Yargıtay yargitay 2024/989 E. 2025/5575 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2024/989
2025/5575
2 Aralık 2025
1. Hukuk Dairesi 2024/989 E. , 2025/5575 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/415 E., 2023/411 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.12.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; maliki olduğu 12 97... parsel sayılı taşınmazdaki 3 nolu bağımsız bölümü haciz tehdidi altında olduğu için dava dışı kardeşi ...'in sürekli vekalet ilişkisi bulunduğu dava dışı ...'ye inançlı işlem ile temlik ettiğini, buna ilişkin olarak 07.04.2010 tarihli sözleşme akdettiklerini, sözleşmede geçen 45.000 Euro'nun da muvazaalı olarak sözleşmeye yazıldığını, ...'nin taşınmazı sözleşmeye aykırı olarak dava dışı kardeşi ...'in eşi olan davalıya muvazaalı olarak temlik ettiğini, dava konusu taşınmazda ipotek tesis edilerek çekilen kredinin de 2012 yılına kadar kendisi tarafından ödendiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; 07.04.2010 tarihli belgenin tarafı olmadığını, anılan belgede de satış bedelinin kararlaştırıldığını, devrin gerçek satış olduğunu, davacının bir kısım borçlarının eşi olan ... ... tarafından dava dışı bir taşınmazının satışı ile ödendiğini, yurt dışında yaşadıkları için bu işlemleri dava dışı ...'nin yaptığını, davacının borçlarını ödedikleri için dava konusu taşınmazın devredildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.05.2019 tarihli ve 2016/663 Esas, 2019/257 Karar sayılı kararıyla; davacının dava dışı ...'ye taşınmaz devrinin bedel karşılığı yapıldığı, bu hususun 07.04.2010 tarihli sözleşmeden anlaşıldığı, tapu devir işleminin geçerli olduğu ve anılan sözleşmenin sözleşmeye taraf olmayan davalıyı bağlamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 05.05.2021 tarih ve 2021/82 34... /5304 Karar sayılı kararıyla; davacının muvazaalı olduğunu iddia ettiği işlemin dava dışı ... ile yapıldığı, bu nedenle iddianın davalıya karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 05.05.2021 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; “ Somut olayda, davalı tanığı olarak dinlenen ... beyanında, dava dışı ... ...’ın, davacının borçlarını ödediğini, 07.04.2010 tarihli "belgedir" başlıklı evrakın altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, adi yazılı belgenin davacı ... tarafından düzenlendiğini, bu belgeyi imzalayıp imzalamayacağı hususunda dava dışı ... ...’ı telefonla aradığını, kendisinin onaylaması üzerine anılan belgeyi imzaladığını, ancak davacının 45.000 Euro bedeli ödemediğini, bunun üzerine taşınmazı, dava dışı ... ... yurt dışında olduğundan ... ...’ın eşi olan davalıya bedelsiz olarak temlik ettiğini ifade etmiş olup, 07.04.2010 tarihli adi yazılı belgede imzası olan ...'nin bu beyanı ile inançlı işlem iddiasının kanıtlandığının kabulü gerekir. Bu durumda, ikinci el olan davalı ...’ın iyiniyetli olması halinde ediniminin korunacağı tartışmasızdır. Ne var ki, davalı tanığı olarak dinlenen ...’nin beyanından davalının inanç akdinden haberdar olduğu, eşi dava dışı ... ...’ın yönlendirmesi ile taşınmazı bedelsiz olarak ...’den devraldığı anlaşılmakta olup, davalının TMK'nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacağı açıktır. O halde, eldeki davada uyuşmazlığın inanç sözleşmesi gereğince tarafların üzerlerine düşen borçları yerine getirip getirmediği hususuna ilişkin olduğu sonucuna varılmaktadır.Hâl böyle olunca, 07.04.2010 tarihli belgede yazılı olan borcun davacı tarafından ödenip ödenmediğinin saptanması, davacı tarafın ödediği bir miktar var ise bunun belirlenmesi, borcun tamamının ödenmediğinin tespiti halinde borç miktarı belirlenerek depo edilmesi konusunda davacı tarafa önel verilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılıp İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın dava konusu 12 97... parsel sayılı taşınmaz karşılığı olarak 07.04.2010 tarihli belgede yazılı olan borcun kısmen veya tamamen ödendiğinin davacı tarafça ispatlanamadığı, bu nedenle davacı tarafa 07.04.2010 tarihli belgede yazılı olan borcun Mahkeme veznesine depo edilmesi için usulünce süre verildiği, davacı tarafça verilen süre içerisinde belirtilen borcun depo edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediğini, taraflar arasındaki borcun ödenip ödenmediğinin tespiti hususunda davacının talep ettiği gerekli araştırmaların yapılmadığını, davacının borçlu olduğu icra dosyaları kapsamında dava konusu taşınmazı korumak amacıyla taşınmazı abisi ...'e devretmek istediğini, ancak taşınmazın ...'in bilgisi dahilinde ...'ye devredildiğini,daha sonra ise ...'nin davacıdan habersiz olarak taşınmazı ...'in karısına devrettiğini, taşınmazın geçici olarak emaneten ...'yi devredildiğini, taraflar arasında hiçbir para alışverişi gerçekleşmediğini, davacının ... veya ... ...'tan taşınmazın devri nedeniyle hiçbir ödeme almadığını, ancak bu devir işleminden sonra taşınmazın ipotek borcunu da davacının ödediğini, taşınmaz ipotek gösterilerek çekilen kredinin vergi dairesine ödeme yapılmak üzere çekildiğini ve ödemelerin davacı tarafından yapıldığını, kredinin davacının annesi adına çekildiğini, davacının taksitleri annesinin hesabına yatırdığını, kredi borcunun 2012 yılında tamamen bittiğini, buna rağmen banka tarafından istenilen belgelerin gönderilmediğini, bu hususta delillerin toplanmadığını, yine davacının dava dışı 1 25... parsel sayılı taşınmazdaki payını da icra tehdidi altında olması nedeniyle emaneten abisi ...'e devrettiğini, abisi ...'in ise davacıyı aldatarak taşınmazı başka birine devrettiğini, davacı tarafça ödenecek bedelin bu tarlayı devretmek ve ipotek borcunun ödenmesi suretiyle ödenmiş olduğunun kabulünün gerektiği ancak Mahkemece bu tutarların borçtan düşülmediğini, davacıya 45.000 Euro'nun tamamını depo etmesi için süre verilmesinin hatalı olduğunu, bu hususta gerekli araştırmaların yapılmadığını, taşınmazın bedelsiz devredildiğini, ancak 07.04.2010 tarihli sözleşmeye muvazaalı durumu gizlemek için 45.000,00 Euro yazıldığını, davacının ne ...'den, ne de ...'ten böyle bir bedel almadığını, söz konusu belgenin göstermelik olarak düzenlendiğini, dava konusu taşınmazın devrinin hile ile yapıldığını, davalıların taşınmaz iade edecekleri hususunda davacıyı kandırdıklarını, temlikin hile ile yapıldığını, bu nedenle tanıkların da dinlenmeleri gerekirken hiçbir tanığın dinlenilmediğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının 12 97... parsel sayılı taşınmazdaki 3 nolu bağımsız bölümü 07.04.2010 tarihinde dava dışı ...’ye satış suretiyle temlik ettiği, davacı tarafından dosyaya sunulan ve dava dışı ... tarafından imzası inkar edilmeyen 07.04.2010 tarihli adi yazılı belgede dava konusu taşınmazın dava dışı ... ... adına dava dışı ...’ye temlik edildiği, davacı tarafından 45.000 Euro'nun ... veya ... ...’ın banka hesabına yatırılıncaya kadar taşınmazın 3. kişilere temlik edilmeyeceği ve 45.000 Euro’nun ödenmesi ile taşınmazın tekrar davacıya devredileceğinin düzenlendiği, dava konusu taşınmazın dava dışı ... tarafından 13.07.2010 tarihinde dava dışı ... ...’ın eşi olan davalı ...’a satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 345,55 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Temyiz edilen davalı vekili duruşmaya katılmadığından duruşma vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
Dosyanın Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,02.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.