Yargıtay yargitay 2025/5208 E. 2025/5636 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/5208
2025/5636
3 Aralık 2025
1. Hukuk Dairesi 2025/5208 E. , 2025/5636 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2005/199 E., 2007/263 K.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı Hazine vekili ve davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Çankırı ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan doğusu 1302 parsel ve kısmen ark, batısı ... vereseleri arazisi, kuzeyi kendi arazisi, güneyi söğütlük ve ark ile çevrili tahmini 35 dekar yerin 1965 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığını, çekişmeli taşınmaza davacının babası ...'in, 304 parsel ve güneyinde tescilden aldığı yer ile bütün halde ... 1315 tarih ve 134 sıra numaralı tapu kaydı ile malik olduğunu, davacının babasının 1953 yılında vefat ettiğini, 1960'dan önce mirasçılar arasında yapılan taksimle taşınmazın davacıya kaldığını, davacının bu üç parça yerde 1960'dan beri zilyet olduğunu, 304 parselin senetsizden tespit edildiğini, bu parselin güneyinde bulunan yaklaşık 55 dekar yerin tespit harici bırakılması üzerine 07.01.1985 tarihinde davacının yaklaşık 20 dekarlık kısım için tescil davası açtığını, kesinleşen Mahkeme kararı ile 19 dekarlık kısım için kabul kararı verildiğini, kesinleşen davanın 20 dekarlık kısıma açılmasının nedeninin o dönem yürürlükte olan Tapulama Kanunu'nun senetsiz arazilerde her bir parçanın 20.000 metrekare olmasına yönelik sınırlaması olduğunu, çekişmeli taşınmazın 100 yıldan beri ekilip biçilen tarım arazisi olduğunu belirterek dava konusu taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın değerinin gösterilen değerden farklı olduğunu, gerçek değerinin tespit edilmesi gerektiğini, davacının maliki olduğu iddia edilen yere ait olduğu belirtilen tapu kaydı incelendiğinde taşınmazın cinsinin tarla olduğunu çeşidinin ise miri arazi yani Hazine arazisi olduğunu, bu nedenle tapu kaydının davacıya ait olduğu iddiasının yersiz olduğunu, dava dilekçesinde sözü edilen kesinleşen mahkeme kararı incelendiğinde dava dilekçesinde açıkça 19 dönümlük yerin ihya edildiğinin beyan edildiğini bu beyanın bağlayıcı olduğunu, çekişmeli taşınmaz üzerinde davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı koşullarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini istemiştir .
Davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi; çekişmeli taşınmazın köye ait ve Hazine adına kayıtlı olduğunu, köyde kadastro çalışmalarının 1968 yılında yapıldığını, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği taşınmaz hakkında 2005 yılında yani kadastro çalışmalarından 37 yıl gibi uzun bir zaman geçtikten sonra dava açtığını belirterek davanın reddini istemiştir .
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 29.05.2007 tarihli ve 2005/199 Esas, 2013/112007/263 Karar sayılı kararı ile; dava dilekçesi, cevap dilekçesi, yapılan keşif, dinlenen tanık beyanları, alınan bilirkişi raporları, 1992/427 Esas sayılı dava dosyası ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde davacı tarafın tescile ilişkin talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği açıklanarak davanın kabulüne, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 30.178,50 metrekarelik bölümün davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli karar yazıldıktan sonra davacının vefat ettiğini, davacının mirasçısı ...'un talebi ile kararın kendilerine tebliğ edildiğini, bu durumda taraf teşkilinin sağlanabilmesi için tüm mirasçıların muvafakatlarının alınması gerektiğini, aksi halde terekeye temsilci atanması gerektiğini, davanın makul sürede açılmadığını, dava konusu taşınmazla ilgili hava fotoğrafı incelemesi yapılmadığını, çekişmeli taşınmazda imar-ihya çalışmaları yapılıp yapılmadığının usulünce araştırılmadığını, dava konusu taşınmazın neden tespit harici bırakıldığının belirlenmediğini, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi temyiz dilekçesinde; verilen kararın kanuna aykırı olduğunu, davacının vefatı ile geriye birden fazla mirasçısının kaldığını, kararın tebliğe çıkarılmasını isteyen ...'un tek mirasçı olmadığını, diğer mirasçıların gerçekleştirilen usulü işleme muvafakatları bulunmadığını, davacının terekesine temsilci de atanmadığını, bu nedenlerle davaya devam olunamayacağını, Mahkemece taşınmazın tespit harici bırakıldığı tarihin tespit edilmediğini, davacının davayı makul sürede açmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, İcra İflas Kanunu'nun 39/1 ve Borçlar Kanunu'nun 135/2 . maddeleri uyarınca ilamların kararın verildiği günden itibaren 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davada taraf teşkilinin sağlanmadığını, taşınmazın neden tespit harici bırakıldığının Mahkemece araştırılmadığını, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tescil istemine ilişkindir.
Yörede yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, dava konusu taşınmaz bölümü tescil harici bırakılmıştır.
Mahkemece dava konusu taşınmaz bölümünün davacı adına tesciline karar verilmiş ise de, çekişmeli taşınmaz bölümünün neden tescil harici bırakıldığı ve taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin süre ve niteliği kesin olarak belirlenmemiş, uyuşmazlığın çözümünde hava fotoğraflarından ve komşu taşınmazların dayanaklarından yararlanılmamış, davacı açısından usulünce senetsiz araştırması yapılmamış, dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacı lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hâl böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle ilgili kadastro müdürlüğünden taşınmazın bulunduğu çalışma alanında kadastro çalışmalarının hangi tarihte kesinleştiği ve taşınmazın hangi vasıfla tespit harici bırakıldığı sorulmalı, tesis kadastro paftası getirtilerek incelenmeli, dava konusu taşınmaza komşu parsellerin kadastro tespit tutanaklarının onaylı suretleri ve dayanakları getirtilmeli, Harita Genel Müdürlüğü WEB sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu bölgeyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya arasına alınmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik ve bindirmeli hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden, bu fotoğraflardan yararlanılarak üretilmiş memleket haritaları ile en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ise ilgili kurumlardan getirtilmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak varsa bu şekilde tespit edilen taşınmazların kesinleşme durumlarını da gösterir biçimde tespit tutanaklarının onaylı örnekleri, kesinleşmiş olanların kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları, hükmen kesinleşenler bulunmakta ise tescil ilamları getirtilerek dosya içine konulmalı, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanılmalı, Mahkemece mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, jeolog bilirkişisi, ziraat mühendisi bilirkişi ve fen bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşif sırasında, yerel bilirkişi ve tanıklardan nizalı taşınmaz bölümünün öncesinin vasfının ne olduğu, kime ait olduğu, kimden kime ne suretle intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri, ne sıfatla ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın imar-ihya edilip edilmediği, edilmişse imar-ihya faaliyetinin ne zaman tamamlandığı, taşınmazın ırmak yatağı olup olmadığı, ırmağın yatak değiştirip değiştirmediği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalıdır.
Ziraat mühendisi bilirkişisine taşınmaz bölümünün toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, bitki örtüsünü, imar-ihyaya konu edilmişse özellikle imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını içerir, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor hazırlatılmalıdır.
Jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılmak suretiyle dava konusu taşınmaz bölümünün sınırını ve niteliğini, taşınmaz bölümünde imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarihi ve üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın konumunu hava ve uydu fotoğrafları üzerinde göstermesi istenmelidir.
Jeolog bilirkişiden taşınmazın niteliğinin ne olduğu, ırmak yatağından kazanılıp kazanılmadığı, halen ırmak yatağında kalıp kalmadığı ve ırmağın aktif etki alanında bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı rapor alınmalıdır.
Fen bilirkişisine ise keşfi takibe ve denetlemeye elverişli, dava konusu taşınmazı komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor düzenlettirilmelidir.
Bundan sonra, toplanan ve toplanacak tüm delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması isabetsizdir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekili ve davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı Köy Tüzel Kişiliğine iadesine,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın Çankırı 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.