Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/134
2025/6004
17 Aralık 2025
1. Hukuk Dairesi 2025/134 E. , 2025/6004 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1611 E., 2024/2754 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şarköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/339 E., 2023/39 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: Tekirdağ ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 3 pafta 3929 parsel (yeni 1 35... parsel) sayılı taşınmazın davacılar murisi olan ...'ya ait olduğunu, dava konusu yerde bir otel işletmesi ve apartmanın bulunduğunu, muris ...'nın vefatından sonra davalı ...'nın dava konusu bu yeri işleteceği, intikal işlemlerini yaptıracağı, borçlarını ödeyeceği, aboneliklerini açtıracağı ve işletmenin devamı için gerekli işlemleri gerçekleştireceği gerekçesiyle davacılar yararına olduğunu beyan ettiği işlemler için davacılardan Stuttgart Başkonsolosluğunun 23.10.20 17... /A yev. nolu Düzenleme Şeklinde Vekaletnamesini aldığını, ancak davalı ...'nın, söz konusu vekaletnameyi alma amacına uygun kullanmayarak müvekkillerin talimat ve isteklerine aykırı olarak dava konusu taşınmazı ve taşınmaz üzerindeki işyerini kardeşi davalı ...'ya devrettiğini, devir işlemi öncesinde yapılacak satış işlemi ile ilgili davacılara hiçbir bilgi verilmediğini ve satın alma bedeli ödenmediğini, dava konusu yerin devredildiğini ve vermiş oldukları vekaletnamenin kötüye kullanıldığının tamamen tesadüf eseri olarak haricen öğrenildiğini, bunun üzerine daha çok zararın meydana gelmesinin önüne geçebilmek amacıyla Stuttgart Başkonsolosluğu'nun 12.02.20 18... /A yev. nolu Düzenleme Şeklinde Azilname'sini düzenleterek kötüniyetli vekil ...'ı azlettiklerini, Almanya'da düzenlenen vekaletin tebliğinin zaman alacağı düşüncesiyle bir de, Türkiye'de ikamet eden kardeşi ...'ı vekil tayin ederek vekil vasıtasıyla .... Noterliğinin 14.02.2018 tarih ve ... Yevmiye nolu Azilnamesi'ni düzenlettirdiğini, satış sözleşmesinde değerin düşük gösterildiğini, davalı ...'nın ev hanımı olup dava konusu taşınmazı satın alabilecek ekonomik gücünün bulunmadığını, mevcut durumda davalıların danışıklı olarak ve işbirliği içerisinde dava konusu taşınmaz mülkünü vefat eden kardeşlerinin mirasçıları olan davacılardan kaçırma amacıyla hareket ettiklerini, davalı ... ile davalı ...'ın kardeş olmaları ve davacıların da diğer kardeşlerinin eş ve çocukları olmaları nazara alındığında devir alma işleminde ...'nın iyiniyetli olmadığını, bu kapsamda vekalet görevinin kötüye kullanılması sebebi ile davalı ... adına tescilin yolsuz tescil olduğunu belirterek dava konusu taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılarla davalı ... arasında vekalet ilişkisi bulunduğunu, davalı ... ile aralarında vekalet ilişkisi bulunmadığını, muris ...'in Almanya'da yüklü miktarda borcu olduğunu, bunu da davalıların ödeyerek davacı yenge ve yeğenlerinin zor durumda kalmalarının önüne geçtiğini, bunun karşılığında davacı ...'nın davalı ...'a vekaletname vermek sureti ile dava konusu taşınmaz ve işletme üzerindeki haklarını davalılara bıraktığını, davacı ...'ın davalı ...'a öncesinde de iki defa vekalet verdiğini, en son verdiği vekaletin üzerinden 4 ay geçtikten sonra vekili azletmesinin kötüniyetli olduğunu, davalı ...'nın Almanya'da bir otomobil fabrikasında üst düzey bir yönetici olarak çalıştığını bu nedenle taşınmazın bedelini ödeyebilecek ekonomik güce sahip olduğunu, davacı ...'ın davalı ...'a aynı yetkilerle verdiği vekaletin iradesine uygun olmadığı yönündeki iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, süresinde olmayan cevap dilekçesi sunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Şarköy Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; davacı ...'nın davalı ...'ya verilen 23.10.2017 tarih ve 5527 yevmiye numaralı vekaletname ile adlarına mirasen intikal edecek taşınmazlardaki hisselerini satma yönünde genel yetki verilmiş ise de vekaletin, murisin vefatı sebebi ile Türkiye 'de mirasçılar tarafından yürütülmesi gereken yasal işlemlerin ve murisin mevcut borçlarının ödenmesi amacıyla verildiğinin tanık beyanları ile sabit olduğu, her ne kadar vekaletname ile yetkilendirilmiş olsa da gayrimenkul satışının mahiyeti gereği kişiler açısından ayrı bir öneme sahip olması sebebi ile vekilin bu hususu vekalet verenin bilgisi dahilinde tesis etmesinin hayatın olağan akışına uygun ve dürüstlük ilkesi gereği olduğu, dava konusu taşınmazın davalı ...'ya devrinden önce davalı ... tarafından davacılara gerekli bilginin verildiği ve davacının taşınmazın davalı ...'ya satışı yönünde talimat verdiğine dair davalı tarafça dosyaya delil sunulmadığı, taşınmazın satış tarihi olan 22.01.2018 tarihinden çok kısa bir süre sonra 12.02.2018 tarihinde vekilin azledilmiş olduğu da nazara alındığında davacıların taşınmazın satışı hususunda bilgilerinin ve bu yönde talimatlarının bulunmadığının açık olduğu, davalı ...'nın muris ... ve davalı ...'nın kardeşi olduğu, bu kapsamda davalı kardeşi ...'nın vekalet görevini kötüye kullandığını bilmesi gerektiği, taşınmazın satışı sebebi ile davacılara veya davacıları temsilen vekile ödeme yapıldığına dair dosyaya delil sunulmadığı gibi devir tarihi itibari ile taşınmazın rayiç değerinin çok altında bir bedelle satışının yapıldığının bilirkişi raporları ile sabit olduğu, davalı tarafça, muris ...'nın borcunun ödenmesi için yardım ettikleri, taşınmaz bedelinin bu şekilde ödenmiş olduğu belirtilmiş ise de muris ...'nın dava konusu taşınmazı satın almak amacı ile 2014 yılında Alman Bankasından 150.000 Euro kredi çektiği, teminat olarak Almanya'daki evini ipotek ettirdiği, ölümünden önce kardeşi ...'ya vekalet vererek Almanya'daki evini sattığı, evin bedelinin kredi tutarını karşıladığı, evin satış bedelinin murisin kredi borcunu kapatmak için kullanıldığının davacı tarafça dosyaya sunulan ödeme belgeleri ile sabit olduğu da nazara alınarak davalı ... adına yapılan tescilin vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle yolsuz tescil olduğu, davalının muris ve diğer davalının kardeşi olması sebebi ile iyiniyetli üçüncü kişi sayılamayacağı bu nedenle davanın kabulü gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, tapuda kayıt maliki olmadığı anlaşılan davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmiş olmakla birlikte vekalet görevini kötüye kullanarak eldeki davanın açılmasına sebebiyet vermiş olduğu anlaşıldığından aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; davaya konu taşınmazın satın alma bedelinin davacılar murisi tarafından ödendiği, keza tapu kaydının da adına yapıldığı, vefatı ile davacılar tarafından intikal işlemleri ve işletilmesi bakımından gerekli işlemlerin yapılması amacı ile vekaletnamenin verildiğinin ispat edildiği, keza davalılar tarafından gerçek bir satış sebebiyle bedelin davacılara ödendiği hususunun yöntemince ispat edilemediği, şu halde vekalet görevinin kötüye kullanılması olgusunun ispat edildiği, bilindiği üzere bu hallerde satın alan kişinin TMK'nın 1023. maddesi kapsamında taşınmazı iyi niyetle edinen kişi olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiği, son kayıt maliki davalı ...'in hem davacılar murisi ...'in hem de davalı vekilin kız kardeşi olduğu, keza dinlenen tanık anlatımlarında taşınmazın davacılar murisi adına kayıtlı olduğunun bilindiği, vekaletin de devir amacı ile verilmediği hususunu bilebilecek kişilerden olduğu gibi taşınmazın bedelinin ihale aşamasında birlikte ödendiği iddiasının da yöntemince ispat edilemediği açık olup Mahkemece bu doğrultuda verilen karar yerinde bulunduğu, davalı vekilinin açıklanan sebeplere dayalı istinaf başvurusunun reddedilmesi gerektiği, vekil ile birlikte son malik olan davalı ...'in iş ve eylem birlikteliği içerisinde hareket ettiği ancak taşınmazın aynına dair bir istem olması ve davalı vekilin taşınmazda malik kaydının bulunmaması sebebiyle pasif husumetten reddine karar verilmesi yerinde olup açılan davanın niteliği gereği davanın son kayıt maliki ve vekile karşı açılması halinde yargılama giderlerinde vekil ve kayıt maliki aleyhine hüküm tesis edilmesi gerektiğinden davalı vekil lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği belirtilerek davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı vekil ... bakımından pasif husumetten reddine karar verilmesine karşın lehine vekalet ücretine hükmedilmediği gibi aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacılar murisi ...'in ve davalılar ... ve ...'in çalıştıkları işlerden elde ettikleri kazançların bir arada olduğunu, tarafların yatırımlarını da birlikte ve ortaklaşa yaptıklarını, dava konusu taşınmazın alımı için gerekli paranın Tasarruf Bankasından 13.02.2014 tarihinde davalıların babaları ..., davacılar murisi ... ve davalı ...'nın birlikte borçlanmasını sağlayan kredi ile temin edildiği hatta Almanya'da bulunan ve davalı ... adına kayıtlı bir taşınmazın krediye teminat olarak gösterildiği, davacılar murisi ...'in ölümünün ardından,14.09.2017 tarihinde davalı ...'ın bankadaki kredi borcunun kalan miktarını üzerine alarak ödemeye devam ettiğini, yine müteveffa ... ölmeden önce 08.04.2017 tarihinde kardeşi davalı ...'e vekalet vermek suretiyle Almanya'da kendisine ait evin satışının yapılmasını ve paranın yine kendi hesabına yatırılmasını sağladığı, söz konusu evin satışından elde edilen paranın dava konusu taşınmazın alımında kullanılan kredi borcunun ödenmesinde kullanılmadığını, davacılar tarafından bu yönde bir delilin sunulmadığını, davalılar davacıya güvendiklerinden bu hususta yazılı bir anlaşma yapma gereği duymadığını ancak davacı tarafın bu durumdan yararlanarak eldeki davayı açtığını, Mahkemece davacı tanıklarının asılsız ve tutarsız beyanlarına dayanıldığını, davacı tanıklarından ...'ın davacı ...'ın vekaletlerin içeriğini bilmeden verdiğini iddia ettiğini, okuma yazma bilen ve iki kez aynı vekaletnameyi veren birinin imzaladığı belgenin içeriğini bilmediğinden bahsetmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca davalının müteveffa ...'e ait otel ve evleri sattığı beyan edilmişse de müteveffa ...'e ait taşınmazların satışının söz konusu olmadığını, müteveffa ...'in borçlarını ödeyeceğini söyleyerek kızkardeşinin paralarını aldığı iddia edilmişse de paranın miktarı ya da ihtivası hususunda her hangi bir belge ya da açıklamanın dosyaya sunulmadığını, yine davacı tanığı ...'in beyanında, Türkiye'de bile uygulaması olmayan bir takım işlemleri anlatarak davalıların Almanya'da davacılar aleyhine işlemler yaptığından bahsetmişse de bu hususta herhangi bir belge de ibraz edemediklerini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; Stuttgart Başkonsolosluğu'nun 23.10.2017 tarih, 5527 yevmiye nolu vekaletname ile davacılar tarafından davalı ...'nın vekil tayin edildiği, aynı yer 12.02.2018 tarihli ve ... Noterliğinin 14.02.2018 tarihli azilnamesi ile vekilin azledildiği, Tekirdağ ili .... ilçesi ... Mahallesi 3929 parsel sayılı bahçeli kargir otel vasıflı taşınmaz davacıların murisi adına kayıtlı iken davacılara vekaleten davalı ... tarafından 22.01.2018 tarihinde intikal işlemi yapıldığı, aynı tarihte 1.030.000,00 TL bedel ile davalı ...'ya satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ederek davacıyı zararlandırdıkları kabul edilip davanın tapu iptali ve tescili yönünden kabulüne karar verilmesi ve yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden her iki davalının birlikte sorumlu tutulmaları doğru olmuştur. Ancak buna rağmen davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi doğru değil ise de anılan husus temyiz konusu yapılmadığından yanlışlığa değinilmekle yetinilmiş, davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 259.099,67 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.