SoorglaÜcretsiz Dene

Yargıtay yargitay 2025/5000 E. 2025/5596 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2025/5000

Karar No

2025/5596

Karar Tarihi

3 Aralık 2025

1. Hukuk Dairesi 2025/5000 E. , 2025/5596 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2700 E., 2025/1829 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/248 E., 2023/160 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalının murisi ...’nun köy karar defterinde bulunan 17.02.1967 tarihli satış senedi ile babası ... ve annesi ...'den diğer mirasçılarla birlikte kendisine intikal eden Karabük ili, ... ilçesi, ... köyü hudutları içindeki taşınmazlardaki hak ve hisselerini davacıların murisi ...’a sattığını, taşınmazın ... adına tapulandığını ancak ... köyü 600 parsel olarak tespiti yapılan taşınmazın kadastro tespitinde ... malı olduğundan bahisle ve onun mirasçıları adına tespit gördüğü, bu parselin imar çalışmaları ile 1 63... parsel olarak tapuya tescil edildiğini, her ne kadar ... hissesini ...'a satmış ise de kadastro tespiti sonucunda ... olarak soyadı da yanlış belirtilmek suretiyle ... adına tapu kaydı oluşturulduğunu, davacıların murisleri ...'in 1980 yılında ölmüş olması nedeniyle kadastro tespitinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açamadıklarını ve ... hissesini adlarında tescil ettiremediklerini, bu nedenle alım satım bedelinin güncellenerek veya taşınmazın davalı hissesine düşen bedelin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesini talep etmiştir.

Birleştirilen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin murisi olan ...’nun kendisine babası ve annesi ...’den intikal eden ... köyündeki tüm taşınmazlarını 17.02.1967 tarihli köy senedi ile öz yeğeni ...’a 2.000,00 TL karşılığında sattığını, müvekkilinin babası olan ....’nun ... tarafından 28.01.1963 tarihinde evlat edinildiğini ve ...'nun tek mirasçısı olduğunu, bu temlikin mirasçısını devre dışı bırakmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını, bedel ödenmediğini, müvekkilinin taşınmazın tapulu olmaması nedeniyle muris muvazaası hükümlerinden yararlanamadığını, ... hudutlarındaki taşınmazlarla ilgili kadastro çalışmalarının çok sonra yapılarak taşınmazların 80'li yıllarda tapuya tescil edildiğini, ancak muris .... ile yiğeni ... arasındaki anlaşmanın gerçek iradelerine de uymadığı, muvazaalı olduğunu, bu nedenle senedin geçersiz olduğunu ileri sürerek 17.02.1967 tarihli köy satış senedinin iptali ile davanın eldeki dava ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dayandığı köy senedinin 1967 yılına ait olduğunu, kural olarak her alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, ...'nun herhangi bir para almadığını, her ne kadar davacı ve davalı taraf murisleri muhtar huzurunda köy senedi yapmış olsalar da bu senedin muvazaa ile batıl olduğunu, senedin iptali talebiyle de Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/273 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, davacı ve davalı taraf murislerinin yaptıkları satımın gerçek bir satım olmadığını, satımı yapan müvekkil murisinin bir oğlu olduğunu ve yalnız evlatlık olduğunu, amacın anne babadan intikal eden taşınmazların aile içinde kalması olduğunu, bu nedenle bütün taşınmazları alım gücü olmayan yeğenine aslında bağışladığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleştirilen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının talebinin bir ön sorun olduğunu, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, muvazaa iddiasının dinlenilmesinin olanaksız olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu 17.02.1967 tarihli köy senedinin incelendiği, satıcının ... olduğu, davaya konu Karabük ili, ... ilçesi, ... köyü, ... mevkinde kain ve tapuda 1 63... parselde kayıtlı taşınmazın kadastro tutanakları ve 29.06.1988 tarihli komisyon kararı birlikte incelendiğinde, davacı tarafın 17.02.1967 tarihli köy senedine dayalı olarak bu talebini kadastro uygulamaları sırasında sunmadığı, kadastronun kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra ve senedin ifa kabiliyeti kalmadığı anlaşıldıktan sonra sunduğu gerekçesiyle köy senedine dayalı olarak açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, birleştirilen dava yönünden de davacının murisi ile davalıların murisi arasında köy satış senedi düzenlendiği, davacı murisinin bu senet ile adına kayıtlı taşınmazları davalılar murisine satış suretiyle devrettiğine dair irade açıkladığı, davacının mezkur sözleşmenin taraf muvazaası nedeniyle iptalini talep ettiği, dava dilekçesinde de açıkça sözleşmenin muris muvazaası nedeniyle iptalinin istenemeyeceğinin ifade edildiğinin görüldüğü, davacının sözleşmenin muvazaalı olduğu iddiasını sadece yazılı delille ispat edebileceği, ancak davacı tarafça köy satış senedinin muvazaalı olduğuna dair yazılı delil ibraz edilmediği, bir an için davacının iddiasını tanık beyanlarıyla ispat edilebileceği kabul edilse bile dosya arasındaki tanık beyanlarıyla sözleşmenin muvazaalı olduğu yönünde bir kanaat hasıl olmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar vekili ve birleştirilen davada davacı mirasçıları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davada davacılar, murisleri olan ...’nun köy karar defterinde bulunan 17.02.1967 tarihli satış senedi ile Karabük ili, ... ilçesi, ... köyü hudutları içindeki taşınmazlarını davacıların murisi ...’a sattığını, taşınmazın ... adına tapulandığını, ancak ... köyü 600 parsel numarasını alan taşınmazın kadastro tespitinde ... malı olduğundan bahisle ve onun mirasçıları adına tespit gördüğü, bu parselin imar çalışmaları ile 1 63... parsel olarak tapuya tescil edildiğini ileri sürerek tazminat isteminde bulunmuş iseler de Karabük Kadastro Müdürlüğü Komisyonunun 29.06.1988 tarihli 37 nolu kararının kesinleşmesi ile 16.01.1989 tarihinde tescilin yapıldığı, davacıların 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra tescilin hatalı olduğundan bahisle tazminat isteminde bulunamayacağı, aynı nedenle birleştirilen davada da satış senedinin iptalinin istenemeyeceği, esasen bunda birleştirilen dava davacısının hukuki yararının da bulunmadığı, asıl dava ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiş olmasında ve hükmün kuruluş biçiminde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedildiği belirtilmiş ise de hukukun veya taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulandığını, zira asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı olan satıcı mirasçılarının taşınmazdaki hisseyi fiilen davacıların murisine teslim ettiklerine dair delillerinin toplanmadığını, senette bahsi geçen satıcının murisinden kalan diğer gayrimenkullerin alıcının murisi adına tapuya tescil edildiğini, sadece davaya konu edilen ... köyü 600 parseldeki taşınmazın davalıların murisi adına tapuya hissesi oranında kayıt oluşturulduğunu, 10 yıllık zamanaşımı süresinin tek istisnasının taşınmazın fiili olarak teslim edilmiş olması durumu olduğunu, harici satış sözleşmesi niteliğinde muhtar senedi neticesinde taşınmaz alıcıya teslim edilmişse, satıcının bundan sonra açılacak tapu iptal davasında zamanaşımı itirazında bulunamayacağını, senette satıcı olarak görülen ...'nun, murislerinden kalan ... köyündeki malvarlığını 17.02.1967 tarihli senetle davacıların murisi olan ...'a sattığı ve senette de belirtildiği gibi zilyetliğini devrettiğini, satıcının, ölümüne kadar da bu yerde zilyet olmadığı, ölümünden sonra da mirasçıları tarafından zilyet ve tasarruflarında bulundurulmadığını, davacıların senet alacaklısı olduğunun belli olduğunu, zira sözleşmede de belirtildiği üzere taşınmazın alıcıya teslim edildiğini ve zamanaşımının söz konusu olmadığını, zira; her iki Mahkemece 17.02.1967 tarihli senedin muvazaalı olması nedeni ile iptaline ilişkin davaların reddedildiğini, halen bu senedin geçerli olduğunun sabit olduğunu, senet alacaklısının satış bedeli iade edilene kadar hapis hakkına sahip olduğu ve taşınmazdan karşılıksız yararlanabileceğinin Yargıtayın yerleşmiş içtihatları ile sabit olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl dava, yolsuz tescil nedenine dayalı alacak; birleşen dava, muvazaa nedeniyle sözleşmenin iptali istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriğinden davalının kök murisi olan ...’nun kendisine babası ve annesi ...’den intikal eden ... köyündeki taşınmazlardaki hisseleri 17.12.1967 tarihli köy senedi ile 2.000,00 TL bedelle davacıların murisi ...’a sattığı, Zonguldak ili, .... ilçesi, ... köyü, .... mevkinden bulunan 600 parsel sayılı, 837,00 m² yüz ölçümlü ve tarla vasıflı taşınmazın ... mevki 2098 sayılı vergi kaydına istinaden senetsizden ölü ... adına tespit edildiği, tespite ... ve ... tarafından itiraz edildiği, itirazlarında ...'ın öldüğü ve mirasçı olarak kendilerini mirasçı olarak terk ettiğini belirtip tespitin iptali ile adlarına tescilini talep ettikleri, 29.06.1988 tarihli komisyon kararı ile itirazın kabulü ve tespitin iptali ile tamamının 192 hisse itibari ile 64 payının ... kızı ... (...) ve diğer mirasçılar adına tespit ve tesciline karar verildiği ve kadastro tutanağının 15.07.1988 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın daha sonra imar uygulaması sonucu 1 63... parsel olduğu anlaşılmıştır.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl davada davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim