada, davalı Şirketin davacının Türkiye'de dava dışı ... Şirketi nezdinde geçen çalışmalarından doğan işçilik alacaklarından sorumluluğu bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle davalı Şirketin yazılı şekilde sorumluluğuna hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. Diğer taraftan gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda ret kararı verilmesi hâlinde, davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta; davacının Umman'da geçen çalışma dönemine Umman hukukunun uygulanması sonucunda alacakların zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olduğundan, bu dönem bakımından davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi de isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim