Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/5093
2025/6069
18 Aralık 2025
1. Hukuk Dairesi 2025/5093 E. , 2025/6069 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/68 E., 2025/184 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan ve kadastro tespit çalışmaları sırasında tescil harici bırakılan, daha sonra ihdasen 836 parsel numarası verilerek Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazın bir kısmının imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenine dayanarak tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescilini istemiş, yargılama sırasında taşınmazın Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devir edilmesi üzerine davaya Hazine aleyhine tazminat davası olarak devam edilmesini istemiştir.
Birleştirilen davada davacı vekili özetle; daha önce açtıkları Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/118 Esas sayılı dava dosyasında dava konusu edilen taşınmaz bölümünün bilirkişiler tarafından hesaplanan değeri üzerinden ıslah edilmeyen 695.373,76 TL bedelin 23.06.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Hazine ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığından tahsili ile davacı tarafa ödenmesini talep etmiştir.
Davacının aşamada ölümü ile mirasçıları davayı sürdürmüştür.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; davacı taraf lehine kazanma koşullarının oluşmadığını, davanın tazminat davasına dönüştürülmesi nedeniyle davada taraf sıfatlarının kalmadığını, tazminat davasında Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Asıl davada ihbar olunan-birleştirilen davada davalı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde, davanın esastan reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın imar-ihya ile kazanılabilecek yerlerden olmadığını, tapu maliki olmayan belediyeye husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI VE BOZMA
Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesince 29.07.2010 tarihli 2004/95 Esas ve 2010/303 Karar sayılı davanın reddine dair verilen karar, davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 09.10.20 12... /5583 E., 2012/8800 K. sayılı kararı ile "...Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı, davanın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayalı dava olup imar-ihyanın başladığı değil tamamlandığı tarihten itibaren kazanmayı sağlayan süre işlemeye başlayacağına göre davada imar-ihyanın tamamlandığı tarihin belirlenmesinin önem kazandığı, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları imar-ihyanın tamamlandığı tarih bakımından birbiri ile çelişkili tarihler ifade etmekte olup taşınmazın 1999 yılında Hazine adına tapuya tescil edildiği de gözetildiğinde en geç 1979 yılında imar-ihyanın tamamlandığının belirlenmesi halinde davacı açısından mülkiyeti kazanma imkanının doğabileceği, mahalli bilirkişi ve tanık ifadelerinde imar-ihya ile ilgili 1972-1973, 1975-19 77... -1979 tarihleri bildirilmiş ise de bu tarihlerin imar-ihyanın başlangıcı mı yoksa tamamlandığı tarihler mi olduğunun açıklattırılmadığı, beyanlar arasında çelişkinin giderilmeye çalışılmadığı, davacının 1957 doğumlu olduğu da dikkate alındığında 1972-1973 yılları itibarıyla imar-ihyadan bahseden ve tereddüt yaratan tanık beyanlarının irdelenmediği, Mahkemece yeniden keşif yapılarak, davacı lehine kazanma koşullarının oluşup-oluşmadığının belirlenmesi, mülkiyet hakkının doğduğunun belirlenmesi halinde tazminat isteği ile ilgili tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği" belirtilerek karar bozulmuştur.
Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesince 26.12.2017 tarihli ve 2016/118 E., 2017/382 K. sayılı "dava konusu (D1) harfi ile gösterilen 24.855, 43... yüz ölçümündeki yerin 836 parsel numarasıyla idari yoldan Hazine adına tescil işleminin yapıldığı tarih olan 16.06.1999 tarihinden en az 21 yıl önce imar ve ihyasının tamamlanmış olduğu ve 1977 yılından bu yana fiilen davacının nizasız-fasılasız malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduğu, bu haliyle TMK’nın 713. maddesi uyarınca zilyetlikten tescil koşullarının oluştuğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne; asıl davada davalı Hazineye yönelik tazminat davasının ıslah doğrultusunda kabulüne, 100.000,00 TL’nin 22.05.2008 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, birleştirilen davada, 695.373,76 TL’nin dava tarihi olan 21.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar Hazine ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığından alınarak davacıya verilmesine" dair verilen karar, davacı vekili, davalı Hazine vekili ve davalı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 24.10.20 22... /8574 E., 2022/6969 K.sayılı kararı ile; "taşınmazın babadan davacıya intikal şekli konusunda herhangi bir açıklamada bulunulmadığı, mirasbırakanın başka mirasçılarının bulunması halinde bir mirasçının terekeye dahil bir taşınmaz için mirasçı olmayan kişilere karşı kendi adına dava açma sıfatı bulunmadığı, taşınmazın paylaşım ya da başka bir hukuki yolla davacıya intikal edip etmediğinin araştırılması, davacıya intikal etmiş ise ... mirasçıları ile muris adına aynı çalışma alanında belgesiz zilyetlik yoluyla tespit edilen taşınmazların miktarlarının araştırılması, derdest olan davaların bulunması halinde sağlıklı denetim yapılabilmesi için bu davaların birleştirilmesi gerektiğinin düşünülmesi, belgesizden tespit gören taşınmaz miktarının tespit edilmesi ayrıca yargılama sırasında mülkiyet değişikliği nedeniyle davacı seçimlik hakkını taşınmazı devreden Hazineye karşı tazminat olarak kullandığına göre, bundan sonra yeni kayıt maliki olan ...'ye karşı husumet yöneltilmesi ve aleyhine tazminata hükmedilmesinin de hatalı olduğu" belirtilerek bozulmuştur.
IV. BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın 836 parsel numarasıyla idari yoldan Hazine adına tescil işleminin yapıldığı tarih olan 16.06.1999 tarihinden en az 21 yıl önce imar ve ihyasının tamamlanmış olduğu, 1977 yılından bu yana fiilen davacıların murisi ... tarafından nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduğu, bu haliyle TMK’nın 713. maddesi uyarınca zilyetlikten tescil koşullarının oluştuğu, ancak davacı tarafından dava konusu taşınmazın tescili talebinden vazgeçilerek bedelinin talep edilmiş olduğu gerekçesiyle ıslah ile arttırılan 100.000,00 TL tazminatın 22.05.2008 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Hazinden tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, birleştirilen dava dosyası ile bilirkişi heyetince tespit olunan 795.373,76 TL tazminatın 100.000,00 TL'lik kısmının asıl davada ıslah yolu ile talep edilmesi üzere bakiye 695.373,76 TL'nin davalılar Hazine ve ...'den tahsilinin istenildiği, yargılama sırasında mülkiyet değişikliği nedeniyle davacının seçimlik hakkını taşınmazı devreden Hazineye karşı tazminat olarak kullandığı görülmekle yeni kayıt maliki olan ...'ye birleştirilen dava ile husumet yöneltilemeyeceği ve aleyhine tazminata hükmedilemeyeceği gerekçesiyle birleştirilen davanın davalı ... yönünden husumet yokluğundan reddine, bakiye 695.373,76 TL tazminatın 21.08.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleştirilen dava yönünden 695.373,76 TL'ye dava tarihinden itibaren faiz işletmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, birleştirilen dava dilekçesinde taşınmazın Hazineden diğer davalı Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devredildiği tarih olan 23.06.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini istediklerini, TMK'nın 713. maddesi uyarınca zilyetlikten tescil koşullarının oluştuğunu, birleştirilen davada faizin de devir tarihi olan 23.06.2004 tarihinden itibaren başlaması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle,kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu Mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığını belirterek ve re'sen belirlenecek nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl dava; TMK'nın 713., 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerine dayalı tapu iptali ve tescile ilişkin iken tazminata dönüştürülmüş, birleştirilen davada ise tazminat isteminde bulunulmuştur.
Dava konusu taşınmaz, 1952 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tarıma elverişsiz ekilemez arazi olarak tespit dışı bırakılmış, 16.06.1999 tarihinde idari yoldan 836 parsel numarasıyla Hazine adına ham toprak vasfı ile tescil edilen taşınmaz kapsamında kalmıştır. Söz konusu parsel 23.06.2004 tarihinde Toplu Konut İdaresi Başkanlığı adına toplu konut üretilmesi amacıyla devir ve tescil edilmiştir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından davacılardan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
492 sayılı Harçlar Kanunun değişik 13. maddesinin “j” bendi gereğince davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Ankara Batı 7. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere ,18.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.