SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Yargıtay Kararı

Esas No

2024/3411

Karar No

2025/6137

Karar Tarihi

23 Aralık 2025

1. Hukuk Dairesi 2024/3411 E. , 2025/6137 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1199 E., 2024/995 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 30. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/81 E., 2021/57 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.12.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ve davalı Hazine vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı Kooperatif temsilcisi ...z ve vekili Avukat ...geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı; dava konusu Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 00... parsel sayılı taşınmazı sağlık ocağı yapılması için davalıya hibe ettiğini, ancak taşınmazın hibenin amacıyla uygun bir şekilde kullanılmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın dava tarihindeki değerinin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar; davanın yasal süre içinde açılmadığını, inşaatın hayırsever ödemeleri ile tamamlanamaması halinde davacı Kooperatif tarafından tamamlanacağının kararlaştırıldığını, binanın sağlık ocağı amacıyla kullanılması için tüm girişimlerin yapıldığını fakat fiziki, hukuki ve teknik anlamda birçok sorunla karşılaşıldığını, bina yapımında düşük kalite malzeme kullanıldığını, yapılan binanın depreme dayanıklı olmadığını, iskan ruhsatı olmadığından geçici aboneliklerin dahi alınamadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; dava konusu taşınmazın, davacı Kooperatif adına kayıtlı iken, 15.06.1993 tarihli ve 20603 sayılı Divan Tutanağı doğrultusunda 18.02.1994 tarihinde Kooperatifin yetkili vekilleri tarafından “kayıtsız ve şartsız olarak” davalı Hazineye hibe edildiği, yasanın öngördüğü şekilde yüklemeli veya koşullu bir bağış bulunmadığı, bağışlamanın geri alınması için Yasa'da belirtilen koşullar gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar resmi akitte davacının taşınmazı kayıtsız ve şartsız olarak davalı Kuruma bağışladığı yazılı ise de taraflar arasında düzenlenen protokol, Çankaya Kaymakamlığı, İl Sağlık Müdürlüğü, ... ve Çankaya Belediye Başkanlığının dosyaya sunulan yazılarına göre davacı tarafından yapılan bağışın şarta bağlı olduğu, tarafların gerçek iradelerini ortaya koyan ve koşullu bağış olgusunu saptayan resmi yazışmalar ve idari kararların hukuki sonuç doğurmayacağının söylenemeyeceği gibi bahse konu bu belgelerin resmi akitten ayrık tutulmasının da düşünülemeyeceği, davalı Kurumun bağış şartını da gerçekleştirmediği, yazışmalar ve binanın yapım süreci nedeni ile bağışlayanın iradesinin gerçekleşeceğine dair umudunu koruduğu bu sebeple 15.05.2018 tarihinde açılan davanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 297/1. maddesine göre bir yıllık hak düşürücü süresi içinde açıldığının kabulü gerektiği gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüyle tapu iptali ve tescile karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili; zamanaşımı süresinin ve hak düşürücü sürenin geçtiğini, resmi senet içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere taşınmazın kayıtsız ve şartsız olarak hibe edildiğini, bağışlamanın geri alınması için TBK'nın 295. maddesinde belirtilen koşulların gerçekleşmediğini, yüklemeli veya koşullu bir bağışın bulunmadığını, davacının kusurlarından kaynaklanan sebeplerle sağlık ocağının faaliyete geçirilemediğini, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca dava türü açısından nispi vekalet ücretine hükmolunamayacağı gibi, nispi vekalet ücretinin de hatalı ve fahiş hesaplandığını belirtip kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı ... vekili; hibenin kayıtsız ve şartsız olduğunu, bağışta rücu koşullarının gerçekleşmediğini, rücu sebeplerinin varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının söz konusu rücu sebeplerinin varlığı iddiasını 06.06.1998 tarihli yazısında açıkça dile getirmiş olmasına rağmen Kanun'un öngördüğü bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açmadığını, davacı ile davalı Kurum arasında yapılan yazışmalardan da anlaşılacağı üzere hukuki ve fiziki imkansızlıklardan kaynaklı engellerden davacının en başından beri haberdar olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtip kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, bağıştan dönme (rücu) hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa bedel istemine ilişkindir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı Kooperatif tarafından 1 00... parsel sayılı taşınmazın 18.02.1994 tarihinde kayıtsız ve şartsız şekilde davalı Hazineye bağışlandığı, 20.04.1994 tarihinde davalı Bakanlığa tahsis edildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 285. maddesinde bağışlama sözleşmesi “bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşme” olarak tanımlanmış, 290. maddesinde de koşullu bağışlamaya yer verilmiş, buna göre; “bağışlamanın bir koşula bağlanarak” yapılabileceği ifade edilmiştir. 288. maddesinde “bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği ancak resmi şekilde yapılmış olmasına bağlıdır,” “şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde elden bağışlama hükmündedir. Ancak geçerliliği resmi şekle bağlanmış olan bağışlamalarda bu hüküm uygulanmaz,” düzenlemesine yer verilmiştir.

Öte yandan; bağıştan dönme(rücu), bağışlayanın bağışlanana varması gerekli tek taraflı beyanıyla geriye yürüyerek (makable şamil) hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlanan bağışlayana veya yakınlarına karşı bir cürüm işlerse veya yasa gereği yapmakla zorunlu olduğu ödevlerini önemli surette aksatırsa yahut bağışlamayı sınırlayan ödevleri haklı bir sebep olmaksızın yerine getirmezse bağışlayan bağıştan dönme(rücu) sebebini öğrendiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde beyanda bulunmak veya dava açmak suretiyle bağıştan dönebilir. Bağıştan dönme (rücu) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 295. (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 244.) maddesinde aynen; “Bağışlayan, aşağıdaki durumlardan biri gerçekleşmişse, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde, bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir:

1. Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse.

2. Bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranmışsa.

3. Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemişse.” şeklinde hükme bağlanmıştır. Yasa koyucu söz konusu TBK'nın 295. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları hükmüyle mirastan ıskat sebeplerini düzenleyen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 510. maddesi arasında paralellik sağlamış, bağıştan yararlanan kişiyi bağışlayanın devamlı baskısından kurtarmak istemiştir. Gerçekten basit olayların dönme (rücu) nedeni sayılması, yukarıda değinilen mahzurun yanında, açıklanan yasa maddelerinde izlenen amaca aykırı bir durum yaratacağı gibi hak ve adalet duygularını da zedeler. Bu itibarla her iki madde hükümleri birlikte değerlendirilerek olayların kapsamları, nitelikleri, özellikle vahamet derecelerinin göz önünde bulundurulması zorunludur. Hemen belirtmek gerekir ki; bağıştan dönme(rücu), kurulmuş olan bir sözleşmeyi sonradan ortaya çıkan sebeplere göre sona erdiren yenilik doğurucu bir hak olduğundan, bağışlanan ancak dönme(rücu) anında elinde kalan miktarı vermekle yükümlüdür. Bu hak TBK'nın 297. maddesine göre geri alma sebebinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içerisinde kullanılmalıdır.

Diğer taraftan; resmi sözleşmede yer almamakla ve sözleşme eki olmamakla birlikte mülkiyetin naklinin dayanağını teşkil eden idari karar veya sair belgelerden temlikin koşula bağlandığı anlaşılabiliyorsa bu olgulara değer verilmesi de zorunludur. Bu itibarla tarafların gerçek iradelerinin ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması gerekir.

Somut olayda; davacı Kooperatif tarafından dava konusu taşınmaz üzerine sağlık ocağı olarak kullanılmak üzere bodrum ve 2 kattan oluşan binanın kaba inşaatının yapılıp taşınmazın 1994 yılında davalı Hazineye bağışlandığı, her ne kadar resmi akitte bağışın kayıtsız ve şartsız olduğu yazılı ise de taraflar arasında düzenlenen protokol ile dosyada mevcut resmi yazışmalardan bağışın sağlık ocağı yapılması koşuluna bağlandığı, taşınmazın imar planında sağlık alanı olarak ayrıldığı, hayırseverler tarafından yapılan yardım ile 2008 yılında taşınmaz üzerindeki binanın tadilat ve onarımının kısmen tamamlandığı, daha sonra yapı ruhsatının alınması, elektrik, su ve doğalgaz aboneliklerinin başlatılması ve binanın sağlık ocağı olarak hizmete açılması için girişimlere başlandığı, ancak 2019 yılında yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğine göre beton dayanımının yetersiz olup can güvenliği açısından risk taşıdığının tespit edildiği, bunun üzerine İl Sağlık Müdürlüğü teknik elemanları tarafından taşınmazdaki yapıya ilişkin olarak yıkım dosyasının hazırlandığı anlaşılmaktadır.

O halde; anılan bu olgular, yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde davalıya kusur atfedilemeyeceğinden bağışlama koşulunun yerine getirilmediğini söyleyebilme olanağı yoktur.

Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davalı ... vekili ile davalı Hazine vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz eden davalılar harçtan muaf olduklarından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalılar vekilleri için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına,

Dosyanın kararı veren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesine gönderilmesine,23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim