SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/5091

Karar No

2025/5951

Karar Tarihi

15 Aralık 2025

1. Hukuk Dairesi 2025/5091 E. , 2025/5951 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/419 E., 2015/704 K.

Mahkemece verilen karar davacı ... vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.12.2019 Perşembe günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davacı mirasçılarından ... vekili Avukat ... geldi. Davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı ... vekili Avukat gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulü ile önceki günlü geri çevirme kararıyla getirtilen evraklarla birlikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı; Antalya’da yaşamakta olup kronik rahatsızlıkları bulunduğundan zaman zaman işini göremez duruma geldiğini, yine acze düştüğü bir dönemde dışarıda yürütülmesi gereken işlerin takibi için dava dışı damadı ...’ı vekil tayin ettiğini, o an için ne olduğunu anlayamadığını, sonradan vekaletnamenin satış yetkisi içerdiğini ve bu vekaletname ile Kazan ‘da bulunan iki adet taşınmazının davalı kızına satış gösterilmek suretiyle devredildiğini öğrendiğini,bu satışın hileli ve bilgisi dışında yapıldığını, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını davalının da bildiğini, satış bedellerinin düşük olduğunu ileri sürerek dava konusu 36 57... parsel sayılı taşınmazda davalı adına kayıtlı 1006/75525 pay ile 34 08... parsel sayılı taşınmazda davalı adına kayıtlı 209/332700 payın tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı; dava dışı vekilin vekaletnameye göre dilediği koşullarda taşınmazları satış yetkisi bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; vekilin işlem yaptığı vekaletnamede, davacının dava konusu taşınmazlardaki paylarının satışı için özel yetki verildiği, davacının vekaletnamedeki imzasını inkar etmediği, davacı tanıklarının vekalet görevinin kötüye kullanıldığı hususunda bilgilerinin olmadığı, davacı tarafça iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının dışarıda yürütülmesi gereken işleri nedeniyle dava dışı damadı ...’a vekaletname verdiğini, vekilin ise çekişme konusu taşınmazları davalı eşi ...’e satış yoluyla devrettiğini, bu satışın hileli olup davacının haberi olmadığını, vekilin görevini kötüye kullandığını, davacıyı zararlandırdığını, bedeller arasında fark olduğunu, davalının kötü niyetli ve vekilin görevini kötüye kullandığını bilen kişi olduğunu, vekaletname tarihi ile satış tarihinin de birbirine yakın olduğunu, vekil ile davalının el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; ... Noterliğinin 23.05.2013 tarihli ... yevmiye nolu vekaletnamesi ile davacı ...’ın damadı olan dava dışı ...’ı vekil tayin ettiği, vekil ...’in de davacının 36 57... parsel sayılı taşınmazdaki 1006/75525 payı ile 34 08... parsel sayılı taşınmazdaki 5643/8982900 payını 21.06.2013 tarihinde eşi olan davalı ... ’a satış suretiyle devrettiği, davacı tarafça vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayanılarak tapu iptali ve tescil talebiyle eldeki davanın açıldığı, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafça duruşma istekli temyiz edildiği, davacı ...’ın karar tarihinden ve hükmü temyiz ettikten sonra, Daire duruşma gününden önce 05.07.2017 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak dava dışı eşi .... ve oğlu .... ile davalı kızı ...’in kaldığı, bu nedenle Dairenin 19.12.2019 tarihli kararı ile, davacının yasal mirasçılarının Av....’yı yetkili kıldığına dair vekaletname var ise temin edilmesi için dosyanın Mahkemesine geri çevrilmesine karar verildiği, davacı mirasçılarından ... tarafından verilen vekaletnamenin dosyaya ibraz edildiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki; davacı ...’ın ölüm tarihi itibariyle terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olup mirasçılardan ... tarafından Avukat ...’ya vekalet verilerek davayı takip etmesi diğer mirasçılara da sirayet edeceğinden temyiz incelemesi yapılmıştır.

Bilindiği üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK'nın 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK'de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.

Vekil ile sözleşme yapan kişi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekil eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki; vekil ile sözleşme yapan kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması TMK'nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Sözkonusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir.

Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Bunun yanında her gerçek kişi, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Genel olarak mirasbırakanın alacakları, hakları ve malları mirasçıya geçer. Bu nedenle dava sırasında taraflardan birisi ölürse, istek şahsa bağlı bir hak değilse dava mirasçılar tarafından yürütülür.

Dava devam ederken davacının ölmesi halinde mirasçıları arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan mirasçıların tümünün davayı birlikte yürütmeleri gerektiği HMK'nın 60. maddesi gereğidir.

HMK'nun 55. maddesine göre de, taraflardan birinin ölümü halinde mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunda belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Mirasçılardan bazısı duruşmaya gelmezse, gelen mirasçıya, gelmeyen mirasçıların olurlarının alınması ya da TMK'nın 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması için süre verilir. Temsilci atanırsa davaya temsilci huzuru ile devam edilir.

Somut olayda, taraf teşkilinin sağlanması zorunlu bulunduğundan, mirasçılardan ...’in davalı olduğu ve diğer mirasçılar ile arasında çıkar çatışması olduğu gözetildiğinde, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesi uyarınca muris ...’ın terekesine temsilci atanması suretiyle tereke temsilcisi huzurunda davaya devam olunması gerekmektedir.

İşin esası yönünden yapılan temyiz incelemesinde ise;

Davacı ...’ın, damadı olan dava dışı ...’ı vekil tayin ettiği, vekil ...’in de davacının 36 57... parsel sayılı taşınmazdaki 1006/75525 payı ile 34 08... parsel sayılı taşınmazdaki 5643/8982900 payını 21.06.2013 tarihinde eşi olan davalı ... ’a satış suretiyle devrettiği, davalının , dava dışı vekilin vekaletnamesindeki satış yetkisi gereğince devirleri yaptığını savunduğu, satış bedellerinin ödendiği yönünde herhangi bir savunmasının bulunmadığı, davacı tanığının da davacının rahatsız olduğunu, eşi ve çocukları tarafından terk edildiğini, felç olduğu sırada iyice kötüleştiği zamanlarda davalı kızı ...’in davacının yanına ziyarete geldiğini, ancak davacıdan vekalet aldıktan sonra ziyarete gelmediğini, davacının yaptığı araştırma üzerine taşınmazlarının davalı kızına devredildiğini öğrendiğini, temlikten davacının haberdar olmadığını beyan ettiği, tüm bu hususlar göz önüne alındığında,vekilin vekalet görevini kötüye kullandığı, davalının ve eşi olan vekilin birlikte hareket ederek davacıyı zararlandırdıkları anlaşılmaktadır.

Hâl böyle olunca; öncelikle 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesi uyarınca muris ...’ın terekesine temsilci atanmasının sağlanması suretiyle tereke temsilcisi huzurunda davaya devam olunması, davacı tarafça iddianın ispatlandığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı mirasçısı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,

02.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davacı mirasçısı ... vekili için 2.037.00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davalıdan alınmasına,

Alınan peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı mirasçısı ...'a iadesine,

Dosyanın Kahramankazan 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim