Yargıtay yargitay 2025/3880 E. 2025/5115 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/3880
2025/5115
1 Aralık 2025
7. Hukuk Dairesi 2025/3880 E. , 2025/5115 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2023/135 E., 2025/333 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya ait 1 04... parsel sayılı taşınmazın tarla ve bahçe olarak kullanıldığını, davalının aynı mahallede zilyetliğinde bulunan 1 03... parsel sayılı taşınmazda ev ve bahçesi olduğunu, davalının köyün ortak kullanımına ait kaynak suyunun doğal akış yönünü keserek kendi arazisine yönlendirdiğini, kendisine ait 2 adet kaynak suyu olup ihtiyacından fazlasını kullandığını, davalının yaptığı işlemle köyün ortak kullanımında bulunan çeşme ve diğer kaynak suları etkilendiğinden davacının tarla ve bahçesinin su ihtiyacının karşılanamadığı gibi köy çeşmesinin de kurumasına neden olduğunu ileri sürerek davalının suya vaki müdahalesinin önlenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kaynak suyunun daha önce davalının maliki olduğu ancak kadastrodan sonra Hazine adına kaydedilen taşınmazın içinde kaldığını, mezkur suyu kadimden beri davalı ve ailesinin kullandığını, ... köylülerin veya davacının istifadesinin mümkün olmadığını, suyun debisinin çok düşük olduğunu, davalının suyu sebze yetiştirmede, içme, hayvan ve de ağaç sulamada kullandığını, kaynak suyunun bulunduğu yerde başka suların olduğunu, köy ile kaynak suyunun bulunduğu alanın mesafesinin 2 km olduğunu, suyun köylüler tarafından hiç bir zaman ortak su olarak kullanılmadığını, çeşmenin ise yoldan geçenlerin kullanması için açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2019 tarihli ve 2017/382 Esas, 2019/141 Karar sayılı kararı ile; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekiller tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.11.2021 tarihli ve 2019/1544 Esas, 2021/1597 Karar tarihli kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.11.2021 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...müdahalenin davacının ve köyün kullandığı suya etkisinin bulunmaması nedeniyle su rejimi kurulmasına gerek bulunmadığı hususları dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının 2 numaralı su kaynağına müdahale hakkı bulunmadığı hâlde 2 numaralı kaynağa müdahalesi sonucunda köyün ortak kullanımına ait bulunan 3 numaralı kaynağın kurumasına ve 4 numaralı kaynağın kullanılamayacak ölçüde azalmasına neden olduğunu, Mahkemece yapılan keşif ve inceleme neticesinde bu hususların açıkça belirlendiğini, jeoloji bilirkişi raporunda davalı tarafından yapılan kazı çalışmaları sonucunda açılan 2 numaralı kaynak suyunun 3 numaralı kaynak suyunu etkilemiş olduğunun belirlendiğini, gerek bozma kararından önce gerek bozma kararından sonra alınan bilirkişi raporları ile verilen karar arasında çelişkinin bulunduğunu, davacının davaya konu suda kadim kullanım hakkı olduğunu, su rejimi kurulması gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, suya vaki el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 718. maddesi gereğince; arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.
2. Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen 4721 sayılı Kanun'un 756. maddesi gereğince de; "Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır."
3. Gerek 4721 sayılı Kanun'un 718. maddesi gerekse 756/2. maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır.
4. Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabi ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su kaynak niteliğini kazanmaz (.../.../..., ... . Hukuku, ... 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması halinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu'na tabidir.
5. Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera,orman vb) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu ... ise kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir.
6. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; bilirkişi raporları ve dosyaya sunulan krokilerden anlaşılacağı üzere kaynak olarak gösterilen her üç kaynak da tarafların malik oldukları taşınmazlar dışında kaynamaktadır. Bu haliyle, bu kaynaklar genel su niteliğinde olup herkesin kadim haklara engel olmamak koşuluyla ihtiyacı ölçüsünde ve ihtiyacına oranlı olarak kullanma hakkı bulunmaktadır. O hâlde Mahkemece; daha önceki bilirkişilerden ek rapor alınmak suretiyle ve gerekirse yeniden keşif yapılarak hem davalının hem davacının suya ihtiyaçlarının tespit edilerek ve varsa başka kaynaklardan da faydalandıkları sular olup olmadığı belirlenerek bir su rejimi kurularak el atmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken doğru olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
01.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.