Yargıtay yargitay 2025/4964 E. 2025/9394 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/4964
2025/9394
2 Aralık 2025
9. Hukuk Dairesi 2025/4964 E. , 2025/9394 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2390 E., 2024/3116 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 36. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/405 E., 2024/241 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı ... vekili ve katılma yoluyla davalı ... İnş. San. Tic. AŞ vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenlerin Umman'da bulunan şantiyelerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini, 06.30-21.00/22.00 saatleri arasında haftanın 7 günü çalıştığını, kimi aylarda 3 haftada 1 gün, kimi aylarda ise iki haftada 1 gün hafta tatili kullandığını, dinî bayramların ilk günü dışında tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık ücretli izin, hafta tatili ücreti, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, müvekkili Şirket ile diğer davalı Şirket arasında bir ilişkinin bulunmadığını, müvekkili Şirketin Umman’da herhangi bir faaliyette bulunmadığını, davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazı ve zamanaşımı def’inde bulunduklarını, Umman mahkemelerinin yetkili olduğunu, Türk mahkemeleri yetkili görülürse de iş sözleşmesi gereği Umman hukukunun uygulanması gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının iki dönem çalışmasının da istifa ile sona erdiğini, tüm alacaklarının ödendiğini ve ibraname alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesi kapsamında tespit edilen hizmet süresi boyunca davalı işverenlerin Umman'da bulunan şantiyelerinde çalışmış olup bu durumda sözleşme gereğince mutad işyerinin de işçinin işini fiilen yaptığı yer olan Umman olduğunun sabit olduğu, emsal nitelikteki Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2020/5617 Esas, 2020/16556 Karar sayılı kararında belirtilen şekilde dava konusu uyuşmazlık hakkında çalışılan ülke hukukunun uygulanması gerektiği, Umman hukuku dikkate alınarak hazırlanan, denetime ve hüküm kurmaya elverişli 09.10.2023 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; emsal nitelikteki Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2020/5615 Esas, 2020/16554 Karar sayılı kararında belirtilen şekilde taraflar arasındaki uyuşmazlığa Umman hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, ancak davalıların ıslaha karşı zamanaşımı def'i de gözetilerek kısmi dava olarak talep edilen ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin ve ücret alacakları yönünden dava dilekçesi ile talep edilen 10,00 USD haricindeki alacak miktarlarının reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün hatalı olduğu, diğer yandan Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin "Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi hakkaniyete aykırıdır." şeklindeki içtihadı ve dava tarihinin 03.11.2020 olduğu da dikkate alındığında davacı aleyhine vekâlet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu gerekçeleriyle istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davalı ... Şirketinin Türk hukuku uygulanmasına itirazı olmadığını, bu nedenle Umman hukuku uygulanmasının hatalı olduğunu,
b. İlk dönem çalışması bakımından dosyada sözleşme olmadığını, ikinci dönem sözleşmenin ise yabancı dilde olduğunu,
c. İŞKUR sözleşmesinin geçersiz olduğunu,
d. Zamanaşımı süresinin hatalı değerlendirildiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı ... Şirketi vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde;
a. Umman İş Kanunu'nun 7. maddesine göre 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden davanın reddi gerektiğini,
b. Davacının ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları ödendiğinden bu alacaklarının bulunmadığını,
c Davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını,
d. Davacı ile menfaat birliği içinde olan tanıkların beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini,
e. Reddedilen miktar yönünden vekâlet ücreti takdir edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
3. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davalı ... Şirketi yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini,
b. Davacının ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları ödendiğinden bu alacaklarının bulunmadığını,
d. Umman İş Kanunu kapsamında günlük çalışma süresinin 9 saat belirlenebildiğini, davacının herhangi bir fazla çalışma alacağının bulunmadığını,
e. Reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, husumet, zamanaşımı, dava konusu tazminat ve alacakların ispatı ve hesaplanması ile vekâlet ücretine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.