Yargıtay yargitay 2025/5816 E. 2025/5781 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/5816
2025/5781
8 Aralık 2025
1. Hukuk Dairesi 2025/5816 E. , 2025/5781 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/111 E., 2025/250 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı ...’in dava konusu 9 30... parsel sayılı taşınmazı satın almak istediğini, davacı ile davalı ...’in 2.000.000,00 TL bedel üzerinden anlaştıklarını, devir sırasında davalı ...’in satıştan hemen sonra satış bedelinin bankadan davacıya gönderileceğini belirttiğini, davacının da güvenerek devri gerçekleştirdiğini, devir sonrası davalı ...’in çeşitli bahaneler ile satış bedelini ödemediğini ve davacının daha sonra davalı ...’in dava konusu taşınmazı bir gün sonra diğer davalı ...’ya devrettiğini öğrendiğini, davalıların birlikte hareket ederek davacıyı zarara uğrattıklarını, bir gün arayla devir yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yaşlı ve okuma yazma bilmeyen davacının elindeki tek malvarlığının haksız bir şekilde alındığını ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmazsa rayiç bedelinin temlik tarihinden başlayacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; davalının, davacıyı, kızını ve devir tarihine kadar diğer davalıyı tanımadığını, taraflar arasındaki ilişkiyi ve olayları bilmediğini, birden fazla emlakçının birbiri ile haberleşerek yatırım yapmak isteyen davalıya ve ortağına ulaşarak dava konusu taşınmazı teklif ettiğini, davalının emlakçılar aracılığıyla çekişmeli taşınmazı 600.000,00 TL’ye satın aldığını, hatta öncesinde usulüne uygun kaparo sözleşmesi imzalandığını, satış bedelini denkleştirmek için davalı ve ortağının kendilerine ait araçları değerlerinin altında sattıklarını, davalının 09.01.2020 tarihinde çekişmeli taşınmazı tapu kaydına güvenerek ve iyiniyetli olarak devraldığını, resmî senetteki bedelin 110.000,00 TL gösterildiğini, bu bedelin banka kanalıyla, bakiye 490.000,00 TL’nin elden davalı ...’e teslim edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı ...; cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE ve BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARLARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.12.2021 tarihli ve 2020/67 Esas, 2021/312 Karar sayılı kararıyla; dinlenen tanık beyanları, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/2730 soruşturma dosya içeriği, davacının kızı ... ile davalı ... arasında geçen görüşme içerikleri, diğer davalı ...’ın satış bedelini ödediğine dair banka görüntüleri ve banka dekontları birlikte değerlendirildiğinde, ilk temlik sırasında davalı ...’in davacının iradesini aldatmak suretiyle sakatladığı, davalı ...’in herhangi bir satış bedeli ödemediği, davalı ...’ın davalı ... ile öncesinde tanışıklığının bulunmadığı, dava konusu taşınmazı emlakçılar vasıtasıyla bulduğu, parasını ödeyerek ve tapu kaydına güvenerek iyiniyetli olarak iktisap ettiği, davalı ...’ın hileli hareketlerden haberdar olmadığı, bu nedenle davalı ...’ın iktisabının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi gereğince korunması gerektiği gerekçesiyle tapu iptali ve tescil isteminin reddine, tazminat istemi yönünden davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın ise kabulü ile 1.193.606,31 TL’nin 08.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’den tahsiline karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 01.06.2022 tarihli ve 2022/662 Esas, 2022/838 Karar sayılı kararıyla; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1. maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Dairenin 06.12.2022 tarihli ve 2022/5369 Esas, 2022/7934 Karar sayılı kararı ile; davalı ... tarafından, çekişme konusu taşınmazın satış bedelinin hemen ödeneceği yönünde davacıda bir kanı uyandırılarak temlikin sağlandığı ve ... tarafından davacıya herhangi bir satış bedeli ödenmediği, davalı ...’in temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, 23.12.2019 tarihli emlak alım-satım sözleşmesi ve davalı ...’ın beyanları ile de taşınmazın davacı ...’e ait olduğunun davalı ... tarafından bilindiği, ... tarafından doğrudan ...’a satış yapma durumu var iken, taşınmazın hile yoluyla ...’e temlikinin sağlanarak ... tarafından da bir gün sonra davalı ...’a satış yapılmış olmasının ve davalı ...’