Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/2690
2025/6122
15 Aralık 2025
3. Hukuk Dairesi 2025/2690 E. , 2025/6122 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/983 E., 2025/612 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mah. Sıf.)
SAYISI : 2020/190 E., 2021/354 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; . müvekkillerinin muirisi olan müteveffa ...ın mâlik olduğu davaya konu olan ... köyünde yer alan 2 parsel sayılı taşınmazın tamamı için Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/561 E. sayılı dosyasında kamulaştırma davası açıldığını, müvekkilleri tarafından verilen vekâletnameler ile işbu davanın takibi için Batman Barosu Avukatlarından ... ve kardeşi olan Avukat ...'in vekil olarak tayin edildiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 61... . maddeleri gereğince şimdilik davalı ... hakkında işbu davanın açıldığını, Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/561 E. sayılı dava dosyasında 18.09.2013 tarihinde yapılan keşif sonucu hazırlanan bilirkişi heyet raporuyla dava konusu taşınmazın zemin değerinin 31.109,72 TL, üzerindeki yapıların değerinin 283.763,04 TL olmak üzere toplam kamulaştırma bedelinin 314.872,76 TL olarak tespit edildiğini, 05.11.2013 tarihli karar ile sadece 31.109,72 TL'lik zemin değerinin kamulaştırma bedeli olarak tespit edildiğini, ancak yapıların bedeline hükmedilmediğini, davacıların kamulaştırma dosyasında vekili olan davalı Avukat ... tarafından yasal süresinde temyiz talebi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 01.07.2014 tarih ve 2014/7221 E., 2014/19217 K. sayılı kararıyla taşınmaz üzerindeki yapıların nitelikleri de belirlenerek bedeline hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar lehine bozma kararı verildiğini, bozma üzerine yapılan yeniden yargılama sonucunda Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/351 E. sayılı dosyası üzerinden verilen 07.07.2015 tarihli karar ile önceki kararda direnilerek yine sadece zemin bedeline hükmedildiğini ve yapıların bedeline hükmedilmediğini, bu kararın davacıların kamulaştırma dosyasında vekili olan davalı Av. ... tarafından yasal 15 günlük süreden sonra temyiz edilmesi üzerine 01.09.2015 tarihli ek karar ile temyiz isteğinin süre yönünden reddine karar verildiğini, bu kararın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.12.2017 tarih ve 2017/5-796 E., 2017/1717 K. sayılı kararıyla; "direnme kararının, davalı ... ve arkadaşları vekiline 04.08.2015 tarihinde tebliğ edilmesine karşın temyiz dilekçesinin 15 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 28.08.2015 tarihinde verildiği, harcın da aynı tarihte yatırıldığı sabit olup, mevcut bu durum dikkate alındığında yerel mahkemenin temyiz isteminin reddine dair 01.09.2015 tarih ve 2015/351 E., 2015/535 K. sayılı ek kararı yerinde olduğu" gerekçesiyle ek kararın onandığını, bunun üzerine müvekkillerinin davalıyı vekâlet görevinden azlettiğini, davalının müvekkillerinin zararını karşılayacağını beyan ettiği hâlde zararın karşılanmadığını, avukat olan davalının özen ve sadakat borcuna aykırı davranmak suretiyle davacıları zarara uğrattığını, davalının direnme kararını yasal sürede temyiz etmemesi nedeniyle özen görevini yerine getirmeyerek müvekkillerini zarara uğrattığını ileri sürerek; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 109. maddesi uyarınca maddi tazminatına ilişkin olarak dava ve haklar ile dava değerini artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla, kamulaştırma davasında yapı bedeli olarak tespit edilen 283.763,72 TL maddi tazminat ile bu bedelin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesinin 9. fıkrası gereğince kamulaştırma davasının dört ayda sonuçlandırılmamasına bağlı 19.11.2013 - 22.06.2020 tarihleri arasına isabet eden yasal faiz bedeli olarak şimdilik 1.000,00 TL faiz alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın görevli mahkemede açılmadığını, dava konusu olayda 6502 sayılı TKHK hükümleri gereğince tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu, davadaki taleplerin zamanaşımına uğradığını, dava konusu uyuşmazlığın tüketici işlemi olması nedeniyle dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğunu, dava konusu iş ve işlemlerde müvekkile atfı mümkün bir kusur bulunmadığını, Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/351 E. sayılı dosyasında davalı müvekkili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz başvurusu yapıldığı halde hatalı değerlendirme ile söz konusu dosyada temyizin yasal süresi içerisinde yapılmadığının iddia edildiğini, davalı müvekkili tarafından gerek kamulaştırma davasının yargılama silsilesinde gerekse davacıların takip edilen diğer dosyalarında gereken işlemlerin usulüne uygun ve yasal süresi içerisinde büyük bir titizlikle yapıldığını, davalı müvekkili tarafından yasal süresi içerisinde usulüne uygun olarak temyiz başvurusu yapıldığı halde süresi içerisinde temyiz yapılmamış gibi işlem gördüğünü ve bu doğrultuda Yargıtayca hüküm tesis edildiğini, dava konusunu kabul anlamına gelmemek şartıyla vekilin yaptığı yahut yapmadığı işlem sebebiyle tazminata mahkum edilbilmesi için gereken şartların işbu davaya konu işlemde mevcut olmadığını, dava konusu tazmin talebine bakıldığında davacıların kesin ve açık bir şekilde söz konusu hakkı elde etmiş gibi talepte bulunarak avukat olan müvekkiline kusur atfettiğini, tazminatın söz konusu olabilmesi için hükmün temyiz edilmemiş olmasının ve avukatın kusurlu olmasının yeterli olmadığını, bundan başka, hüküm temyiz edilse idi Yargıtay'ın hükmü bozacağı hususunun da ispat edilmesi gerektiğini, davacıların taşınmazının yer aldığı... Köyüne ilişkin olarak yapılan tüm başvuruların Yargıtay Hukuk Genel Kurulundan ret alarak döndüğünü, bu sebeple ispat yükü davacı üzerinde olmakla davacının söz konusu ilamın Yargıtay tarafından bozulacağını da ispat etmesi gerektiğini, davalı müvekkili tarafından söz konusu işin takibi aşamasında gereken özen ve sadakat borcunun yerine getirildiğini ve bunun aksi yönde hiçbir işlem tesis edilmediğini, vekilin mücerret müvekkili aleyhine verilen hükmün temyiz süresini geçirmiş olmasının tazminat sorumluluğuna yol açmayacağını, süre geçirilmemiş olsa idi hükmün müvekkil lehine bozulacağı netice ve kanaatine varıldığı takdirde vekilin sözleşmeye dayanan tazminattan sorumlu tutulabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya 6502 sayılı TKHK hükümleri uyarınca tüketici mahkemesi sıfatıyla bakıldığı, azilnamelerin Haziran ve Temmuz 2019 tarihine ait olduğu ve bu haliyle davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, 6502 sayılı TKHK'nun arabuluculuk dava şartını getiren 73/A maddesinin yürürlük tarihinin 22.07.2020 olduğu, işbu davanın arabuluculuk kapsamında olmadığı, bir kısım davacıların Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/561 E. sayılı kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında davalılar olarak davalı vekil tarafından temsil edildikleri, ilk verilen hükmün davalı vekil tarafından temyizi üzerine yapı bedeline de hükmedilmesi gerektiğinden bahisle kararın davalılar lehine bozulduğu, bozma kararı üzerine kamulaştırma davasına bakan mahkemenin yeni 2015/351 E. sayılı dosyada direnme kararı verdiği, direnme kararının temyiz süresinin davalı vekil tarafından kaçırıldığı ve temyiz başvurusunun süresinde olmadığından temyiz başvurusunun reddine karar verilerek kararın kesinleştiği, bu haliyle davalı vekil tarafından müvekkillerinin menfaatleri gereği direnme kararının süresi içerisinde temyiz edilmesi gerekirken temyiz süresi kaçırılarak vekilin özen borcuna aykırı davrandığının sabit olduğu, ancak vekilin tazminat sorumluluğuna gidilebilmesi için Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında belirtilen uygun illiyet bağı, zararın gerçekleşip gerçekleşmediği, alacağın tahsil imkanının kalıp kalmadığı vb. şartların birlikte sağlanması gerektiği, Mahkemece uzman bilirkişi heyetlerinden bu hususlarda bilirkişi raporları alınmış olup birbirlerine paralel 09.04.2021 havale tarihli ve 24.09.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporlarında; direnme kararına konu hukuki uyuşmazlık hakkında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun farklı kararlarının mevcut olduğu, davaya konu direnme kararının süresinde temyiz edilmesi halinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından onama kararı da verilebileceği, bu durumda davalıların yapı bedeli alamayacağı, dolayısı ile bir zararlarının doğmayacağı, bu haliyle dava konusu olayda davacıların zararının kesin olarak ispatlanmadığı görüşünün bildirildiği, 24.09.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunmakla hükme esas alınarak ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği, davacılar ... ve ... yönünden 2013/561 E. sayılı dosyada davalı vekile verilmiş bir vekaletname bulunmadığından bu davacılar yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; davacılar ... ve ... yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Somut olayda, davacılar ... ve ... tarafından davalı avukata kamulaştırma davasında verilmiş herhangi bir vekâletname bulunmadığı, 05.11.2013 tarihli kararda avukat ...'in bu kişiler dışında yer alan 13 kişinin vekili olarak gösterildiği, gerekçeli kararın ... ve ...'a asaleten bizzat tebliğ ediliği, aynı şekilde 07.07.2015 tarihli ikinci kararda da avukat ...'in bu kişiler dışında yer alan 13 kişinin vekili olarak gösterildiği, bu gerekçeli kararın da ... ve ...'a asaleten bizzat tebliğ ediliği, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da ... ve ...'ın asaleten isminin yazıldığı ve avukat ...'in bu kişiler dışında yer alan diğer davalıların vekili olarak yazıldığı, bu durumda adı geçen davacılar ile davalı arasındaki vekâlet ilişkisinin davacı tarafça ispat edilemediği anlaşıldığından, davanın adı geçen davacılar yönünden aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, diğer davacılar yönünden yapılan değerlendirmede ise; dava konusu taşınmazın bulunduğu ... köyünün de aralarında bulunduğu ve Ilısu Barajı ve Hes İnşaatı, Rezervuar (Göl) alanı kamulaştırmasının kapsamında kalan yerlerdeki kamulaştırma davalarında, Siirt Asliye Hukuk Mahkemelerince, 4721 sayılı TMK m. 2 hükmüne aykırı olarak kamulaştırma bedelini artırmak amacıyla, kamulaştırma sahasında kalan taşınmazlar üzerine yapılar yapılması ve ağaç dikilmesi nedeniyle muhdesat bedellerinin kamulaştırma bedeline dâhil edilmemesi yönünde direnme kararları verildiği, bu direnme kararlarının süresinde temyizi üzerine UYAP üzerinden erişilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.11.2020 tarih ve 2017/5-2563 E., 2020/928 K. sayılı; 24/11/2020 tarih ve 2017/5-2547 E., 2020/927 K. sayılı; 17.11.2020 tarih ve 2019/5-64 E., 2020/893 K. sayılı, 17.11.2020 tarih ve 2018/5-696 E., 2020/892 K. sayılı; 17.11.2020 tarih ve 2018/5-8 E., 2020/891 K. sayılı, 17.12.2019 tarih ve 2018/5-72 E., 2019/1376 K. Sayılı, 10.12.2019 tarih ve 2017/5-2584 E., 2019/1340 K sayılı, 03.12.2019 tarih ve 2019/5-27 E., 2019/1273 K. sayılı, 03.12.2019 tarih ve 2018/5-383 E., 2019/1272 K. sayılı, 03.12.2019 tarih ve 2018/5-80 E., 2019/1270 K. sayılı, 03.12.2019 tarih ve 2017/5-2589 E., 2019/1268 K. saylı, 03.12.2019 tarih ve 2017/5-2560 E., 2019/1265 K. sayılı, 24.01.2018 tarih ve 2017/5-2566 E., 2018/85 K. sayılı, 17.01.2018 tarih ve 2017/5-2578 E., 2018/42 K. sayılı, 17.01.2018 tarih ve 2017/5-2569 E., 2018/41 K. sayılı, 17.01.2018 tarih ve 2017/5-2568 E., 2018/40 K. sayılı; 17.01.2018 tarih ve 2017/5-2153 E., 2018/39 K. sayılı; 13.12.2017 tarih ve 2017/5-794 E., 2017/1715 K. sayılı, 13.12.2017 tarih ve 2017/5-792 E., 2017/1714 K. sayılı, 13.12.2017 tarih ve 2017/5-790 E., 2017/1713 K. sayılı, 13.12.2017 tarih ve 2017/5-789 E., 2017/1712 K. sayılı, 13.12.2017 tarih ve 2017/5-788 E., 2017/1711 K. sayılı, 13.12.2017 tarih ve 2017/5-786 E., 2017/1710 K. sayılı kararlarında özet olarak; bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmaz üzerinde binalar bulunduğu belirtilmiş ise de, kamulaştırma işlemlerinin başladığı sırada hazırlanan kıymet taktir komisyonu raporunda dava konusu taşınmaz üzerinde yapı bulunduğuna dair bir bilgiye yer verilmediği anlaşılmakla, taşınmazın bulunduğu köyün nüfusu, yapıların niteliği dikkate alındığında davalının eyleminin taşınmazın kamulaştırma bedelini arttırma amaçlı bir tasarruf niteliğinde bulunduğu, kaldı ki yerel mahkemenin birçok kararında yapılan keşifler sırasında bazı yeni evlerde üst kata çıkmak için merdiven bulunmadığının, bazı evlerde musluklar olduğu hâlde su tesisatının olmadığının, evlerin iç cephe boyalarının yapılmadığının, tarlaların ortasına içi duvarsız ve sütunsuz çok geniş yapıların inşa edildiğinin açıkça ifade edildiği, dolayısıyla ortada dürüstlük kuralına aykırı davranarak haksız kazanç elde etme amacının var olduğu ve eylemin 4721 sayılı Kanunun 2. maddesine aykırılık teşkil ettiği, bu yönü ile taşınmaz üzerine yapılan yapılara bedel verilmesinin mümkün olmadığı, yerel mahkemenin taşınmaz üzerinde bulunan yapılar için ayrıca bedel verilmesinin hukuka uygun olmayacağı gerekçesiyle verdiği direnme kararının yerinde olduğuna karar verildiği, söz konusu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarının bir kısmına yönelik karar düzeltme taleplerinin de ile reddedildiği, eldeki davanın dayanağı olan kamulaştırma dava dosyası arasındaki kıymet takdir komisyonu raporunda dava konusu taşınmaz üzerinde yapı bulunduğuna dair bir bilgiye yer verilmediği, yargılama aşamasında icra edilen 18.09.2013 tarihli keşifte Mahkeme gözlemi olarak taşınmaz üzerinde yeni yapılmış tek katlı ahır ile yeni yapılmış bir ev olduğunun gözlemlendiğinin keşif tutanağında yazıldığı, ziraat mühendisleri ve inşaat mühendisi bilirkişisi tarafından sunulan 09.10.2013 tarihli raporda taşınmaz üzerinde 3 11... , iki katlı betonarme yapılmış 0-1 yaşlarında bir bina ile 6 75... tek katlı betonarme yapılmış 0-1 yaşlarında bir ahır olduğunun tespit edildiği, yapıların yapım yönetmelik şartnamesiyle fen ve sanat kaidelerine uyulmadığı, iki katlı yapıda %45 oranında, tek katlı ahırda %39,50 oranında imalat eksikliği bulunduğunun tespit edildiği, bu durumda taşınmazdaki binanın yaşı, eksik imalat düzeyi gibi hususları nazara alındığında, yukarıda anılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları çerçevesinde Dairemizce yapılan değerlendirmede, dava konusu yapıların kamulaştırma bedelini artırmak amacıyla ve 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesine aykırı yapıldığı vicdani kanaatine varıldığı, her ne kadar davacılar vekili tarafından istinaf dilekçesinde Yargıtay Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.11.2017 tarih ve 2017/782 E., 2017/1373 K. sayılı kararına dayanılmış ise de, bu kararın yukarıda alıntı yapılan kararlara göre eski tarihli olduğu, dava konusu olayda davalı avukatın temyiz isteğinin süre yönünden reddine dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile aynı tarihte (13.12.2017 tarihinde) ve daha sonraki tarihlerde seri olarak verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarının tamamında, dürüstlük kuralına aykırı olarak yapılan yapıların bedellerinin kamulaştırma bedeline dahil edilmemesi gerektiğine yönelik direnme kararlarının yerinde ve uygun bulunduğu görüldüğü, şu hâle göre, davalı avukat tarafından, dava konusu dosyadaki direnme kararı süresinde temyiz edilse ve görev ihmal edilmeseydi dahi davacılar yönünden hâlihazırdaki fiili durumdan daha lehe bir sonucun temin edilmesinin ihtimal dâhilinde olmadığı, dava konusu direnme kararının da onanacağı, davacıların elde edebileceği bir menfaat bulunmadığı ve temyizde direnme hükmünün bozulma şansı bulunmadığı kanaati hâsıl olduğundan, davalının hükmü temyiz etmeyerek görevini ihmal etmesi nedeniyle davacıların herhangi bir zararının doğmadığı sonucuna varıldığı, yukarıda açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu uyuşmazlıkta davacıların maddi tazminat talebinin hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle değerlendirmesi gerekirken, 6100 sayılı Kanunun 266/1 ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu 3/3. maddelerine aykırı olarak bilirkişi marifetiyle değerlendirme yapılması ve kararın gerekçesinde bilirkişi raporu benimsenerek gerekçe oluşturulması doğru değil ise de, bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemekle birlikte, İlk Derece Mahkemesinin kararının ... ve ... dışındaki davacılar yönünden 6100 sayılı Kanun'un 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ilkesi gözetilerek re'sen kaldırılmasına, ... ve ... dışındaki davacılar yönünden gerekçenin düzeltilmesi suretiyle yeniden davanın esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; hükme esas aldığı 24.09.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunun usul ve yasaya uygun olmadığı gibi denetime elverişli de olmadığını, söz konusu raporun sonuç kısmında kararın süresi içinde temyiz etmiş olması halinde Yargıtay HGK tarafından aynı yönde karar verileceği, bu nedenle davacıların tazminat olarak talep ettikleri kamulaştırma bedeli kapsamındaki inşaat değerine hükmedilmeyeceği yönündeki değerlendirmenin kabul edilemeyeceğini, davalı Avukat ... tarafından ve dava konusu taşınmazla bitişik olan ve Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/74 E. sayılı dava dosyasında kamulaştırılmasına karar verilen 3 parsel sayılı taşınmazdaki yapı bedellerine hükmedildiğini, yine Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.09.2014 tarih ve 2014/434 E., 2014/792 K. sayılı direnme kararının davacı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili ile davalı vekili tarafından temyizi üzerine benzer konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2017 tarih ve 2017/782 E., 2017/1373 K. sayılı kararında; dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapı için bozma kararında belirtilen hususlar değerlendirilmek suretiyle bedele hükmedilmesi gerektiği şeklinde emsal karar verildiğini, direnme kararının usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalının hükmü süresinde temyiz etmemesi nedeniyle müvekkillerinin zarara uğradığını, zararla birlikte olayda davalı avukatın vekaleti ifada kusurlu davrandığının açıkça anlaşıldığını, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü yerine reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, diğer müvekkilleri yanında ... ve ...'ın da kamulaştırma davasının takibi için avukat ... ve kardeşi olan Avukat ...'e vekaletname verilmiş ve vekil olarak tayin edildiğini, davalının temyiz dilekçesini kamulaştırma dosyasında bütün davalıların vekili olarak verdiği gibi, belirlenen kamulaştırma bedelinin tümünün de bütün davalıların vekili olarak davalı avukat tarafından............ A.Ş. Siirt Şubesi'nden çekildiğini, davalının gerek işbu davaya cevap dilekçesinde ve gerekse yargılama aşamasında ... ve ...'in vekili olmadığı yönünden herhangi bir itirazı da olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekilin özen sorumluluğunu yerine getirmemesi neticesinde doğan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve bilirkişi raporunun tarafların itirazlarını karşılar, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu, olayın meydana geliş şekline göre davalı vekilin hükmü zamanında temyiz etmemek suretiyle vekâlet görevini özenle ve sadakatle ifa etmediğinin ve kusurlu hareket ettiğinin sabit olduğu, ancak vekilin bu durumlarda sorumlu olabilmesi için vekilin tutum ve davranışı sonucu müvekkilin bir zarara da uğramış olduğunun sübutunun da şart olduğu, vekalet ilişkisine konu kamulaştırma davasına benzer dosyalarda Hukuk Genel Kurulu'nca verilen kararlarda dürüstlük kuralına aykırı olarak yapılan yapıların bedellerinin kamulaştırma bedeline dahil edilmemesi gerektiğine yönelik direnme kararlarının yerinde ve uygun bulunduğu, davalı vekilin hükmü süresi içinde temyiz etmiş olsa idi dahi temyizin müvekkili lehine hukuki bir sonuç doğurmayacağı anlaşılmakla davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.