Yargıtay yargitay 2025/4748 E. 2025/5559 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/4748
2025/5559
1 Aralık 2025
1. Hukuk Dairesi 2025/4748 E. , 2025/5559 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/97 E., 2025/200 K.
Mahkemece, bozmaya uyularak verilen karar davacı ... mirasçısı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; Adana ili, ... ilçesi, ... köyünde 1959 yılında yapılan toprak tevzi işlemleri sırasında 300 00... yüz ölçümündeki taşınmazın 119 parsel numarası ile murisleri ... 'a verildiğini, ancak bu taşınmazın Hazine adına kayıtlı 1 01... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığını, taşınmaza ölene kadar murislerinin, sonra da kendilerinin zilyet olduklarını ileri sürerek toprak tevzi çalışmaları sırasında 119 parsel numarası ile murislerine verilen kısmın dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazdan iptal edilerek miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davacı ...'ın yargılama sırasında ölümü üzerine davayı mirasçıları takip etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; iddianın sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin kararının süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.05.2021 tarihli ve 2019/2271 Esas, 2021/4161 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmaza ilişkin tedavüllü tapu kayıtları ve toprak tevzi işlemlerine ilişkin belgeler getirtilmeden hüküm kurulduğuna değinilerek söz konusu belgelerin dosya arasına konulması, bundan sonra yeniden fen bilirkişisi, mahalli bilirkişiler ve tanıklar aracılığıyla taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılması, dayanak belgeler ile paftanın ve tapu kayıtlarının yerinde uygulanması, dava konusu 119 sayılı toprak tevzi parselinin, tevzi haritasındaki sınırları itibarı ile dava konusu tapu kaydı kapsamında kalıp-kalmadığının duraksamaya yer vermeksizin tespitinden sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2022 tarihli ve 2021/112 Esas, 2022/10 Karar sayılı kararı ile; dayanak belgeler ile paftanın ve tapu kayıtlarının yerinde uygulanmasının sağlandığı, dava konusu 119 sayılı toprak tevzi parselinin tevzi haritasındaki sınırları itibarı ile dava konusu tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.02.2025 tarihli ve 2025/852 Esas, 2025/863 Karar sayılı kararı ile; bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm kurmak için yeterli olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-g ve 115. maddesi gereğince gider avansı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... mirasçısı ... temyiz dilekçesi ile; davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dairemizin 24.02.2025 tarihli bozma kararından sonra davanın İlk Derece Mahkemesinde 2025/97 Esas numarasını aldığı, bozma kararının davalı Hazine'ye tebliğ edildiği, davacılara tebliğe çıkartılmadığı, Mahkemece, 20.05.2025 tarihli tensip zaptının hazırlandığı, tensip zaptının ilgili fıkralarında; "4-Dosyadaki taraf sayısı, davacıların vekilinin de olmaması dikkate alınarak 3.000,00 TL gider avansını mahkememiz veznesine yatırmak üzere davacılara iki haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde davanın dava şartı yokluğundan ret edileceğinin ihtarına, 5-İşbu tensip zaptının tebliği ile ihtarların yapılmış sayılmasına," şeklinde ara karar verildiği, daha sonra tensip zaptı taraflara tebliğe çıkartılmadan ve duruşma açılmadan dosya üzerinden gider avansı yokluğundan davanın usulden reddedildiği, gerekçeli kararın taraflara usulünce tebliğ edildiği, karara karşı, yargılama sırasında ölen davacı ... mirasçılarından ... tarafından süresi içerisinde temyiz yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.
HMK'nın 114. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde gider avansı dava şartı olarak düzenlenmiş olup Kanun'un 115/2. maddesine göre de dava şartı noksanlığının giderilmesi için mahkemece verilen kesin süre içerisinde bu şart yerine getirilmezse dava usulden reddedilir.
HMK'nın "Harç ve gider avansının ödenmesi" başlıklı 120. maddesinde ise; "Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. 2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.3) (Ek:22/7/2020-7251/9 md.) Taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen delil avansına ilişkin 324. madde hükümleri saklıdır." hükmü bulunmaktadır.
Öte yandan 06.08.2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin (Yönetmelik) 197. maddesinde, dava dilekçesinin, dava harca tabi ise harç ve gider avansı, harca tabi değilse gider avansı tahsil edildikten sonra tevzi edileceği ve tevzi formunun bir örneğinin başvuru sahibine verileceği hükme bağlanmıştır.
Yönetmeliğin "Harç, gider avansı ve delil avansının ödenmesi" başlıklı 205. maddesinde de; " (1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder.
(2) Adlî yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adlî yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır.
(3) Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması hâlinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir..." düzenlemesi bulunmaktadır.
Diğer taraftan; bilindiği üzere, Kanun'un tayin ettiği süreler hâkim tarafından azaltılıp çoğaltılamaz. Buna karşın, hâkimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, hâkim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi hâlinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hâkim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Bu şekilde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere düzenlenen kesin süre kuralı, Kanun'un amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hâkimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hâkim tarafından hemen yerine getirilmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.04.2021 tarihli ve 2017/(21)10-1185 Esas, 2021/451 Karar sayılı kararı)
Somut olayda; bozmadan sonra hazırlanan 20.05.2025 tarihli tensip zaptı ile 3.000,00 TL gider avansını mahkeme veznesine yatırmak üzere davacılara iki haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde davanın dava şartı yokluğundan ret edileceğinin ihtarına, tensip zaptının tebliği ile ihtarların yapılmış sayılmasına karar verildiği ancak Mahkemece, dosyada hiç gider avansı bulunmadığı gerekçesiyle tensip zaptı davacı tarafa tebliğe çıkartılmadan ve duruşma açılmadan gider avansı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği görülmektedir. Dosyada gider avansının olmaması tek başına tebligat yapmama gerekçesi olamaz. Yukarıda belirtilen HMK ve Yönetmeliğin ilgili maddelerinde de açıkça yer aldığı üzere dava sırasında gider avansının yeterli olmadığının anlaşılması halinde Mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verileceği tartışmasızdır. Kaldı ki gider avansının yeterli olup-olmayacağı hususu hakim tarafından öngörülebilir niteliktedir. Kaldı ki; gerekirse suçüstü ödeneğinden ileride haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek kaydıyla tebligat yapılabilir.
Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukuki olgular bir arada değerlendirildiğinde; Mahkemece davacıya gider avansını yatırması için düzenlenen muhtıranın ve verilen kesin sürenin usulüne uygun olmadığı, bu nedenle hukuki sonuç doğurmayacağı sonucuna varılmaktadır.
Hâl böyle olunca; işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ... mirasçısı ...'ın yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile;
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden davacı ... mirasçısı ...'a iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.