Yargıtay yargitay 2025/5908 E. 2025/7091 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/5908
2025/7091
1 Aralık 2025
8. Hukuk Dairesi 2025/5908 E. , 2025/7091 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/143 E., 2025/335 K.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 29... parsel (eski 476 parsel) sayılı taşınmazın 6.340 m²lik bölümünün Alanya Tapulama Mahkemesi kararıyla orman vasfıyla ... adına tescil edildiğini ve daha sonra bu bölümün 1 29... parsel sayılı taşınmazın sınırları içerisinde kalacak şekilde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışarısına çıkarıldığını belirterek, dava konusu taşınmaz bölümünün tapu kaydının iptali ile tapudaki payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve ... Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunu'nun (6292 Sayılı Kanun) 7. maddesinde belirtilen işlemler yerine getirilmeksizin açılan tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 01.10.2019 tarihli ve 2016/14503 Esas, 2019/5430 Karar sayılı ilamıyla; "somut olayda davacılar vekili tarafından her ne kadar dava dilekçesinde dava konusu taşınmazların 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca iadeye tabi olduğu belirtilmiş ise de aynı dava dilekçesinde ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilinin talep edildiği, hal böyle olunca, davacı vekilinin tapu iptali ve tescil mahiyetinde olan bu talepleri ile ilgili olarak adli yargı kolunun görevli olduğu, İlk Derece Mahkemesince tarafların delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde idari yargı kolunun görevli olduğu gerekçesiyle 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesinde belirtilen idari işlemler yerine getirilmeksizin açılan tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, Antalya ili .... ilçesi .... kasabası 1 29... parseldeki taşınmazda 20.11.2015 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 6.079,136 m²lik kısmının %37,5 hissesinin ... adına olan tapu kaydının iptali ile iptal edilen hisselerin ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı .... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 13.03.2024 tarihli ve 2021/15047 Esas, 2024/1673 Karar sayılı ilamıyla "...dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz olarak iade şartlarını taşıyıp taşımadığı, idareye başvurup başvurmadığı hususlarının saptanması ve sonrasında dayanak tapunun 7/1-a ve b bentlerinde belirtilen nitelikleri taşıyıp taşımadığı, tapu kaydı belirtilen nitelikleri taşısa bile, taşınmazın bedelsiz iade edilebilecek nitelikte olup olmadığı, taşınmazın yerine rayiç bedelin ödenmesi ya da rayiç bedele uygun taşınmaz verilip verilmeyeceği yönünden ayrıca bir belirleme yapılması şeklindeki faaliyetlerin birer idari işlem olduğunun kabulü gerekmektedir. Davacı tapu iptali ve tescil isteminde bulunsa da maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) mad.33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, davacı lehine henüz sicile yansıtılmamış olan mülkiyet hakkının doğmuş olması nedeniyle, tapu iptali ile tescil niteliğinde olmayıp zaten mevcut olan ve tapu sicilinde kayıtlı olan dayanak tapu kaydı uyarınca bedelsiz iadeye ilişkin idari işlemlerin icrasına yöneliktir. Dolayısıyla işin esasının da idare hukuku ilkelerine göre incelemeye uygun olduğu; davanın kökeninde, çözüme kavuşturulmamış mülkiyet, kadastro vs. gibi hukuki ilişkinin bulunmadığı görülmektedir.
Bu durumda, az yukarıda açıklandığı üzere, maddi hataya dayanan Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 01.10.2019 tarihli ve 2016/14503 Esas, 2019/5430 Karar sayılı bozma ilamına uyulması sebebiyle, uyulan Yargıtay bozma ilamının taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı açıktır.
O halde İlk Derece Mahkemesince, açılan davanın, 2577 sayılı Kanun'un 2. birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtildiği üzere; “İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları” ve “ İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” kapsamında, idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının davasının yargı yolu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın yargı yolu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.