SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/11106

Karar No

2025/21109

Karar Tarihi

23 Aralık 2025

4. Ceza Dairesi 2025/11106 E. , 2025/21109 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/548 E., 2023/671 K.
SUÇ : Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini,
Devletin kurum ve organlarını aşağılama
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Dairemizin,10.07.2025 tarihli ve 2024/2875 Esas, 2025/12701 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.11.2025 tarihli ve KD/3-2023/74134 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
İtiraza konu uyuşmazlık, atılı suçun unsurlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Sanık ... hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 06.11.2018 tarih ve 2018/1210 Esas sayılı iddianamesi ile Türkiye Cumhuriyeti Devletini Alanen Aşağılama, Devletin Emniyet Teşkilatını Alanen Aşağılama suçundan cezalandırılması talebiyle Ankara 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/675 (2020/678) esasına kayden açılan kamu davası ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 01.08.2019 tarih ve 2019/37819 esas sayılı iddianamesi ile terör örgütü propagandası yapmak suçundan cezalandırılması talebiyle Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/450 esasına kayden açılan kamu davasının birleştirilmesine karar verildiği, Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.04.2023 tarih ve 2019/4 50... /58 karar sayılı kararı ile sanık hakkında Türkiye Cumhuriyet Devletini ve Devletin Askeri ve Emniyet Teşkilatını alenen aşağılama suçundan cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulduğu, sanık müdafinin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 30.05.2023 tarih ve 2023/5 48... /671 Karar sayılı hükmü ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, sanık müdafinin temyiz istemi üzerine Yüksek Dairenizin 10.07.2025 tarih ve 2024/28 75... /12701 Karar sayılı ilamı ile mahkumiyet hükmünün "sanığın dava konusu paylaşımlarının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği aksi tutumun ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebileceği gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı bulunduğu" gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Ancak;
TCK’nın "Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama" başlıklı 301. maddesi;
"(1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
(4) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır." şeklindedir.
Bu düzenlemeyle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin siyasal ve hukuki varlığı ile aynı doğrultudaki çıkarları korunmaya çalışılmaktadır. Hükümde, Devletin varlığını oluşturan ve ayrılmaz unsurları arasında bulunan müesseselerin ayrı ayrı sayılması ve bunlara yönelen aşağılayıcı hareketlerin yaptırım altına alınmasıyla güdülen amaç temelde Devletin tüzel kişiliğinin, saygınlığının ve hukuki yararının korunmasıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, sanığın, ... isimli sosyal paylaşım sitesinden; 11/11/2015 tarihinde sokaktan geçen bir tank görüntüsüne ilişkin görseli paylaşarak "Silvan'da asker halkın üzerine ateş açıyor!" şeklinde,
07/12/2015 tarihinde Diyarbakır iline ait olduğu değerlendirilen görüntüleri paylaşarak "Devlet Diyarbakır'ı sanırım yok etmek istiyor. İnsanları öldürüp, tarihi yapılan yıkıp, camileri yakıyorlar. Bunu yapanlar ...'yi de öldürenlerdir. Askerler ve özel harekatçılardır" şeklinde,
02/12/2015 tarihinde; ölen kadın bir şahsa ait fotoğrafı "Diyarbakır'da polis ve asker operasonda bir genç kadını vurup yanına "her zamanki gibi" bir silah koydu. Topuklu ayakkabı giyen militan olur mu sizce ?" şeklinde,
13/12/2015 tarihinde; Diyarbakır ili ... ilçesine ait olduğu değerlendirilen yıkılmış binaların bulunduğu görselleri paylaşarak "Burası Diyarbakır - ... T.C. Toprakları içindeyken devlet tarafından bu hale getirildi. İnsanlar göçe zorlanıyor. Kimdir bölücü?" şeklindeki paylaşımlarının ayrı ayrı Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Devletin Askeri ve Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılamak suçunu oluşturacağından, kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın onanmasına karar verilmesine ilişkindir.
II. GEREKÇE
İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır.
Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur.
Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.
Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır.
Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin ikinci fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasa'nın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz.
Açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde; sanığın dava konusu paylaşımlarının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği aksi tutumun ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebileceği gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ 02.12.2015 tarihli paylaşım yönünden oy çokluğuyla, diğer paylaşımlar yönünden oy birliğiyle REDDİNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. fıkrası uyarınca Dairemizin, 10.07.2025 tarihli ve 2024/2875 Esas, 2025/12701 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.12.2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Dairemizin 10.07.2025 tarihli 2024/2875 Esas, 2025/12701 Karar sayılı ilamında belirttiğimiz nedenlerle sanığın 02.12.2015 tarihli paylaşımının ifade özgürlüğü kapsamında olmadığı, Devletin askeri ve emniyet
teşkilatını aşağılama amacıyla kurgulanıp paylaşıldığı, dolayısıyla TCK'nın 301. maddesine uyan suçu oluşturduğu ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kısmen kabulü gerektiği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun itirazın reddine ilişkin görüşüne iştirak edilmemiştir.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim