Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2023/13400
2025/21132
24 Aralık 2025
4. Ceza Dairesi 2023/13400 E. , 2025/21132 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/980 E., 2022/779 K.
SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında cumhurbaşkanına hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; Bölge Adliye Mahkemesince duruşma taleplerinin değerlendirilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığına, suça konu eylemlerin siyasi eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığına, temel cezanın üst sınırdan uzaklaşılmasının gerekçelendirilmediğine, 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin uygulanmamasının yerinde olmadığına ilişkindir.
III. GEREKÇE
Sanık savunması, araştırma raporu, kovuşturma izin kararı ve tüm dosya kapsamından; alt sınırdan uzaklaşılarak sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair Mahkemenin inanç ve takdirinde isabetsizlik bulunmadığı ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanunu'un 62. maddesinin uygulandığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Sanığa yükletilen cumhurbaşkanına hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin uygulanması sırasında yapılan hesap hatası sebebiyle netice hapis cezası "3 yıl 7 ay 22 gün" yerine "2 yıl 19... gün " olarak eksik tayin edilmiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı anlaşıldığından, eleştiri dışında başkaca hukuka aykırılık görülmemiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca Edirne 6. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.12.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan kurulan hükümdeki hapis cezasının orantılı olup olmadığı noktasındadır.
Cezaların işlenen suçun ağırlığı ve kusurun derecesi, kast ve faili suça iten saikler ile orantılı olması çağdaş ceza hukukunun gereğidir. Orantısız ceza adaletsizlik yaratacağından suç ile bozulan kamu düzenini tesis etmekten çok kamu vicdanını rahatsız eder. Suç ile orantılı olmayan bir ceza aslında ceza değildir; cezalandırma görüntüsü altında yapılan bir haksızlıktır. Cezaların adil ve orantılı olarak uygulanmaması toplumda rahatsızlığa sebep olacaktır. Cezaların fiilin ağırlığı ve sorumluluk ile orantılı olmaması suça karşı mücadelede istenen amacı gerçekleştiremez.
Ceza hukukunun amacı, toplumsal yaşamın devamı için gereken hukuksal değerleri korumaktır. Devlet, bu hukuksal değerleri korumak için sahip olduğu cezalandırma yetkisini istediği biçimde kullanamaz. Bu yetkisini kullanırken suç ve ceza arasındaki adil dengenin korunmasını gözetmelidir. Faile, işlediği suçun ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbiri uygulanması zorunluluğu orantılılık ilkesi gereğidir. Bu ilke, cezaya ve güvenlik tedbirine hükmedilmesinde önemli bir sınırlayıcı unsurdur.
Orantılılık ilkesi hem yasa koyucuyu hem de hâkimi bağlar. Orantılılık ilkesi, kişinin kusurunun gerektirdiğinden daha ağır bir ceza ile cezalandırılmasına engeldir. Suç ile ceza arasında orantı bulunması iki yönden ele alınmalıdır.
Birincisi kanunda unsurları belirtilmiş suç ile bunun karşılığı olan ceza orantılı olmalıdır.
Kanun koyucu, düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik” başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, “orantılılık” ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Bir kurala uyulmaması nedeniyle kanun koyucu tarafından öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da “ölçülülük ilkesi” gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur.
İkincisi ise yasalarda orantılılık ilkesi gözetilse dahi bunu uygulayacak yargıca yönelik olanıdır. Yargıç soyut normu uygularken cezanın türünün belirlenmesinde ve alt üst sınır arasında cezayı bireyselleştirmede orantılılık ilkesine uygun hareket etmek ve suç ile faile verilen cezanın ölçülü olmasını sağlamalıdır.
TCK madde 3- (1) Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.
(2) Ceza Kanunu'nun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz. Şeklinde düzenlemeye yer vererek orantılılık ilkesini güvence altına almıştır.
Somut olayda, sanığın Cumhurbaşkanına hakaret eyleminden dolayı TCK 299/1. Madde gereğince teşdiden 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Temel ceza belirlenirken cezanın alt sınırdan tayin edilmeyerek üst sınıra yakın tayin edilmesindeki gerekçenin ne olduğu, hangi zorunlu toplumsal ihtiyacı karşıladığı yeterince açıklanmadan, yasada yer alan sözler tekrarlanarak ceza tayin edilmiştir.
TCK 3/1 maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi ile örtüşmeyecek şekilde hapis cezasının üst sınıra yakın tayin edilmesi nedeniyle kararın bozulması yerine onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne karşıyım.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.