SoorglaÜcretsiz Dene

Yargıtay yargitay 2025/4270 E. 2025/5833 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/4270

Karar No

2025/5833

Karar Tarihi

3 Aralık 2025

3. Hukuk Dairesi 2025/4270 E. , 2025/5833 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/196 E., 2024/243 K.
DAVA TARİHİ : 07.11.2013

Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararın davacılar vekili ve katılma yolu ile davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 23.01.2025 tarihli ilamla Mahkeme kararının onanmasına dair verilen kararın davacılar vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; davacıların, davalı şirket ve dava dışı ... ile kurdukları adi ortaklığın, dava dışı arsa sahibi... ... ... ile ............... Noterliğinin 10.10.2007 tarihli ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesini imzaladığını, bu sözleşmeye göre inşaatın bitmesine müteakip adi ortaklara isabet eden bağımsız bölümlerin arsa sahibi tarafından devrinin taahhüt edildiğini, bu sözleşmeden sonra da arsa sahibi... ... ... ile 10.10.2007 tarihili ek tadil sözleşmesi ve ek protokol imzaladıklarını, sözleşmeye konu inşaatın bitme aşamasına geldiğini, ancak davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olan dava dışı ... ile arsa sahibi... ... ...'nın birlikte hareket ederek ortaklara devredilmesi gereken bağımsız bölümleri davalı şirket adına tescil ettirdiklerini ileri sürerek; davalı adına kayıtlı olan bağımsız bölümlerin tapularının payları oranında iptali ile adlarına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket; Davalı şirket; davacılar ve dava dışı ...'ın ortağı bulunduğu ...İnşaat ve Ticaret A.Ş.nin mali yetersizlik nedeniyle on yılı aşkın süre boyunca arsa sahibi... ... ...’ya ait taşınmaz üzerinde inşaata başlayamadıklarını, bu nedenle Kırgizistan uyruklu bir kişi ile ortak yatırım yapılmasına karar verildiğini, akabinde inşaatı yapmak üzere davalı şirketin kurulduğunu, inşaatın yapımı işinin de 22.08.2007 tarihli sözleşme ile ...İnş. ve Tic A.Ş.ye verildiğini, ancak arsa sahibi... ... ...'nın akde aykırılık halinde sorumluluğun daha önceden anlaştığı davacılar ve dava dışı ...'a ait olması koşulunu ileri sürdüğünü, bu nedenle davacılar ile dava dışı ...'ın da 10.10.2007 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yer aldıklarını, sözleşmenin (10.4) maddesinde de bu iradenin hüküm altına alındığını, bu nedenle bağımsız bölümlerin paylaşımına ilişkin listede davacıların isminin yer almadığını, inşaatın tüm giderlerinin müvekkili şirket tarafından karşılandığını, ancak davacıların ortağı bulunduğu ...İnş ve Tic. A.Ş.nin ticari ilişkinin başından bu yana taşeron sözleşmesine aykırı davrandığını ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini, inşaatın süresinde teslim edilmemesi nedeniyle arsa sahibine 1.500.000 USD tazminat ödemek zorunda kaldığını, uğradığı zararlar nedeniyle başvurduğu İstanbul 35. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından inşaatın yapımının müvekkili şirket tarafından yürütülmesine karar verildiğini, davacıların sözleşmenin altında yer alan yüklenici ifadesi nedeniyle adi ortaklık hükümlerine dayanmalarının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.06.2016 tarihli kararıyla; taraflar arasında adi ortaklık bulunduğunu, davalı şirketin vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmemek suretiyle davacıları zarara uğrattığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirket adına kayıtlı bağımsız bölümlerdeki 1/2 payların iptaline ve eşit oranda davacılar adına tesciline karar verilmiş, karara karşı davalı şirket vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 03.07.2019 tarihli ilamla; Mahkemenin 10.10.2007 tarihli sözleşme ile taraflar arasında inşaat adi ortaklığı kurulduğu yönündeki değerlendirilmesinin yerinde olduğunu, taraflar arasındaki adi ortaklığa dava dışı ...'ın da ortak olduğundan, davada taraf sıfatıyla yer alması gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava dışı ortak ...'ın davaya dahil edildiği, davacıların adi ortaklığa para, mal veya emek olarak herhangi bir katkılarının olmadığı ve tasfiye raporunda zararda oldukları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili ve katılma yoluyla davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. TEMYİZ
Dairenin 23.01.2025 tarihli ilamıyla;Mahkemece uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde taraflar arasında inşaat adi ortaklığın kurulduğunun kabulü ile dava dışı ortak ...'ın davaya dahil edildiği, davalı şirketin kuruluş amaçlarından birinin ................ Sicili Gazetesinde belirtildiği üzere, davaya konu inşaat sözleşmesi akdederek işyerlerinden oluşan inşaat projesini doğrudan ve/veya taşeronlar vasıtasıyla gerçekleştirmek ve inşaatın tamamlanmasını takiben söz konusu konut ve iş yerlerini satmak, kiralamak ve işletmek olduğu, bu kapsamda davalı şirketin usulüne uygun tutulan ticari defterleri esas alınarak rapor hazırlanmasının yerinde bulunduğu, adi ortaklığın tasfiyesi amacıyla alınan bilirkişi raporlarında ortaklığın zararda olduğunun belirtildiği, davacıların rapora itirazlarının 16.07.20 23... .01.2023 tarihli raporlar ile karşılandığı ve bozma ilamının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı gerekçesiyle onanmasına karar verilmiş, davacılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi talep edilmiştir.

