Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2025/1013
2025/5830
11 Aralık 2025
1. Hukuk Dairesi 2025/1013 E. , 2025/5830 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3003 E., 2025/203 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/202 E., 2024/551 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacıların murisi ...’nın 08.10.2010 tarihinde vefat ettiğini, murisin sağlığında Tokat ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 360 parsel (yeni 1 01... parsel) ve 187 parsel (yeni 1 25... parsel) sayılı taşınmazlardaki paylarını oğulları olan davalılar ... ve ...’e tapuda satış göstermek suretiyle gerçekte bağışlamak amacıyla devrettiğini, murisin ölümünden sonra davalıların söz konusu taşınmazları kendi aralarında akrabalık ilişkileri içinde, ekonomik güçleriyle ve taşınmazların gerçek değerleriyle bağdaşmayan, bedelsiz nitelikte ve tamamen görünüşte satış işlemleriyle el değiştirmiş gibi göstererek muvazaalı biçimde üçüncü kişilere devrettiklerini, bu kapsamda ...’in 1 01... parseldeki payı 06.03.2013 tarihinde amcasının oğlu davalı ...’e, ...’in ise 1 25... parseldeki payı önce dava dışı ...’a, daha sonra ...’ın muvazaalı işleme taraf olmak istememesi üzerine davalı ...’in oğlu ...’a devrettiğini, taşınmazların ilk satıştan bu yana fiilen hiç el değiştirmediğini, taraflar arasında herhangi bir bedel ödenmediğini, satış bedelleri ile taşınmazların gerçek değerleri arasında fahiş fark bulunduğunu, murisin yalnızca erkek evlatlarına temlikte bulunmasının yöresel eğilimlerle uyumlu şekilde mirasçı davacıyı mirastan mahrum bırakma amacı taşıdığını, davalıların ekonomik durumlarının taşınmazları satın almaya uygun olmadığını ve haklarında çok sayıda icra dosyasının bulunduğunu, tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde işlemlerin tamamen muris muvazaası niteliğinde gerçekleştirildiğini, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.2021 tarihli kararında açıklandığı üzere gerçek iradenin bağış olmasına rağmen satış olarak gösterilen temlik işlemlerinin TBK m.18 gereğince hükümsüz sayıldığını ve gizli bağışın da şekle aykırılık nedeniyle geçersiz bulunduğunu, taşınmazların halen davalı ... ve ... adına kayıtlı olması sebebiyle üçüncü kişilere temlik edilme ihtimali bulunduğunu, iyi niyet iddiasına muhatap olunmaması için taşınmazların üçüncü kişilere devrinin engellenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesi ile; ileri sürülen taleplerin zamanaşımına uğradığını ve öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacının iddia ettiği gibi bir mal kaçırma işleminin hiçbir şekilde söz konusu olmadığını, dava konusu taşınmazların muris ... tarafından oğulları ...’ya, kendisine ve amcaları olan ...’ya gerçek değerleri karşılığında satıldığını, yapılan satışlarda bedel ile taşınmazın değeri arasında fark bulunmadığını ve işlemlerin gerçek satış iradesine dayandığını, murisin ölmeden önce hacca gitmek ve davacı kızının evini yaptırabilmek için paraya ihtiyaç duyduğunu, bu nedenle 20 dönümlük arazinin 12.500 m²’sini kendisine, 7.500 m²’sini ise amcası ...’ya sattığını, maddi imkânı elvermediğinden taşınmazın tamamını satın alamadığını, murisin hac dönüşü davacının evini yaptırdığını ve sonrasında parkinson hastalığının ortaya çıkması üzerine davalı ile kardeşi ...’in murisin bakımını ve tüm tedavi masraflarını üstlendiğini, davacının bu süreçte hiçbir katkı sunmadığını, yapılan tüm satışların usule uygun ve gerçek bedel üzerinden gerçekleştirildiğini, davacının iddia ettiği mal kaçırma kastının gerçek dışı olduğunu, belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı ... cevap dilekçesi ile; davanın zamanaşımına uğradığını ve öncelikle zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davacının ileri sürdüğü mal kaçırma iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taşınmazların muris tarafından kendisine, kardeşi ...’ya ve amcaları ...’ya gerçek değerleri üzerinden satıldığını, satış bedelleri ile taşınmazların değerleri arasında fark bulunmadığını ve işlemlerin tamamen gerçek bir satış iradesine dayandığını, murisin ölmeden önce hacca gitmek istediğini ve bu dönemde borçları bulunduğundan dolayı paraya ihtiyaç duyduğunu ayrıca davacı olan kızına ev yaptırmak amacıyla taşınmazları sattığını, bu kapsamda 12.500 m²’lik arazinin 7.500 m²’sini kendisine, 5.000 m²’sini ise amcası ...’e devrettiğini, murisin hac dönüşü davacının evini yaptırdığını, sonrasında parkinson hastalığının ortaya çıktığını ve bu süreçte davacının hiçbir bakım desteği sağlamadığını, murisin bakımını ve tedavi giderlerini davalı ile kardeşi ...’in üstlendiğini, yapılan tüm satış işlemlerinin usule uygun olduğunu ve mal kaçırma amacı taşımadığını, bu nedenle davacının haksız ve dayanaksız davasının zamanaşımı yönünden, reddedilmediği takdirde esastan reddedilmesini savunmuştur.
Davalı ... cevap dilekçesi ile; davanın zamanaşımına uğradığını ve öncelikle bu nedenle reddinin gerektiğini, davacının iddia ettiği mal kaçırma kastının mevcut olmadığını, dava konusu taşınmazların muris tarafından oğulları olan ... ve ...’ya ile kendi babası ...’ya gerçek değerleri üzerinden satıldığını, satış bedelleri ile taşınmazların değerleri arasında fark bulunmadığını ve satışların tamamen gerçek satış iradesiyle yapıldığını, amcası ...’nın ölmeden önce hacca gitmek istemesi, borçlarının bulunması ve davacı olan kızına ev yapmak için yardım etmek amacıyla taşınmazları devrettiğini, 20 dönümlük taşınmazın 12.500 m²’sinin ...’e, 7.500 m²’sinin ise babası ...’e satıldığını, ...’in maddi gücü yeterli olmadığından taşınmazın tamamını alamadığını, murisin hac dönüşü davacının evini yaptırdığını, sonrasında parkinson hastalığının ortaya çıkması üzerine murisin bakımının oğulları ... ve ... tarafından üstlenildiğini, davacının bu süreçte hiçbir katkı sunmadığını, yapılan satışların usule uygun olduğunu ve mal kaçırma iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, bu nedenlerle davanın zamanaşımı nedeniyle, reddedilmediği takdirde esastan reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının ileri sürdüğü mal kaçırma iddialarının gerçek dışı olduğunu, dava konusu taşınmazların muris tarafından oğulları ... ile babası ve murisin kardeşi olan ...’ya gerçek değerleri üzerinden satıldığını, satış bedelleri ile taşınmazların değerleri arasında fark bulunmadığını ve işlemlerin gerçek satış iradesine dayandığını, murisin hacca gitmek istemesi ve davacı kızına ev yapma amacıyla paraya ihtiyaç duyduğu için taşınmazları devrettiğini, bu kapsamda 12.500 m²’lik taşınmazın 7.500 m²’sinin ...’e, 5.000 m²’sinin ise ...’e satıldığını, ...’nın daha sonra ekonomik nedenlerle 7.500 m²’lik kısmı ...’a devrettiğini ve sonrasında bu payın kendisi tarafından gerçek bedeliyle satın alındığını, murisin hac dönüşü davacının evini yaptırdığını, parkinson hastalığının ortaya çıkması üzerine bakımının ... ve ... tarafından yapıldığını, davacının bakım sürecine hiçbir katkı sunmadığını, satışların usule uygun olduğunu ve mal kaçırma iddiasının dayanaktan yoksun bulunduğunu, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle, aksi hâlde esastan reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Tokat 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.07.2024 tarihli 2022/202 Esas, 2024/551 Karar sayılı kararında; dava konusu 1 25... parsel ile 360 parsel sayılı taşınmazların muris tarafından davalı mirasçılara, sonrasında diğer davalılara devrine ilişkin resmi senetler ve bilirkişi raporları karşılaştırıldığında tapudaki satış bedelleri ile gerçek değerler arasında misliyle fark bulunduğunu, taşınmazların devir tarihindeki değerlerinin diğer taşınmazlara göre çok yüksek olduğunu, bedelin ödendiğine ilişkin savunmaların tanık beyanlarıyla çeliştiğini, murisin hac parasının dava dışı başka bir taşınmaz satışından karşılandığını, taşınmazları devralan davalıların akrabalık ve yakınlık nedeniyle muvazaalı işlemi bilebilecek durumda olduklarını, taşınmazların fiilen davalı mirasçılar tarafından kullanılmaya devam edildiğini, murisin bakımı davalılarca yapılmış olsa da taşınmazların değeri karşısında bunun ivaz sayılamayacağını, murisin gerçek iradesinin satış değil bağış olduğunu, temliklerin mal kaçırma amaçlı muvazaalı olduğunu davanın kabulüne karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalılar vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. HD 25.01.2025 tarihli 2024/3003 E., 2025/203 K. sayılı kararında; İlk Derece Mahkemesi kararında usule veya esasa aykırılık bulunmadığından davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalılar vekili temyiz dilekçesi ile; murisin davacıdan mal kaçırma kastıyla temlik yaptığına dair dosyada hiçbir kesin ve somut delil bulunmadığını, tanık anlatımları ve taraf beyanlarının temlikin muvazaalı olmadığını açıkça gösterdiğini, murisin bakımının yıllarca davalılar tarafından yapıldığını, davacının ise murisin hastalık döneminde yanında olmadığını, murisin tek taşınmazının da bulunmayıp malvarlığının önemli kısmını devretmediği için mal kaçırma kastından söz edilemeyeceğini, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da birden fazla taşınmazı olan murisin yalnızca bir taşınmazı devretmesinin muvazaa değil mal paylaştırma kapsamında değerlendirildiğini, muvazaayı ispat yükünün TMK m.6 ve HMK m.190 gereği davacıda olduğunu ve davacının bu yükü yerine getiremediğini, murisin sağlığında davalıların bakım ve gözetimini üstlenmiş olmaları ve murisin uzun yıllar davalılar yanında yaşaması nedeniyle temlikin minnet duygusuyla ve ivazlı şekilde yapıldığını, dosyadaki bilirkişi raporunun ise hatalı, eksik, ihtimallere dayalı, denetime elverişsiz ve Yargıtayın bilirkişi raporlarına ilişkin aradığı kriterlere uygun olmadığını, emsal seçimlerinin yanlış yapılması nedeniyle hükme esas alınamayacağını belirtip kararın davalılar lehine bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil olmazsa, bedel istemine ilişkindir.
Bölge Adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu eski 3 60... ada 4 parseldeki 12500/200 00... .01.1999 tarihinde muris ... tarafından davalı ...’ya satış suretiyle devredildiği, anılan payın davalı tarafından 06.03.2013 tarihinde davalı ...’ya satış suretiyle devredildiği, ondan da davalı ... üzerine tescil edildiği; dava konusu eski 187 parsel yeni 1 25... parsel sayılı taşınmazdaki 7520/125 00... .01.1999 tarihinde muris ... tarafından davalı ...’ya satış suretiyle devredildiği, anılan payın davalı tarafından 24.08.2015 tarihinde dava dışı ...’a satış suretiyle devredildiği, ... tarafından da 25.07.2017 tarihinde ...’ya satış suretiyle devredildiği, payın davalı ... üzerine tescil edildiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 141.011,42 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.