SoorglaÜcretsiz Dene

Yargıtay yargitay 2025/2540 E. 2025/5975 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/2540

Karar No

2025/5975

Karar Tarihi

8 Aralık 2025

3. Hukuk Dairesi 2025/2540 E. , 2025/5975 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3693 E., 2025/1187 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/834 E., 2024/531 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının eniştesi olan davalının belediyede mühendis olarak çalıştığını, inşaat ve daire yapıp satanlarla iyi ve yakın ilişkileri olduğunu anlatarak davacıyı İstanbul'da daire almaya ikna ettiğini, davacının da davalıya parçalar halinde banka üzerinden İstanbul'da 1+1 daire alması için paralar gönderdiğini, davalının paraları aldığını ancak sürekli çeşitli bahanelerle davacıyı oyaladığını ve vaad ettiği daireyi almadığını, kendisine gönderilen paraları da iade etmediğini, davalının sebepsiz zenginleştiğinin açık olduğunu, davacının ödeme yaptığı 2019 yılında dolar kurunun 5,5 TL civarında olduğunu ve taahhüt edilen 1+1 dairenin de 250.000,00 TL civarındayken şuanda 1.500.000 TL olduğunu, davalının güncel emlak değeri üzerinden ödeme yapması gerektiğini, aksi halde davacının ciddi anlamda mağdur olacağını ileri sürerek; ödenen tutarın, değer kaybının munzam zarar dahil olmak üzere bilirkişi tarafından yapılacak hesaplamayla belirlenerek ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, cevaba cevap dilekçesinde; senedin, dava dışı AKT İnşaat tarafından davacıya verildiğini, teminat senedi olmadığını, böyle bir kaydın senet üzerinde bulunmadığını, bir sözleşmenin de mevcut olmadığını, 2019 yılında satın alınması taahhüt edilen dairenin fiyatı, ekonomik alım gücü ve diğer ekonomik parametreler dikkate alındığında dairenin fiyatının dolayısıyla davanın değerinin tam olarak tespiti mümkün olmadığını, bilirkişi ve keşif marifetiyle tam olarak tespiti mümkün olacağını, davalının, daire almak üzere kendisine gönderilen parayı bir müteahhide elden verdiği iddiası hayatın olağan akışına ve ticaret erbabının genel örf ve tavırlarına aykırı olduğunu, teslime dair herhangi bir belge sunmadığını, senedin dairenin veya bedelinin yine 2019 da ödenen paranın ekonomik karşılığı olmadığını, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davalının, davacı tarafından gönderilen tüm parayı hesabına yattığı tarihte daireyi yapacak olan o zamanki müteahhite elden teslim ettiğini, sonradan bu müteahhitin battığını, müteahhitin batmasından davalının sorumlu tutulamayacağını yine de davacının zararını karşılamak adına 2022 yılında gelen yeni müteahhite baskı yaparak davacı lehine 500.000,00 TL'lik teminat senedi düzenlemesi yönünde ikna ettiğini, söz konusu senedin 2019-2020 yıllarında davacı tarafından ödenen 264.990,00 TL'lik tutarın 2022 yılında kaybetmiş olduğu değer de hesaba katılarak 500.000,00 TL olarak düzenlendiğini, senedin şirket aleyhine davacı tarafça takibine konu edildiğini, davacının bu olaydaki mağduriyetinin giderilmesi maksadıyla icra takibine konu senedin ödenmesi gerektiği hususunda müteahhit şirkete baskı yaptığını, bu baskılar neticesinde müteahhit şirketin takibe konu alacak miktarı kadar parayı teslim ettiğini, davacının davayı açmakta kötü niyetli olduğunu, tahsilde tekerrür olması pahasına hem müteahhit şirkete karşı icra takibini hem de davalıya karşı işbu davayı açtığını savunmuş, ikinci cevap dilekçesinde; davalının davacı ile arasında bulunan ilişkiden kaynaklanan yükümlülüğünü İstanbul 4. İcra dairesi 2022/32126 sayılı takibi dosyasına yapmış olduğu ödemeler ile yerine getirdiğini, söz konusu ev satışı kapsamında davalının toplamda 600.000,00 TL davacıya ödediğini ve davanın konusuz kaldığını, davalı tarafından ödenen 600.000,00 TL'nin davacının uğradığı mağduriyeti her halükarda karşılamaya yetecek bir miktar olduğunu beyan ederek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın, inanç sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkin olduğu, inanç sözleşmesinin 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabileceği, davacının davalıya ev alması için 264.990,00 TL para gönderdiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın bu gönderilen paraların davacıya iade edilip edilmediği ile müteahhit tarafından keşide edilerek verilen 500.000,00 TL senedin ödenen paralara karşılık olarak verilip verilmediği noktasında toplanmakta olduğu, senedin alınan paralara teminat için verildiğini ispat yükünün davalı tarafta olduğu, davalı tarafın bu savunmasını yazılı delille ispat etmesi gerektiği, 10.02.2023 tarihli 500.000,00 TL bedelli dekontta "...1+1 dairenin bedeline karşılık verilen teminat senedinin ödenmesidir" ibaresinin bulunması nedeniyle, dekontun delil başlangıcı olarak kabul edildiği ve söz konusu 500.000,00 TL'lik senedin davalının iddia ettiği gibi teminat senedi olup olmadığı noktasında tanıkların dinlenildiği, dinlenen tanık beyanlarına göre de senedin ev alınması için davacı tarafından davalıya gönderilen paraların karşılığı olarak keşide edildiği kanaatine varılarak, senet bedelinin icra kanalıyla davacıya ödendiğinin sabit olduğu davalının savunmasını ispatladığı, sonuç olarak davaya konu olaylar nedeniyle davacının davalıdan alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın taşınmaz alımı için gönderilen bedelin haksız iktisap kuralına göre güncel bedeliyle iadesi talebine ilişkin olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlü olduğu, İstanbul 4. İcra Dairesinin 2022/32126 sayılı dosyası ile davacının, dava dışı şirket aleyhine takip başlattığı, davalının 10.02.2023 tarihli banka dekontu ile "...1+1 dairenin bedeline karşılık verilen teminat senedinin ödenmesidir" açıklaması ile 500.000,00 TL'nin davacıya havale edildiği, bu belgenin yazılı delil başlangıcı sayılmasıyla davalı tanıklarının dinlenildiği, dinlenen tanık beyanlarından 500.000,00 TL'lik senedin ev alınması için davacı tarafından davalıya gönderilen paraların karşılığı olarak keşide edildiğinin açıklığa kavuşturulduğu, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; verilen paranın 2019 yılındaki alım gücü düşünüldüğünde 500.000,00 TL 'nin uğradığı kaybı karşılamadığını, 2019 yılında 250.000,00 TL değerindeki söz konusu dairenin, 2022-2023 yıllarında yaklaşık 1.500.000,00 TL piyasa değerine ulaştığını, davacının, bu nedenle gönderdiği bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca güncel ekonomik değerine ulaştırılarak iadesini talep ettiğini, davanın, hukuken geçersiz hale gelen taşınmaz satış vaadi kapsamında ödediği bedelin, hakkaniyete uygun biçimde güncellenerek geri alınmasına ilişkin olduğunu, ayrıca uğranılan ek zararın (munzam zarar) tazmini talep edildiği, kararlarda paranın güncel alım gücüyle iade yükümlülüğünün ve denkleştirici adalet ilkesinin göz ardı edildiğini, Yargıtay içtihatlarında, özellikle geçersiz sözleşmelerin tasfiyesinde, verilen paranın güncel satın alma gücüne getirilmeden aynen iadesinin kısmi iade sonucunu doğuracağının yer aldığını, davalıdan geri alınan bedelin ancak kısmi bir iade olduğunu, davacının ödediği bedelin eski satın alma gücüne ulaşacak biçimde güncellenerek iade kararı verilmesi gerektiğini, davacının uğradığı zararın yalnızca anaparayı değil, geçen süre nedeniyle ortaya çıkan ek kaybı da kapsadığını, davacının parasının yıllar boyunca davalının uhdesinde kalması sonucu ciddi bir getiri yoksunluğu ve değer kaybı yaşadığını, borcun geç ödenmesinden kaynaklanan ve temerrüt faiziyle karşılanamayan zararın tazmini gerektiğini, davalının kusurlu olduğunu, kararda davacının talebinin özündeki denkleştirici adalet ve munzam zarar argümanlarına hiç değinmediğini, davacının hukuki dinlenilme hakkının, mülkiyet hakkının, adil yargılanma hakkını ihlal edildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taşınmaz alımı için gönderilen bedelin sebepsiz zenginlinleşme hükümlerine göre güncel bedeliyle iadesi istemine ilişkindir.
Borcun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşme, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Haklı bir neden olmaksızın başkasının malvarlığından ya da emeğinden zenginleşen kimse bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür (TBK m. 77).
Buna göre borcun kaynağı olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli haklı bir sebebe dayalı olmaması gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen bilgiler ışığında, somut olay değerlendirildiğinde; davalının "...1+1 dairenin bedeline karşılık verilen teminat senedinin ödenmesidir" açıklamalı 10.02.2023 tarihli ve 500.000,00 TL bedelli dekontun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 202. maddesi uyarınca yazılı delil başlangıcı olduğu, dinlenen tanık beyanları ve takibe konu senedin, dava dışı müteahhide yapılan ödemenin teminatı olduğu, lehtarının dava dışı şirket olduğu, bu haliyle davalının davacıdan aldığı paraları geri ödediğinin ispat edildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim