Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2024/717
2025/5997
16 Aralık 2025
1. Hukuk Dairesi 2024/717 E. , 2025/5997 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/353 E., 2023/1791 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/216 E., 2020/131 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilleri tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.12.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı ... vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı; dava konusu 2076 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakanı ...’den kardeşlerine ve kendisine veraseten intikal ettiğini, kardeşi olan davalı ...’nun taşınmazda yapılacak inşaat işleri ile ilgilenmek amacıyla kendisinden payını devretmesini istediğini, alınacak dairelerin kardeşler arasında eşit paylaşılacağı yönünde beyanda bulunması üzerine payını bedelsiz olarak davalıya devrettiğini, 2016 yılı Ağustos ayında taşınmazın yanından geçerken inşaatın başladığını gördüğünü, bunun üzerine yaptığı araştırmada taşınmazda kat irtifakı tesis edildiğini, erkek kardeşlerinden ...’e 7, ...’e 9 ve davalı ...’na 8 adet bağımsız bölüm, kız kardeşlerinden ...’ye ise 4 adet bağımsız bölüm tescil edildiğini öğrendiğini, davalı ...’nun kendisini kandırdığını, devir sırasında fiil ehliyetinin olmadığını, hile ve gabin nedeniyle temliklerin geçersiz olduğunu ileri sürerek davalı ... adına kayıtlı bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile payına isabet eden kısmın adına tesciline karar verilmesini istemiş, aşamada davalı ... adına kayıtlı dava konu taşınmazların ... ve ...’ye bağış suretiyle muvazaalı olarak devredildiğini belirterek anılan kişilerin davaya dahil edilmesini istemiştir.
Birleştirilen davada davacı; davalı ...’na düşen 8 adet bağımsız bölümün muvazaalı olarak davalı ... ve ...’a bağışlandığını ileri sürerek bağış işleminin iptaline, dosyanın Sakarya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/465 Esas sayılı dosyası (asıl dava) ile birleştirilmesine ve asıl davaya konu alacağının 07.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’dan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı ...; davacının taşınmazdaki payını bedeli karşılığında temlik ettiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının öğrendiğini iddia ettiği tarihin doğru olmadığını, fiil ehliyetini haiz olmayan kişinin dava da açamayacağını, temlikin hile veya gabin nedeniyle geçersiz olduğu iddiasının doğru bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Asıl davada dahili davalılar ... ve ...; haklarında usulüne uygun olarak açılmış bir dava olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Birleştirilen davada davalı ...; davacının asıl davadaki iddialarını ispatlayamadığı için davayı uzatmak adına bu davayı açtığını, ispat yükünün davacıda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen davada davalılar ... ve ...; eldeki davanın asıl dava ile derdest olduğunu, davacının iddialarını ispatlayamadığını, davalı ...’nun taşınmazları kendilerine bağışladığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davacının ehliyetli olduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile sabit olduğu, hile iddiasının usulünce kanıtlanamadığı, gabinin objektif unsuru olan edimler arasında aşırı oransızlık bulunduğu, davacının deneyimsizliğinden yararlanılarak devrin gerçekleştirildiği; birleştirilen dava bakımından, dava konusu taşınmazların birleştirilen davada davalılara dava tarihinden önce bağış suretiyle temlik edildiği, devrin muvazaalı olduğu gerekçesi ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne, dava konusu taşınmazların 1/2 payının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı asıl ve birleştirilen davada davalılar vekillerinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; ehliyetsizlik ve gabin iddialarının kanıtlanamadığı, resmi akdin aksinin aynı nitelikte bir belge ile kanıtlanabileceği, hile iddiasını ortaya koyan kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, temlikin iradi olduğu ve davacı tarafça iradesinin fesada uğratıldığının kanıtlanamadığı, asıl dava yönünden tapu iptali ve tescil davalarının kayıt maliki aleyhine açılabileceği, kayıt maliki olmayan davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiği, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen tarafın, dava açıldıktan sonra ek bir dilekçe ile davaya dahil edilemeyeceği, asıl davada dahili davalılar ... ve ...’ye HMK'nın 124. maddesi uyarınca da dahili dava yoluyla taraf sıfatı kazandırılamayacağı gerekçesi ile davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak asıl davanın pasif husumet yokluğundan, birleştirilen davanın ise kanıtlanamadığından reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; "...davacının temlik için kendisine bedel ödenmediğini, davalı kardeşi İsmail’in taşınmazda yapılacak inşaat işleri ile ilgilenmesi için payını kendisine devretmesini ve alınacak dairelerin kardeşler arasında eşit paylaşılacağını söylediğini, bunun üzerine kendisinin de bedelsiz olarak payını devrettiğini iddia ettiği, davalının çocukları olan tanıkların babalarının dava konusu taşınmazdaki davacı payını 50.000,00 TL’ye satın aldığını beyan ettikleri, tapuda gösterilen değerin de 51.000,00 TL olduğu, oysa taşınmazdaki davacı payına isabet eden temlik tarihindeki değerin bu bedelden 16 kattan daha fazla olduğu, davacı tanıklarının da davalı ...’in isteği ile müteahhit ile yapılacak işlemler için davacı payının devrinin gerçekleştiği ve davalı ...’in taşınmazda davacı payına düşecek daireleri davacıya vereceğini söylediği yönündeki beyanları gözetildiğinde temlikin hile ile sağlandığı hususu açık olup davalı ...’in eldeki davanın açılmasından çok kısa bir süre önce dava konusu 8 adet bağımsız bölümü daha önceden tanıdığı ... ve ...’e bağışlamasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğu izahtan varestedir... Öte yandan, asıl dava bakımından davalı ...’in tapu maliki olmadığı, diğer davalılar bakımından da HMK’nın 124. maddesinin uygulama şartları bulunmadığı belirtilmiş ise de dava konusu bağımsız bölümlerin davalı ...’den diğer davalılara temlik edildiği tarih ile davanın açılış tarihi arasında geçen kısa süre gözetildiğinde, HMK’nın 124. maddesinde de belirtildiği üzere hasmın yanlış gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı hususu açık olup ... ve ...’in de davalı sıfatının olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi ve buna göre de birleştirilen davanın sonuçlandırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, bozma kararındaki gerekçe benimsenmek suretiyle asıl davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların dahili davalılar adına olan tapu kayıtlarının davacının miras payı oranında iptali ile davacı adına tesciline, birleştirilen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl ve birleştirilen davada taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; "...hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak ve özellikle, davacının davalı ...’na yaptığı temlikin hile nedeniyle geçersiz olduğu, davalı ...’nun dava konusu taşınmazları dahili davalılar ... ve ...’a muvazaalı olarak devrettiği, dahili davalılar ... ve ...’nın HMK’nın 124/3. maddesi uyarınca asıl davada davaya dahil edilmeleri gerektiği gözetilerek asıl davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı ...’nun tüm, dahili davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Asıl davada dahili davalıların (birleştirilen davada davalılar) birleştirilen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; ...asıl davada HMK’nın 124. maddesi uyarınca ... ve ...’nın davaya dahil edilmelerinde bir isabetsizlik bulunmadığına ve birleştirilen dava hakkında bu nedenle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğine göre, birleştirilen davada davalılar ... ve ... lehine HMK'nın 331. ve AAÜT’nin 6. maddesi uyarınca yargılama gideri ve yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği açık olup yanılgılı değerlendirme ile birleştirilen davada yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Asıl davada dahili davalıların (birleştirilen davada davalılar) birleştirilen davaya yönelik temyiz itirazları yerindedir. Asıl ve birleştirilen davalarda davacının asıl davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince;... davacının davalıya temlik ettiği payının davalı ... adına kat irtifakı tesisi ile tescil edilen bağımsız bölümlere hangi oranda isabet ettiğinin denetime elverişli bilirkişi raporu ile saptanması ve bu orana göre tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, davacının miras payı oranında iptal-tescile hükmedilmesi isabetsizdir..." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda işlem yapılarak asıl davanın kabulüne, birleştirilen dava yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden davalı ... kayıt maliki olmadığı halde aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı vekilinin 06.03.2020 tarihli ikinci celsedeki beyanıyla davacının ehliyetsizlik ve hile ile iradesinin fesada uğratıldığı iddiasından vazgeçildiğinin anlaşıldığını, davalının davacının ağır hasta olması nedeniyle taşınmazı devraldığının kabul edilemeyeceğini, davalının inşaat işlerini takip edebilecek bir yaşta olmayıp halihazırda yaşlılık nedeniyle yoğun bakımda olduğunu, davacının dava dilekçesinde bizzat oğlunun inşaat işleriyle uğraştığını kabul ettiğini, davacının oğlunun bu işleri ve nasıl yürüdüğünü bilen bir kişi olduğunu, işlemlerin davacının oğlu ve iki tanığı yanında yapıldığını, tanık beyanlarıyla davacının hileye uğramadığının, zihinsel bir engelinin bulunmadığının ehliyetli olduğunun ortaya çıktığını, asıl davada davalılar ... ve ... hakkında usulüne uygun biçimde açılan bir dava yokken Mahkemece asıl davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, anılan davalılar yönünden asıl davada değil birleştirilen davada karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Asıl davada dahili davalılar-birleştirilen davada davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davada davalılar ... ve ...'in taraf sıfatı bulunmadığı halde asıl davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, dahili dava yoluyla kimseye taraf sıfatı kazandırılamayacağını, birleştirilen dava bakımından ise davanın reddi veya kabulü yönünde bir hüküm kurulması gerekirken karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmasının ve lehlerine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, tüm dosya kapsamıyla davacının iddialarını ispatlayamadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl dava ehliyetsizlik, aldatma (hile) ve aşırı yararlanma (gabin); birleştirilen dava ise genel muvazaa hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekilinin ve asıl davada dahili davalılar-birleştirilen davada davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 28.678,42 TL bakiye onama harcının temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davalılardan alınmasına,
04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.