SoorglaÜcretsiz Dene

Yargıtay yargitay 2025/6268 E. 2025/28467 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/6268

Karar No

2025/28467

Karar Tarihi

3 Aralık 2025

3. Ceza Dairesi 2025/6268 E. , 2025/28467 K.

"İçtihat Metni"

İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İTİRAZ EDİLEN DAİRE KARARI : Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 20.05.2025 tarihli ve 2021/14970 esas, 2025/17120 sayılı kararı
İTİRAZLA İLGİLİ BÖLGE
ADLİYE MAHKEMESİ KARARI : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.02.2018 tarihli ve 2018/172 esas, 2018/224 sayılı Kararı
İTİRAZLA İLGİLİ İLK DERECE
MAHKEMESİ KARARI :Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2017 tarihli ve 2017/438 esas, 2017/474 sayılı kararı
İTİRAZLA İLGİLİ HÜKÜM : 5237 sayılı TCK’nın 299/1, 299/2, 43, 62... . maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın onanması
SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I-) İTİRAZ KONUSU:
Temyiz sebeplerinin bildirilmesi zorunluluğu nedeniyle, hukuki sebep gösterilmeden süresi içinde yapılmış temyizin varlığı halinde temyiz tarihinde yürürlükte olan, 02.03.2024 tarihli 7499 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle mülga CMK'nın 295/1. maddesindeki yedi günlük sürenin sanığa ihtarının zorunlu olup olmadığına ilişkindir.

II-) İTİRAZ NEDENLERİ:
Cumhurbaşkanına hakaret suçundan mahkum olan sanığın istinaf istemi bölge adliye mahkemesince karar tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre kesin olarak esastan reddedilmiştir. Verildiği tarih itibariyle kesin olan esastan red kararı hakkında sanığa başvurulacak kanun yolu, süresi, şekli gibi hususlarda bir ihtarda bulunulması söz konusu olmamakla birlikte, 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle CMK'nın 286. maddesine eklenen 3. fıkra ve aynı yasaya eklenen geçici 5. maddeye göre kesin olarak verilen esastan red kararı sanık tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Dosyaya sunulan temyiz dilekçesinde sanık temyiz hakkından yaralanmak istediğini açıkça beyan etmekle birlikte CMK'nın 294. maddesi gereğince bildirilmesi gereken temyiz sebeplerini bildirmemiştir. Bu durumda, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun benzer konudaki kararları da gözetildiğinde, sanığa temyiz tarihinde yürürlükte bulunan 02.03.2024 tarihli 7499 sayılı Kanunla mülga CMK'nın 295. maddesinde yazılı sürede temyiz sebeplerini bildirmesi gerektiğine dair ihtarda bulunulmak üzere dosyanın mahalline tevdiine karar verilip bunun sonucunda süresi içinde temyiz sebeplerini içeren bir dilekçe verilip verilmemesine göre sanığın hukuki durumunun taktir ve tayini gerektiği düşünüldüğünden, Yüksek Dairenin bu ihtar yapılmadan CMK'nın 298. maddesi gereğince temyiz isteminin reddi kararına karşı CMK'nın 308. maddesi uyarınca olağanüstü itiraz isteminde bulunulmuştur.
III-) İTİRAZ DEĞERLENDİRİLMESİ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 18.06.2025 tarihli ve 2024/3-211 esas, 2025/272 karar sayılı ve benzer kararlarında da belirtildiği üzere;
"CMK'nın "Temyiz" başlığını taşıyan 286. maddesine 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile eklenen üçüncü fıkra şöyledir;
"(3) (Ek fıkra: 17/10/2019-7188 S.K./29. Md) İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir:
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),
Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213),
Suç işlemeye tahrik (madde 214),
Suçu ve suçluyu övme (madde 215),
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216),
Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),
Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),
Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300),
Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301),
Silâhlı örgüt (madde 314),
Halkı askerlikten soğutma (madde 318),
suçları.
b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar.",
7188 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile CMK'ya eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (f) bendi de şöyledir; "286 ncı maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme, bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren on beş gün içinde talep etmek koşuluyla aynı suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemelerince verilmiş kesin nitelikteki kararlar hakkında da uygulanır. Bu bendin uygulandığı hâlde, cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin, 100 üncü madde uyarınca tutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususu, hükmü veren ilk derece mahkemesince değerlendirilir.",
CMK'nın "Temyiz nedeni" başlığını taşıyan 288. maddesi şöyledir;
"(1) Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır.
(2) Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.",
"Temyiz başvurusunun içeriği" başlıklı 294. maddesi karar tarihi itibarıyla;
"(1) Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.
(2) Temyiz sebebi, ancak hükmün hukuki yönüne yönelik olabilir.",
"Temyiz gerekçesi" başlığını taşıyan 295. maddesi karar tarihi itibarıyla şu şekildedir;
"(1) Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir. Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir.
(2) Temyiz, sanık tarafından yapılmış ise, ek dilekçe kendisi veya müdafii tarafından imza edilerek verilir.
(3) Müdafii yoksa sanık, tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine yapacağı bir beyanla gerekçesini açıklayabilir; tutanak hâkime onaylatılır. Sanığın yasal temsilcisi ve eşi hakkında 262 nci madde, tutuklu sanık hakkında ise 263 üncü madde hükümleri saklıdır."
"Temyiz isteminin reddi" başlıklı 298. maddesi şöyledir; "(1) Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder.",
"Temyizde incelenecek hususlar" başlığını taşıyan 301. maddesi ise; "(1) Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.",
"Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlığını taşıyan 231. maddesinin ikinci fıkrası; "Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.",
"Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34. maddesi şöyledir;
"(1) Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.
(2) Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.",
"Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar" başlıklı 232. maddenin 6. fıkrası şöyledir;
"Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.",
Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrası ise şöyledir; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.",
