SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/5956

Karar No

2025/5950

Karar Tarihi

15 Aralık 2025

1. Hukuk Dairesi 2025/5956 E. , 2025/5950 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/188 E., 2025/357 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı; yurtdışında yaşadığını, paydaşı olduğu 363 91... parsel sayılı taşınmazdaki belediye payının alınması için davalı yeğeni ...’ı vekil tayin ettiğini, davalının taşınmazı annesi ...’ya temlik ettiğini, devrin bilgi ve rızası dışında yapıldığı gibi kendisine herhangi bir bedel de ödenmediğini, davalı ...’nın durumu bilen ve bilmesi gereken kişi konumunda bulunduğunu ileri sürerek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescile, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL bedelin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında ölümü ile mirasçıları davaya devam etmişlerdir.

II. CEVAP
Davalılar; dava konusu taşınmaz ve üzerindeki iki yapı murisleri ...’e ait iken muris ...'in borçlarından kurtulmak amacıyla tapuda davacı adına satış göstererek devredildiğini ve dava konusu işlemle de geri alındığını, davacıdan herhangi bir vekalet istemediklerini, vekalet görevinin kötüye kullanımının söz konusu olmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

III. MAHKEME KARARI
Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.07.2014 tarihli ve 2012/320 E., 2014/499 K. sayılı kararı ile; zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 19.04.2017 tarihli ve 2014/21143 Esas, 2017/2041 Karar sayılı kararıyla; ''Somut olaya gelince; mahkemece, vekâlet görevi kötüye kullanılarak taşınmazın temlik edildiği iddiasına karşın vekaletname ve işlem tarihleri dikkate alınarak 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hâl böyle olunca; vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayanan davaların herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye bağlı olmadığı gözetilerek işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir...'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.12.2018 tarihli ve 2017/323 E., 2018/314 K. sayılı kararı ile; vekalet ilişkisine herhangi bir aykırılığın bulunmadığı gerekçesi ile tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, vekilin satış bedelini ödediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle bedel isteği yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 02.12.2020 tarihli ve 2019/3325 Esas, 2020/6415 Karar sayılı kararıyla; “ Somut olaya gelince, davalılar dava konusu temlikin bedel karşılığı yapıldığı savunmasında bulunmamış, davacıya ait çekişme konusu yapılan payların daha önce inançlı işlem ile mirasbırakanları tarafından davacıya devredildiği, dava konusu vekalet ile yapılan temlikin de bunun karşılığı olarak yapıldığı (murislerince devredilen payların iade edildiği) savunmasında bulunmuşlardır. Dinlenen davacı tanıkları davacının satış iradesinin bulunmadığı yönünde beyanda bulunmuşlar, davalılar ise davacının devredilen mülkiyet hakkının, hakkın teslimi yönündeki savunmalarını yöntemince ispat edememişlerdir. Öte yandan, davalılardan kayıt maliki olan davalı ..., diğer davalı vekil ...’ın annesi, davacının da yengesi olup durumu bilen kişi konumunda olduğu, vekil ile el ve işbirliği içerisinde hareket ettikleri, vekalet görevi kötüye kullanılmak suretiyle davacının zararlandırıldığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, öncelikle çekişmeli taşınmazın güncel tapu kaydının getirtilmesi, davalı ...’nın taşınmazda hangi bağımsız bölümlerin maliki olduğunun belirlenmesi, bu bağımsız bölümlerden kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalılardan ...'ya verilmesi gereken bağımsız bölümler tespit edildikten sonra, davacının kat irtifakı tesis edilmeden önce taşınmaz arsa vasfındayken çekişme konusu yapılan 258/1100 payının anılan bağımsız bölümlerin her birine ne oranda yansıdığı konusunda uzman bilirkişi kurulundan denetime elverişli şekilde rapor alınması, rapor sonucuna göre hâlen davalı adına kayıtlı olan bağımsız bölümler yönünden tapu iptali ve tescile, üçüncü kişiye devredilenlerin varlığının tespiti halinde ise onlar yönünden de tazminata hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.

D. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Temyize Konu Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ...’nın dava konusu taşınmazdaki paylarını dilediği bedele dilediği kişiye satma ve satış bedellerini alma yetkilerini de içeren 14.10.2005 tarihli vekâletname ile davalılardan yeğeni ...’i (... oğlu) vekil tayin ettiği, vekil ...’ın da anılan vekaletnameyi kullanarak çekişmeli parseldeki davacıya ait payları annesi olan diğer davalı ...’e 16.11.2005 tarihinde satış suretiyle temlik ettiği, çekişme konusu taşınmazda Mamak Belediyesine ait payın bir kısmının 28.09.2007 tarihli işlemle davalılar ..., ... ve ...’e temlik edildiği, davalı ...’nın 15.05.2008 tarihinde yine Belediye’den bir kısım payı daha satın aldığı, davalıların mirasbırakanı ...’in taşınmazdaki payının 11.11.2011 tarihinde verasette iştirakle davalılara intikal ettiği, taşınmazda davalılar haricinde dava dışı Necip Aslan’ın da paydaş olduğu, 16.03.2012 tarihli işlem ile kat irtifakı tesis edildiği, davalı vekil ... tarafından vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, kayıt maliki ...’nın ise vekil ...’ın annesi olup durumu bilen kişi konumunda olduğu, vekil ile el ve işbirliği içerisinde hareket ederek davacıya zararlandırdıkları, dava konusu 258/11 00... ve ve 5 nolu bağımsız bölümlere isabet ettiği nazara alınarak 14 nolu bağımsız bölümün tapusunun %63,3 hisse açısından iptaline, devir yapılan 5 nolu bağımsız bölümün ise bedelinin davalılardan tazminine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı ...’in iradesine aykırı bir durum bulunmadığını, vekilin davacının iradesine uygun hareket ettiğini, davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıların hissesine düşecek bağımsız bölümlerin hangileri olacağının bilinmesi veya belirlenmesinin mümkün olmadığını, davacının davasını ıslah ettiğini, Mahkemece, davacının ıslah edilen taleplerinin bir kısmına hükmedildiğini, bu durumda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi gerekirken tümden kabul kararı verilerek tüm yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca davalı ... adına kayıtlı 5 nolu bağımsız bölüm için hükmedilen bedelden tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının da hatalı olduğunu, davalılar ... ve ... adına kayıtlı taşınmazlara yönelik tapu iptali ve tescil taleplerinin reddedildiğini, kabul hükmü kurulan 5 nolu bağımsız bölümün ise ... ve ...’e ait olmadığını, bu nedenle bu davalılar yönünden verilen kabul kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.

Dosya içeriği, toplanan deliller ve eksiğin tamamlanması yoluyla getirtilen kayıtlardan; dava konusu 363 91... parsel sayılı taşınmazın geldisi olan eski 208 parsel sayılı taşınmazın tamamı davalıların mirasbırakanı ... adına kayıtlı iken, ...’in taşınmazdaki 1/2 payını ipka ederek kalan 1/2 payını davacıya 13.09.1983 tarihinde satış yoluyla devrettiği, anılan parseldeki payların 15.07.1991 tarihli imar uygulaması ile çekişmeli 363 91... parsel sayılı taşınmaza gittiği, davacı ...’nın çekişmeli parseldeki paylarını dilediği bedelde dilediği kişiye satma ve satış bedellerini alma yetkilerini de içeren 14.10.2005 tarihli vekâletname ile davalılardan yeğeni ...’i (... oğlu) vekil tayin ettiği, vekil ...’ın da anılan vekaletnameyi kullanarak çekişmeli parseldeki davacıya ait payları diğer davalı ...’e (vekil ...’ın annesi) 16.11.2005 tarihinde satış suretiyle temlik ettiği, çekişme konusu taşınmazda Mamak Belediyesine ait payın bir kısmının 28.09.2007 tarihli işlemle davalılar ..., ... ve ...’e temlik edildiği, davalı ...’nın 15.05.2008 tarihinde yine Belediye’den bir kısım payı daha satın aldığı, davalıların mirasbırakanı ...’in taşınmazdaki payının 11.11.2011 tarihinde verasette iştirakle davalılara intikal ettiği, taşınmazda davalılar haricinde dava dışı ...’da paydaş olduğu, 16.03.2012 tarihli işlem ile kat irtifakı tesis edildiği ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince davalı ... adına 5 ve 14 nolu bağımsız bölümlerin tescil edildiği, ...’nın da 5 nolu bağımsız bölümü yargılama sırasında 18.05.2015 tarihinde dava dışı ....’a satış suretiyle devrettiği, Mahkemece 14 nolu bağımsız bölüm yönünden tapu iptali ve tescile, 5 nolu bağımsız bölüm yönünden ise bedele hükmedildiği, hükmün sadece davalılar tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki; hükmüne uyulan bozma ilamlarında belirtildiği şekilde işlem yapılarak 12.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, dava konusu 5 ve 14 nolu bağımsız bölümlerin % 63,3 payının, davacının dava konusu yapılan 258/1100 payına isabet ettiği tespit edilerek 14 nolu bağımsız bölüm yönünden tapu iptali ve tescile, ... tarafından üçüncü kişiye devredilen 5 nolu bağımsız bölüm yönünden ise bu oran dikkate alınarak bedele hükmedilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Davalılar ... ve ...’ın işin esasına ilişkin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Davalılar ... ve ...’ın diğer temyiz itirazlarına gelince;

Bilindiği üzere; bozma kararına uyulmuş olmakla kazanılmış hak kuralı uyarınca bozma kararında gösterilen şekilde inceleme yapılarak belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmesi zorunludur. Bu hususun kamu düzeniyle ilgili olduğu tartışmasızdır.

Bununla birlikte, kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297/2. maddesine göre, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.

Öte yandan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 28. maddesi uyarınca ölümle şahsiyet son bulmaktadır.

Somut olayda, iptal-tescil hükmü kurulan 14 nolu bağımsız bölüm yönünden, bu bağımsız bölümün bilirkişi raporu gereğince % 63,3 ‘üne isabet eden pay miktarının belirlenerek bu payın iptaline karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak şekilde “ tapu kaydının % 63,3 hisse açısından iptali” şeklinde hüküm tesis edilmesi, ayrıca davacı ...’in yargılama sırasında ölmesi ve mirasçıları tarafından davaya devam edilmesi nedeniyle tapu kaydının iptali ile ...‘in dosyada yer alan veraset ilamına göre mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerekirken, ölü kişi adına tescil kararı verilmesi de doğru değildir.

Diğer taraftan, ... tarafından üçüncü kişiye devredilen 5 nolu bağımsız bölüm yönünden hükmedilen bedele dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, davacı ...’ya ait payın vekaleten temlik edildiği tarih olan 15.11.2005 tarihinden itibaren faiz işletilmesi de isabetsizdir.

Davalı ...’in temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Davacı ...’e ait dava konusu 363 91... parsel sayılı taşınmazdaki 258/1100 payın vekil ... tarafından davalı ...’ya satış suretiyle devredildiği, çekişme konusu taşınmazda Mamak Belediyesine ait payın bir kısmının 28.09.2007 tarihli işlemle davalılar ..., ... ve ...’e temlik edildiği, davalıların mirasbırakanı ...’in taşınmazdaki payının 11.11.2011 tarihinde verasette iştirakle davalılara intikal ettiği, 16.03.2012 tarihli işlem ile taşınmazda kat irtifakı tesis edildiği, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince davalı ... adına 5 ve 14 nolu bağımsız bölümlerin tescil edildiği, davalı ... adına da bir kısım bağımsız bölüm tescil edildiği, ancak davalı ... adına tescil edilen bağımsız bölümlerin davacının temlik edilen payı ile bir ilgisi bulunmadığı ve bu bağımsız bölümlerin dava konusu olmadığı, ... tarafından davacı adına yapılan bir temlik işlemi de bulunmadığı, bu nedenle davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ... tarafından üçüncü kişiye devredilen 5 nolu bağımsız bölüm için hükmedilen bedelden ve yargılama giderlerinden davalı ...’ün de sorumlu tutulması doğru değildir.

Hâl böyle olunca, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi, 5 nolu bağımsız bölüm için hükmedilen bedele dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi ve yukarıda değinildiği üzere infaza elverişli hüküm tesis edilmesi gerekirken, anılan hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar ... ve ...’ın işin esasına ilişkin temyiz itirazlarının reddine,

Davalıların temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,

Dosyanın Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,15.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim