Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/4747
2025/6113
15 Aralık 2025
3. Hukuk Dairesi 2025/4747 E. , 2025/6113 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1167 E., 2025/1345 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2024/230 E., 2025/161 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352/1 maddesinin (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre, Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar 209.202.09 TL olup, dava tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı ile 17.09.2020 tarihinde adi yazılı emlak alım satım sözleşmesi yaptığını, sözleşme ile ...Mahallesi 3 24... Parsel A Blok 6. KB cepheli dairenin 315.000,00 TL'ye satımı hususunda anlaşıldığını, bahse konu dairenin arsa sahibine denk gelmesinden dolayı 09.08.2022 tarihinde yeni bir sözleşme yapıldığını, bu sözleşmeye göre 3 24... Parsel A Blok 8. Kat GB cepheli dairenin satışı hususunda tarafların anlaştığını, bu daireninde 3. kişiye satıldığını ileri sürerek; davalıdan dairelerin rayiç değeri endekslenerek hesaplanacak müvekkilinin müspet zararının tazminine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, bunun mümkün olmaması halinde müvekkili tarafından yapılan ödemelerin bedelinin denkleştirici adalet ilkesine uygun olarak denkleştirilerek tazminine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar talep etmiş; 26.11.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu taşınmazın değeri endekslenerek hesaplanan müspet zararın tazmini ile 1.468.636,36 TL'nin faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, davacı tarafından bildirdiği miktarda bir ödeme yapılmadığını, daireye ilişkin yapılan ödemelerin dekontlarının mevcut olmadığını, tüketici işleminden kaynaklı adi bir iş olduğundan dolayı yasal faiz hükümlerin uygulanması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça satın alınan taşınmaz için 315.000,00 TL ödeme yapıldığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davalı tarafça yapılan mükerrer satışlar sebebiyle sözleşmenin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafça ödenen paranın davalıdan geri talep edilmesinin hukuk ve hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 1.468.636,36 TL bedelin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile birlikte davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararında dava konusu sözleşmenin iki tarafa borç yükleyen sözleşme niteliğinde olduğu, davacı tarafça taşınmaz satış bedeli olarak davalının hesabına yapılan ödemelere ilişkin konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınıp söz konusu bilirkişi heyeti raporundaki dava/ sözleşme konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla ulaştığı rayiç değer üzerinden davacı tarafından yapılan ödemeler toplamı satış bedeline oranlanarak yapılan hesaplama sonucunda bulunan satış bedeline hükmedildiği, hesaplamada izlenen yöntemin doğru olmadığı, satış bedelinin güncelleştirilmiş değeri bulunurken izlenmesi gereken yolun denkleştirilmiş adalet hesabı olduğunu, hükme esas alınan 26.11.2024 tarihli bilirkişi raporundaki davacı tarafından ödenen bedelin, dava tarihine kadar olan denkleştirilmiş adalet hesabı yapılması suretiyle bulunan 1.259.433,46 TL miktara hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, 1.259.433,46 TL bedelin dava tarihi olan 26.04.2024'ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; ıslahın dava tarihinde dava konusu taşınmazın belirlenen rayiç bedeli üzerinden yapıldığı, İlk Derece Mahkemesince taleple bağlılık ilkesi doğrultusunda haklı bir karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince kararın kaldırılarak terditli talep yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiğini, müvekkil şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu olmadığını, davacı tarafından yapılan ödemeler dikkate alındığında ödemelerin; satışı yapılan daire fiyatının karşılığı olamayacak kadar düşük olduğunu, istenilen tazminata ilişkin ticari temerrüt faizinin uygulanması hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna itirazların dikkate alınmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, alacağın temliki sözleşmesi kapsamında ödenen gayrimenkul bedelinin borcunu ifa etmeyen davalıdan dairelerin rayiç değeri endekslenerek hesaplanacak müspet zararının tazmini bunun mümkün olmaması halinde denkleştirici adalet ilkesi kapsamında tahsili talebine ilişkindir.
Somut olayda; 09.08.2022 tarihli resmi şekilde yapılan satış vaadi sözleşmesinin geçerli olduğu, davacının satış bedelini ödediği, taşınmazın ifasının imkânsız hale geldiği dava tarihi itibarıyla rayiç değeri isteyebileceği, davacının temyiz talebinin miktar itibarıyla reddedilmesi ve özellikle davalının temyiz sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla REDDİNE,
2. Davalı vekili tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Temyiz talebinde bulunun davalı adli yardım kararı almış olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.