Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/5634
2025/5922
11 Aralık 2025
1. Hukuk Dairesi 2025/5634 E. , 2025/5922 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/2067 E., 2025/1799 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/218 E., 2022/709 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ve davalının murisi olan ...'ün 22.06.2009 tarihinde öldüğünü, murisin 1980'li yılların başında dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 90 07... parseldeki arsayı satın aldığını, dava konusu bu arsanın bedeli muris tarafından ödenmesine rağmen, murisin arsayı, arsa için hiçbir bedel ödemeyen oğlu davalı ...’ün üstüne muvazaalı olarak tescil ettirdiğini, davalının murisin kendisine verdiklerinin haricinde muristen bağımsız bir geliri olmadığını, arsanın satın alınması tarihinde davalının yaşı ve ekonomik durumunun dava konusu taşınmazı satın almak için elverişli olmadığını, murisin mal varlığını sağ kalan tek erkek çocuğuna bırakmak ve kız evlatları ile geliniyle yaşayan torunlarından mal kaçırmak amacıyla, dava konusu taşınmazı direkt sağ kalan tek erkek çocuğu davalı ... adına muvazaalı olarak tescil ettirdiğini, daha sonra da kendi parası ile bu arsa üzerine bir apartman inşa ettiğini belirterek İstanbul ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 90 07... parselde kayıtlı taşınmazın müvekkillerinin murisi tarafından muvazaalı şekilde davalı adına tescil ettirilmesi işleminin muris muvazaası nedeniyle iptali ile müvekkilleri adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu gayrimenkulün murise ait olmadığını, muris tarafından ödeme yapılmadığını, açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, iddiaların hiçbir gerçekliğinin olmadığını, dava konusu gayrimenkulün 1986 yılında müvekkili tarafından satın alındığını, bedelinin bizzat müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkilinin o tarihte 28 yaşında olduğunu, arsayı alabilecek maddi güce de sahip bulunduğunu, müvekkilinin 1981 yılında Kuveyt’e çalışmaya gittiğini,1986 yılında da kesin dönüş yaptığını, döndükten sonra da dava konusu arsayı kendi birikimiyle satın aldığını, müvekkilinin sigorta kayıtları incelendiğinde her daim çalışan ve çalışkan bir yapıya sahip olduğunu, 1972 yılında sigortalı olarak çalışmaya başladığını, davacının iddia ettiği üzere babasının iş yerinde, şirketinde çalışan biri olmadığını, murisin inşaatlarda sıvacı diye tabir edilen bir mesleği icra ettiğini, bu işin süreklilik arz etmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ve EK KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın 27.06.1986 tarih ve 2965 yevmiye numarası ile ... adına kayıtlı iken davalı adına tescil edildiği, davacılar vekilinin iddiasının da bedeli muris ... tarafından ödenmesine rağmen davalı adına kayıt edildiği, daha sonra üzerine yapılan binanın yapı ve inşaat bedellerinin de muris tarafından ödenerek muris tarafından yaptırıldığı iddiasına ilişkin olduğu, davacılar vekilinin talebinin muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve miras payı oranında tescil olduğu, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 23.01.2020 tarihli ve 2016/11488 Esas, 2020/401 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi; “...Bilindiği üzere; 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, mirasbırakanın tapulu taşınmazları bakımından uygulanabilir nitelikte olup, tapusuz taşınmazlar menkul hükmünde olduğundan ve teslimle mülkiyet geçeceğinden, bu tür taşınmazlar bakımından 1974 tarihli İBK’nın uygulama alanı yoktur. Bu nedenle, bu tür temlikler bakımından da muvazaa iddiası dinlenmez." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
3. İlk Derece Mahkemesinin 24.02.2023 tarih ve 2020/218 Esas, 2022/709 Karar sayılı ek kararıyla; gerekçeli kararın davacılar vekili tarafından 04.01.2023 tarihinde istinaf edildiği, dosyanın istinaf defterine kaydının yapılarak istinaf dilekçesinin davalı vekiline tebliğe çıkarıldığı, davacılar vekili tarafından 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yatırılmadığı, 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının bir haftalık kesin süre içerisinde yatırılması için 11.01.2023 tarihli muhtıranın davacılar vekiline 16.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davacılar vekili tarafından verilen kesin süre geçtikten sonra 08.02.2023 tarihinde 492,00 TL istinaf kanun yolu başvurma harcının yatırıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvuru talebinin 6100 sayılı HMK'nın 344. vd maddeleri gereğince yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kararın, davacılar vekili tarafından istinaf edildiği, istinaf karar harcının yatırıldığı ve istinaf başvuru harcının yatırılması için muhtıra çıkarıldığı, muhtırada verilen kesin süre içerisinde muhtıra gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince 24.02.2023 tarihli ek karar ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair karar verildiği, ek karara karşı davacılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu ancak ek karara karşı yapılan istinaf başvurusunda sadece maktu karar harcı alındığı, istinaf başvuru harcının alınmadığının anlaşıldığı, bunun üzerine dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda 20.05.2025 tarih ve 2023/1157 Esas, 2025/1048 Karar sayılı karar ile ek karara karşı yapılan istinaf başvurusunda istinaf kanun yoluna başvuru harcının tahsil edilmediği gerekçesiyle eksikliğin tamamlanması için dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine karar verildiği, Mahkemece geri çevirme kararı üzerine usulüne uygun olarak çıkarılan muhtıranın davacılar vekiline 28.06.2025 tarihinde tebliğ edildiği, bir haftalık kesin sürenin 07.07.2025 tarihinde dolduğu, davacı tarafın verilen kesin süre geçtikten sonra 28.08.2025 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurma harcını yatırdığı, davacı tarafın süresinde muhtıra gereğini yerine getirmediği halde İlk Derece Mahkemesince dosyanın istinaf formu hazırlanarak gönderildiği, davacılar vekilinin istinaf başvuru dilekçelerinde savunmuş oldukları karar ve muhtıra tebliğlerinin diğer vekile yapıldığı, istinaf başvurusunun veya harçlarının zamanında yatırılamaması hususunun bu nedenle kesin süreler içerisinde yapılamadığını ileri sürdükleri, somut olayda; davacı taraf ek karara karşı yaptığı istinaf başvurusu nedeniyle davacılar vekilinin UETS adresine çıkarılan muhtıra gereğini süresi içerisinde yerine getirmediği, hâl böyle olunca istinaf başvurularında gerekli olan HMK 344/1 maddesinin yerine getirilmediği, bu nedenle usulüne uygun harçlandırılmış bir istinaf başvurusu bulunmadığından davacılar vekilinin ek karara karşı yapmış olduğu istinaf başvuru dilekçesinin değerlendirilemeyeceği, davanın taraflarının birden fazla vekille temsil edilmesi halinde vekillerden birine ilk yapılan tebligatın, tebliğ tarihi olarak dikkate alınacağı, usulüne uygun olarak harçlandırılmış istinaf başvurusu bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstinaf Mahkemesinin hatalı bir karar vererek müvekkillerinin istinaf hakkını kullanmasına engel olduğunu, istinaf ek kararına karşı sunulan dilekçede de belirtildiği üzere, dosyadaki Av. ... ile farklı ofislerde, farklı dilekçeler sunarak dosyayı takip eden vekiller olduklarını, İstinaf Mahkemesi tarafından taraflarınca sunulan istinaf dilekçesine karşı harç eksikliği tespit edildiğini, ancak harç eksikliğine ilişkin muhtıranın taraflarına gönderilmesi gerekmesine rağmen dosyadaki diğer vekile gönderildiğini, vekil sıfatıyla yazdığı istinaf dilekçesindeki eksik harcın muhtıra ile tekrar kendisine bildirilmesi gerekirken başka bir avukata tebligat yapılmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, zira durumdan haberdar olunur olunmaz eksik olan harçların yatırıldığını, buna rağmen istinaf taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, yargılama konusu olaya ilişkin asıl hatalı olan ve bozulması gereken kararın ise Yerel Mahkeme kararı olduğunu, Yerel Mahkeme, gerçekte dava konusu taşınmazın bedelinin kimin tarafından ödendiği irdelemeksizin, 3. kişi olan ... üzerinden davalıya geçtiği gerekçesiyle muvazaa ile ilgili hususları incelemediğini, oysa tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere dava konusu taşınmazın muris tarafından satın alındığını ve davalı adına kaydettirildiğini, zira taşınmazın satın alındığı tarihte de davalının yaşı ve ekonomik durumunun taşınmazı satın almak için yeterli olmadığını, Yerel Mahkemenin dava konusu taşınmaz üzerine muris ... tarafından inşaat yapılması hususunda ise yapılan inşaatın menkul mal niteliğinde kabul edilmesi gerektiğini, menkul mallarda muris muvazaası olamayacağını belirterek muvazaa ile ilgili hiçbir gerekçe belirtmeden davayı reddettiğini, Yerel Mahkeme kararında bu denli hukuka aykırılıklar olmasına rağmen İstinaf Mahkemesi işin esasına girmek yerine, usulüne uygun bir istinaf dilekçesi olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularını reddettiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.