Yargıtay yargitay 2025/2513 E. 2025/5783 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/2513
2025/5783
1 Aralık 2025
3. Hukuk Dairesi 2025/2513 E. , 2025/5783 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1465 E., 2025/624 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin imzaladığı Sağlık Hizmetleri Protokolü uyarınca sigortalılara sağlık hizmeti sunulması neticesinde hizmet bedellerini davalı Kuruma fatura ettiğini, müvekkilinin faturalarının ödenmesi hususunda örnekleme yönteminin seçmiş olduğunu belirterek; davalı Kurum tarafından 2015 yılı Eylül dönemine ait 31.10.2016 tarihli avans ödemesinde müvekkili alacaklarından 816.585,01 TL asıl alacak ve 78.125,20 TL faiz kesintisi olmak üzere yapılan toplam 894.710,21 TL'nin, 30.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı Kurumdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; Sayıştay Başkanlığınca hazırlanan 2015 yılı Denetim Raporunda, kemik iliği nakillerinde tetkik, tahlil, işlem, kan ve kan bileşenleri, tıbbı malzeme, ilaç ve komplikasyon tedavisine ilişkin ücretlerin ayrıca fatura edilmemesi gerekirken, Üniversitenin ayrıca faturalandırması neticesinde davacı adına borç girişi yapıldığını, Kurum işleminin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.03.2020 tarihli kararıyla; bilirkişi tarafından yapılan inceleme ve tespitlerde; hastalar hakkında yapılan her türlü tetkik, tahlil, işlem, kan ve kan bileşenleri, tıbbi malzeme, ilaç (şahsi tedavi için yurtdışından getirtilen ilaçlar hariç) ve komplikasyon tedavisine ilişkin ücretlerin dahil olması nedeni ile faturalandırılan dava konusu tıbbi işlemlerin fazla ve yersiz ödeme niteliğinde olduğuna yönelik tespit olduğu göz önüne alınarak, davalı kurum tarafından yapılan 816.585,01 TL'lik kesintinin haklı olduğu, davalı kurum tarafından Genelgenin (1.11.7.) maddesi uyarınca, Kurum alacağının mahsup işlemine rağmen karşılanamaması durumunda genel hükümlere göre tahsil edilmesi gerekirken, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20. maddesi ve devamında açıklanan genel işlem koşullarına aykırı olduğu kanaatine varılan, Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin (10.3.) maddesi uyarınca 78.125,20 TL'lik faiz kesintisinin ise yerinde bulunmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 78.125,20 TL'nin 30.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporunda söz konusu borç tablosunun incelendiği, davalı Kurum tarafından yayımlanan 2011/62 sayılı Genelge uyarınca her branş için ayrı ayrı ve her ay için ayrı ayrı olmak üzere örnekleme yöntemi uygulanarak yapılan hesaplama sonucunda hazırlanan tablolarda denetime elverişli olarak yer verilmiş olduğunun belirtildiği, davacı tarafça bu hesaplamanın Genelge hükmüne uygun yapılmadığı veya hesaplamaya esas alınan verilerin hatalı olduğu yönünde bir itirazda bulunulmadığı, Mahkemenin davalı Kurumca yapılan asıl kesinti tutarı 816.585,01 TL’nin haklı olduğu yönündeki tespitinde bir isabetsizlik görülmediği, davalı Kurum tarafından yayımlanan 2011/62 sayılı Fatura Bedellerinin Ödenmesi konulu Genelgenin "Ödeme İşlemleri" başlıklı (1.11) maddesinde yersiz olarak veya fazla bir şekilde sağlık hizmeti sunucularına ödenen bedellere faiz işletileceğine dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, taraflar arasında düzenlendiği anlaşılan 15.06.2007 yürürlük tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Üniversiteler Sağlık Hizmetleri Protokolünde, davacı Üniversiteye SUT, Ödeme Genelgesi ve davalı Kurumca belirlenecek diğer usul ve esaslara göre ödeme yapılacağı hususunun düzenlendiği, faize ilişkin bir düzenlemeye rastlanılmadığı, dolayısıyla Mahkemece anılan Genelge ve Protokol hükümleri dikkate alınarak davalı Kurumca avans ödeme tarihinden itibaren yapılan faiz kesintisinin haksız olduğunun kabulü gerekirken, kamu sağlık hizmet sunucusu olan davacının tarafı olmadığı anlaşılan sözleşme hükmüne göre değerlendirme yapılmasının doğru görülmediği gerekçesiyle; hükmün gerekçesinde değişiklik yapılarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 78.125,20 TL'nin 30.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 04.11.2024 tarihli ilamla; davacı Üniversitenin 2015 yılı Eylül dönemine ait 31.10.2016 tarihli avans ödemesinde alacaklarından mahsup edilen 816.585,01 TL asıl alacak tutarını talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda; davalı Kuruma faturalandırılan dava konusu tıbbi işlemlerin fazla ve yersiz ödeme niteliğinde olduğu, söz konusu fazla ve yersiz ödeme nedeni ile örnekleme yöntemi uygulanmak suretiyle kesinti tutarının toplam 43.730,87 TL olabileceğinin tespit edildiği, buna göre Bölge Adliye Mahkemesince; anılan rapor hükme esas alındığı halde asıl kesinti tutarı yönünden davanın tümden reddedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yeniden alınan bilirkişi ek raporu doğrultusunda, kök raporda asıl kesinti tutarının hesaplanmamış olması nedeni ile yapılan hesaplamada örnekleme yolu ile yer verilen kesinti oranı hesaplamasında sehven örneklenen hasta takip numaralarının kesinti tutarı yerine, örneklenen hasta takip numaralarının ilaç tutarının oranlanmış olması nedeni ile hesaplama hatası yapılmış olduğu, davalı Kurum tarafından fazla ve yersiz ödemeler nedeni ile örnekleme yöntemi uygulanmak sureti ile yapılması gereken asıl kesinti tutarının 816.041,92 TL olduğu hususunun tespit edildiği, Mahkemece hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişinin SUT uzmanı olup olmadığının anlaşılamadığı, ancak davacı tarafın kesinti nedenlerine ve hesaplamasına yönelik somut bir itirazı ve istinaf sebebi bulunmadığından, bu eksikliğin sonuca etkili olmadığı kanaatine varıldığı, davalı Kurumca avans ödemesine işletilen faize ilişkin yapılan incelemede, taraflar arasında düzenlendiği anlaşılan 15.06.2007 yürürlük tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Üniversiteler Sağlık Hizmetleri Protokolünde, davacı Üniversiteye SUT, Ödeme Genelgesi ve davalı Kurumca belirlenecek diğer usul ve esaslara göre ödeme yapılacağı hususu düzenlenmiş, faize ilişkin bir düzenlemeye rastlanılmadığı, davacıya uygulanan faiz kesintisinin haksız olduğunun kabulü gerekirken, dosya kapsamında rastlanılmayan davacının taraf olmadığı sözleşme hükümüne dayanılarak değerlendirme yapılmasının doğru olmadığı, faiz kesintisinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 543,09 TL asıl kesinti ve 78.125,20 TL faiz kesintisi toplamı olan 78.668,29 TL'nin 30.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, 20.02.2025 tarihli bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişinin SUT uzmanı değil, Türk Borçlar Kanunu nitelikli hesaplama uzmanı olduğunu, SUT uzmanı ve emekli Sayıştayın, denetçisinin de yer aldığı bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, bilirkişinin toplam 48.674,41 TL’nin mahsubunun haklı olduğunu belirtmesine rağmen, kararda 816.585,01 TL’lik mahsuplaşma işleminin haklı bir işlem olduğu kanaatiyle hatalı karar verildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili; müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemin mevzuata uygun olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından davalı sağlık hizmeti sunucusunun hak edişlerinden yapılan kesintinin iadesi istemine ilişkindir.
1. Dava dosyasının incelenmesinde; taraflar arasında, davacı kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucusunun davalı Kurum sigortalılarına sağlık hizmeti sunmasına ilişkin sözleşme bulunduğu, davalı Kurum tarafından dava dışı hastalara uygulanan tetkik ve tedavi işlemleri ile tedavi sırasında kullanılan malzemelerin taraflar arasındaki sözleşme ile SUT hükümlerine aykırı olduğundan bahisle davacının 2015 yılı Eylül ayı faturasından 894.710,21 TL kesinti uygulandığı anlaşılmaktadır.
Davaya konu uyuşmazlık, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 97. maddesinin (7.) fıkrasına dayanmakta olup, anılan fıkra; “(Değişik yedinci fıkra: 18.02.2009-5838/2 md.) Sağlık hizmeti sunucuları, sunmuş oldukları hizmetlere ilişkin bir ay içinde düzenledikleri fatura ve eki belgeleri izleyen ayın onbeşine kadar Kuruma teslim ederler. Fatura teslim tarihi; süresi içinde teslim edilen faturalar için teslim edildiği ayın onbeşinci günü, süresi içinde teslim edilmeyen faturalar için ise teslim edildiği ayı takip eden ayın onbeşinci günü olarak kabul edilir. Fatura bedelinin tamamı, fatura teslim tarihinden itibaren, altmış gün içinde, sağlık hizmet sunucularına avans olarak ödenir. Fatura ve eki belgeler, fatura teslim tarihinden itibaren üç ay içinde incelenerek avans hesabı kapatılır. İnceleme süresinin takip eden mali yıla sirayet etmesi durumunda, avans artıkları hakkında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 35. Maddesindeki akreditiflere ilişkin hükümler uygulanır.” hükmünü içermektedir.
Ne var ki 22.12.2022 tarihli ve 7429 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 90. Maddesinde; ''Genel sağlık sigortası kapsamında yer alan kişilere, finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerine ilişkin olarak Kurum ile götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi imzalayan kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucularının sözleşmeyi imzaladıkları mali yıldan önce düzenleyerek 97. maddenin yedinci fıkrasına göre Kuruma teslim ettikleri fatura ve eki belgelerin, belirlenen sürelerde inceleme sürecinin tamamlanamaması nedeniyle, ödenen avans tutarları bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden bir ay içerisinde başkaca bir işleme gerek kalmaksızın Kurumca giderleştirilir.
Götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi imzalamış kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucularınca sözleşme öncesinde incelenen fatura dönemine ait oluşan kesinti tutarlarına karşı açtıkları davalardan kesinleşmemiş olanlarının tamamından bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen süre içerisinde feragat ederler.
Sağlık hizmeti sunucusu tarafından itiraza konu edilmemiş olsa da bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce incelenen fatura dönemine ait oluşan tutarlardan sağlık hizmet sunucusunun mahsup edilmeyen alacakları Kurum tarafından terkin edilir.'' hükmü getirilmiştir.
Yine 5510 sayılı Kanuna 27.12.2023 tarihli ve 7491 sayılı Kanun ile eklenen geçici 99. maddede de; "2023 yılında götürü bedel üzerinden hizmet alımsözleşmesi yapılmış kamu üniversite sağlık hizmeti sunucularının Kuruma 31.12.2023 tarihine kadar bu sözleşme kapsamında verdikleri tedavi hizmetlerine ilişkin toplam tahakkuk tutarının götürü bedel sözleşme tutarından düşük olması durumunda, aradaki fark terkin edilir. Terkin edilen tutar, Bakanlık bütçesine bu amaçla tahsis edilecek ödenekten karşılanır." hükmünü içermektedir.
Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; yargılama sırasında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 90. ve 99. maddeleri ile getirilen düzenlemelerin, devam etmekte olan davalarda da uygulanacak şekilde geçmişe yürütüldüğü gözetilerek bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.