Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Yargıtay Kararı
2024/2635
2025/6134
23 Aralık 2025
1. Hukuk Dairesi 2024/2635 E. , 2025/6134 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/486 E., 2024/705 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/173 E., 2023/424 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.12.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı ... ve vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile ön inceleme duruşmasında; davacının muris annesi ...'a 1990 yılında kanser hastalığı teşhisi konulduğunu, kanser hastası olup ölümüne sayılı günler kaldığını, o dönemde eşi olan ... ile aralarında boşanma davasının devam etmekte olduğunu, eşinin ekonomik sıkıntıya düşüp iflas etmesi sebebi ile, ölümü halinde mal varlığının eşine miras yoluyla intikal ettikten sonra alacaklılara gitmesinden endişe ederek adına kayıtlı taşınmazlardaki tüm miras paylarının kardeşi ...'a temliki için kardeşinin yakın arkadaşı olan ...'a vekaletname verdiğini, vekaletname tarihinden 5 gün sonra 1 15... parsel sayılı taşınmazını kardeşi ....'a bizzat satış yoluyla muvazaalı şekilde temlik ettiğini, davacının murisine herhangi bir bedel ödenmediğini, benzer şekilde başkaca muvazaalı devirlerin de yapıldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; inançlı işlem iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, davacının murisi ...'nın hastalığı nedeniyle defalarca Amerika'da tedavi gördüğünü, masrafların büyük çoğunluğunun kardeşi ... tarafından karşılandığını, tedavisi yıllarca süren kardeşinin son anına kadar elinden gelen herşeyi yaptığını, eşi ekonomik sıkıntıya düştüğü zaman muris ...'nın hayat standartlarının korunabilmesi için eşinin yüklü miktarda borçlarını ödediğini, hem maddi hem manevi borçlarına karşılık ve yine devirden sonra da yapılan harcamaların karşılığında aile yadigarı olan dava konusu çiftliğin uygun bir bedel karşılığında kardeşine devredildiğini, muvazaanın bulunmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; temlikin davacıyı mirastan mahrum etme amacıyla yapılmadığı, muris muvazaası olgusundan bahsedilemeyeceği, alacaklılardan mal kaçırma amaçlı yapılan temlikin taraf muvazaası hükmünde olduğu ve bu tür uyuşmazlıklarda 05.02.19 47... /6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre "inançlı işlem" temelinde değerlendirme yapılması gerektiği, davacının inançlı işlem iddiasını usulünce kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde ve hükmün ferilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dosyaya ibraz ettikleri hukuki mütalaaya ilişkin değerlendirme yapılmadığını, tarafların murisleri arasındaki işlemin muvazaalı değil de inançlı işlem olduğuna ilişkin tespitin yanlış olduğunu, öte yandan işlemin mirasçıdan mal kaçırma amacı taşıyıp taşımamasının durumu değiştirmeyeceğini, davacının muvazaalı işlemden dolayı ağır zarara uğradığını, murisin taşınmazın mülkiyetini gerçek anlamda devretme iradesinin bulunmadığını, murisin nihai amacının mirasçı kızını korumak olsa bile boşanmayan kocasından malını kaçırırken, kızından da malını kaçırdığını, muris muvazaası gerekçelerinin yerine geldiğini, davanın inançlı işlem olarak nitelendirilmesi halinde dosyada birden çok delil başlangıcı olmasına rağmen dikkate alınmadığını, kaldı ki inançlı işlemde muvazaa bulunmayacağını, bir işlem muvazaalı ise gerçek ve geçerli bir inançlı işlemden de söz edilemeyeceğini, Mahkemece kabul edilen muvazaa olgusuna göre davalı tarafın, yapılan satışın gerçek olduğuna, davalının babasının davacının murisinin sağlık durumu nedeniyle yaptığı fedakarlıklara ve uygun bir bedel ödendiğine dair savunmasını doğrular hiçbir delil bulunmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Mahkemece, ön inceleme duruşmasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 31. maddesi çerçevesinde ve hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında görülen lüzum üzerine sorulması üzerine davacı vekilinin; "Dava dilekçemizdeki dayandığımız vakıalar itibari ile dava konusu ettiğimiz taşınmazın devri bakımından devir eden kişi müvekkilimizin annesi olup o dönemde kanser rahatsızlığına düçar olması nedeni ile yine o dönemde evli olduğu eşinin ekonomik sıkıntıya düşmesi ve iflas etmesi nedeni ile üzerindeki mal varlığının vefatı halinde eşinin mirasçısı olması nedeni ile eşine mirasen intikal etmesi ve bu malın alacaklılara gitmesi endişesi ile kendi kardeşine yani müvekkilimizin dayısına, yani davalının babasına devir yapmış olup burada muvazaalı bir devir olduğunu iddia ediyoruz ve bu yönüyle tapu iptali ve tescil talep ediyoruz." şeklinde beyanda bulunduğu görülmekle, ön inceleme duruşma tutanağı gözetildiğinde, iddianın ileri sürülüş biçiminden davada muris muvazaasına dayanılmadığı, davanın taraf muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası niteliğinde olduğu sonucuna varılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...'ın 31.05.1994 tarihinde öldüğü, geride kızı davacının tek mirasçı olarak kaldığı, murisin vekil kıldığı dava dışı ... aracılığıyla dava konusu 1 15... parseldeki 1/2 payı ile dava dışı 83... ve 83... parsellerdeki 1/2'şer paylarını 24.11.1993 tarihinde kardeşi ...'a satış suretiyle temlik ettiği, ...'un ölümüyle dava konusu taşınmazın mirasçısı olan davalı ...'a intikal ettiği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.