Yargıtay yargitay 2024/3594 E. 2025/5924 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2024/3594
2025/5924
11 Aralık 2025
1. Hukuk Dairesi 2024/3594 E. , 2025/5924 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1133 E., 2024/393 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Of 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/276 E., 2023/131 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... (... oğlu) ve ... vekili ve davalılar ... (... oğlu), ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Trabzon ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 1 25... , 7, 8, 9, 10, 11... , 1 28... , 6, 7, ... Mahallesi 1 28... , 33, 35, 37... , 1 31... , 18, 19, 20, 21... , 1 32... , 10, 11, 12, 13, 14, 1 29... , 13, 14... , 1 34... , 14... , 1 01... parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sonucunda davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, dava konusu taşınmazların tamamının ortak muris ...'den miras yoluyla intikal ettiğini, hal böyle olmasına rağmen kadastro tespitlerinin hatalı şekilde murisin erkek olan yasal mirasçıları adına yapıldığını, taraflar arasında yapılmış herhangi bir harici taksim ve alım-satım bulunmadığını, murisin tüm mirasçılarının mirasçılık belgesindeki miras payları oranında çekişmeli taşınmazlarda hak sahibi olduklarını belirterek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptaline ve mirasçılık belgesindeki payları oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ..., 22.08.2019 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul ettiğini, dava konusu taşınmazlar muris ...'e ait iken ölümüyle birlikte mirasçılarına kaldığını, mirasçılar arasında usulüne uygun şekilde yapılmış herhangi bir taksim bulunmadığını beyan etmiştir.
Davalı ... (... oğlu) vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazların muris ...'den intikal etmediğini, müvekkili davalı tarafından belli bir bedel karşılığında üçüncü şahıslardan satın alındığını, dolayısıyla taşınmazların murisin terekesinde yer almadığını, bununla birlikte murisin terekesinde yer alan taşınmazların ise mirasçıları arasında anlaşılarak paylaşıldığını, her ne kadar taşınmazların murisin erkek mirasçıları adına tescil edildiği belirtilmiş ise de murisin talebi ve taraflar arasında anlaşılan taksime göre tescil işlemlerinin gerçekleştirildiğini, tarafların ortak murisi ...'ün sekiz çocuğu bulunduğunu, davalının kök murisin oğlu ...'in oğlu ... 'ün dört mirasçısından biri olduğunu, kök muris ...'ün terekesinin kadastrodan önce taraflar arasındaki anlaşmaya uygun şekilde taksim edildiğini, kadastro tespitlerinin de bu taksime göre yapıldığını ve herhangi bir itiraza uğramaksızın kesinleştiğini, eldeki davada davacıların kötüniyetli olduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.10.2021 tarihli ve 2019/322 Esas, 2021/415 Karar sayılı kararıyla; dosyada bulunan tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazların tarafların ortak murisi olan ...'den intikal ettiği, murisin malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunan yerlerden olduğu, ölümünden sonra ise usulüne uygun tüm mirasçıların katılımı ile bir taksimat yapılmadığı, dava konusu 1 31... , 1 31... ve 1 31... parselin yarısının davalılar tarafından satın alınan parseller olduğu ve muristen kalmadığının birbirine uyan çelişkisiz beyanlardan anlaşıldığı, davalı vekili her ne kadar süresinden sonra eski tapu kaydı sunmuş olup uygulanmasını talep etmiş ise de cevap süresinde ve dava dilekçesinde bu delile dayanmadığından talebinin reddedildiği, dava konusu taşınmazlar üzerindeki evlere ilişkin bir talep olmadığı ve davalılar tarafından yaptırıldığının anlaşıldığı, dava konusu 1 01... parsel yönünden davacı vekilinin davadan feragat ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine, 1 31... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının 1/2 oranında, 1 31... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının 4/8 oranında, 1 31... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının 6/12 oranında iptali ile muris ...'den intikal eden miras payları oranında davacılar adına tapuya tesciline, dava konusu edilen diğer tüm taşınmazların tapu kayıtlarının muris ...'den intikal eden miras payları oranında iptali ile davacılar adına tapuya tesciline, 1 25... parsel üzerindeki 3 katlı binanın ... tarafından yaptırıldığının tapunun beyanlar hanesine şerh düşülmesine, 1 25... parsel üzerindeki 1 katlı kargir binanın ... (... oğlu) tarafından yaptırıldığının tapunun beyanlar hanesine şerh düşülmesine, 1 25... parsel üzerindeki evin ... ve ... tarafından yaptırıldığının tapunun beyanlar hanesine şerh düşülmesine
karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. Kaldırma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... (... oğlu) ve ... vekili ile davalı ... (... oğlu) vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.06.2022 tarihli ve 2022/54 Esas ve 2022/799 Karar sayılı kararıyla; delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, davalılar ... (... oğlu) ve ... vekili ile davalı ... (... oğlu) vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesi gereğince, çekişmeli taşınmaz üzerinde kadastro tespit tarihinden önce meydana getirilmiş ve maliklerin bir kısmına ya da üçüncü bir kişiye ait muhdesat bulunmakta ise bu muhdesatın niteliğinin ve kime ait olduğunun kadastro tutanağının ve tapu kaydının beyanlar hanesinde gösterilmesi gerektiği, kadastrodan sonra meydana getirilen muhdesatlar hakkında ise, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesi hükmünün uygulanmayacağı ve bu muhdesatların kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak açılan davalarda dikkate alınmayacağı; somut olayda, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının incelenmesinden, çekişmeli taşınmazların bir kısmı üzerinde kadastrodan önce ve sonra meydana getirilen muhdesat niteliğinde yapılar bulunduğu anlaşılmakta olup, bu muhdesatların hangilerinin kadastrodan önce hangilerinin kadastrodan sonra meydana getirildiğinin kesin olarak saptanmadığı ve fen bilirkişi raporuna ekli krokide de bu muhdesatların ayrı ayrı gösterilmediği, dolayısıyla Mahkemenin muhdesatlara ilişkin olarak kurduğu hükmün infazda tereddüt uyandıracak nitelikte olduğu, ayrıca dava konusu 1 34... parsel sayılı taşınmazın bir kısmının eldeki dava açılmadan önce Mahkeme kararıyla kısmen kamulaştırıldığı, karar infaz edilerek 1 34... parsel sayılı taşınmazın 1 34... ve 18 parsel olarak iki parsele ayrıldığı, 1 34... parsel sayılı taşınmazın ise DSİ Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği, hal böyle olmasına rağmen Mahkemece 1 34... parsel sayılı taşınmaz hakkında hüküm kurulduğu, bu durumun da yine infazda tereddüt yaratacağı, diğer yandan davalı ... oğlu ... tarafından açılmış bir dava bulunmamasına rağmen 1 25... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve ... oğlu ...'e ait olan tek katlı evin ... oğlu ...'e ait olduğuna karar verilmesi, ayrıca 1 25... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki muhdesatla ilgili hüküm fıkrasında ...'ün TC Kimlik numarasının hatalı yazılmasının da isabetsiz olduğu, hal böyle olunca, çekişmeli taşınmazların üzerindeki muhdesat niteliğindeki yapılardan hangilerinin kadastro öncesinde hangilerinin kadastro sonrasında yapıldığının belirlenmesi, gerekiyorsa bu hususta tanık ve mahalli bilirkişilerin yeniden dinlenilmesi, fen bilirkişisine kadastro öncesi ve sonrası muhdesatların ayrı ayrı gösterildiği denetime elverişli kroki düzenlettirilmesi, kadastro tespit tarihinden sonra yapılan muhdesatlar hakkında 3402 sayılı Kanun'un 19/2. maddesi uyarınca şerh verilemeyeceğinin düşünülmesi, kadastro öncesi yapılan ve maliklerden bir kısmına ait muhdesatlar bakımından ise fen bilirkişi raporuna atıf yapılarak infaza elverişli hüküm kurulması gerektiğinin dikkate alınması, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre yeniden bir karar verilmesi gerekirken Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
