Yargıtay yargitay 2023/17782 E. 2025/21458 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2023/17782
2025/21458
1 Aralık 2025
2. Ceza Dairesi 2023/17782 E. , 2025/21458 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1957 E., 2022/2323 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, ''Sanık için nitelikli hırsızlık suçu nedeni ile ceza verilmiş ise de bu suçun gece işlendiği konusunda her türlü şüpheden uzak kesin, net bir delil olmamasına rağmen ceza artırım yoluna gidildiğine ve suçun işlendiği zamanda bilinci yerinde olmadığını beyan ettiğine, bu nedenle olayın gerçekleştiği zaman dilimi hakkında da net bilgi verdiğinin kabul edilemeyeceğine'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul Anadolu 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.09.2019 tarihli ve 2019/309 Esas, 2019/1228 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanığın istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 18.01.2021 tarihli ve 2019/3847 Esas, 2021/52
Karar sayılı kararı ile ''katılanın hazırlıkta alınan beyanında 28.01.2017 günü adresinden misafirlik için ayrıldığını, 31.01.2017 günü komşusunun kendisinin geldiğini düşünerek evin kapısına geldiğinde, kapının kilidinin ve mutfak camının korkuluğunun kırık olduğunu görünce kendisini aradığını, kendisinin de hemen ikametine geldiğini ve polisi aradığını, evini kontrol ettiğinde hırsızlık yapıldığını gördüğünü, güvenlik kamerasının bulunmadığını belirttiği, sanığın savunmalarında suç saatine ilişkin herhangi bir beyanının bulunmadığı, olay yeri inceleme raporunda suç saatinin 02.00 olarak, fezlekede ise suç saatinin 00.00 olarak belirtildiğinin anlaşılması karşısında, katılanın ve gerekirse tutanak düzenleyen kolluk personelinin bu husustaki beyanları alındıktan ve suçun işlendiği zaman aralığı kesin olarak belirlendikten sonra sanık hakkında TCK'nun 116/4 ve 143. Maddesinin uygulama koşullarının oluşup oluşmadığının tartışılması ve sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 5237 sayılı TCK'nin 61/1. maddesi uyarınca, somut olayda; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği yer ve zaman, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, sanığın güttüğü amaç ve saik göz önünde bulundurularak suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezanın belirlenmesi gerektiği halde, sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından eylemleri nedeniyle hüküm kurulurken gerekçe gösterilmemesi, sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal eme suçlarından cezanın alt sınırdan belirlenmesine rağmen, mala zarar verme suçundan alt sınırdan ayrılarak cezanın belirlenmesi ve geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal suçundan hüküm kurulurken, uygulama maddesinin TCK'nin 116/1-4 maddesi yerine 116/4 maddesi olarak yazılmasından'' bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma kararı sonrasında İstanbul Anadolu 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07/10/2021 tarihli ve 2021/122 Esas, 2021/542 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık ve müdafiinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 12.01.2022 tarihli ve 2021/2970 Esas, 2022/34
Karar sayılı kararı ile ''28.06.2014 tarihli 6545 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h ve 143. maddelerinde ön görülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3 ve 196/2. maddeleri uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmeden, sanık müdafinin hazır bulunmadığı duruşmada sanığın savunması alınarak aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması ve sanık hakkında hırsızlık suçundan dolayı tayin edilen sonuç cezanın 6 yıl 3 ay olarak tespit edilmesi gerekmesine karşın 5 yıl 15 ay olarak tayin edildiğinden'' bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararlarında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2022 tarihli bozma kararında belirtilen 1 no.lu bozma sebebinin ise hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararları verilmesinin ve anılan kararlara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… Bölge Adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden İlk Derece Mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 18.01.2021 tarihli ve 2019/3847 Esas, 2021/52 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul Anadolu 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2021 tarihli ve 2021/122 Esas, 2021/542 Karar sayılı kararı ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 12.01.2022 tarihli ve 2021/2970 Esas, 2022/34 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul Anadolu 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2022/106 Esas, 2022/228 Karar sayılı kararlarının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.