VI. KARAR DÜZELTME
A.Karar Düzeltme Sebepleri
Davacılar vekili; davalının sözleşme konusu bağımsız bölümleri kendi adına tescil ettirmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, müvekkillerinin adi ortaklığa para, mal veya emek olarak herhangi bir katkıları bulunmadığı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, 10.10.2007 tarihli Düzenleme Şeklindeki Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi, ek tadil sözleşmesi ve aynı tarihli ek protokollerin akdedildiğini, bu sözleşmelere göre paylaşım oranının %35 arsa sahibi %65 yüklenici olan adi ortaklığa ait olacağının kararlaştırıldığını, bu paylaşım oranının büyük oranda yüklenici lehine olan bir durum olduğunu, bu bölgede en iyi paylaşım oranının arsa sahibi %40, yüklenici %60 oranında olduğunu, adi ortaklığın gerçek kişi olan müvekkillerinin bu imkanı adi ortaklık ile paylaştıklarını, bunun yüklenici açısından da son derece elverişli olduğunu, müvekkillerinin adi ortaklığa sundukları en büyük menfaatin bu husus olduğunu, yüne müvekkillerinin ortak oldukları başka bir şirketin sahibi olduğu taşınmaz üzerine arsa sahibi lehine ek protokolün (3b) maddesi gereğince 5.000.000,00 USD 'lik ipotek tesis etmeyi taahhüt ettiklerini, bu hususun Mahkemece gözardı edildiğini, müvekkillerinin hisselerine düşen sermaye tutarını davalı şirkete ödediklerini, müvekkillerinin çok avantajlı bir işi hiçbir bedel almadan adi ortaklığa sunduklarını, adi ortaklığın tasfiye raporu sonucuna göre zarar bakiyesi vermesi ve ortaklara paylaştırılacak herhangi bir mal varlığı olmadığı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, tasfiye raporlarına yapılan itirazların dikkate alınmadığını, tasfiye raporlarında dosyaya sunulan sözleşmeler yerine davalı şirketin ticari kayıtlarının esas alınmasının yerinde olmadığını, hükme esas alınan raporların objektiflikten uzak ve eksik incelemeye dayalı olduğunu, davalı şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığını, müvekkillerinin aynı zamanda davalı şirketin imtiyazlı pay sahibi ortakları olduğunu, şirket yönetiminin ana sözleşmeye aykırı oluşturulduğunu, davalı şirketi yönetenlerin ana sözleşmeye aykırı olarak seçildiklerini ve bu seçim kararlarının Mahkemelerce iptal edildiğini, Mahkeme kararları ile davalı şirketin kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı tespit edilmesine rağmen tasfiye raporlarında bu kayıtların esas alınmasının doğru olmadığını, hükme esas alınan raporlarda ortaklık gelirlerinin eksik gösterildiğini, hükme esas alınan raporlarda mevcut kira sözleşmesine göre değil davalı şirketin kurumlar vergisi beyannamelerine göre hesaplama yapıldığını, gelirlerin TL cinsinden hesaplanmasının doğru olmadığını, kiraya verilen taşımazların adi ortaklığın malvarlığının 2/3 ünü oluşturduğunu, taşınmazın yeni kiracıya kiralanması ya da kiralananın devredilmesi arasındaki zaman aralığındaki döneme ilişkin kira gelirlerinin hesaplanmadığını, eksik işler için yapıldığı iddia edilen harcamaların yüksek olduğunu, kredi kullanımından kaynaklı maliyetlerin davalı şirkete ait olduğunu, dava dışı arsa sahibine ödendiği iddia edilen tazminatın adi ortaklık gideri olarak kabul edilemeyeceğini, davalı şirketin tüm giderlerinin ortaklık giderleri olarak kabul edilip bu giderlere hükme esas alınan raporda yer verilmesinin hatalı olduğunu, inşaatın toplam maliyet bedelinin tasfiye heyetinin belirlediği bedelden daha düşük olduğunu, dava konusu taşınmazların değerinin düşük hesaplandığını, tasfiye heyetinin belirlediği yöntemin hatalı olduğunu, taraflar arasında yazılı bir ortaklık sözleşmesi bulunmadığından dava konusu taşınmazların ortaklık hissedarları adına eşit oranda tescil edilmesi gerektiğini, vekalet ücretinin maktu hesaplanması gerekirken nisbi hesaplanmasının da hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın düzeltilmesini ve bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesi istemine ilişkindir.
Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, Mahkemece uyulan bozma ilamına göre taraflar arasında inşaat adi ortaklığının kurulduğunun sabit olmasına ve bozma sonrasında yapılan yargılama sürecinde dava dışı ortak ...'ın da davaya dahil edilip yargılamaya devam edilmesine, dosya kapsamında yer alan Ticaret Sicil Gazetesine göre davalı şirketin kuruluş amaçlarından birinin davaya konu inşaat sözleşmesini akdederek işyerlerinden oluşan inşaat projesini doğrudan ve/veya taşeronlar vasıtasıyla gerçekleştirmek ve inşaatın tamamlanmasını takiben söz konusu konut ve iş yerlerini satmak, kiralamak ve işletmek olduğu da dikkate alındığında ve davalı şirketin başka bir iştigal alanı bulunduğunun da dosya kapsamına göre ispat edilememesine, hükme esas alınan tasfiye raporlarında davalı şirket tarafından usulüne uygun tutulan ticari defterler esas alınarak hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, davacı tarafça tasfiye raporlarına yönelik itirazların 16.07.20 23... .01.2023 tarihli raporlar ile karşılanmasına, alınan tüm tasfiye raporları ile ortaklığın zararda olduğunun açık şekilde belirlenmesine, hüküm altına alınan vekalet ücretinin nisbi olarak belirlenmesinin de yerinde bulunmasına, bozma ilamının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığının anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin REDDİNE,
Aşağıda yazılı para cezasının karar düzeltme isteyene yükletilmesine,
03.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Muhalif)

KARŞI OY

1.Somut olayda, özellikle Dairemizin uyulan 2019/3311 E. – 2019/6144 K. sayılı ilamı karşısında, mülkiyeti dava dışı... ... ...’na ait .......... . sayılı tapulu arsa üzerineinşaat yapılması hususunda,davacılar ................ve ... ile davalılar ... ve ... İnşaat A.Ş. arasında, adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu ve adi ortakların tamamının yüklenici sıfatıyla, tapu maliki... ... ... ile Noter huzurunda yapılan 10.10.2007 tarihli “Kat Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmesini” imzaladıkları, davacı ve davalıların sözkonusu inşaat işinde arsa sahibine karşı adi ortak olarak “Yüklenici” sıfatını haiz oldukları ve müştereken ve müteselsilen sorumluluk üstlendikleri hususunda Daire heyet üyeleri arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
2.Aynı taraflar Noter huzurunda, bazı ek maddeler noktasında 03.08.2008 tarihli Tadilat Sözleşmesini imzalamış olup bu hususlar da uyuşmazlığa konu değildir.
3.Anılan sözleşme dışında taraflar arasında adi ortaklığı düzenleyen yazılı veya sözlü bir sözleşme bulunmadığı gibi, ortaklığın tasfiyesine ilişkin de bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.
4.Mezkur sözleşmede ve ticaret sicili kayıtlarında, adi ortalardan ... A.Ş.’nin yetkili temsilcilerinin yine adi ortaklardan ... ile dava dışı Kırgızistan vatandaşı ............... oldukları anlaşılmaktadır.
5.Adi ortak ve yüklenici sıfatını haiz toplam 7.500 hisseden oluşan ... A.Ş.’nin 1.250’er hissesi, ............ve ... kardeşlere (3x1.250=3.750 hisse), 3.749 hissesi dava dışı Kırgızistan vatandaşı ..............’a, 1 hissesi ise dava dışı................’a ait olduğu anlaşılmaktadır. Diğer bir anlatımla şirketin kabaca %50’si ..............’a, diğer yarısı ise ........... ve ... kardeşlere aittir.
6.Sözleşmenin imza tarihi olan 10.10.2007 tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 S. Borçlar Kanunu’un 521 (TBK 621) maddesinde yer alan “Her şerik nakit, alacak veya diğer mal veya say olarak bir sermaye koymakla mükelleftir. Hilafına mukavele olmadıkça sermayeler şirketin gayesinin icabettiği ehemmiyet ve mahiyette ve yekdiğerine müsavi olmak lazımdır.” Düzenlemesi uyarınca, taraflarca başka türlü düzenlenmemişse adi ortakların hisseleri birbirlerine eşit sayılacaktır.
7.Yine, BK’nın 524 (TBK 624) maddesinde yer alan “Şirketin kararları bütün şeriklerin ittifakiyle ittihaz olunur. Akitte ekseriyetle karar verilmesi tasrih edilmiş ise ekseriyet şeriklerin adedi itibariyle taayyün eder.” Düzenlemesi uyarınca, başka türlü düzenlenmedikçe adi ortaklıkta kararların bütün ortakların katılımıyla alınması zorunludur.