B. Kaldırma Kararı Sonrasında İlk Derece Mahkemesince Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 1 34... parsele ilişkin tapu kayıtlarına göre 1 34... parselin 1 34... ve 18 parsel olarak ayrıldığı, 1 34... parselin DSİ tarafından kamulaştırıldığı, davacı vekilinin 1 34... parsel için değil 1 34... parsele dava açtıklarını beyan ettiği, 1 34... parsel hakkında kabul hükmü kurulduğu, 1 34... parselden ayrılan 1 34... parsel ve 1 34... parsel hakkında ise usulüne uygun açılmış dava olmadığından karar verilmesine yer olmadığı, kaldırma ilamına konu muhdesatlar yönünden usul ekonomisi gereğince taraflar arasında da uyuşmazlık bulunmadığından yeniden keşif yapılmayarak keşifte beyanı alınan mahalli bilirkişiler duruşmaya çağrılıp fen bilirkişisinin krokili raporu gösterilerek beyanlar alındığı, beyanların birbirine uyduğu ve çelişkisiz olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine, 1 34... ve 18 parsel hakkında usulüne uygun açılmış bir dava olmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 1 31... parsel 2 hisse kabul edilerek 1 hissesinin muris ...'ün veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına, 1 31... parsel 8 hisse kabul edilerek 4 hissesinin muris ...'ün veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına, 1 31... parsel 12 hisse kabul edilerek 6 hissesinin muris ...'ün veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına tesciline, dava konusu edilen diğer tüm taşınmazların tapu kayıtlarının muris ...'ün veraset ilamındaki payları oranında iptali ile payları oranında davacılar adına tesciline, 1 25... parsel üzerindeki 3 katlı binanın ... tarafından yaptırıldığının tapunun beyanlar hanesine şerh düşülmesine, 1 25... parsel üzerindeki 1 katlı kargir binanın ... (... oğlu) tarafından yaptırıldığının tapunun beyanlar hanesine şerh düşülmesine, 1 25... parsel üzerindeki evin ... tarafından yaptırıldığının tapunun beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmiştir.
C. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili (katılma yoluyla), davalılar ... (... oğlu) ve ... vekili ile davalılar ... (... oğlu), ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olmasına, istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplere, istinaf edenin sıfatına, keşifte dinlenen tanık ve mahalli bilirkişilerin somut ve birbirleriyle uyumlu beyanlarına, gerek keşif esnasında gerekse de önceki kararın verildiği tarihe kadar mahalli bilirkişilerin şahsına yönelik olarak davalı tarafça herhangi bir itiraz ileri sürülmemiş olmasına, İlk Derece Mahkemesindeki yargılama sırasında ileri sürülmeyen hususların sonradan istinaf aşamasında ileri sürülemeyecek olmasına, köy muhtarının mahalli bilirkişi olarak dinlenilmesinde yasaya ve mevzuata aykırı bir durum bulunmamasına, davalı tarafça ileri sürüldüğü gibi bir kısım mahalli bilirkişinin beyanlarının geçersiz olduğu kabul edilse dahi mahalli bilirkişi olarak dinlenen köy muhtarı ile davacı tanıklarının beyanlarının somut uyuşmazlığın çözümü ve davanın aydınlatılması için yeterli bulunmasına, her ne kadar bir kısım davalılar vekili tarafından ön inceleme duruşmasında verilen kesin süre içerisinde dosyaya delil listesi sunulmuş ise de dayanılan eski tapu kayıtlarının fotokopilerinin delil listesine eklenmemiş ve bu kayıtların ilgili kurumlardan getirtilmesi için gerekli olan bilgilere de delil listesinde yer verilmemiş olmasına, oysa ön inceleme duruşmasında verilen kesin sürenin bu noktada son derece açık bulunmasına, kaldı ki davalılar vekilinin istinaf dilekçesinde söz konusu tapu kayıtlarının bulunamadığı için süresi içerisinde dosyaya sunulamadığını açıkça beyan etmiş olmasına, mahallinde yapılan keşif esnasında sunulan tapu kayıtlarının süresinde sunulmayan delil niteliği taşımasına, dolayısıyla Yerel Mahkemece söz konusu tapu kayıtlarına itibar edilmemesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, ayrıca davalılardan ...'ün kabul anlamına gelen ve içerik itibariyle de ikrar niteliğinde olan beyanlarında dava konusu taşınmazların muris ...'e ait iken ölümüyle birlikte mirasçılarına intikal ettiğini ve mirasçılar arasında usulüne uygun şekilde yapılmış herhangi bir taksim bulunmadığını beyan etmiş olmasına, dolayısıyla kabul kararı verilen dava konusu taşınmazların bir kısmının üçüncü kişilerden satın alındığının ve kök murisin mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde taksim yapıldığının davalı tarafça somut, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanamamış olmasına göre aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının tamamının yerinde görülmediği, dava konusu 1 25... parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak parsel üzerindeki evin bir kısım davalıların murisi ... tarafından yaptırıldığının tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verildiği, dosyada mevcut kadastro tutanakları, tapu kayıtları ve bilirkişi raporlarından bu taşınmaz üzerinde biri kadastro sırasında mevcut olan biri de kadastrodan sonra yakın zamanlarda yapılan iki adet yapı bulunduğu, kadastro tutanağı ve tapu kaydının beyanlar hanesinde önceki evin ... evlatları Hasan ve ...'e ait olduğuna dair zaten şerh bulunduğu, bu şerhin değiştirilmesine yönelik açılmış bir dava da bulunmadığı, buna rağmen Mahkemece söz konusu evin muris ...'e ait olduğuna dair karar verildiği ancak bu kararın şerh sahibi davalılar ... ve ... tarafından istinaf edilmediği, Yerel Mahkemenin kararı bu açıdan hatalı olmakla birlikte istinaf başvurusu bulunmadığından bu hususun kaldırma sebebi yapılmadığı, davalı taraf 1 25... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve kadastro çalışmaları sırasında karkas halde olduğunu iddia ettiği yeni evin kadastro tutanağında gösterilmediğini ileri sürerek bu yönde karar verilmesini talep etmiş ise de kadastro tutanağında yer almayan bir muhdesatın beyanlar hanesinde gösterilmesi için münhasıran dava ya da karşı dava açılması gerektiği, bu iddianın kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil davasında savunma olarak ileri sürülebilecek bir husus olmadığı, tapu iptali ve tescile ilişkin eldeki davada sadece kadastro tutanağında gerek nitelik gerekse de muhdesat olarak zaten yazılı olan muhdesatlarla ilgili olarak Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca hüküm kurulabileceği anlaşıldığından, davalı vekilinin bu husustaki istinaf itirazlarının da yerinde görülmediği, hüküm fıkrasında dava konusu 1 25... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan evin ...'e ait olduğu belirtilmiş ise de bu evin kadastro tutanağında yazılı ve kadastro paftasında gösterilen ev olup olmadığıyla ilgili hükümde herhangi bir ibare kullanılmadığı, oysa bu taşınmaz üzerinde biri eski biri yeni olmak üzere iki adet ev bulunduğu, ayrıca eski evin üzerine de kadastrodan sonra kat çıkıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde yazılı evin ise eski tek katlı ev olduğu, Mahkemece eski eve ilişkin açıklayıcı bir hüküm kurulmadığından hükmün infazı ve kapsamı noktasında tereddüt oluştuğu, hükmün infazında tereddüt oluşmaması amacıyla kadastro tutanağının beyanlar hanesinde ve kadastro paftasında gösterilen eski evin ...'e ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine şeklinde hüküm kurulması gerekirken infazda tereddüt yaratır şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu; davacı tarafın istinaf başvurusunun sadece vekalet ücretine yönelik olduğu, her ne kadar Yerel Mahkemece, istinaf incelemesi sonucu kaldırılan önceki kararda yazılı vekalet ücretinin o zaman davacı tarafça istinaf edilmemesinin davalı taraf lehine usuli müktesep hak oluşturduğu kabul edilerek davacılar lehine önceki kararda yazılı miktarda vekalet ücretine hükmedilmiş ise de önceki karardaki vekalet ücretinin o tarihte yürürlükte olan AAÜT'ye göre doğru olduğu, zira nispi vekalet ücretinin maktu vekalet ücretinin üstünde kalması nedeniyle davacı tarafça istinaf edilmediği, kaldırma sonrası verilen yeni karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre hesaplama yapıldığında ise davacı taraf lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, zira dava değeri üzerinden nispi tarifeye göre hesaplama yapıldığında belirlenecek rakamın maktu vekalet ücretinin altında kaldığı ancak maktu miktarın altında vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinin açık olduğu, dolayısıyla, davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun bu açıdan yerinde görülmediği, ne var ki tüm bu hataların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar ... (... oğlu) ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dinlenilen mahalli bilirkişilerin davacıların yakın akrabası olduğunu, mahalli bilirkişilerin beyanlarının çelişkili olduğunu, duruşmada ... tarafındaki taşınmazların 1/3 hissesinin satın alındığını beyan ettiklerini, keşifte ise böyle bir beyanlarının olmadığını, kararda 1 31... , 21... parsel sayılı taşınmazların ise yarısının davalı tarafça satın alındığının belirtildiğini, oysa bu üç parselin tamamının satın alındığını, burada yarıdan kastedilenin bu parsellerin devamı olan 1 32... , 10, 11, 12... parsel sayılı taşınmazlar olduğunu, Mahkemece yeterli inceleme yapılmadan ve beyan alınmadan karar verildiğini, satın alınan parsellerin netleştirilmediğini, ayrıca 1 31... , 21... parsel sayılı taşınmazların satın alındığı belirtilmesine rağmen bu parseller yönünden de kabul kararı verilmesinin doğru olmadığını, bu arazi bütün halde iken kadastro çalışmaları sırasında ortadan geçen yolun tescili sonucu bölündüğünü, yine tanık ...'nun satın alındığını belirttiği 1 25... , 9, 10, 11... parsel sayılı taşınmazlar hakkında kabul kararı verilmesinin de hatalı olduğunu, bu parsellerin kök muristen intikal etmediğini, yapılan keşif ve alınan beyanlar hüküm kurmaya elverişli olmayıp çelişkili olduğunu, 1 25... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yeni ev kadastro sırasında karkas halde mevcut olup paftasına işlenmediğini, bu hususta Mahkemece araştırma yapılmadığını, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararında sadece paftasına işlenen muhtesat yönünden karar verilebileceği belirtilmiş ise de kadastronun yapmış olduğu bir hatanın taraflara yükletilemeyeceğini, neticede muhdesat arza bağlı olup dava ile davacı talebi de değerlendirildiğinde muhdesat malikinin de tespiti gerektiğini, kısmen kabul kararı verilmiş olmasına rağmen davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de doğru olmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... (... oğlu), ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dinlenilen mahalli bilirkişilerin davacılar ile akraba olduğunu, tarafsız olmadıklarını, bu nedenle mahalli bilirkişi beyanlarına göre kurulan hükmün yok hükmünde olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında mahkemece süresinden sonra sunulduğu gerekçesiyle dikkate alınmayan delillerin dikkate alınmamasında isabetsizlik görülmediğinin belirtildiğini, halbuki tapu kayıtlarına ön inceleme aşamasında sunulan delil listesinde yer verildiğini, HMK gereğince tarafların kendilerinden kaynaklanmayan sebeplerle sunamadıkları delillerini yargılamanın uzatılması amacı taşımaksızın süresinden sonra dosya kapsamına sunabileceği ve mahkemenin bunları inceleyeceğini, tapu kayıtlarının dosya kapsamına alınarak Mahkemece incelenmesi gerekirken bunların dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların müvekkili ... tarafından üçüncü şahıslardan para karşılığında satın alındığını, dolayısıyla murisin terekesinde yer almadıklarını, murisin terekesine dahil olan taşınmazların ise mirasçılar arasında anlaşma sağlanarak paylaşıldığını, her ne kadar murisin erkek çocukları adına tespit ve tescil işlemleri yapıldığı iddia edilmiş ise de murisin talebi ve taraflar arasında yapılan taksim anlaşmasına göre tescil işlemlerinin gerçekleştirildiğini, davacılara miras paylarının karşılığının fazlasıyla verildiğini, bu durumun tapu kayıtları ve tanık anlatımlarıyla doğrulandığını, kaldırma kararı öncesi sundukları tapu kayıtları iddialarını kanıtlar nitelikte olmasına rağmen Mahkemece bu hususun göz ardı edildiğini, Mahkeme tarafından kısmen kabul kararı verilmesine rağmen davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucu; Trabzon ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı taşınmazın 2B arazisi olarak Hazine adına orman sınırları dışarısına çıkarılarak Hazine adına tespit edildiği, taşınmazın daha sonra 27.03.2018 tarihinde 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre davalı ...'e satıldığı, taşınmazın halen davalı ... adına tapuda kayıtlı olduğu; ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 25... ve 1 28... parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak belgesizden davalı ... adına; 1 28... parsel sayılı taşınmazın aynı gerekçelerle belgesizden bir kısım davalıların murisi ... adına; 1 25... , 1 25... ve 1 25... parsel sayılı taşınmazların aynı gerekçelerle belgesizden 1/3'er hisseli şekilde ... oğlu ..., ... ve ... adına; 1 25... , 1 25... ve 1 28... parsel sayılı taşınmazların aynı gerekçeler ve komisyon kararına dayanılarak ... oğlu ... adına; 1 25... parsel sayılı taşınmazın aynı gerekçelerle ve komisyon kararına dayanılarak belgesizden 1/3'er paylı şekilde ... oğulları ..., ... ve ... adına tespit edildiği; askı ilanlarının 19.12.2011-18.01.2012 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitlerinin kesinleşerek taşınmazların tapuya tescil edildikleri; ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 28... , 1 29... , 1 29... , 1 31... , 1 31... , 1 32... , 1 32... , 1 34... parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak belgesizden ... adına; 1 28... , 1 28... , 1 29... , 1 31... , 1 31... , 1 32... , 1 32... , 1 34... parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve miras yoluyla gelen hakka dayanılarak belgesizden ... oğlu ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ... adına; 1 28... , 1 28... , 1 29... , 1 31... , 1 31... , 1 32... , 1 32... , 1 34... parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve miras yoluyla gelen hakka dayanılarak belgesizden ... mirasçıları ..., ..., ... adına tespit edildikleri, askı ilanlarının 21.10.2011-21.11.2011 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitlerinin kesinleşerek taşınmazların tapuya tescil edildikleri, 1 34... parsel sayılı taşınmazın daha sonra kamulaştırma nedeniyle iki parsele ayrıldığı, 1 34... parsel sayılı taşınmazın mevcut tapu malikleri üzerinde bırakıldığı, 1 34... parsel sayılı taşınmazın ise DSİ Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle vekalet ücreti yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf edilmediği de dikkate alındığında, davalılar ... (... oğlu) ve ... vekili ve davalılar ... (... oğlu), ... ve ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar ... (... oğlu) ve ... vekili ve davalılar ... (... oğlu), ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 2.140,97 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.