Bölge adliye mahkemelerinin Türk yargı sistemine dâhil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir durum ve anlayış ortaya çıkmıştır. İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da bir kısmı için resen öngörülen bir kanun yolu (CMK'nın 272/1. maddesi) olarak istinafta, hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü, bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar resen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmekte iken, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerini konu edinen temyiz yolu, bir hukuki denetim mekanizması olarak öngörülmüş, temyiz merciinin yetkisi de, kural olarak bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların, maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku normlarının kullanılması bakımından hukuka aykırılık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi ile sınırlanmış (CMK'nın 288/1 ve 294/2. maddeleri), hukuka aykırılık, aynı kanun maddesinin ikinci fıkrasında; "Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" olarak tanımlanmıştır. Usulüne uygun olarak açılmış bir temyiz davasının varlığı; kararın/hükmün temyiz edilebilir olması (CMK madde 286), temyiz edenin buna hakkının bulunması (CMK madde 260-262), başvurunun süresi içinde yapılması (CMK madde 291) ve temyiz edenin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermesi (CMK madde 294) şartlarına bağlanmış, bu şartların herhangi birinin bulunmadığı/yerine getirilmediği hâllerde temyiz isteminin reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır (CMK madde 298). Bu cümleden olarak; "Hükmü temyiz ediyorum.", "Resen dikkate alınacak nedenlerle temyiz ediyorum.", "Hükmün bozulmasını istiyorum.", "Hüküm usul ve kanuna aykırıdır." şeklindeki ifadelerden ibaret başvuruların, usulüne uygun bir sebep/gerekçe oluşturmadığı açıktır. Temyiz sebebi ise, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir (CMK'nın 294/2. maddesi). Yargıtay, resen temyiz ve tüm hukuka aykırılıkları resen tespiti yöntemlerinden vazgeçilen yeni sistemde, CMK'nın 289. maddesindeki hâller dışında yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar (CMK'nın 301. maddesi). Kural olarak Yargıtay ilk mahkemenin yerine geçerek olaya (maddi vakıaya) ilişkin sorunları çözemez (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 14.12.1992 tarihli ve 1-5 sayılı kararı).
Karar tarihi itibarıyla süresi içinde vermiş olduğu dilekçeyle sebep göstermeksizin hükmü temyiz eden tarafın, temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya kararın kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde sunacağı dilekçeyle temyiz sebeplerini bildirmesi gerekmektedir. Bu sürenin hak düşürücü veya düzenleyici nitelikte olduğu hususu uygulamada ve doktrinde tartışılmıştır. Hukuki bir konuda kesin çizgilerle ayrışmış bir tartışma varsa ve yargı organları aynı konuda farklı sonuçlara varıyorlarsa taraflar açısından yasanın/uygulamanın öngörülebilirliği ilkesinde sorun olduğu sonucuna ulaşılabilecektir.
Nitekim CMUK’un yürürlükte olduğu dönemde Yargıtay tarafından sebep içermeyen temyiz taleplerinin incelenmesine ilişkin yerleşik uygulama, sistemde değişiklik yapan ve istinaf mahkemelerini faaliyete geçiren CMK’nın uygulandığı ilk dönemlerde yanılgı hâli olarak makul görülebilecektir. Kaldı ki CMK’nın 291. maddesinin 1. fıkrasında yedi gün olan temyiz süresi, 7035 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle yapılan değişiklik sonucu on beş gün olarak yeniden düzenlenmiş, CMK'nın sonradan ilga edilen 295. maddesinin 1. fıkrasında yer alan temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin verilmesine dair yedi günlük sürede ise herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir. Bu husus da, avukatlar da dâhil başvurucuların temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçeyi verebilecekleri süre konusunda yanılmalarını mümkün kılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi de mahkemeye erişim hakkının, yargı sisteminin kendisinden kaynaklanan sebeplerden dolayı engellenmesini bu hakka ölçüsüz şekilde yapılan bir müdahale olarak değerlendirmiştir. Yüksek Mahkemeye göre; "Mahkemelerin iç işleyişlerine ilişkin süreçlerdeki aksama ve hatalardan kaynaklanan sorumluluğun yargısal koruma talep eden bireylere yüklenmesi mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil edebilir. Bu bakımdan yargısal başvurulara dair dilekçelerini ilgili mevzuatta öngörülen usule uygun olarak yetkili yargı merciine sunan kişilerin kendilerine atfedilemeyen ve tamamen mahkemelerin iç işleyişinden kaynaklanan hata ve aksamalardan sorumlu tutularak mahkemeye erişimlerinin engellenmesi bu hakka yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılabilir. Özellikle kanun yoluna başvurma yönündeki istek ve iradesini ortaya koymuş olan başvurucular yönünden bu tür müdahaleler, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlaline sebep olabilir (bir kısım değişikliklerle birlikte bkz. Hasan İşten, § 46)." (Anayasa Mahkemesi, Fevzi Arslan [1. B.], B. No: 2021/25150, 31/10/2024, § 16) "...Mahkemeler, ilgili kişilerin kanun yoluna başvuru süresine ilişkin usul kurallarını uygularken kişilerin mahkemeye erişimlerini engelleyecek veya aşırı derecede zorlaştıracak ölçüde aşırı şekilcilikten kaçınmalıdır. Yargısal başvuruların birtakım usul kurallarına tabi kılınması tek başına mahkemeye erişim hakkını zedelemese de özellikle kişilerin hangi kanun yolları ile mercilere başvuracağının ve başvuru sürelerinin gösterilmediği durumlarda başvurucuların usule ilişkin bazı dengeleyici imkânlardan yararlandırılmaması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. ...Süresinde temyiz sebeplerini gösterir dilekçe sunmadığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmesinin, başvurucunun mahkemeye erişim hakkına ağır bir müdahale teşkil ettiği açıktır. Bu ağır müdahale karşısında mahkemelerin birtakım tedbirleri/imkânları devreye sokması başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bu ağır müdahaleyi dengeleyebilir. Örneğin temyiz talebiyle ilgili karar verilmeden önce temyiz sebeplerinin bildirilmemesinin sonuçları hakkında
başvurucunun bilgilendirilmesi bu ağır müdahaleyi dengeleyecek niteliktedir." (Anayasa Mahkemesi, Hüseyin Volkan Kurt [GK], B. No: 2019/42687, 8/3/2023, § 49, 56)
Yüksek Ceza Genel Kurulu da temyiz mercii, süresi ve yöntemi ile ilgili şekli şartların, kişilerin mahkemeye erişimlerini engelleyecek veya aşırı derecede zorlaştıracak ölçüde katı yorumlanmaması gerektiğine, özellikle yargılama hukukundaki yerleşik uygulamaları değiştirerek esaslı yenilikler getiren düzenlemeler sonrasında tarafların yeni şartlar hakkında bilgilendirilmesinin, uyarılmasının zorunluluğuna ısrarla işaret edegelmiştir (YCGK'nın 09.10.2024 tarihli ve 2024/2-134 esas, 2024/289 karar, 26.02.2025 tarihli ve 2025/12-59 esas, 2025/92 sayılı kararları).
Bu cümleden olarak; hukuk devleti olmanın sorumluluğu bağlamında verilen kararlar ile kurulan hükümlere karşı yasa yolları, şekli, süreleri ve sonuçlarının ilgililere açıkça bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi hâlinde, yasal sürelerin tebligat tarihinden itibaren değil ancak öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, öğrenme tarihi kesin olarak belirlenebilen hâller dışında taraf beyanının esas alınması gerekliliğinden hareketle, usulüne uygun sebep içeren dilekçe var ise bu kapsamda temyiz incelemesi yapılması, aksi hâlde ilgiliye yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak meşruhatlı tebligatla yedi günlük süre içinde yasal düzenlemeye uygun sebep bildirmemesi hâlinde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceği ihtar edilmelidir.
Şu hâle göre, 7188 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile CMK'nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkrasının, esas itibarıyla temyizi kabil olmayan bazı hükümlerin/kararların temyizini mümkün kıldığı ve fakat temyiz mercii ve yöntemi ile ilgili olarak genel usul hükümlerinde bir istisnaya yer vermediği, başvuru süresi yönünden 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile CMK'ya eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde, maddenin yayımlandığı tarihten itibaren on beş günlük başvuru süresinin öngörüldüğü görülmekte ise de; 7188 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile CMK'nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkra kapsamında tanınan temyiz ve tahliye imkânından faydalanmak için on beş gün içinde mahkemeye başvurmanın yeterli olduğuna dair bir algının oluşması üzerine ilgililerin başvuru/temyiz dilekçelerinde temyiz sebebi gösterme zorunlulukları bulunduğunu bilebilecek durumda olduklarını varsaymak dürüst yargılamanın gerekleriyle bağdaşmayacağından genel temyiz sürecinde uygulanagelen ihtar ve bilgilendirmenin bu hâl için de evleviyetle/ a priori sürdürülmesi gerekir.
Bu itibarla verildiği tarihte kesin olması nedeniyle hükümlere karşı temyiz mercii, süresi ve yöntemi ile ilgili olarak bilgilendirilemeyen ve fakat 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile CMK'ya eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde öngörülen on beş günlük sürede ilgili mahkemeye başvuran sanıklara ve/veya müdafilerine de temyiz isteminin kabul edilebilmesi için gerekli şartlardan olan süresi içerisinde temyiz nedenlerini bildirmesi gerektiğine ilişkin ihtaratı içeren mazbatanın tebliğ edilmesi gerektiğinin zorunlu olduğu kabul edilmelidir."
Bu açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık tarafından yasal süre içerisinde sunulan temyiz dilekçesinin kanunun aradığı anlamda bir temyiz nedeni içermediği anlaşılmakla birlikte verildiği tarih itibarıyla kesin nitelikteki hükümde başvurulacak kanun yolu, süresi veya şekline ilişkin herhangi bir ihtarın bulunmadığı, bu nedenle süresi içerisinde temyiz iradesini bildiren dilekçe sunan sanığa, CMK'nın hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 295/1. maddesi uyarınca tebliğden itibaren yedi günlük süre içerisinde temyiz sebeplerini bildirmesi gerektiği, aksi hâlde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedilebileceği ihtarı ile gerekçeli kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve sonucuna göre esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılıp yapılmayacağına karar verilmesi gerektiği, bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla;
IV-) KARAR:
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 20.05.2025 tarihli ve 2021/14790 esas, 2025/17120 karar sayılı temyiz isteminin reddi kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, CMK'nın hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 295/1. maddesi uyarınca tebliğden itibaren yedi günlük ek süre içerisinde yasal düzenlemeye uygun şekilde temyiz sebebi bildirilmesi gerektiği, aksi hâlde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedilebileceği ihtarı ile gerekçeli kararın sanığa tebliğ edilmesi ve sonucuna göre esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılıp yapılmayacağına karar verilmesi için mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim