Yargıtay yargitay 2025/11322 E. 2025/9675 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/11322
2025/9675
2 Aralık 2025
8. Ceza Dairesi 2025/11322 E. , 2025/9675 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/1414 E., 2024/1493 K.
SUÇ : Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama kararının kaldırılması
İTİRAZA KONU KARAR : Onama
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 09.09.2025 tarihli ve 2024/24868 Esas, 2025/6373 Karar sayılı kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesinde belirtilen kanuni süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine, dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, onama kararı ile itirazın kabul edildiği tarih arasında zamanaşımının işlemeyeceği dikkate alınarak, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
İlk derece mahkemesince sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mağdur sayısınca ayrı ayrı (iki kere) 3 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedilmesi, istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince bu nedenle verilen bozma kararı sonrası ilk derece mahkemesince sanığın eylemlerinin zincirleme suç hükümleri kapsamında kaldığı kabul edilerek, sonuç olarak "sanığın 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına" karar verildiği ve bu hükme yönelik istinaf başvurusu üzerine de Bölge Adliye Mahkemesince esastan ret kararı verilmesi karşısında, bozma kararı öncesi her bir mağdura yönelik eylemi nedeniyle ayrı ayrı 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılan sanığın, bozma sonrası her bir mağdura yönelik eylemi nedeniyle aslında 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmış olduğu, dolayısıyla ilk derece mahkemesince verilen 5 yılın altı hapis cezası öngören cezaların aslında arttırılmadığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün 5271 sayılı Kanun'un 286/2-b maddesi uyarınca esastan inceleme imkanı bulunmadığı gözetilerek, aynı Kanun'un 298. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, esastan incelenip bozmaya konu edilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilşkindir.
II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Ceza Muhakemesi Hukukumuzda, istinaf mahkemelerinin vermiş olduğu kararların yeniden incelenmesi için yapılan temyiz kanun yoluna başvuru hakkı kural olup, 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinde belirtilen hususların istisnai durumlar olduğu dikkate alınarak yapılan incelemede;
İlk derece mahkemesi tarafından, sanık hakkında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen, (iki kez) 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozulması üzerine, sanığın atılı suçtan, zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle, (bir kez) 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılması karşısında, Dairemizce, kararın, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-b maddesinde yer alan, "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları" temyiz edilemez hükmü kapsamında olmadığı ve temyizi kabil olduğu kabul edilerek, temyiz başvurusunun esastan incelendiği,
Nitekim Ceza Hukukumuza hakim olan ilkelerden biri olan "ne kadar suç varsa o kadar ceza vardır" ilkesi gereği somut uyuşmazlık irdelendiğinde, sanığın, mağdurları hile ile araca bindirmek suretiyle ormana götürerek orada bırakma şeklinde gerçekleştirdiği eyleminin tek olduğu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazında belirtildiği gibi, birden fazla suçtan bahsedilemeyeceği, bu bağlamda ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesi arasındaki uyuşmazlığın fiilin iki ayrı suç mu yoksa zincirleme suç mu oluşturduğuna ilişkin olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinde temyiz edilebilirlik sınırının belirlenmesinde ceza miktarının esas alınmakta olup bu anlamda her fiil için tayin edilecek cezaların temyiz sınırının belirlenmesinde ayrı ayrı nazara alınması gereklidir. Bu itibarla, görülmekte olan davada sanık hakkında bir fiil için tayin olunan 3 yıl 4 ay hapis cezasının (eylem zincirleme suç olarak kabul edilse dahi) cezasının 4 yıl 2 ay şeklinde arttırılması "cezanın arttırılması" olarak kabul edilmelidir.
Açıklanan nedenlerle,
Temyiz sınırı belirlenirken, bozma öncesi, İlk derece mahkemesi tarafından hükmolunan cezaların istinaf mahkemesince ayrı ayrı değerlendirilerek, bozma sonrası hükmolunan cezanın da ayrı verilmiş gibi mağdur sayısına bölünmek suretiyle "2 yıl 1 ay hapis cezası" olarak ceza süresinin azaltıldığının kabul edilmesi ve bu suretle 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinde belirtilen istisnai durumların geniş yorumlanarak, verilen kararın kesin nitelikte olduğundan bahisle temyiz talebinin reddine karar verilmesinin hak arama hürriyetini sınırlayan bir yorum olup, hak kaybına yol açacağı ve bu sebeple hukuka aykırı olacağından davanın esasına girilerek yapılan inceleme üzerine Dairemizce verilen onama kararında herhangi bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 09.09.2025 tarihli ve 2024/24868 Esas, 2025/6373 Karar sayılı onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2025 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.