ın emlak işleri ile uğraştığı, taşınmazı 600.000,00 TL bedelle satın aldığını belirtmesine rağmen temlik tarihinde taşınmazın keşfen saptanan değerinin 1.193.606,00 TL olduğu gözetildiğinde ve taşınmaz henüz davacı tarafından davalı ...’e devredilmeden 23.12.2019 tarihinde dava dışı ... ile emlak alım-satım sözleşmesi imzalanması hususları birlikte dikkate alındığında davalı ...’ın iyiniyetli olmadığı sonucuna varıldığı, ayrıca yargılama giderlerinden her iki davalının da müteselsilen sorumlu tutulması gerekirken bu hususun da göz ardı edilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 27.09.2023 tarihli ve 2023/136 Esas, 2023/221 Karar sayılı kararı ile; önceki gerekçeye ek olarak, bozma kararında ortaya konulan hususların davalı ...’ın iyiniyetli olmadığını ispatlamayacağı, davalı ...’ın emlak işi yapması nedeniyle fiyatı uygun olan taşınmazı alıp kâr etmek amacıyla hareket etmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu, dolayısıyla taşınmazı değerinin altında almasının kötüniyetini göstermeyeceği, toplanan delillerin davalı ...’ın diğer davalı ... ile hareket ettiğini ispatlamaya yeterli olmadığı belirtilerek direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararının davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.02.2025 tarihli ve 2024/1-181 Esas, 2025/73 Karar sayılı kararı ile; emlak alım-satım ve inşaat işleri ile uğraşan davalı ...'ın sergilediği tutumun hayatın olağan akışına uygun olduğunu söyleme imkânı bulunmadığı, durumun gereklerine göre kendinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyiniyet iddiasında bulunamayacağı, davalı ...'ın 4721 sayılı Kanun'un 1024. maddesine göre yolsuz tescili bilen ya da bilmesi gereken kişi konumunda olduğu ve aynı Kanun’un 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı, bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile karar bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davalının iradesi fesada uğratılarak taşınmazın devrenin sağlandığı ve son kayıt maliki davalı ...’ın iyiniyetli olmadığı gerekçesi ile tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; birden fazla davalı bulunmasına rağmen gerekçeli kararda, "davalıdan alınarak" ibaresi kullanıldığını, vekalet ücretinin hangi davalıdan veya davalılardan ne şekilde tahsil edileceğinin açıkça belirtilmediğini, davalının satış bedelini ödediği hususunun CD görüntüleri, dekontlar ve tanık beyanlarıyla dosya kapsamında açıkça sabit olduğunu, kararın davalının ödediği satış bedelinin diğer davalı ...’den iadesi konusunda herhangi bir hüküm içermediğini, davalı ...’ın iyi niyetli üçüncü kişi olarak diğer davalı ...'e ödemiş olduğu satış bedelinin tarafına iadesini de içerecek şekilde hükmün düzeltilmesi gerektiğini, davalının iyi niyetli alıcı olduğuna dair takipsizlik kararı, birden çok tanık beyanı, noter araç satış sözleşmeleri, banka kamera kayıtları, kaparo sözleşmesi ve benzeri somut delillerin dikkate alınmadığını, tahmin ve niyet okuma yöntemi ile davalının iyiniyetli alıcı olmadığı yönünde hatalı karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması HMK’nın 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde vekalet ücreti dışında ileri sürülen sair nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazına gelince;
Hile, aynı zamanda haksız fiil niteliğinde olup davalı ...’in hileli davranışları ile dava konusu taşınmazın adına tescilini sağladığı ve diğer davalının da iyiniyetli olmadığı gerekçesi ile davanın kabul edildiği, nitekim her iki davalının da vekalet ücreti dışındaki diğer yargılama giderlerinden birlikte sorumlu tutularak karar verildiği halde davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm tesis edildiği anlaşılmakta olup her iki davalı aleyhine açılan davanın kabulüne karar verildiği halde vekalet ücreti yönünden HMK’nın 297/2 maddesindeki “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." şeklindeki düzenlemeye aykırı olacak şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Ne var ki, değinilen bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ... vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı ... vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 4 numaralı bendinde geçen "davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ibaresi hükümden çıkarılarak yerine “davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harçların istek hâlinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.