SoorglaÜcretsiz Dene

Yargıtay yargitay 2022/17151 E. 2025/16262 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/17151

Karar No

2025/16262

Karar Tarihi

4 Aralık 2025

4. Hukuk Dairesi 2022/17151 E. , 2025/16262 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1209 Esas - 2021/1209 Karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/206 Esas - 2021/241 Karar

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; dava dışı ........... hakkında tefecilik ve vergi kaçakçılığı yaptığı iddiasıyla ihbarda bulunduğunu, bu ihbar neticesinde .... .... iş yerinde yapılan aramada tefecilik suçundan elde edilen bono ve senetlerin ele geçirildiğini, Yunak Asliye Ceza Mahkemesinin 25.03.2003 tarih, 2002/30 esas ve 2003/41 karar sayılı ilamıyla dava dışı .........’ın 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanunu’na muhalefet suçundan mahkûmiyetine karar verildiğini, davalı avukat ... tarafından ceza davasında dava dışı .......'ın vekilliğinin üstlenildiğini, ayrıca Yunak İcra Müdürlüğünün 2007/45 esas (eski 2003/105 esas) sayılı takip dosyasında, . .... vekili olarak davalı avukat tarafından 22.01.2003 tarihinde 10.10.2001 tanzim, 10.08.2002 vadeli bonoya dayanılarak kendisi ve babası ... ... aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığını ve takip kesinleştirilerek icra işlemlerinin yürütüldüğünü, dava tarihi itibariyle söz konusu takibin hala devam ettiğini, davalının anılan ceza dosyasında sanığın avukatı olması nedeniyle bononun suça konu olduğunu bilmesine rağmen işi kabul ederek Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarına aykırı davrandığını, tefecilik ve vergi kaçakçılığı suçlarından kaynaklanan bonoyu icra takibine koymanın hem suç teşkil ettiğini hem de kişinin kişilik haklarına haksız saldırı niteliğinde olduğunu, öte yandan dava dışı ...... hakkında tarafınca yapılan ihbar üzerine vergi incelemesi başlatılarak vergi cezaları kesildiğini, adı geçenin bu cezaları ödememek için mal varlığını davalı avukatın hukuki bilgi ve yardımıyla muvazaalı olarak kaçırdığını, davalı avukatın dava dışı müvekkili ..........'a muvazaalı işlemler ve mal kaçırma yönünde hukuki yardımda bulunup, yol göstermek suretiyle vergi cezasının tahsilini imkânsız kılarak davacının ihbar ikramiyesi almasını engellediğini ve davalı avukat tarafından icra takibine konu edilemeyecek nitelikte bir kıymetli evrak ile aleyhine takip başlatıp sürdürmesi nedeniyle zarara uğradığını belirterek 960.000,00 TL maddi tazminat ve 4.040.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 5.000.000,00 TL'nin haksız fiil tarihi olan 31.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetkili mahkemenin Yunak Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, bu nedenle mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, icra takibine konu borcun kambiyo senedine dayandığını, icraya konu takip dayanağının tüm geçerlilik şartlarına haiz kambiyo senedi olduğunu, davacı tarafça senedin hükümsüzlüğüne yönelik bir dava açılmadığı gibi icra takibine konu borca ilişkin açtığı menfi tespit davasını da takip etmediğini, davacı tarafın maddi ve manevi zarara uğradığını ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.04.2021 tarihli, 2017/206 Esas ve 2021/241 sayılı kararı ile 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi gereğince mahkemenin yetkisizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın yetkili Yunak Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 11.05.2017 tarih, 2017/570 esas ve 2017/520 sayılı kararı ile; davanın dayanağının haksız fiil olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 16. maddesi uyarınca dava açılacak yer mahkemesi konusunda davacıya seçimlik hak tanındığı, davacı-zarar görenin yerleşim yerinin Akşehir olduğu, davacı-zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğu ve davacının seçimlik hakkını yerleşim yeri mahkemesi olarak kullandığının anlaşılması karşısında, davanın yetkili mahkemede açıldığının kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yetkisizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlK Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Akşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin gönderme kararı sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı avukatın müvekkili adına yapmış olduğu icra takibine ve davacının iddia ettiği ihbarcılık tazminatının alınmasına, davalının mal kaçırma yolunu göstererek engel olduğuna dair taleplerinin yerinde olmadığı, ihbarcılık tazminatından davalının herhangi bir sorumluluğunun olamayacağı, davalı avukatın mal kaçırma yönünde dava dışı müvekkiline yol gösterdiği ve bu şekilde ihbar tazminatının tahsilini engellendiği iddiasının ispatlanamadığı, davalının vekil olarak takip ettiği icra dosyası yönünden talep edilen manevi tazminat istemi değerlendirildiğinde; icra dosyasında vekilin müvekkili adına hareket ettiği sabit olmakla vekilin kanunen müvekkili adına işlem yaptığı, onun menfaatini korumakla yükümlü olduğu, müvekkiline karşı sorumlu olduğu, müvekkilinin talimatı ile bağlı olduğu, kaldı ki vekilin doğrudan temsilcisi olduğu müvekkili adına hareket ettiği durumlarda üçüncü kişilerle yaptığı hukuki işlemlerden doğan haklar ve borçların doğrudan vekalet verene ait olduğu, bu açıdan icra takibi yönünden davalının vekil olarak hareket ettiği hususu sabit olmakla husumetin vekile yönlendirilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf nedenleri gözetildiğinde; davalı avukatın dava dışı müvekkiline muvazaalı işlemler ve mal kaçırma yönünde hukuki yardımda bulunup, yol göstermek suretiyle vergi cezasının tahsilini imkânsız kılarak davacının ihbar ikramiyesi almasını engellediği iddiasına ilişkin herhangi bir delil ibraz edilip iddia ispat edilmediği gibi iddia edilen zarar ile davalının eylemi arasında illiyet bağı bulunduğunun da ispat edilemediği, bu nedenle bu iddiaya dayalı tazminat istemlerinin reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediği, davacının, davalı avukat tarafından icra takibine konu edilemeyecek nitelikte bir kıymetli evrak ile aleyhine takip başlatıp sürdürmesi nedeniyle uğradığını iddia ettiği zarara gelince; iddianın haksız takip nedeniyle uğranıldığı belirtilen zararın ödetilmesi istemine dayandığı, vekil tarafından sadece vekâlet görevinin ifası kapsamında temsilen işlemleri yürütülmekte olup dosya kapsamına göre vekile husumet yöneltilemeyeceği, davalı avukatın Avukatlık Kanunu ve meslek kuralları gereğince işi reddetmesi gerekirken kabul etmiş olması nedeniyle disiplin cezasına mahkûm edilmesinin davaya konu uyuşmazlık bakımından sonuca bir etkisinin bulunmadığı, zira davacının iddiası haksız takibe dayandığından takibin davalı tarafından vekâleten başlatılmış olmasının somut olayda avukatı zarar sorumlusu haline getirmeyeceği, açıklanan nedenle husumetin vekile yöneltilmesinin yerinde olmadığına dair İlk Derece Mahkemesi kabulünün yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafından dava dışı .........’ın ....... Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/30 esas sayılı dosyasında vekilliğinin üstlenildiğini, ayrıca tefecilik suçundan kaynaklanan senetle hakkında icra takibi başlattığını, senedin tefecilik ve vergi kaçakçılığı suçuna esas teşkil ettiği hususunun davalı tarafça bilindiğini, davalının eylemlerinin Avukatlık Kanunu ve meslek kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, dava dışı.............'ın eşinden muvazaalı olarak boşandığını, davalı avukatın hukuki bilgi ve yardımıyla mal varlığını eşinin üzerine muvazaalı olarak geçirdiğini, bu nedenle vergi ihbar ikramiyesini alamadığını, icra dairelerinin tefeci ............ ve davalı avukatın tefecilik ve vergi kaçakçılığı suçuna konu senedin tahsil edilme yeri olmadığını, zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile ahlaka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu, davalı avukatın aldığı disiplin cezasının kesinleştiğini ve davalı avukatın uğranılan maddi ve manevi zarara ilişkin sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı avukatın dava dışı müvekkiline muvazaalı işlemler ve mal kaçırma yönünde hukuki yardımda bulunması ve vergi cezasının tahsilini imkânsız kılarak ihbar ikramiyesi alınmasını engellemesi ve davalı avukat tarafından icra takibine konu edilemeyecek nitelikte bir kıymetli evrakın icra takibe konu edilmesi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ve özellikle kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı harcın davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim