SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2024/3987

Karar No

2025/6060

Karar Tarihi

18 Aralık 2025

1. Hukuk Dairesi 2024/3987 E. , 2025/6060 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1697 E., 2024/1066 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kumru Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/105 E., 2023/44 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve dahili davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; Ordu ili, ... ilçesi, ... Mahallesindeki 1 02... parselin kendisine ait olduğunu, ancak bitişikteki davalıya ait 1 02... parsel sınırları içinde kalan yaklaşık 2000 metrekarelik kısmın öncesinde halası ... tarafından 06.01.2007 tarihli miras taksim sözleşmesiyle babası ...'ya devredildiğini, babasının ölümünden sonra da mirasçılar arasındaki taksim sonucu dava konusu taşınmaz bölümü ve 1 02... parselin kendisine düştüğünü, bu sebeple pay temlikleri sonucu 1 02... parselin kendi adına kayıtlı olduğunu, ancak dava konusu kısmın kadastro sırasında hile ile davalının murisi ... adına yazıldığını ileri sürerek 1 02... parseldeki dava konusu kısmın davalı adına tapu kaydının iptali ile 1 02... parsele tevhid edilmek suretiyle kendi adına tescilini talep etmiş, 24.05.2017 tarihli 1. celsede dava konusu parselde ...'nın da elbirliği malik olduğunun anlaşılması üzerine davacıya bu maliki davaya dahil etmesi için süre verilmiş, davacı 24.03.2017 havale tarihli dilekçesiyle taşınmazın bir kısmı üzerinde elbirliği halinde malik ...'yı davaya dahil etmiştir.

II.CEVAP
Davalı ve dahili davalı cevap dilekçelerinde; davacının dayandığı taksim sözleşmesinin şarta bağlı olduğunu ve ...'nın dava konusu yerin veya payının karşılığında hala ...'e ödeme yapmadığı için geçersiz olduğunu, bu sebeple dava konusu taşınmazın tespit sırasında davalılar murisi ... ve halaları ... ile ... adlarına tespit ve tescil edildiğini, ...'in ölümü üzerine davalıların annesi ...'in 3 parseldeki malik halalar ... ve ...'nin paylarını bedeli karşılığında 16.10.2009 tarihli satış işlemiyle tapuda satın aldığını, dolayısıyla ...'nin payını davacının babası ...'ye değil, resmi satış işlemiyle davalıların annesine devrettiğini, davacının babasının kullanımının malik sıfatıyla olmadığını, ailevi ilişkiler ve maddi durumları nedeniyle bakım amaçlı kullanıma izin verildiğini, davacının zilyetlik iddiasının tapulu taşınmazda geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.10.2017 tarihli kararıyla; aynı konuda davacının babasının dava konusu taşınmaz malikleri aleyhine açtığı kadastro tespitine itiraz davası sonucunda davanın reddine ve 1 02... ve 3 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verildiği, kararın kesinleştiği ve eldeki dava için kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kesin hüküm dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV.KALDIRMA KARARLARI VE SONRAKİ YARGILMA SÜRECİ
A.Birinci Kaldırma Kararı
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 16.03.2018 tarihli kararıyla; önceki kadastro davasında dava konusu yerin keşif yapılarak belirlenmediği, ayrıca ilk davanın takas, bu davanın ise miras hakkına dayandığı gerekçesiyle kesin hüküm şartlarının oluşmadığından İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

B.İlk Derece Mahkemesince Birinci Kaldırma Sonrası Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 14.10.2021 tarihli kararıyla; miras taksim sözleşmesinde tarafların halası ...'ün hissesini 2010 yılına kadar 2.000 TL ödenmesi şartıyla davacının babası ...'ya devrettiği, ancak ...'nın ödeme yapmaması üzerine ...'nin hissesini bedeli karşılığında davalılar murisi ...'in eşi ... 'ya tapuda resmi senetle sattığı, taksim sözleşmesinin şarta bağlı olduğu ve şartın gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

C.İkinci Kaldırma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 14.10.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 26.05.2022 tarihli kararıyla; taksimin ne zaman yapıldığı, çekişmeli yerin kime kaldığı, ...'ün zilyetliği devredip devretmediği konularında yeterli araştırma yapılmadığı, hal böyle olunca yeniden keşif yapılması ve delillerin toplanması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Ç.İlk Derece Mahkemesince İkinci Kaldırma Kararı Sonrası Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının babası ...'nın taksim sözleşmesine uymayarak ...'e parasını ödemediği, ...'nin bunun üzerine hissesini tapuda satış yoluyla davalıların annesi ... 'ya devrettiği, dolayısıyla davacının babası ...'nın mülkiyeti kazanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

D.Üçüncü Kaldırma Kararı ve Hüküm
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kök muris ...'nın terekesinin mirasçılar arasında taksim edildiği konusunda taraflar arasında ihtilâf bulunmadığı, ihtilâfın murisin ölümünden sonra mirasçılar arasında paylaşım yapılıp-yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu kısmın mirasçı ...'ye isabet edip-etmediği, etmiş ise ...'nin zilyetliğini tespit öncesi davacının murisine devredip etmediği noktasında toplandığı, teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.990,23 metrekarelik kısmın miras taksiminde (tarafların halası) dava dışı ...'e isabet ettiği, ...'nin kendisine düşen bu yeri 06.01.2007 tarihli sözleşme ile kadastro tespitinden önce davacının babası ...'ya satıp zilyetliğini devrettiği, dava konusu A harfli kısım üzerinde önce davacının murisi ..., ardından da davacı ...'nın malik sıfatıyla zilyet oldukları, kadastro tespit gününden önce zilyetlik ve taksim gerçekleştiği için, sonradan ileri sürülen ödeme iddiaları veya tapudaki sonraki satışların, kadastro öncesi kazanılan hakkı ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kabulü ile 1 02... parselde (A) harfli 1.990,23 metrekarelik kısmın tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıtlı 1 02... parsele tevhidi suretiyle davacı adına tesciline karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı ve dahili davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının babası ...'nin aynı yer hakkında aynı sebeple açtığı davada Kadastro Mahkemesinin verdiği kararın kesin hüküm oluşturduğunu, davalı tanıklarının dinlenmediğini, dava için çok önemli olduğu halde davacı tanığı ...'nin de dinlenmediğini, tarafların halası ...'nin hiç bir zaman dava konusu taşınmaz bölümünde zilyet olmadığını, fiilen taşınmazların zaten davacının murisi ... ve davalı murisi ... tarafından kullanıldığını, taşınmazın 2007 yılında beri tapulu olduğu için zilyetlikle kazanılamayacağını, kadastro öncesi yapılan taksimin şarta bağlı olduğunu, ...'nin ...'nin payını ödemediğini, bu yüzden ...'nin kadastro sonrasında dava konusu 3 parsel sayılı taşınmazdaki 1/5 payını davalının annesine tapuda sattığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi irsen intikal, taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki sebeplerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi kural olarak mümkün değildir.

3. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikle getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli olmalı, emredilen işler gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uymamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.

4. Somut olayda; davalı ... vekilinin 04.11.2016 tarihli cevap dilekçesinde ve 22.03.2017 tarihli delil listesinde dahili davalı ... haricinde tanık olarak ..., ...'yı tanık olarak bildirdiği, 16.05.2019 tarihli dilekçe ile davalı ... vekili Avukat ...'nin vekillikten çekilme dilekçesi sunduğu, çekilme dilekçesinin 19.06.2019 tarihinde davalı ...'a tebliğ edildiği, 18.06.2020 tarihli celsede davalı tarafın bildirdiği tanıkların dinlenmesi için Kocaeli Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmasına karar verildiği, 15.10.2020 tarihli 11. Celsede davalı ...'a bildirdiği tanıkların dinlenmesi için gerekli 200,00 TL delil avansını yatırmadığı takdirde bu tanıklar yönünden tanık deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağını içerir muhtıra çıkarılmasına karar verildiği, 15.10.2020 tarihinde davalı ...'a aynen "tanık delili sunmuş olduğunuz ancak tanıklarınızın dinlenilmesi için gerekli delil avansı yatırmamış olduğunuz anlaşılmış (olmakla) tanıkların dinlenilmesi için muhtıranın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde 200,00 TL delil avansı yatırmanız Mahkemenin yukarıda yazılı dosyasında ihtar olunur." şeklinde muhtıranın tebliğe çıkarıldığı, muhtıranın davalı ...'a 26.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği, 10.12.2020 tarihli 12. celsede davalı ...'ın kesin sürede delil avansını yatırmadığının duruşma tutanağına dercedildiği, sonraki celselerde de davetiye çıkarılmak suretiyle davalı tanıklarının dinlenmediği ancak delil avansının ikmali için davalı ...'a tebliğ edilen muhtıranın usulüne uygun olduğunun söylenemeyeceği görülmektedir.

5. Şöyle ki; davalıya tebliğ edilen 15.10.2020 tarihli muhtırada tanıklarının dinlenmesi için gereken 200,00 TL delil avansının ikmâli için verilen 2 haftalık kesin süre sonunda yatırmaması halinde uygulanacak müeyyide yani tanık deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtarı bulunmamaktadır. Bu nedenle hakim tarafından verilen kesin sürenin sonuçları doğmayacağı gibi, davalı tanıklarının dinletilmesinden vazgeçilmiş sayılması sonucuna da varılamayacağı açıktır.

6. Hal böyle olunca, Mahkemece HMK'nın 324. maddesi gereği davalıya usulüne uygun ihtarat yapılması, hakim tarafından verilen kesin sürede eksik delil avansının ikmal edilmemesi halinde, tanık deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtar edilmesi, eksik delil avansının verilen sürede ikmali halinde davalı tanıklarının usulüne göre dinlenmesi ve tüm deliller bir arada değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı tarafın bildirdiği hiç bir tanık dinlenmeksizin davalının savunma hakkının kısıtlanması suretiyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ve dahili davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı ve dahili davalıya verilmesine,

Dosyanın kararı veren Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine,18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim