Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2024/3874
2025/7696
22 Aralık 2025
8. Hukuk Dairesi 2024/3874 E. , 2025/7696 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/69 E., 2024/407 K.
Taraflar arasındaki tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B ve kullanıcı şerhi verilmesi talebi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Bölge Adliye Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce bozma kararı verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına karşı direnme kararı verilmiş, işbu kararın davacı ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca bozma kararı verilmiş, bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Antalya ili .... ilçesi .... Mahallesi çalışma alanında 1989 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca yapılan kadastro sırasında 1316 parsel sayılı taşınmaz 5.728,00 m² yüzölçümüyle, belgesizden, bahçe vasfıyla ... adına tespit edildiği, bu tespite itiraz üzerine Antalya Kadastro Mahkemesinin 1994/154 sayılı kararıyla taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1994/3767 Esas ve 1995/6623 Karar sayılı ilamıyla onanarak, 01.12.1995 tarihinde kesinleştiği, 2011 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi kapsamında yapılan yenileme çalışmalarında taşınmazın.... Mahallesi sınırları içine alındığı ve 281 47... parsel numarasıyla ve 5.673,11 m² yüzölçümüyle tespiti yapılmıştır.
... köyünde 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra ilk tahdidin aplikasyonu ve sınırlandırması Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği karar ile iptal edilen ormanların kadastrosu 1976 yılında yapılıp, ekip çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, itirazları inceleyen 7 numaralı orman kadastro işlemleri ise, 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. 36 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1988 yılında aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulaması yapılıp 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir. 2011 yılında ise 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılarak kesinleşen yenileme kadastrosu çalışması bulunmaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılan orman tahdidi sonucunda kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığını,1976 yılında ise 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi kapsamında çalışma yapıldığını ve taşınmazın orman sınırı dışına çıkarıldığını, buna karşın tapu kaydında 2/B parseli olduğuna dair şerh bulunmadığından müvekkilinin taşınmazı satın alamadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğu ve müvekkilinin 31.12.2011 tarihinden önce taşınmazda zilyet/kullanıcı olduğunun şerh verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...dava konusu ... ilçesi ....Mahallesi (eski 1316 parsel) yeni 281 47... parsel sayılı taşınmazın 1942 yılında yapılan orman tahdidi çalışmasının yok hükmünde olması nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanda kalmadığı, tarım alanında kaldığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün, davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "...tapu kaydının beyanlar hanesine davacı yararına kullanıcı şerhi verilmesi istemi bakımından taşınmazın 5831 sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (5831 sayılı Kanun) 8. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek-4. maddesi kapsamında 2/B alanlarında yapılan kullanım veya güncelleme kadastrosuna konu edilmediği, bu çalışma yapılmadan 2/B alanlarında zilyetlik şerhi verilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla zilyetlik şerhi verilmesine yönelik istemin reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile orman sınırları dışına çıkarılan yerden olduğunun tapunun beyanlar hanesine şerhine karar verilmesine yönelik istemin ise kabulüne karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne "dava konusu Antalya ili .... ilçesi .... ....Mahallesi 281 47... parsel (eski 1316 parsel) sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine, parselin Orman Kanunu’nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun şerh edilmesine," davacının taşınmazdaki zilyetliğinin tespitine ve tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesine yönelik isteminin reddine şeklinde hüküm kurulmuş, işbu hüküm, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 05.04.2022 tarihli ve 2021/8012 Esas, 2022/3283 Karar sayılı ilamıyla; "...Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de bilirkişi raporları ve aynı bölgeye ait Dairemizin temyiz incelemesinden geçen diğer dosyalardaki tahdit evraklarından çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, ... İdaresinin .... Vakfına ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı iptal kararının sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarına konu edildiği,makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, taşınmazın 2. madde ya da 2/B alanında olmadığı, davacı ...’ın aynı taşınmaza yönelik daha önceki tarihte açtığı tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin kararın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2006/8484 Esas, 2006/10459 Karar sayılı onama ilamından da anlaşıldığı, Hal böyle olunca; dava, tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B şerhi verilmesine yönelik olduğuna ve taşınmazın 2. madde kapsamında veya 2/B alanında kalmadığı anlaşıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar dikkate alınarak taşınmazın 2/B ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki talebin de reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği..." gereğine değinilerek, bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma sonrası yapılan yargılama sonunda; "...çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılan tahditte orman sınırı içinde kaldığı, 1976 yılında yapılan işlemin aplikasyon kabul edilerek yine orman tahdidi içinde olduğu ve 1961 yılından önce nitelik yitirdiği kabul edilerek Hazine adına P.II nolu blok parseli içerisinde orman dışına çıkarıldığı, itirazları inceleme komisyonunun yalnızca kendisine gelen itirazlar yönünden karar vermesi gerekirken poligonun tamamı yönünden karar vermesinin geçerli olmayacağı gibi 1942 yılı tahdidinin kesinleştiği ve içerisinde kalan taşınmazları 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesinin istisnai fıkraları uyarınca orman dışında ziraat arazisi olarak bırakma yetkisi bulunmadığından yaptığı işlemin yok hükmünde olduğu, ayrıca kadastro mahkemesinde taşınmazın öncesi ve niteliğine yönelik kabulün tarafları bağlayacağının kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle adalete duyulan güvenin sarsılmaması ve aynı durumdaki kişilerin aynı hukuki durumu elde etmesi gereği nazara alındığında taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanunla değişik 2. maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı kabul edilerek bu hususun tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesi gerektiği..." gereğine değinilerek direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.10.2023 tarihli ve 2023/8-532 Esas, 2023/932 Karar sayılı ilamıyla; "...yapılan orman tahdidinin sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı kararla ... İdaresinin dayandığı .... Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan orman tahdidinin hâlen geçerliliğini sürdürdüğü, orman kadastro çalışmaları ışığında dava konusu parselin içinde bulunduğu anlaşılan II nolu parselin itirazları inceleme komisyonunca önceki ekip çalışmasının düzeltilmesine karar verilmiş olması nedeniyle 2. madde ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığı ve 1989 yılında yapılan çalışmalarda 2/B uygulamasına da konu edilmediği, dava konusu taşınmaz ile komşu taşınmazlarda 1942 yılında orman tahdidi yapıldığı, taşınmazların kesinleşen orman tahdidi sınırları içerisinde kaldığı, tüm bu davaların açılmasına neden olan sorunun 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesine göre orman sınırları dışına çıkarılmış olmasına karşın İdarenin, ... ile ilgili orman tahdidinin iptali kararını yanlış değerlendirip, 2/B uygulamasını iptal ederek mükerrer orman tahdit uygulaması yapmasından kaynaklandığı, ayrıca taşınmazın davacı veya murisi adına tespit edilmesi üzerine Hazine tarafından geçmişinin orman ve zilyetlikle kazanılamayacağı iddiası ile dava açıldığı, mahkemece taşınmazın geçmişi orman ve 2/B niteliğinde görülerek Hazine adına tarla niteliği ile tescil edildiği, bu kararın kesinleştiği ve Hazine yönünden bağlayıcı olduğu, tüm bunlar dışında bölgede benzer ve komşu taşınmazlar için mahkemelerce verilen kabul kararlarının tamamına yakınının Yargıtay (Kapatılan) 16, 20. Hukuk Daireleri ile 8. Hukuk Dairesi tarafından onandığı, az sayıda kalan dosyada taşınmaz yönünden görüş değiştirilerek bozma kararı verilmesinin hukuki güvenlik, hukuki istikrar ve aynı durumdaki kişiler arasında bulunması gereken eşitlik ilkesi ile bağdaşmayacağı, bu nedenlerle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmediği..." gereğine değinilerek, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı oy çokluğuyla bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "...davaya konu taşınmazın 1942 yılında yapılan tahditte orman olduğu ve halen bu niteliğini koruduğu, hükmen tescile ilişkin mahkeme kararının kesin hüküm niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla Hukuk Genel Kurulunun ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamları doğrultusunda..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.