SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/1612

Karar No

2025/7750

Karar Tarihi

23 Aralık 2025

8. Hukuk Dairesi 2025/1612 E. , 2025/7750 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2012/33 E., 2024/1 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... ve arkadaşları vekili ile davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz başvurusunun süresinde olmadığı gerekçesiyle, 18.07.2024 tarihli ek kararla reddine karar verilmiştir. Anılan ek karar davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; belirtmek gerekir ki 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 433. maddesinin 2. fıkrası uyarınca temyiz dilekçesine cevap veren taraf, hükmü temyiz etmemiş olsa dahi, cevap dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını bildirerek, katılma yoluyla temyiz isteminde bulunabilir.
Somut olayda, davacı ... vekilinin temyiz dilekçesi, davalı ... ve arkadaşları vekiline 03.07.2024 tarihinde tebliğ edilmiş; davalı ... ve arkadaşları vekili de 17.07.2024 tarihli dilekçesiyle cevap dilekçesi sunarak aynı dilekçede temyiz itirazlarını ileri sürmüştür. Bu hâliyle, başvurunun katılma yoluyla temyiz niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.
Ne var ki, katılma yoluyla temyiz süresi, temyiz dilekçesinin karşı tarafa tebliğinden itibaren 10 gün olup, eldeki dosyada bu süre 16.07.2024 tarihi itibarıyla dolmuştur. Bu nedenle, katılma yoluyla temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz ise de; karar sonucu itibarıyla doğru olduğundan, davalı ... ve arkadaşları vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiş, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Mülga 5602 sayılı Tapulama Kanunu uyarınca gerçekleştirilen kadastro çalışmaları sırasında, Siirt ili ..... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 9, 11, 21... parsel sayılı sırasıyla 41.800, 84.200, 53.4 00... .400 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, tapu kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle .... oğlu .... mirasçıları adına tespit edilmişlerdir.
Davacı ... itiraz dilekçesinde; satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 9, 11, 21... parsel sayılı taşınmazların adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtayca bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "doğru sonuca ulaşılabilmesi için; tarafların her bir taşınmaz yönünden iddia ve savunmalar ile varsa bildirecekleri tüm delilleri sorulup saptandıktan ve varsa yeni delilleri dosya içine getirtildikten sonra mahallinde yeniden keşif yapılması, yapılacak keşifte; yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından dava konusu taşınmazların hangi tarihten beri, kim tarafından ve hangi sıfatla kullanıldığı, taraflar arasındaki akdi ve irsi ilişkilerin neler olduğu, davacı tarafın dava konusu taşınmazlar üzerindeki zilyetliğinin ne zaman ve ne sıfatla başladığı, bu zilyetlik kiracı sıfatıyla değil, malik sıfatıyla başlamışsa 14.12.1955 tarihli senedin neden ve ne amaçla düzenlendiği, bu senette satıcı olarak görünen kişilerin kimler oldukları davacı tarafın dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliği malik sıfatıyla başlamış ve devam ediyorsa, tutanaklarda bu yöne ilişkin bir açıklamanın neden olmadığı gibi hususların tek tek ve olaylara dayalı olarak sorulup saptanması, aynı şekilde, tarafların dayanaklarını oluşturan tapu kayıtları ve senetlerin de yöntemince mahalline uygulanarak kapsamlarının belirlenmesi, uzman fen bilirkişisinden yapılacak kayıt uygulamalarını gösterir, kayıt kapsamları ve gösterilen sınırlar işaretli ayrıntılı rapor alınması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek, kadastro tespit günü itibariyle kim veya kimler yararına ve hangi hukuki nedenlerle edinme koşullarının oluşacağı tartışılıp değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "bozma ilamında belirtilen hususların araştırılmasının amaçlandığı ancak keşfin 2020 yılında yapılması, kadastro ve harici satış tarihinin 1955 yılına dayanması nedeniyle, yapılan tüm araştırmalara ve tanık bildirme imkânı tanınmasına rağmen o dönemi bilen tanıkların tespit edilemediği ve bozma gereklerinin fiilen yerine getirilemediği, sunulan 04.12.1955 tarihli harici satış senedinin, tespitten önce gerçekleştiği iddia edilen sözlü satımı kesin ve görgüye dayalı delillerle ispatlamadığı, senet tanıkları ile bilirkişilerin duyuma dayalı beyanlarının yeterli olmadığı ayrıca 13/B-c maddesi yönünden yapılan değerlendirmede, tapu malikinin ölümünün eski tarihli olduğu kabul edilmekle birlikte, davacıların taşınmazları malik sıfatıyla yirmi yıl süreyle kullandıklarını gösteren delillere ulaşılamadığı, aksine davacı ...’ın tapu malikinin mirasçısı .... ile sözleşme yaparak malik sıfatını kabul ettiğinin anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu parsellerin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
615,40 TL maktu harcın ek kararı temyiz eden ... ve diğerlerinden alınmasına,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL nin temyiz eden ...'den alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim