Yargıtay yargitay 2025/2391 E. 2025/5970 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/2391
2025/5970
8 Aralık 2025
3. Hukuk Dairesi 2025/2391 E. , 2025/5970 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2200 E., 2025/542 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2021/317 E., 2023/397 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacıda doğumsal kalça çıkığı olup, her iki dizi ve kalçasında ağrı bulunduğundan yürümekte zorluk çektiğini, tedavi amaçlı bir çok hastaneye başvurduğunu, ancak ameliyatın riskli ve zorlu olduğunun belirtildiğini, bu defa davalı şirketin hastanesinde, davalı hekime muayene olduğunu, davacıya kalça protezi ameliyatı ile tedavi olabileceğini, bu ameliyatın ayrıca bir riskinin bulunmadığını söyleyerek davacıda güven tesis ettiğini, 26.09.2019 tarihinde davacının sol kalça protezi ameliyatı olduğunu, ancak davacının ameliyat olduğu gece, bakımı sırasında hasta bakıcılar tarafından yatakta ani döndürülmesi sonucu kemik kırığı oluştuğunu, 27.09.2019 tarihinde davacının tekrardan ameliyat olmak zorunda kaldığını, ancak ameliyat sonrasında davacının ağrılarının hiç geçmediğini, davacının yatalak hale geldiğini, davalı hekim ile yapılan mesajlaşmalarda çeşitli bahaneler ile davacıyı oyaladığını, davacının sol kalça ameliyatından sonra iyileşme olmadığı gibi sağ kalça ameliyatının hiç yapılmadığını, oysa her iki ameliyat ücretinin peşin olarak ödendiğini, hatalı ameliyat ve hatalı bakım işleminden davalı hekim ile davalı şirketin sorumlu olduğunu, davacının, ameliyatlar öncesinde yeterince aydınlatılıp bilgilendirilmediğini ileri sürerek; 100.000,00 TL manevi tazminat ile belirsiz alacak kapsamında şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davalıların özen borcunu ve üzerilerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiklerini, kast veya ihmallerinin bulunmadığını, müdahalenin tıp ilmi ve uygulamasında genel olarak kabul edilmiş esaslara uygun icra edildiğini, ameliyat sonrası davacıda oluşan kemik kırığının hatalı ameliyat veya personellerin eylemlerinden dolayı meydana gelmediğini, kendi kemik yapısından, kemiklerinin inceliğinden kaynaklandığını, gerekli her türlü bilgilendirme ve aydınlatmanın davacıya ve yakınlarına yapıldığını, bu yönde onam formlarının alındığını, davacıya uygulanan teşhis ve tedavide herhangi bir hatanın veya kusurun bulunmadığını, ameliyat öncesi gerekli her türlü planlama ve araştırmanın detaylı olarak yapıldığını, ameliyatın sorunsuz bitirildiğini, davacıda oluşan kemik kırığının istenmeyen komplikasyon olarak değerlendirilebileceğini, uygulanan cerrahi tedavinin mutlak başarıyı garanti etmediğini, istenen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ATK 7. İhtisas Kurulu raporu, davacının tedavisi ve ameliyatına ilişkin düzenlenen evraklar göz önüne alındığında, davacıya yapılan sol total kalça protezi ameliyatının endikasyonunun ve tekniğinin uygun olduğu, ameliyat sonrası gelişen periprostetik kırığın kısaltmalı kalça protez ameliyatında, ameliyat sırasında veya erken ameliyat sonrası dönemde hastanın en küçük hareketinde dahi gelişebileceği, özellikle davacının kemiklerinin osteoporotik olması ve doğumsal anomali bulunması sebebi ile bu anomalilerin kırık oluşumunu kolaylaştırıcı faktör olduğu, bu haliyle ameliyat sonrası gelişen kırığın her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek bir komplikasyon olduğu, komplikasyona zamanında tanı konularak tedavisinin yapıldığı ve kırığın oluştuğu andan 24 saat geçmeden ameliyat edildiği, bu haliyle davalı doktorun koymuş olduğu teşhisin ve yapmış olduğu ameliyatın doğru olduğu, ameliyat sonrası gelişen kırığın davacıya yatağında pozisyon verdirilirken oluştuğu, ancak oluşan kırığın hastane çalışanlarının eyleminden kaynaklanmayıp davacı hiç hareket etmese veya ettirilmese dahi kırığın kemik kısaltma ameliyatlarından sonra gelişebilecek olası bir komplikasyon olduğu ve tüm gelişebilecek komplikasyonların davacıya imzalı standart formlarla bildirildiği gibi davacıdan el yazısı ile yazılmış aydınlatma formu da alınarak her türlü bilgilendirmenin sağlandığı, bu haliyle davalı doktorun ve adam çalıştıran davalı sağlık kuruluşunun davacıya vermiş olduğu hizmette herhangi bir kusur veya eksik hizmet bulunmadığı gerekçesiyle; davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 21.07.2023 tarihli raporuyla, davalı hekim ve ameliyat sonrası dönemde yatak içi pozisyon veren sağlık çalışanlarının eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun bulunduğu, hizmeti sağlık çalışanları aracılığıyla yürüten idarenin organizasyon hatasının saptanmadığı yönünde görüş bildirildiği, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, denetlenebilir, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişli mahiyetteki bilirkişi raporunun esas alınarak hüküm kurulmuş olmasına, davacı vekilinin son celsede bilirkişi raporuna yönelik beyanda bulunarak rapora karşı itiraz ve beyanlarını sunmak üzere süre talebinde bulunmadığının anlaşılmasına, davacıya uygulanan tedavide davalı tarafa atfedilebilecek ihmal veya kusurun bulunmamasına, dosya kapsamındaki aydınlatılmış onam belgelerinden ve dinlenen davalı tanıklarının yeminli anlatımlarından davacının ameliyat öncesi oluşabilecek risk ve komplikasyolarla ilgili bilgilendirilip aydınlatıldığının sabit olmasına göre, kararda herhangi bir hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davacının hastabakıcıların özensiz hareketleri neticesinde ömür boyu sakat kaldığını, davalı sağlık kuruluşunda organizasyon hatası bulunduğunu, davacının tüm muayenelerinde, kalça çıkığı ameliyatının zorlu ve riskli olduğu söylenerek tedavisinin reddedilmesine rağmen davalı doktorun ameliyatın hiçbir riskinin olmadığını, kendisinin defalarca kez bu ameliyatı yaptığını, ameliyat sonrasında tamamen iyileşeceğine dair vaatte bulunulduğunu, davacıda güven oluşturarak, ameliyat olmaya rıza göstermesini sağladığını, ameliyata alınmadan önce davacıya hiçbir aydınlatma ve bilgilendirme yapılmadığını, ömür boyu sakatlık yaşayabileceğinin bildirilmediğini, el yazısı ile yazılı belgenin davalı doktor tarafından hazırlandığını ve yanında birçok belgeyle birlikte hiçbir bilgilendirme yapılmadan imzalatıldığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşu ve doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranışları nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, davacının ameliyat öncesi oluşabilecek risk ve komplikasyolar hakkında bilgilendirildiğinin aydınlatılmış onam belgeleri ve dinlenen tanık beyanlarıyla sabit olduğunun anlaşılmasına, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7.Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 21.07.2023 tarihli raporunda; davacıya uygulanan sol kalça protezi ameliyatı endikasyonunun ve tekniğinin tıbba uygun olduğu, ameliyat sonrası gelişen kemik kırığının kısaltmalı kalça protez ameliyatında ameliyat sırasında veya erken ameliyat sonrası dönemde hasta yataktan sedyeye alınırken dahi gelişebileceğini, özellikle davacının kemiklerinin yapısı ve doğrumsal anomalinin kırık oluşumu için kolaylaştırıcı faktör olduğu nazara alındığında kırığın söz konusu ameliyatın her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek bir komplikasyon olarak değerlendirildiği, kırığın zamanında tanısı konularak tedavi edilmesinin komplikasyon yönetimi açısından tıbben uygun olduğu, davalı hekim ve ameliyat sonrası dönemde yatak içi pozisyon veren sağlık çalışanlarının eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun bulunduğu, hizmeti sağlık çalışanları aracılığıyla yürüten idarenin organizasyon hatasının saptanmadığı yönünde bildirdiği görüşe, raporunun Yargıtay, taraf ve Mahkeme denetimine açık, denetlenebilir olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.