8.BK’nın 525 (TBK 625) maddesinde yer alan “Akit ile veya karar ile münhasıran şerike veya müteaddit şeriklere yahut üçüncü bir şahsa kati surette tevdi edilmiş olmadıkça şirket muamelelerinin idaresi bütün şeriklere aittir. Şirket muamelelerinin idaresi şeriklerin cümlesine veyahut birkaçına tevdi edilmiş ise bunlardan her biri diğerlerinin iştiraki olmaksızın muamele yapabilir. Şukadar ki; şirket muamelelerini idareye salahiyettar her bir şerik bu muameleye ikmalinden evvel itiraz edebilir. Tehirinde tehlike melhuz değilse şirkete umumi bir vekil nasbı ve alelade şirket muameleleri fevkindeki hukuki tasarrufların yapılması için bütün şeriklerin ittifakı lazımdır.” Düzenlemesi uyarınca, ortaklar aralarında şirketin yönetimi için pilot ortak seçmemişlerse, bütün ortakların şirketi yönetme hakkı bulunmaktadır.
9.BK 530 (TBK 630) maddesi uyarınca, şirket işlerini yöneten ortak ile diğer ortaklar arasında “vekalet sözleşmesine” ilişkin hükümlerin uygulanması gerekmektedir.
10.BK 526-528 (TBK 626-628) maddeleri uyarınca ortakların birbirlerine karşı “rekabet yasağı”, “ortaklık nedeniyle doğan masraflar ve zararlar” yönünden birbirlerine sorumlu oldukları gibi, “... her biri şirket işlerinde mutat veçhile gösterdiği ikdam ve ihtimamı sarf etmeğe mecburdur. Diğer şeriklere karşı kendi kusuruyla sebebiyet verdiği zararları, şirkete diğer işlerde temin ettiği menfaatler ile mahsup ettirmeğe hakkı olmaksızın tazmin ile mükelleftir. Şirket işlerini ücretle idare eden şerik tıpkı bir vekil gibi mesul olur.” Düzenlemesi uyarınca, ayrıca birbirlerine karşı şirket işlerinde yüksek özen borcu altındadırlar. Öte yandan her bir ortağın diğer ortaklara karşı, kendi kusurlarıyla bir zarar vermeleri halinde, ortaklığa sağladığı yüksek menfaat ve katkılar gözetilmeksizin, diğer ortaklara karşı şahsi sorumlulukları bulunmaktadır.
11.Somut olayda, davacı ve davalıların her biri adi ortaklardan biri olarak, dava dışı... ... ... ile 10.10.2007 tarihli “Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” imzalanmakla ve Sözleşmeye konu bina inşaa edilmiş olmakla, eser sözleşmelerine bakmakla yükümlü Yargıtay 6. HD’ninmüstekar içtihatları uyarınca, kat irtifakının kurulmasıyla birlikte inşaa edilecek taşınmazlar üzerinde ayni hak sahibi olmuşlardır.
“Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını çeşitli saiklerle yükleniciye tapuda devretmekte ve yüklenici devraldığı bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi talep edilebilmektedir.
TMK’nın 3. maddesine göre, tapuya güvendiğini, iyi niyetli olduğunu beyan eden ve yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir. Aynı Kanunun 1023. maddesine göre ise tapuya güvenerek iktisap edilen ayni hakkın korunması gerekir. …” (6 HD 27.10.2025 tarih ve 2024/3644 E. - 2025/3594 K.)
Şeklindeki benzer içtihatları uyarınca, sadece yüklenicinin hakkı değil, yükleniciden taşınmaz satın alan iyi niyetli üçüncü kişilerin de hakkı korunmaktadır.
Somut olayda, inşaatın yüklenicileri olarak adi ortaklar, arsa üzerine inşaa edilecek bağımsız bölümlerin ve arsa payının %65’i oranında ayni hak sahibi olmuşlardır. Diğer bir anlatımla Noter’de düzenlenen 10.10.2007 tarihli Sözleşme ile tüm adi ortaklar elbirliği dava dışı... ... ...adına tescilli arsa üzerinde “ayni hak” sahibi olmuşlardır. Tüm adi ortaklar birlikte hareket etmeden ve bir karar almadan bu ayni hakkın başkalarına devri mümkün değildir. Öte yandan sözleşmenin tek başına ortaklardan biri tarafından tadil edilmesi de mümkün değildir.
12.Taraflar arasındaki adi ortaklığın temel gayesi Sözleşmenin 9.2. maddesi uyarınca, arsa üzerine inşaa edilecek bağımsız bölümlerin kat irtifakına göre numaralandırılan daire ve işyerlerinin ... A.Ş. adına tescilinin sağlanmasıdır. Diğer bir anlatımla, biran için burada yer alan ve toplam metrekarenin %65’ine tekabül eden 40 ayrı bağımsız bölümün ... A.Ş. adına tescili sağlanmış olsaydı, adi ortaklık kendiliğinden tasfiye edilmiş olacak ve tüm adi ortaklar, eşit oranda sahip oldukları ... A.Ş. üzerinden elde edilen kazançlarına kavuşacaktı.
13.Bununla birlikte, bu adi ortaklık ilişkisi sonlandırılmadan veya diğer ortaklarla birlikte karar almadan, adi ortaklardan her hangi birinin diğer ortaklardan izinsiz olarak arsa sahibi ile yeni bir sözleşme imzalaması BK 524 (TBK 624) uyarınca mümkün olmadığı halde, ortaklardan ...’ın 14.08.2012 tarihli ve ...sayılı Noter Sözleşmesi ile, 10.10.2007 tarihli sözleşmeyi ... A.Ş. adına tadil ettiği, bu defa, kat irtifaklı paylaşım listesinde ... A.Ş.’ye düşen;
a.A Blok 3 No’lu bağımsız bölüm,
b.A Blok 4 No’lu bağımsız bölüm,
Üzerindeki tam hissesinin %35’nin arsa sahibine bırakıldığı,
c.B Blok 16 No’lu bağımsız bölüm ve
d.B Blok 16 No’lu bağımsız bölüm,
Üzerindeki tam hissesinin tamamının arsa sahibine bırakıldığı,
Diğer bir anlatımla,..............A.Ş.’de pay sahibi olan gerçek kişi davacı adi ortakların, bu 4 bağımsız bölümün tam veya kısmi olarak tapularının ... A.Ş. yerine dava dışı arsa sahibine devredilmesi nedeniyle adi ortaklığın davalılarca zarara uğratıldığı, bu suretle davalı ortakların BK 528 (TBK 628) uyarınca da davacı adi ortakların mülkiyet hakkına zarar vermiş olmaları nedeniyle sorumlu oldukları kanaatinde olduğumdan, bu yönde hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadan mahkeme hükmünü onayan sayın Daire çoğunluğun aksi yöndeki düşüncelerine katılmıyorum.
14.Her ne kadar mahkemece, ... A.Ş.’nin işleyişi nedeniyle şirket yöneticisinin şirkette hisse sahibi davacılara verdiği dolaylı zarar yönünden inceleme yapılmış ve bu husus da davacılarca temyiz sebebi yapılmış ise de, A.Ş. yöneticilerinin ortaklığa verdikleri zarar bu davanın konusu değildir. Söz konusu davanın 6102 sayılı TTK'nın 555 vd. maddeleri uyarınca, şirkete ödenmesi istemiyle açacakları “dolaylı zarar” davasının konusunu oluşturacağından ve bu hususun ancak anılan konuda bir dava açılması halinde asliye ticaret mahkemelerince tartışılıp karara bağlanması mümkün olduğundan, mahkemenin bu yöndeki gerekçelerinin de gerekçe bölümünden çıkartılması gerektiğini düşündüğümden kararın sayın Daire çoğunluğunca yalın bir şekilde onanması ve karar düzeltme istemlerinin reddi düşüncesine de katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim