Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2024/4095
2025/6136
23 Aralık 2025
1. Hukuk Dairesi 2024/4095 E. , 2025/6136 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1765 E., 2024/1201 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/49 E., 2020/243 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından duruşma istekli, davalı MEB vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.12.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalı Hazine vekili Avukat ... ve temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı ... temsilcisi ... ve vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; dava konusu 82... parsel sayılı taşınmazın ilkokul binası yapılması koşulu ile bedelsiz olarak Ankara Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğüne devredildiğini, 24 yıl boyunca hibe amacının yerine getirilmediğini, okul yapılmadığını, her yıl okul yapılacağı inancıyla beklediğini ancak arsanın Hazineye devri ile bu inancını yitirdiğini, bağıştan rücu şartlarının gerçekleştiğini ileri sürerek taşınmazın değerinin tazminat olarak ödenmesine, olmadığı taktirde davalı adına olan kaydın iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine; hak düşürücü süre, zamanaşımı, husumet, görev itirazlarında bulunup iddiaların doğru olmadığını, kanıtlanması gerektiğini belirtip davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddini savunmuştur.
2. Davalı ...; davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, hak düşürücü sürenin de geçtiğini, taşınmazın kayıtsız, şartsız ve bedelsiz devredildiğini, imar planında ilköğretim alanı olarak ayrıldığını, iddiaların doğru olmadığını, uzlaşma yoluna gidilmeden dava açılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının okul yapılması için bağışladığı dava konusu taşınmaza 2015 yılı yatırım programında ... Ortaokulu yapılmasının planlandığı, taşınmaz üzerindeki haciz şerhleri nedeniyle inşaat ruhsatının çıkartılamadığı, bağışlamanın amacına uygun olarak okul yapılacağı ve taşınmazın bulunduğu mahalde keşif tarihi itibarıyla yapılaşmaların da tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 28.04.1992 tarihli resmi akit belgesinde taşınmazın koşullu olarak bağışlandığının sabit olduğu, inşaat ruhsatı verilmesinin bedelsiz terk koşuluna bağlandığı, bu amaçla ve 8 nolu imar plan notu uyarınca ilkokul yeri olarak ayrılması koşuluyla taşınmazın devredildiği, bedelsiz terk işlemine esas teşkil eden 8 nolu imar plan notunda yer alan inşaat ruhsatı verilmesinin bedelsiz terk koşuluna bağlanmasının hukuka aykırı olduğunun kesinleşen idari yargı kararı ile tespit edildiği, dolayısıyla bedelsiz terk işleminin dayanağının ortadan kalktığı, diğer taraftan davalı ... Müdürlüğünün 26.11.2015 tarihli cevap dilekçesinde "...bölgede yapılaşma tamamlanmadığından okul yapımının yatırım programına alınamadığı, yapılaşmaların tamamlanması halinde de ihtiyaç doğrultusunda yatırım yapılacağına" ilişkin yanıtının, dava tarihi itibarıyla resmi akitteki okul yapımına ilişkin koşulun yerine getirilmediği ve getirilemeyeceğinin göstergesi olduğu, her ne kadar yargılama sırasında 24.04.2017 tarihli yazıda "...2015 tarihli yatırım programında ... Ortaokulu yapılmasının planlandığı, hacizler nedeniyle inşaat ruhsatının çıkartılamadığı" belirtilmiş ise de 2017 tarihli yazı içeriği ile 2015 tarihli yazı içeriğinin tutarlı olmadığı, inceleme tarihine kadar da okul yapımına ilişkin bir bilgi ve belgenin dosyaya yansımadığı, kaldı ki dava tarihi itibarıyla bedelsiz terkin bağlandığı koşulun yerine getirilmediği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 291 ve devamı maddelerinde düzenlenen bağıştan rücu koşullarının gerçekleştiği, davalı adına olan tescilin dayanaksız olduğu saptanarak davanın kabulü yönünde hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, öte yandan taşınmazın devir tarihi ile dava tarihi arasında her ne kadar 23 yıl geçmiş ise de İl Özel İdarelerinin 27.04.2015 tarihinde kapatılarak Hazine adına tescili üzerine eldeki davanın açıldığı, devir koşulunun yerine getirilmeyeceğinin 27.04.2015 tarihinde öğrenildiği, aksinin davalı tarafından kanıtlanamadığı, davanın süresi içerisinde açıldığı, dava dilekçesindeki öncelikli talebin bedel olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, dava tarihi itibarıyla keşfen belirlenen 5.900.000,00 TL taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kayıt maliki davalı Hazineden tahsili ile davacı Kooperatif'e ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı MEB vekili ile davalı Hazine vekili temyiz dilekçeleri ile; hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava tarihi itibarıyla dava konusu taşınmazın üzerindeki hacizler ve yerleşim yerinin yeni gelişmesi nedeniyle okul inşaatının yapımının uzadığını ancak istinaf aşamasında taşınmaz üzerindeki okulun yapımının tamamlandığını, okulun 2021 yılında açıldığını, halen öğrencilere hizmet vermekte olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuki ve fiili duruma uygun olmadığını, yerinde inceleme yapılmadan karar verildiğini, bağıştan rücu koşullarının gerçekleşmediğini, bağış şartının gerçekleşmesinin zaman almasının haklı nedenlere dayandığını, taşınmazın değeri hesaplanırken taşınmaz üzerindeki idare tarafından okul yapılırken kaldırılan takyidatların, hacizlerin hesaplanıp mahsup edilmediğini, Hazine harçtan muaf iken, kararda harçtan sorumlu tutulmasının da hatalı olup yargılama gideri ve vekalet ücretinin de yüksek hesaplandığını belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, bağıştan dönme (rücu) hukuki nedenine dayalı bedelin tahsili, olmadığı takdirde tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı Kooperatif' tarafından 82... parsel sayılı taşınmazın 28.04.1992 tarihinde "İlköğretim okulu yapılmak üzere" Ankara Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğüne bağışlandığı, 27.04.2015 tarihinde kamu kurumları arası bedelsiz devir işlemiyle davalı Hazine adına tescil edildiği, 28.04.2015 tarihinde davalı ... Bakanlığına tahsis edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 285. maddesinde bağışlama sözleşmesi “bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşme” olarak tanımlanmış, 290. maddesinde de koşullu bağışlamaya yer verilmiş buna göre; “bağışlamanın bir koşula bağlanarak” yapılabileceği ifade edilmiştir. 288. maddesinde “bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği ancak resmi şekilde yapılmış olmasına bağlıdır”, “şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde elden bağışlama hükmündedir. Ancak geçerliliği resmi şekle bağlanmış olan bağışlamalarda bu hüküm uygulanmaz,” düzenlemesine yer verilmiştir.
Öte yandan; bağıştan dönme (rücu), bağışlayanın bağışlanana varması gerekli tek taraflı beyanıyla geriye yürüyerek (makable şamil) hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlanan bağışlayana veya yakınlarına karşı bir cürüm işlerse veya yasa gereği yapmakla zorunlu olduğu ödevlerini önemli surette aksatırsa yahut bağışlamayı sınırlayan ödevleri haklı bir sebep olmaksızın yerine getirmezse bağışlayan bağıştan dönme (rücu) sebebini öğrendiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde beyanda bulunmak veya dava açmak suretiyle bağıştan dönebilir. Bağıştan dönme (rücu) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 295. (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 244.) maddesinde aynen; “Bağışlayan, aşağıdaki durumlardan biri gerçekleşmişse, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde, bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir:
1. Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse.
2. Bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranmışsa.
3. Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemişse.” şeklinde hükme bağlanmıştır. Yasa koyucu söz konusu TBK'nın 295. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları hükmüyle mirastan ıskat sebeplerini düzenleyen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 510. maddesi arasında paralellik sağlamış, bağıştan yararlanan kişiyi bağışlayanın devamlı baskısından kurtarmak istemiştir. Gerçekten basit olayların dönme (rücu) nedeni sayılması, yukarıda değinilen mahzurun yanında, açıklanan yasa maddelerinde izlenen amaca aykırı bir durum yaratacağı gibi hak ve adalet duygularını da zedeler. Bu itibarla her iki madde hükümleri birlikte değerlendirilerek olayların kapsamları, nitelikleri, özellikle vahamet derecelerinin göz önünde bulundurulması zorunludur. Hemen belirtmek gerekir ki; bağıştan dönme (rücu), kurulmuş olan bir sözleşmeyi sonradan ortaya çıkan sebeplere göre sona erdiren yenilik doğurucu bir hak olduğundan, bağışlanan ancak dönme (rücu) anında elinde kalan miktarı vermekle yükümlüdür. Bu hak TBK'nın 297. maddesine göre geri alma sebebinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içerisinde kullanılmalıdır.
Somut olayda; davacı tarafından dava konusu taşınmazın okul yapılmak üzere bedelsiz devredildiği, imar planında "İlkokul yeri" alanında kaldığı, 2015 yılı yatırım programında taşınmaza ... Ortaokulunun yapılmasının planlandığı, ancak taşınmaz üzerindeki haciz şerhlerinden dolayı inşaat ruhsatının çıkartılamadığı, daha sonra 07.09.2018 tarihinde ihalesi yapılan ... İlkokulu olarak okul binası yapıldığı, 12.07.2021 tarihinde inşaatın tamamlandığı, halihazırda ihtiyaç üzerine yine ilköğretim seviyesindeki üst düzey öğrencilerin faydalanacağı biçimde Bilim Sanat Merkezi olarak faaliyet göstermekte olduğu anlaşılmaktadır.
O halde; anılan bu olgular, yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde bağış koşulunun yerine getirilmediğinden söz edilemez.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davalı MEB vekili ile davalı Hazine vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden davalılar harçtan muaf olduklarından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalılar vekilleri için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına,
Dosyanın kararı veren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesine gönderilmesine,23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.